SPOR-ANALİZ: ‘Aklıma takılanlar’

TRABZONSPOR Beşiktaş ikinci yarının ilk büyükler kapışmasında 1-1’le bitirdiler işi. Maçın ertesi gerek gazetelerde, gerekse ekranlarda maçın analizini yapıldı. Ama daha önceleri de çok kez değindiğim üzere, ben bir gün sonra yazıyorum ama, gözlemlerin hep değişik oluyor. Bana göre bu maçın en çarpıcı iki öğesi yanlışlar üzerine kuruludur.

Kemal Belgin

Önce şu Beşiktaş teknik direktörü Biliç’e sormak istiyorum; “Sen Atiba’yı takımın eksik gibi görünen yerlerine yama için mi aldın?” Solda adam eksik yürü Atiba, sağda adam var yine sen Atiba… Bu ne yahu. Bu adama sezon başında da değindiğim gibi Beşiktaş’ın en olumlu transferidir. Çünkü ön liberoda adeta bir temel direği gibi oynuyor. Böyle yapıca da Fernandes gece hayatından artan enerjisini daha öne doğru kullanıp, az da olsa, yararlı olabiliyor. Biliç’e şunu da sormak isterim; “Koca Beşiktaş kadrosunda sağ bek oynayacak adam yok mu?” Yoksa zaten iş bitmiştir demektir. Necip’ten stoper olur mu? Olmaz tabii ki… Maça sonradan giren genç yedek yabancı Necip’ten daha kötü stoper mi?

Gelelim Trabzonspor kanadına… Mustafa hocama sormak isterim; “Orta sahadaki geriye yardım yükünü yine sadece Zokora’ya vermişsin. Bu birinci hata… İkinci ise maçın gidişatına göre oyundan Adrian yerine Malouda çıkmaz mı? Madem böyle bir risk aldın Adrian daha batıcı ve zedeleyici değil mi? Diğeri yürüyerek oynuyor, önüne top gelirse de vuruyor. Devam edeyim mi hocam? Emre neden çıktı? İleride top tutmaksa bence Henrique’den daha iyi tutuyor ve servisi de ondan iyi yapıyor. Gol de atmış, moralli…

Maça şöyle bir genel bakış atalım. Trabzonspor, bir türlü organize olamayan, ileride Almeida’nın kötü gününde oluşu sebebiyle top tutamayan Beşiktaş’a ciddi üstünlük sağladı. Hele hele Necip ve Ersan’dan kurulu savunma göbeğini bir hayli arızaya uğrattı. Ama buna karşılık ikinci yarına adeta kontak kapatan Trabzonspor’un üstüne de hiç tarzı olmamasına rağmen Beşiktaş takımı yüklenip durdu. Ancak ne var ki, sürekli driplingle dalma sevdası pozisyon üretiminde sıkıntı ortaya çıkardı. Bu arada yukarıda tema edemedim. Trabzonspor’un böyle bir görüntüye bürünmüş oyundan Yusuf’u almasına da bir anlam veremedim.

İkinci yarının kağıt üzerindeki ilk büyük maçına bakışım böyle oldu. Kim mi kazandı? Trabzonspor kendi sahasında yine yenilmedi. Beşiktaş da kriz sürecinde değerli bir beraberlik kaptı. Ama Trabzonspor taraftarının kaleci Tolga’ya gösterdiği sevgi, saygı seli de insanı üst düzey duygulandırdı. Tabii aynı taraftar uzun zamandan bu yana stadı bu kadar doldurarak da acaba yarınlara bir müjde mi verdi? Bence Trabzonspor kanadındaki en önemli mesele de budur. M.G.

Comments are closed.