width=750

Ahmet ALGAN/Fetullah Gülen Almanya‘ya mı gelecek?

Berlin’de kuruluşu gerçekleşecek „House of One“ ile aynı çatı altında Havra, Kilise ve Cami bir araya geliyor.

AHMET ALGAN
ahmet.algan1957
@gmail.com

DİNLERARASI diyaloğu müslümanlara benimsetme çabasında olan Fetullah Gülen Almanya’nın başkenti Berlin’de kuruluşu 2019′da başlayacak „House of One – Bir ev“ projesi ile Almanya‘ya mı göçecek?

Berlin şehrinin göbeğinde eski doğu ve batı Berlin sınır şeridinde kalan, ikinci dünya savaşında harabeye çevrilen ve bu yüzden 1964 yılında yıkılan Sankt Petri kilisesinin temeli üzerine inşa edilecek „House of One – Bir Ev“ bina projesi 43 Milyon Euro’ya mal olacak.

Bu meblağın Ekim 2017′ye kadar toplanan miktari 5,5 Milyon Euro’ya ulasmıştı. Bu paranın 2,2 milyon Euro’su Federal Alman devletinden, 1,2 Milyon meblağı da Berlin eyaletinden oluşuyor.

„House of One“ proje binasında merkezi bir buluşma salonundan ulaşılacak üç semavi dinin ibadethaneleri cami, havra ve kilise aynı çatı altında olacak.

Dinlerarası diyaloğu gaye edinen bu projenin kurucuları arasında protestan kiliseleri Sankt Petri ve Sankt Marien ve Berlin Yahudi Cemaati ve ona bağlı Abrahan Geiger, Haham okulu (Abraham-Geiger-Kolleg) ile Fetullah Gülen cemaatinin Almanya çapında oluşturduğu ammeye yararlı ‘Forum Diyalog Derneği (Forum Dialog e.V) yer alıyor.

Berlin merkez belediyesine ait olan arazi 2016 yılında statüsü vakfa çevrilen ‘House of One‘a ücretsiz devredilmiş.

Projeyi destekleyen kuruluşlar arasında Federal Almanya hükümetinin yanında bir çok büyük kuruluş yer alıyor. Bu projenin 3 kurucusundan biri olan Fetullah Gülen cemaatinin maddi katkısı bilinmiyor.

Daha geniş bilgi için kaynaklar:

House of One: www.house-of-one.org/en ve kurucu üyeleri: https://house-of-one.org/en/initiators

Forum Dialog Dernegi idare heyetinden Imam Kadir Sancı’nın doktora yaptığı Enstitü:

https://www.uni-potsdam.de/en/js-rw/institut/chair-of-religious-studies-with-focus-on-christianity/kadir-sanci-ma.html

Forum Dialog Derneği sayfasında Fetullah Gülen hizmetini anlatıyor:

www.forumdialog.org/themen/hizmet-bewegung/

Wikipedia: https://de.wikipedia.org/wiki/House_of_One

Ahmet ALGAN

FETÖ mağduru saf kalabalıklar!..

ÇOCUK iken 1970 yılında gittiğim Almanya’dan her yıl iki defa memleketim olan Mersin’e izne giderdim. Yaz ayları Mersin’de nem oranı %100 ve şok sıcaktır. Bu sebeple mersinlilerin çoğu yaylalara taşınır.

AHMET ALGAN
ahmet.algan1957
@gmail.com

Bizim yaylamız Ayvagediği’nin de yaz aylarında nüfusu 3000 kişiyi geçer. Böyle bir yayla vakti tanıştığım arkadaşların bir kısmının geçtiğimiz 2017′de FETÖ davasından bir yıldan beri mahkemesiz hapiste olduklarını öğrendim.

Sucu Mustafa, Berber Mehmet, Demirci İbrahim tutuklanan yirmi kişinin arasında. Tutuklananlardan 15’i pişmanlık gösterdikleri için serbest bırakılmışlar. Diğerleri FETÖ mensuplarının isimlerini vermedikleri için davalarını bekliyorlardı. Akibetleri ne oldu bilemiyorum.

Bu arkadaşlar Fetullah Gülen’in yaptığı „Okul açma hizmetine“ inanmışlar yaylada canla başla hayır pazarı düzenliyor, toplayabildikleri yardımı Mersin temsilcisine teslim ediyorlarmış.

Daha önce böyle bir Mersin temsilcisi bizim beybabamın arkadaşı rahmetli Ahmet K. abinin oğlu Alaaddin K. idi.

Bu Alaaddin seneler önce (İmam hatiplerin orta kısmının kapandığı dönemdi) beni yanına alarak Mersin’de yaptıkları „Hizmet“ müesseselerini gezdirmişti. (Tahminim beni de aralarına dahil etmek istemekte idi. Hiç bir zaman bu „Hizmete“ inanmadığım ve gizli kapaklı yapılanmaları da hoşuma gitmediği için beni kazanamadılar).

Arkadaşın elinde bir esnaf listesi her ay dolaşıyor esnafın aylık katkılarını topluyordu. Yanılmıyorsam o zamanlar Mersin’de 4 talebe yurdu, 3 ilk ve orta okul, bir çocuk yuvası ve televizyon vericisi v.s. müesseselerin işlerine koşturuyordu.

Zengin bir aile çocuğu olan Alaaddin zamanla „Hizmete“ kendi mal varlığını bağışlamakla kalmamış ellerinde kalan hanımının son dairesini de satarak parasını „Hizmete“ harcamıştı.

Daha sonra duydum bizim Alaaddin elinde bir şeyi kalmayınca Amerika’ya bir benzin istasyonunda pompacı olarak çalışmaya gitmiş. Bir müddet bu habere inanmakta zorlandım. Zira Alaaddin ziraat mühendisi idi. Daha sonra duydum Irak’a müteahhit kardeşi Mehmed’in yanına gitmiş.

Senelik iznimde sık olmasa da Ankara’da akrabalarımı da ziyarete giderim. Geçtiğimiz yıl bir akrabamın kızı Türkmenistan (Azerbeycan?) dan dönmüş. Beyi de „Hizmete“ inanmış orada bir okulda öğretmenlik yapmakta iken, hangi sebepten bilmiyorum (sorup soruşturamadım) Türkiye’ye dönmüş, kendisine iş arıyordu.

Öyle tahmin ediyorum, Türkiye’de hiç bir aile yoktur ki, ya arkadaş çevresinden, ya mahallesinde komşusundan, ya da uzak veya yakın akrabasından bu FETO nun „Hizmetine“ inandırılmış olmasın.

PİŞMANLIK YASASI

Kanımca „Hizmete“ inanan tabandaki sayısız insanların genel olarak cezalandırılması ‘Mağdur’ları tabana yaymaktan başka birşey değildir.

Muhakkak „Hizmete“ inanıp da darbeden sonra kime hizmet ettiklerini açıkca gören ve pişman olan bir çok temiz, saf insanlar vardır.

Cezanın tabanda binlerce polise, öğretmene ve memura da uygulanması ‘Mağdurları’ çoğaltmaktır.

Ayrıca FETÖ’nün mafyavari (alttakilerin üstünü ve onun üstünü tanımayan) yapılanmasından dolayı alt tabakada ‘Hizmet’ için canla başla koşturarak açılan okulların masraflarını karşılamakla yorulan insanlar cezalandırılmamalı, pişmanlık gösterenler tekrar işlerine dönebilmelidirler.

Almanya daha önce „Rote Armee Fraktion – RAF“ Kızıl Ordu Fraktionu’nda yer almış insanları bu yapılanmadan koparabilmek için böyle bir pişmanlık yasası çıkarmıştı.

Seçimlerden önce böyle bir pişmanlık yasasının çıkarılması ve pişman olanların yazılı olarak bundan böyle bu yapılanmada yer almama taahhütleri imzalaması ile öğretmen, polis ve memurlar yerlerine iade edilmeli.

Belki dosyalarına ‘Terfi edemez’ ibaresi yazılarak sorumlu makamlara getirilmeleri engellenmeli ama en azından çalışarak ailelerini geçindirebilmelidirler.

Böyle bir taahhüt imzalayanlar da MIT tarafından takip altında olmalı, yanlış ifade verdikleri tesbit edildiği takdirde yazılı uyarılmalı ve tekrarında işinden uzaklaştırılmalıdır.

Esas cezalandırılması gerekenler hic bir sebep olmadan askeri darbe girişimini organize eden ve 300 vatandaşımızı katleden FETÖ’nün kafa kadrosu mutlaka hak ettikleri cezayi görmeliler.

‘Cem Özdemir Bize Moral Dersi Veremez!..’

İNCİRLİK Havaalanı önümüzdeki ay Alman parlementerlerin ziyaretine açılacak. Büyük bir ihtimal ile Türkiye kökenli Alman milletvekili Cem Özdemir de Alman parlementerlerin arasında bulunacak ve Türklere ve hükümetimize moral dersi vermeye çalışacaktır.

AHMET ALGAN
ahmet.algan56
@yahoo.de

Bir hatırlayalım:

1998′de dört dönem (16 yıldan sonra) Helmut Kohl’un partisi Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU) seçimi kaybetmiş, onun yerine Sosyal Demokrat Partisi (SPD) ile Yeşiller Partisi hükümeti kurmuşlardı.

Almanya Eylül 2002′de tekrar federal parlemento seçimlerine hazırlanıyordu. 2002′nin yaz ayları idi. Basında çıkan iki haber birden bire Almanya’yı sarstı.

Birincisi hükümet ortağı yeşiller parti sözcüsü Cem Özdemir’in Lobiist Moritz Hunzinger’den 80 bin Marklık ucuz kredi ve aynı şahıstan bir konuşma için 2 bin Mark alması, Milletvekili olarak uçak seyahatlerinden biriktirdiği uçuş hediyesini (Bonusmaile) özel olarak kullanması ve bir daire alımında uygunsuzluklarının olması idi.

Alman kamuoyunu sarsan ikinci haberde hükümet ortağı Sosyal Demokrat Partisi’nden Savunma bakanı Rudolf Scharping’in de Moritz Hunziger’le karanlık iş bağlantılarının olduğuydu.

Bu hadiseden sonra Cem Özdemir partisinden zararı düzeltmek için apar topar Amerika’ya gitti.

Başbakan Gerhard Schröder Savunma bakanı Rudolf Scharping’i görevinden azl etti. Böylelikle seçimleri çok az bir farkla ikinci defa kazanarak koalisyon hükümetini devam ettirebildi. Sosyal Demokratlar ile Yeşillerin hükümeti ancak Kasım 2005′te erken seçimle neticelendi.

Zira Alman başbakanı olarak Schröder Mart 2002′de Amerikalıların Irak diktatörünün kimya silahları ile dünyayı tehdit ettiği yalanına kanmadı. Irak’a karşı harbe ancak Birleşmiş Milletlerin kararı ile iştirak edeceğini söyleyerek Almanya’yı harbe katılmaktan korudu.

Yeşiller Partisi kurucu üyelerinden Jutta Ditfurth Cem Özdemir’in Amerika’ya kaçmasını ve orada beyninin yıkandığını dile getirerek kendisini Spiegel dergisi bir röportajında, ‘Amerika’nın Köpeği’ olarak niteledi.

Cem Özdemir bir kaç yıl sonra ilk önce yeşillerden Avrupa Parlementosu’na seçilerek gönderildi. Daha sonra partisinden federal parlementoya seçilerek parti başkanlığına kadar çıktı.

Cem Özdemir’in ipinin bayan Ditfurth’un dediği gibi Amerika’nın elinde olduğu Alman Parlementosu’na sözüm ona ‘Ermeni kıyımı oylaması’nı getirmesi ile belirgin hale geldi.

15 Temmuz 2016′de Feto Terör örgütü Türkiye’de askeri darbe yapıp 300′e yakın vatandaşımızı katlettikten sonra, Cem Özdemir Der Spiegel dergisine verdiği bir röportajında başka bir söz bulamamış gibi ‘Gülen cemaatı çalışmalarına şeffaflık getirmesi gereklidir’ diyor.

Hunziger krizini Amerika’nın Almanya’daki Sosyal Demokratlar ile Yeşiller ortak hükümetinden Irak intikamı alması olarak da niteleyebiliriz.

Zira hem Cem Özdemir‘in hem de Rudolf Scharping‘in devrilmesine sebeb olan Moritz Hunzinger 1975 ile 1977 arası Wayne, Pennsylvania’da Amerikan Askeri Akademisi Valley Forge’yi bitirmiş.

Fetö terör örgütünün merkezinin Pennsylvania’da olması da acaba bir tesadüf müdür?

Amerika’da bundan 100-150 sene önce sahibini kendisinden fazla savunan zencilere „Houseneger“ = „Ev zencisi“ derlerdi.

Cem Özdemir Türk olduğu halde Türkiye düşmanlığı ile „Houseneger“ olmuyor mu?

Cem Özdemir Türkiye’ye geldiğinde sakın Kürt halklarının savunucuğuna da soyunmasın, zira Berlin’deki dairesinin altında aynı binada bulunan Kürt Cemiyetine ait Salahaddin Eyyubi camisini 2008′de yerinden çıkaranlardan biri de bizzat kendisidir.

……

KAYNAKLAR:

Gerhard Schröder:

https://de.wikipedia.org/wiki/Gerhard_Schr%C3%B6der

Ekim 1998′den Kasım  2005′e kadar Almanya Başbakanı idi.

Mart 2002′de başbakan Schröder, Almanya’nın birleşmiş milletler kararı olmadan Irak savaşına katılmayacağını söylemişti.

Schröder 2002 ile 2005 arası Amerikan gizli teşkilatı NSA tarafından dinlendiği, 2014′de ortaya çıkmıştı.

Schröder hükümeti: (27.10.1998 – 22.10.2002)’nin birinci kabinesi:

https://de.wikipedia.org/wiki/Kabinett_Schr%C3%B6der_I

Lobiist Moritz Hunzinger:

https://de.wikipedia.org/wiki/Moritz_Hunzinger

Hunzinger 1975 ile 1977 arası Wayne, Pennsylvania’da Amerikan Askeri Akademisi Valley Forge’yi bitirmiş.

Cem Özdemir:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Cem_%C3%96zdemir

http://www.hurriyet.com.tr/cem-ozdemir-birakiyor-87309

http://www.sabah.com.tr/yasam/2016/06/02/sozde-soykirim-tasarisini-imzalayan-cem-ozdemir-kimdir

http://www.tokathaber.com.tr/skandal-kararda-tokatli-imzasi/7131/

http://www.yenimeram.com.tr/iste-skandala-destek-veren-turk-vekiller-204082.htm

http://www.spiegel.de/kultur/gesellschaft/alt-linke-jutta-ditfurth-gruenen-waehler-wollen-getaeuscht-werden-a-745943-2.html

Cem Özdemir Bilderberg toplantısına davet edilmiş:

http://alles-schallundrauch.blogspot.de/2009/05/das-alibi-von-cem.html

http://www.taz.de/!5126316/

Die Publizistin Jutta Ditfurth ist vor zwanzig Jahren bei der Grünen Partei ausgetreten. Dennoch ist sie bis heute eine scharfe Kritikerin ihrer einstigen GenossInnen. Am Montag erscheint dazu ihr neues Buch “Krieg, Atom, Armut. Was sie reden, was sie tun. Die Grünen”.

Cem Özdemir Kürt camisini binadan çıkardı:

http://www.berliner-zeitung.de/laerm-aus-moschee-aergerte-die-eigentuemergemeinschaft-cem-oezdemir-klagt-kurden-aus-seinem-wohnhaus-15706260

 

(21.09.2016)

………………….

Vatanımızı yaşanacak hale getirelim

Ben bir Akdeniz şehri plan Mersin’de doğdum. Mersin’i 1969 yılında terk ettim. O zamanlar Mersin şehri 100 bin nüfusa sahipti. Her yıl nüfusu artan memleketim kötü yapılanmadan dolayı artık yaşanmayacak hale getirildi. Halbuki Çukurova çok verimli ve denize nazır güzel bir oturuma sahip. Toprağı, tabiki verimli, kırmızı toprağı kaldı ise, senede üç ürün veriyordu. O güzelim verimli topraklar şimdi binalarla dolduruldu. Eskiden güzel kokulu portakal bahçelerinden şimdi eser kalmadı. Çiftçilikle uğraşanlar da şimdi verimli toprakların üstünde beton yığınları olduğu için verimsiz ve dağ tarafına yakın taşlı arazilere ekim yapmaya çalışıyorlar. Schilde doğan, orada büyüyüp orada yaşayanlar bilirler ki, rüzgar gündüz denizden, gecede dağ tarafından eser.

Bu hususu bilmiyormuş gibi Mersin belediyesi sahilde sur gibi 20 katlı binalara izin vererek bu tabi şekilde havalanmayı sağlayan rüzgarı kesmiştir. Bu binaların arkasında yaşayan vatandaşın canı çıksın dercesine.

Rüzgarın yolunun açık olması için şehircilikten anlayan bir belediye, yolların istikametini denizden dağa doğru koyar ve şehrin temiz havasını bozmaz. Maalesef Mersin şehrinde hiç belediyecilik diye bir sey aramayın. Mersin’de ilk önce binalar yapılır daha sonra aralarına sokaklar ve alt yapı sıkıştırılmaya çalışılır. Onun için bir sokağa girdiğiniz zaman ne doğru dürüst dağı, ne de denizi göremezsiniz. Çünkü sokaklar gelişi güzel istikamette ve uzunluktadır.

Cennet gibi olması gereken bu güzel şehrimi maalesef oturulmayacak hale kim getirdi? Tarıma verimli kırmızı tarım arazilerine bina yapmaya kim müsade etti ? Kendi elimizle memleketimizi yaşanmayacak hale getirdik ve getirmeye devam ediliyoruz. Bu kötü yapılanmaya ‘Dur’ diyecek baba yiğitler nerede?

Mersin’in diğer büyük sorunu: Deniz kirlenmesi

Geçtiğimiz yaz oğlumun isteği üzerine sabahın karanlığında yola çıkarak denize götürdüm. Içel vilayetini tanıyanlar bilirler. Rüzgar kesmek için yapılan 20 katlı deniz surlarından biri olan „Flamingo 3 » adlı binanın önünden oğlum denize girdi. Güneş doğmasından 1 ila 1,5 saat geçmedi ki, o güzelim deniz bulanmaya ve pislenmeye başladı. Oğlumu hemen alarak orayı terk etmek zorunda kaldım. Zira her biri üç ila dört köy nufüsunu barındıran o binalardan akan pis sular denize akmakta. Sözüm ona atık sular arındırılarak denize akıtılmakta imiş. Halbuki Mersin ile Silifke arasında yaşayan insanların atık sularını temizleyecek büyük tesisler yapılsa, Çukurova’nın sulama ihtiyacı karşılanabilir ve böylece denizimiz de temiz kalmış olur.

Bu çirkin yapılanma enden oluyor? diye halamın oğluna sordum. Kendisi Mersinde İnşaat mühendisi. O da, işten anlamayan insanların belediyede çalıştığını ve bu insanların da her birinin bir kaç tane deniz evine sahip olduğunu söyledi. Şu anda İçel’de Akdeniz Olimpiyatları tesislerinin yapımı için dış kaynaklı milyonlar akmakta. Bu milyonların ne kadarı tesisler için yatırılacak ve ne kadarı birilerinin cebine akacak. Rüşvet ve çıkar tüm memleketimizde engellenmediği müddetce vatanımız yaşanmayacak hale gelecek.

Almanya’da alan kullanım planı yapılır. Vatandaşın insan gibi yaşaması gereuen tesisler, bu planın içine dahil edilir. Ekim alanı, yeşil saha olacak yerler sabit kalır. Oturum arazilerinin de kaçta kaçına bina yerleştirileceği tesbit edilir. Her şey plan ve programlanır, halkın da bu plana katılması ve itiraz hakları sağlanır.

Memleketimizi kendi elimizle daha fazla tahrip etmeden, işten anlayan insanların sorumluluk makamına getirilmesi gerekmektedir. Avrupa işi ehline vererek kalkınmıştır. Her sahada işi ehline vermeden kalkınmamız mümkün değildir.

 

Ahmet Algan

Yüksek Makine Mühendisi ve

Sosyal Kaza Sigortasi İş Müfettisi

ahmet.algan56@yahoo.de

 

Comments are closed.