Ali KERKÜKLÜ: Kerkük’te Kızılca Kıyamet Kopmak Üzere!!

Türk yurdu Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014 yılında IŞİD’le mücadele bahanesi ile, Kerkük’te yönetime “fiilen” el koydu. Kürt grupları, uzun bir dönem boyunca petrol zengini Kerkük’te varlığını göstermek için nüfus ve tapu dairesine saldırarak, yakıp yıkıp yağmaladılar. Bir anlamda, bunu yaparak, kentin tarihini/hafızasını yok etmek istediler.

Irak ordusu ve Haşdi Şabi Birliklerinin Kerkük çevresinde yığınak yapmasının ardından, dün geceden bu yana onbinlerce peşmerge daha Türk yurdu Kerkük’e konuşlandırıldı bölgede tansiyon oldukça yükseldi. Türkmen kenti Kerkük, Kürt grupları ile Bağdat’ın çekişme sahası haline geldi. Irak ordusu, Haşdi Şabi Birliklerinin ve Peşmerge güçleri arasındaki mesafe 500 metreye düştü.

Kürt grupları işgali altındaki Türk yurdu Kerkük, büyük bir savaşın eşiğinde. Irak ordusu ve Haşdi Şabi Birlikleri kontrolü ele almak için Kerkük’ü batıdan kuşatmış durumda. Peşmergeler bazı temas noktalarından çekilirken Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ABD, AB ve BM’yi yardıma çağırdı.

Sözde Referandum, Karanlık Bir Dönemin Habercisidir

Irak’ın tarihi boyunca Kürtler, İstikrarlı bir Irak’ı hiç istemediler. Irak’ı istikrarsız ve zayıf kılmak için hep dış güçlerle işbirliği yaptılar. Bölgede hüküm süren çatışma ve kargaşa ortamından yararlanarak fiili durum yaratma hevesinde olan ve uluslararası camiaya meydan okuma cüretini gösteren Kürt grupları ateşle oynamaktadırlar. Irak merkezi hükümetinin, bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun tüm uyarılarına kulak tıkayan Kürtler  bağımsızlığa giden ilk adım olarak gördüğü sözde referandum, bölge için çok karanlık bir dönemin habercisidir.

Irak Türklerinin Varlığı, Canı ve Malı Tehdit Altında

Türk yurdu Kerkük ve çevresi adeta cephanelik olmuş durumda. Irak ordusu, Haşdi Şabi Birlikleri ile peşmerge eller tetikte Kerkük için pusuya yatmış durumda. Peşmergeler kerkük ve Irak Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bölgelere yerleşmiş. Silahlı güçlere her gün yeni takviyelerin eklendiği, Türkmen bölgelerinde ve özellikle Kerkük’te Kürtlere silah dağıtıldığı ve kentte savaş hazırlıkları görüldüğü gözleniyor. Irak Türkleri adeta sıkıştırılmış bir millet olarak tehdit altında. Bölgede silahsız ve korumasız olan tek toplum da Irak Türklerdir. Meydana gelen bu gerginlik Irak Türkleri açısından ağır sonuçlar doğurabilir niteliktedir. 

Irak Türklerinin varlığını tehdit eden şiddet politikalarının sürmesi karşısında, Türk yurdu Kerkük bir zulüm ve ateş yurduna çevrilmiştir. Kürt grupların Kerkük’ü zorla ele geçirmek için uyguladığı sistemli yıldırma, sindirme ve göçe zorlama politikası herkesin malumudur. Türkmenlere verilen mesaj şu;  Türkmenler ana yurdunuzu terk edin!

Kürt gruplarının 25 Eylül 2017′da yaptıkları, hukuki ve siyasi meşruiyeti olmayan korsan referandumundan sonra Türkmen sivillere yönelik tehdit, kaçırma ve soygun olayları arttı. Kerkük’teki Türkmen sivillerin kaçırılmasının yanında ev ve işyerleri de soyuluyor.

Irak‘ın Parçalanması,Türkiye’nin Parçalanması Demektir 

Kürt grupları, Türkmenlerin tarih boyunca yaşadıkları topraklara göz dikmiştir. Türkiye‘nin buna izin vermeyeceğini, Türkmenlere karşı girişilecek baskı, tehdit, zulüm ve saldırıların karşılıksız kalmayacağını herkes çok iyi bilmelidir. Bölgede bağımsız devlet ilanı Irak‘ın nihai olarak parçalanmasına yol açacak ve Türkiye‘nin milli güvenliği için çok ciddi bir tehdit oluşturacaktır.

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı)

……..

Pabuç Pahalı!

2014’ten beri Peşmerge işgali altında olan Türkmen şehri Kerkük çevresinde Irak ordusunun yoğun bir hareketliliği gözlendi. Gece boyunca Iraklı güçlerin peşmerge mevzilerine sadece birkaç kilometre mesafeye yaklaştı.

Irak ordusu ve Haşdi Şabi Birliklerinin Kerkük çevresinde yığınak yapmasının ardından bölgede tansiyonun oldukça yükseldi. Arap ve Türkmen komutanlarda Kerkük’e geldi ve adeta Kerkük komutanların güç gösterisi haline dönüştü.

Peşmerge: Bir Felakete Dönüşebilir

Peşmerge karargahından Kerkük’teki durumla ilgili yapılan açıklamada “Kargaşa hali bir felakete dönüşebilir. Peşmerge Kerkük’ün güneyinden her türlü saldırıya hazır olsun” denildi.

Her Ne Şekilde Olursa Olsun Kerkük Geri Alınacaktır!

Irak Genel Kurmay Başkanı  Osman Al Ganimi: “Kerkük anayasaya göre  Irak‘ındır, her ne şekilde olursa olsun geri alınacaktır. Türkiye,  İran ve  Irak Kuzey  Irak‘taki sahte referandumu tanımamaktadır. Biz  Kerkük‘e küçük  Irak deriz. Çünkü orada Türkmenler, Araplar, Kürtler, Hristiyanlar ve başka toplumlar yaşıyor.  Kerkük bizim en önemli bölgelerimizden biridir. Maalesef  Kerkük‘te 2014’te IŞİD’in girişi ile birlikte 12.Tugayın silahları Kürt güçler tarafından alınmıştı.  Kerkük  Irak‘ındır.  Kerkük anayasaya göre  Irak‘ındır, her ne şekilde olursa olsun geri alınacaktır. Kimseye bağlı değildir. Bizim de orada gelecekte bazı hareketlerimiz olacaktır.” dedi.

Haydar el-İbadi  ile Haşdi Şabi’nin Kürt Yönetiminden Talepleri

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi  ile Haşdi Şabi’nin Kürt yönetiminden talepte bulundukları maddeler şöyle:

Kerkük Havaalanı’nın  Irak ve Heşdi Şabi güçlerine teslim edilmesi

Keywan (K1) Askeri Üssü’nün  Irak‘a teslimi

Kerkük’teki tüm petrol rafineri ve borularının  Irak‘a teslimi

Peşmergenin elindeki esir IŞİD mensuplarının  Irak güçlerine teslim edilmesi

Irak güçlerinin IŞİD öncesi bölgelere yerleşmesi

Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’in görevden alınması

İbadi ve Haşdi Şabi güçlerinin söz konusu taleplerin yerine getirilmesi için Irak  Kürt Bölgesel Yönetimi‘ne yarın gece saat 02: 00′a kadar süre verdiği de iddia edildi.

Şimdi İse Korku Sardı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı  Neçirvan Barzani: ”Kürt Bölgesi Hükümeti olarak Sayın Ayetullah Seyid Ali Sistani’den, Iraklı tüm taraflardan, bütün sivil ve barış yanlısı örgütlerden,  Birleşmiş Milletler ( BM),  ABD,  Avrupa Birliği, IŞİD’le mücadele koalisyonuna üye ülkeler,  BM Güvenlik Konseyi ve komşu ülkelerden acilen rol oynayıp bölgenin yeni bir savaşa sürüklenmesine engel olmasını istiyoruz.

Ne Iraklı güçlerin ne de başka bir gücün böyle bir savaşa mahal vermemesini istiyoruz; çünkü sonuçları hem  Irak‘ın iç durumu hem de bölge için kötü olur ve IŞİD ile diğer terör örgütlerinin bölgede güçlenmesine zemin sağlar.

Kürt Bölgesi Hükümeti olarak bütün sorunların gerçekçi çözümü için yapılacak temel görüşmelere hazır olduğumuzu bildiriyoruz. Yaşanacak her çatışma ve olumsuz sonucun da sorumlusunun Sayın Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Haydar el-İbadi’nin olduğunu bildiriyoruz.”

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı)

…..

Kürt Gruplarının Kerkük Oyunu

Kürt grupları Irak’tan ayrılmayı öngören bağımsızlık referandumuna 25 Eylül’de gitme kararı aldı. Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki ülkeler de referanduma şiddetle karşı çıkıyor.

Bölgenin diğer büyük oyuncularından İran ve Irak’ın komşusu Suriye de bölgeyi istikrarsızlaştıracağı için referanduma destek vermiyor.

Batılı yetkililer de oylamanın bölgede istikrarsızlığa yol açmasından ve özellikle DEAŞ ile mücadeleyi sekteye uğratmasından kaygılı. Irak’ın kuzeyindeki bağımsızlık referandumuna şu an açık bir şekilde destekleyen tek ülke İsrail.

Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Kerkük İl Meclisi, Türkmen ve Arap boykot ettiği oturumda Kerkük’ün de 25 Eylül’deki referanduma katılması kararını aldı.

Toplantıya Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim de katıldı. Necmeddin Kerim’in Irak Anayasası’nı da hiçe sayarak yaptığı provokatif  referandum başvurusu, Kerkük İl Meclisi’nde Kürt üyelerin oylarıyla kabul edildi.

Başlangıçta, “Araplaştırma”, Günümüzde “Kürtleştirme” Politikasına Dönüştü.

Kerkük, asırlardan beri Irak Türkmenlerinin bu coğrafyada şekillenmiş Türk kültürünün merkezidir. Diktatör Saddam Hüseyin, kentin Türk kimliğini ortadan kaldırmak istedi.

Bir­çok yer­le­şim yerinin Türk­çe olan ad­la­rı Arap­ça isim­ler ile de­ğiş­ti­rildi­. Kerkük Kalesi ve on­lar­ca Türk­men köyü ve yer­le­şim ye­ri yı­kıl­dı ve Türk­menler Irak’ın gü­ne­yi­ne ve farklı illerine sürüldü.

Başlangıçta, “Araplaştırma” politikası ile Türk kimliğini eritme çabaları, günümüzde “Kürtleştirme” politikasına dönüştü. Türk­menlere yönelik yıllarca in­san­lık dı­şı uygulamalarının bugün daha beteri yapılmaktadır.

Çeşitli siyasi gelişmelere bağlı olarak Kerkük ve çevresinin demografik yapısı değiştirilmeye çalışılmıştır. Bunda bölgenin zengin petrol kaynaklarına sahip olması en önemli etken olmuştur.

Dün ve bugün emperyalist devletler ile bunların yönlendirdikleri Arap ve Kürt gruplar bölgenin nüfus yapısını Kerkük Türklerinin aleyhine değiştirmek için her yola başvurmuşlardır.

Ne zaman ki işgal güçleri ABD ve İngiltere Irak’a girdi, Kerkük’te tapu ve nüfus kayıtları yakıldı ve bu kent talan edildi, yağmalandı. Türkmen şehri Kerkük’ün nüfusunda ve nüfuzunda büyük hareketlenmeler ve oynamalar baş gösterdi.

700 bin Kürt Kerkük’e İthal Edildi.

2003 yılında Amerika ve İngiltere’nin Irak’ı işgalinin ardından Kürtlerin Türkmen bölgelerinde etkin konuma getirilmesi sonucu, Türkmenlerin hakları yok sayıldı. Daha önceden olan Araplaştırma politikasının yerini Kürtleştirme politikası aldı.

İşgal sırasında oluşan istikrarsız ortamda Kürtlerin Kerkük’e kamyonlarla taşınması, Saddam Hüseyin döneminde, Araplar ve Kerkük petrol şirketi çalışanları için yapılan konutlara, askeri garnizonlara, sosyal tesislere, devlet daireleri ve hatta Kerkük Stadyumu´nun soyunma odalarına bile Kürtler yerleştirildi.

On binlerce Kürt planlı ve programlı bir şekilde çadırları ile getirildi, Kerkük’e 700 bin Kürt ithal edildi. Dün çadırlarla gelen bu ithal Kürtler bugün konut sahibi oldular. Kürt grupları, devletin tüm imkanlarını sözde göçmen diye bu ithal Kürtlere seferber ettiler.

Onlara aş, iş, aylık maaş ve konut imkanı sağladılar. Getirilen Kürtlere sahte “Kerkük” nüfus kağıdı ve gıda karnesi (bu karne her Iraklının devlet işlemlerinde bulundurması gereken bir belge) verildi. Bu ithal Kürtler Kerkük’e yerleştiği içinde Kürt partiler ve Devlet’ten de “göçmen adıyla” maaş almaktalar.

Yeni Kürt Mahalleri Oluşturuldu

Kerkük’teki Kürtleştirme hareketlerinin ne derece tehlikeli bir noktaya geldiğini kanıtlayabilecek en önemli durum, Kerkük-Erbil ve Kerkük-Süleymaniye şehirleri yolu üzerinde kurulan yeni mahallelerdi.

Petrol kenti Kerkük´e yerleşen ve ev kurmak için geniş araziler üzerinde hak iddia eden on binlerce Kürt, Kerkük üzerinde hak iddialarını güçlendirmek için kurduğu konutlardan bir kısmı, dumanların yükseldiği doğal gaz tesislerine sadece yarım mil uzaklıkta.

Kerkük’e ithal edilen Kürtler, Kerkük petrol yataklarını ele geçirmek için kentin zengin petrol yatakları ve rafinerisi etrafındaki devlete ait arazilere kanunsuz konutlar yaparak yerleştirildiler.

Çeşitli vaatlerle Kerkük’e getirilen Kürtlerin oluşturduğu bu mahalleler kentin demografik yapısının nasıl değiştirilmeye çalışıldığına en belirgin örneklerinden bir tanesidir. Kültür ve medeniyet şehri olan bir kent ancak bu kadar acımasız bir şekilde tahrip edilebilirdi.

Bu yerleşen kişilere para verilmesi, “tecavüz evleri” olarak nitelendirilen gecekondulaşmanın yoğunlaşması, 700 bin Kürt’ün Kerkük’e ithal edilmesi, nüfus kayıtlarının ve tapu dairelerinin tahrip edilip yakılması, tüm devlet daireleri ve müdürlüklerin Kürtlerin eline geçmesi gibi gelişmeler Türkmen toplumu üzerinde psikolojik etki yaratmıştır.

Bunun akabinde kamunun üst düzey Türkmen yetkililerine, siyasetçi, doktor, iş adamı, bilim adamı, askeri komutan ve sivil halka karşı tehdit, yıldırma, sindirme, fidye isteme, göçe zorlama, bombalı saldırı ve suikast girişimlerinin devam etmesi, Türkmenler üzerinde bu psikolojik etkiyi daha da arttırmıştır.

Türkmen bölgelerinde ve diğer kritik merkezlerde oluşan şiddet olayları, Türkmenlere yönelik eylemler bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Binlerce Yılık Türk Kimliği ve Varlığı Yok Ediliyor!

Irak Türklerinin Irak’taki binlerce yıllık varlığı tehdit altında. Baas rejimi 35 yıl baskı ve zulüm altında tuttuğu ve Araplaştırma politikalarına maruz bıraktığı Irak Türkleri, bugün dış güçlerin işbirlikçilerinin zulmü altında yaşam ve kimlik mücadelesi veriyor. Bölgedeki binlerce yılık Türk kimliği ve varlığı yok ediliyor.

Çocukken yaşadıklarını hiçbir zaman unutmazsın. Çünkü hafızanın en temiz en güçlü olduğu zamanlardır çocukluk. Çocukluk cennetiz Kerkük, nasıl bir “yitik cennet”e dönüştüğünü görüyoruz.

Bu da bize derin bir acı ve keder veriyor. Zalimler, çocukluk cennetimizi harabeye ve hayatımızı da cehenneme çevirdiler. Kerkük giderek solan, el değiştiren, artık tutunamayan bir kent. Ötesi, halen, belleğimizde yaşayan, kanayan haliyle çocukluk cennetiz.

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı)

…………………

‘Türk Diyarı Kerkük Elden Gidiyor!’

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı)

Perdeleri örtük,
Lambaları sönük,
Sırtında yıllar yük,
Hatıraları kırık dökük,
Bir yer olacak orada,
Adı, Kerkük…”

Arif Nihat Asya

PKK’nin hamisi ve destekçisi Türkmen kenti Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim’in girişimiyle, resmi günlerde vilayetin tüm resmi dairelerine Kürt bayrağının asılması kararı kabul edildi. Kerkük İl Genel Meclisi’ndeki Türkmenler ve Arapların itirazlarına, Bağdat yönetiminin de tepkilerine rağmen alındı. Bu karar, bölgede gerilimi iyice artırdı.

Bayrak provokasyonuna imza atan Kerkük Valisi Necmeddin Kerim, PKK ile sık sık biraraya geliyor. Kerim bir süre önce PKK’lı teröristlerin Kerkük’e girmesine ve kontrol noktaları oluşturmasına da izin vermişti. Irkçı vali Necmeddin Kerim’in yönettiği Kerkük’teki bayrak provokasyonu bölgede gerilimi artırmaya yönelik son adım oldu.

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bir kenttir. Ancak peşmerge, 2014 yılında IŞİD’le mücadele bahanesi ile, Kerkük’te yönetime “fiilen” el koydu. Kürt grupları, uzun bir dönem boyunca Türkmen kenti ve petrol zengini Kerkük’te varlığını göstermek için nüfus ve tapu dairesine saldırarak, yakıp yıkıp yağmaladılar.

Bir anlamda, bunu yaparak, kentin tarihini/hafızasını yok etmek istediler. Daha sonra hızla bölgeye/Kerkük´e göç etmeye başladılar (Kerkük’e 700 bin Kürt ithal edildi). Aslında, bu göçler bir anlamda Kürt partileri ve dış güçler tarafından teşvik edildi ve desteklendi. Kürt grupları, Türkmenlere ve devlete ait arazilere ev yaptılar ve yerleştiler. Kerkük’ün demografik yapısı bu gruplar tarafından hızlı bir şekilde değiştirilmeye çalışıldı. Hedefleri Kerkük’ü de Kürt bölgesine dahil etmekti.

Kerkük neden önemli?

Uluslararası enerji ajansına göre, Irak petrolünün mevcut üretiminin yüzde 40’ı Kerkük’te gerçekleşiyor. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 6’sı, potansiyel petrol rezervinin ise yüzde 9′u  Kerkük’te. Kerkük açısından Türkiye için hayati öneme sahip önemli nokta ise, Kerkük’teki yoğun Kerkük – Ceyhan petrol boru hattıdır.Türkmenler, zengin petrol yatakları üzerinde yaşıyor. Ama Petrol Türkmenlerin baş belası olmuş, insanlarına felaket, kan, ölüm ve gözyaşı getirmiştir.

Belgelerle Kerkük’ün Kimliği

Kürtler, Kerkük konusunda siyasi çalışmalarının yanı sıra, siyasetçiler ve yazar çizerleri ile de, bölgenin yani Türkmeneli topraklarının Kürt bölgesi olduğu, nüfusunun da Kürt olduğu iddiasını yazarlar ve dünyayı yanıltmaya ve kandırmaya çalışırlar. Onlarca yazarın eserlerinde ve resmi devlet kayıtlarındaki mevcut bilgilerle Kerkük’ün Türk, nüfusunun çoğunluğunun Türk, konuşulan dilin de Türkçe olduğu belgelenmektedir. Birçok Arap, Türk ve yabancı araştırmacı ve yazarın bu konuyu yani Kerkük´ün bir Türkmen şehri olduğu teyit eden birçok eseri mevcuttur.

Gertrude Bell, 1. Dünya Savaşı sonrasının Irak’ını kurmuş, sınırlarını cet-velle kendisi çizmiş ve yarattığı Irak’ın kralını bile bizzat kendisi tayin et-miş bir İngiliz ajanıdır. 14 Ağustos 1921 tarihinde babasına yazdığı mektu-bunda “Referandum yapıldı ve Kral Faysal oy birliği ile seçildi, ama Ker-kük, Kralın lehine oy kullanmadı. Kerkük’ün içi ve ilçeleri Türkmenlerden oluştuğu, bazı köylerin ise Kürtlerden sakin olduğunu yazmaktadır.[1] Irak’ın kurucusu Gertrude Bell’in mektuplarında Kerkük’ün Türkmen şehri olduğu açık bir şekilde yazılmaktadır.

Kerkük’te İki buçuk sene il danışmanlığını, idari müfettişliğini ve Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye de de yıllarca görev yapan C. J. Edmonds Kürtler, Türkler ve Araplar adlı eserinde:

“Kerkük’te Belediye gibi şehri ilgilendiren konularla uğraşan Miller (Ingiliz subayı), daha önce de söylediğim gibi Türkçeyi düzgün ve akıcı bir biçimde konuşmaktaydı ve özellikle Belediye Başkanı Abdulmecid Yakubi ile dostane bir ilişki kurmuş, sık sık kentten ayrılmam gereken dönemlerde iyi bir iş çıkararak mükemmel bir zemin çalışması gerçekleştirmişti.

Livanın resmi dilinin Türkçe olarak kalması ve memurların da yerel ahaliden olmasını güvence altına alacak bir bildirimde, bulunmasıydı. Bu formül, Kerkük için kaydedilen büyük bir aşamaydı.[2]

Görüldüğü gibi Kerkük’ün Türk olduğunu ispatlayan bu belge açıkça gösteriyor ki Kerkük’ün resmi dilinin Türkçe kalmasının nedeni, şehrin ahalisinin Türk, dilinin Türk olmasıdır. Kürtlerin dostu, işgalci İngiltere tarafından bile kabul edilmiştir.

İngiliz işgali sırasında, Kürtlerin Lawrence´i diye tanınan İngiliz istihbarat subayı Binbaşı Edward William Charles Noel, Şeyh Mahmut Berzenci‘yi Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye temsilcisi olarak atama yetkisini almıştı. Noel bu yetkiyi hemen kullanmış, ancak “Kerkük bölgesi Türkmen olup, Türkçe konuştukları için, Şeyh Mahmut’un nüfuz alanında olmayı reddetmişler, bunun üzerine işgal kuvvetleri de bu bölgeyi, Kerkük Bölge-si ismiyle özel bir bölge olarak ilan etmişti.

Kerkük’te siyasi subay olarak görev yapan binbaşı Stephen Hemsly Long-rigg “Irak’ın Yeni Tarihinde Dört Asır” adlı eserinde, Türkmenlerin yerleşim bölgelerini anlatarak şöyle demektedir: “Türkmenlerin, Telafer’de ve uzun bir çizgi olarak Musul yolunda Deli Abbas’tan Büyük zab’a kadar uzan-maktadır.

Güzel Kerkük şehri ise son iki asırda pek değişmemiştir. Ve bü-yük güzergah üzerindeki Türkmen köylerinin konumu, hatta yağmura da-yalı tarımla uğraşan çeşitli köylerin konumu da hiç değişmemiştir. Türk kanının hakim olduğu bölgelerde, Türkçe’nin ve Türk bariz bir şekilde gö-rüldüğü yerlerde, her zaman Türk ağırlığı görülmüştür.”[3]

Longrigg bu kapsamda Kerkük’ü anlatırken, konuşulan dilin Türkçe olduğunu söylemektedir. Bir İngiliz subayı olarak Kerkük’te görev yapmış olan Stephen Hemsly Longrigg, Kerkük’ün bir Türk şehri olduğunu söylemektedir, bu Kerkük’ün bir Türkmen şehri olduğu tescili değil midir?

İngiliz işgali sırasında Erbil´in siyasi valisi olan W. R. Hay, bölge hakkında yazdığı bir kitapta şöyle demektedir:, “Kerkük şehrinin bölgedeki Türkle-rin ana merkezi olduğunu ve savaştan önce 30.000 nüfusu bulunduğunu, ayrıca civarda bir çok köy halkının da Türkçe konuştuğunu” yazmaktadır. [4]

Alman araştırmacı Reinhard Fischer’in Berlin üniversitesinde yüksek lisans diplomasını almak için sunduğu tezin konusu “Irak Türkmenleri”. Irak’taki Türkmenlerin en önemli merkezi Kerkük’tür. Kerkük’ün rolü yalnız önemli bir kültür merkezi olmaktan ziyade, Türkmenlerin en yoğun olduğu şehirdir“.[5)

Fransız araştırmacı ve yazar Chris KUTSCHERA’nın "Kürt Ulusal Hareketi" adlı kitabında:

“Kerkük’ün çok özel bir statüsü vardı. Teorik olarak Irak’a bağlıydı. Bağdat’la ilişkilerinde resmi dil olarak TÜRKÇE kullanılıyordu. Kerkük, danışmanları İngiliz olan bir Türk mutasarrıfı (vali) tarafından yönetiliyordu. İngiliz yetkililer (Faysal’ın 23 ekim 1922 tarihli genelgesi çerçevesinde) Kerkük eşrafını kendi bölgelerinde bir kurucu meclis seçimi yapılacağından haberdar etmişlerdi”.[6]

1890´lı yıllarda Duyun-i Umumiye müfettişi olarak bölgeye gelen Fransız Vital Cuinet, “Le Turquie î D´Asia” isimli eserinde, Kerkük şehrinin nüfusunu 30 bin olarak verirken, bu nüfusun 28 bininin Türkmen olduğunu belirtmektedir.[7]

Rus araştırmacı Vladimir F.Minorsky “Türkmenler; Telafer, Erbil, Altun-köprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Kifri ve Karatepe gibi şehir ve kasabalarda ve Musul bölgesinin güneyinden geçen tarihi “İpek Yolu” denilen yol üzerindeki bölgede çoğunluğu teşkil etmektedirler.”[8]

Kerkük katliamı 1959’da Kerkük’te Kürt komünistleri, Kürt askerleri ve KDP peşmergeleri silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hünharca katlettiler. Ve bu tarihe “Kerkük Katliamı” olarak geçecektir. Bu olay Amerikan basınında da yankı bulmuştur.

Amerikanın tanınmış gazetelerinden The Newyork Times Gazetesi bu konuda haber vermiştir. “Bağdat´ın 150 mil kuzeyinde olan Kerkük´ün çoğunluğu müreffeh Türkmenlerden oluşmaktadır. eyleme, çeşitli silahlarla donatılmış sivil Kürtlerle, ordu ile işbirliği içerisinde olan komünist ağırlıklı Halkın Direniş Grubu (çoğu Kürtlerden oluşuyordu) katılmışlardır.[9]

Kürt asıllı Prof. Dr. Nuri Talabani, Kerkük Bölgesinin Araplaştırılması adlı kitabında, Kerkük’ün 2. tümen komutanı Nazım Tabakçalı’nın Kerkükteki gelişmeleri Bağdat’ta ki Savunma Bakanlığı’nın askeri istihbaratına gönderdiği raporda:

Belge: Kerkük eyaletinin Arap, Hıristiyan (Asuri,Keldani, Ermeni) azınlıklarıyla bir Türkmen çoğunluğuna sahip olduğuydu. Kerkük eyaletinde Kürt Eğitim Müdürlüğü kurulması veya girişimi buradaki diğer milliyetler arasında projeye karşı huzursuzluk duyguları uyanmasına yol açacaktır. Ayrıca öğretmenler birliği (Arap milliyetçiler,

Baasçılar ve Türkmenlerden oluşan “Ulusal Liste” içinde Öğretmenler Birliği seçimlerini kazanan hepsi Türkmen olan grup) bunu bana kamu yararı için bildirdiklerini, ilkeleri Kürt olmayan çoğunluğun yaşadığı bir eyalete asla uyarlanamayacak bir müdürlüğün varlığıyla tehdit altına girebilecek ülke geleceği, eğitimin birliği için yaptıklarını da söylediler.[10]

İmzalı
Tümgeneral Nazım el-Tabakçalı
ikinci Tümen Komutanı
Askeri istihbarat Müdürlüğü

Aslı Arap olan ancak Amerika´da yaşayan Said K. Aburish, Saddam hakkında İngilizce kaleme aldığı eserinde bir gerçeği aydınlatmak istiyor

“Saddam, Kerkük´ü Araplaştırmaya çalışıyordu. Saddam Kerkük´ün bir Arap, Kürtler de bir Kürt şehri olduğunu iddia ediyorlardı. Aslında bu şehir ne Arap ne de bir Kürt şehridir. O şüphe götürmez bir Türkmen şehridir. Kürtler 1960 yıllarından itibaren planlı bir şekilde Kerkük´e gelmeye ve yerleşmeye başlamışlardır”.[11]

Filistinli yazar ve araştırmacı Hanna Batatu : “Kerkük şehri yakın tarihe kadar kelimenin tam manasıyla bir Türk şehri idi. Kürtler bu şehre yakın köylerden göç etmeye başladılar. 1959 yılında Kürtler şehrin yaklaşık üç-te birini oluşturmaya başladılar.[12]

Ferik El-Mızhır El-Firavn “Irak’taki azınlıklar şöyledir: Süleymaniye de Kürtler ve Kerkük’te Türkler.[13]

Seyyar El Cemil “Irak’ın kuzeyinde belirli bölgelerde yaşayan Türkmenler Dicle nehrinin doğusundaki Kerkük’te ve nehrin batısındaki Telafer’de yoğun olarak yaşamaktadır. Bunların asılları Irak’ta egemenlik kuran Türkmen Devletlerine dayanmaktadır.[14]

Araştırmacı yazar Sati Al-Hisri “Irak’ta Hatıralarım” adlı eserinde 1921 yılında, o dönemin Eğitim Bakanlığı baş müşaviri görevinde bulunan İngiliz yüzbaşı N.Varel ile olan ihtilafı ve çarpışmasını, Eğitim Müdürü muavinliği görevini reddettiğini açıklarken, Varel’in kendisine:

“Kerkük’e git, orada Eğitim Müdürlüğü görevini sana verelim, orada Türk-çe konuşulur, sen de Türkçe biliyorsun”, dediğini hatırlatıyor. Varel bu önerisini Kraliyet Sarayı Başkanı Rüstem Haydar’a da tekrarlamış ve Al-Hisri’den Türkçe konuşulan Kerkük’te yararlı olabileceğini söylemişti.[15]

Bir başka yazar, Abdulmecid Hasip Al-Kaysi’ye bakacak olursak, 1 Hazi-ran 2000 tarihinde Londra’da çıkan el-Hayat gazetesinde Asuriler adlı ki-tabı hakkında yayınlanan bir eleştiriye verdiği cevapta, kendisini tanıtır-ken Irak’ın siyasi tarihiyle ilgilenmesinin elli yılı bulduğunu ifade eden bu yazar, adı geçen kitabında Kerkük’ün bir Türkmen şehri olup, halkının Türk ırkından olduğunu yazmaktadır.[16]

Dr. Mecit Khudduri “Cumhuriyet Döneminde Irak” adlı esrinde Kerkük, Altunköprü ve Telafer’e temas ederken, buraların Türkmenlerce meskun olduğunu yazar.[17]

Iraklı yazar Mir Basri “Yeni Irak’ın Edebiyat Yıldızları” adlı eserinde Irak’ta gelişen edebiyattan söz ederken, Kürtlerin Süleymaniye bölgesinde edebi eserler vermelerine karşın, Kerkük’te Türkmen edebiyatının yaygın olduğunu yazarak, Fuzuli, Fazli, Rizai, Ahdi, Şemsi ve Hüseyni ile başlayan edebiyat akımının, sadece Türkmen edebiyatı ile geliştiğini ve Hicri Dede, Hıdır Lütfü, Naci Hürmüzlü, Mehmet Sadık ve Ahmet Faiz ile doruğa çıktığını, Kürt asıllı Şeyh Rıza Talabani’nin de Türkçe yazmak durumunda olduğunu bildirmektedir.[18]

Irak’ın yeni tarihi üzerine pek çok araştırması ve eseri bulunan Hayri Emin Ömeri de, Irak’ın yeni tarihinden politik hikayeler (Arapça) , Bağ-dat, 1969, S. 66. Irak tahtı üzerine yaşanan tartışma ve çatışmaları anla-tırken Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu yazmaktadır.

Dr. Fazıl Hüseyin’in “Musul Sorunu” kitabının 2’nci baskısının 92’nci sayfasında, Erbil, Kerkük ve diğer Türkmen bölgeleri hakkında Milletler Cemiyeti raporunda şunu yazmıştır: “Milletler Cemiyeti komisyonu bu şehirlerin sakinlerinin asıllarının Türk olduklarını belirterek Erbil’de, Türklerden beş, yarısı Türk, yarısı Kürt olan ve bir de Yahudi mahalle vardır. Komisyonun ifadesinde, hükümet denetiminde tek gazete basıldığını, burada yayınlanan resmi fermanlarda Arapça ve Türkçe dillerinin kullanıldığını belirtmiştir.

Kerkük’te bulunan İngiliz siyasi subayı Arapça ve Kürtçe konuşmayı dahi bilmiyordu. Yalnızca Türkçe’yi öğrenmişti. Altınköprü ve Tuzhurmatu tamamen Türk veya Türkmen şehirleridir. Bunlar içinde birkaç aile Yahudi bulunmaktadır. Karatepe %75’i Türk, %22’si Kürt, %3’ü ise Araplardan oluşmaktadır. Tazehurmatu ve Dakuk tamamen Türk şehirleridir. Yalnız çevresindeki köyler Kürtler-den oluşmaktadır.”

Ansiklopedik bilgilere başvuracak olursak, Cambridge Üniversitesi yayını olan “Dünyanın Yöresel Mimarisi Ansiklopedisi” adlı eserin Kirkuk (Kerkük) maddesi, Kerkük’te çoğunluğun Türkmen olduğunu ve Irak’ta Türkmen nüfusunun 2.5 milyonun altında olmadığını yazmaktadır.[19]

Ana Britannica Ansiklopedisi’nin “Kerkük” maddesini J.H. Kramers yazmıştır. Kramers ilgili maddede “Kerkük’ün 1. Cihan Harbi’nden az ev-vel 20.000 kadar tahmin edilen nüfusunun hakim unsurunu Türkler teşkil ediyordu” diye yazmaktadır.[20]

Microsoft Ansiklopedisinde ise Kerkük Irak’ın petrol sanayisinin merkezi-dir. Akdeniz’e ham petrol taşınması için petrol boru hattıyla bağlıdır. Ker-kük nüfus çoğunluğu Türkmendir. Ayrıca Kürt, Arap, Asuri ve Ermenilerde bulunmaktadır.[21]

28 Ekim 1992 tarihli Meydan Larousse’un Türkiye baskısının Kerkük maddesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Kerkük’te yoğun bir Türk topluluğu ile onun geliştirdiği Türk kültürü vardır. Şehirde 350 aile kadar olan Hıristiyanlar da Türkçe konuşur ve Türkçe’yi Süryani harfleri ile yazarlar ve bir bölümü de Kerkük Kalesi’nde otururlar.”

Irak’ın kuzeyinde bütünüyle Türkmen kasaba ve köyleri vardır. Önemli bir kent olan Kerkük’te bunlardan biridir.[22]

Kerkük konusunda yalan söylemekten çekinmeyen Kürtler, Kerkük´ün aslında Osmanlı arşivlerine göre de Kürt şehri olduğunu söylerken, gerçek Osmanlı arşivleri bu konuda tam tersini söylemektedir.

Belgelerle dolu olan bu kitap, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Dairesi Başkanlığı Nu: 64, “Kanuni Devri”nde 111 numaralı Kerkük’e ait tahrir defteridir, yayın tarihi: 2003.

Tahrir defteri incelendiğinde, bölgede yaşayan toplumların etnik kimlikle-ri, bağlı oldukları aşiretler ve bu aşiretlerin kimliği, bölgenin idari yapısı, nüfusu, din ve mezhepleri, vakıflar, toprağın yani arazilerin tasarruf şekli ve kime ait olduğu, hayvancılık hakkında bilgilerin yanı sıra 7320 erkek nüfusunun bulunduğu ve bunların da % 90’ının TÜRK OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.

Kürtlerin gösterdiği ve her yerde ibraz ettikleri tek kaynakları, Arnavut asıllı Şemseddin Sami’nin verdiği bilgilerdir. Şemseddin Sami Türkçeyi öğrenerek kitaplar ve makaleler yazmaya başlamıştır. Semseddin Sami Kerkük’ü hiç görmeden bazı Fransız ansiklopedilerden yararlanarak Kamus-i A’lam’inin Kerkük maddesinde Kürtlerin Kerkük’te çoğunluğu oluşturuyor yazmaktadır. Verdiği bilgilerin bilimsel, gerçekçi ve doğru olduğunu kabul etmemiz gerekirse, Bağdatı’n da bir Türk şehri olduğunu kabul etmemiz gerekir. Çünkü Şemseddin Sami aynı eserinde, Bağdat’ta halk tarafından konuşulan birinci lisanın Türkçe, İkinci derecede ise Arapça olduğunu da tespit ettiğini yazmaktadır

“Belge: ” Devlet arşivinden alınmış bir devlet belgesidir. Tartışma götür-mez gerçek bir belgedir.

“Musul Vilâyeti-Salnâme-i Resmiyesidir”. 1904 yılında bundan 100 yıl önce yazılan bu belge, Şemseddin Sami’nin yazdıkları ile aynı tarihlere rastlar. İki belge arasındaki farklara bakılmak suretiyle bilimsel olarak konuyu iyi değerlendirmek gerekmektedir. Eski Türk alfabesi ile yazılan belgeden bazı satırları okuyalım. S. 212, 213, 214.:

“Kerkük Sancağına dair malûmat:

… Kerkük şehrinde 26510 İslâm ve 432 Keldani ve 463 Musevi, buna bir misli ünas (kadın), üç binden aşağı olmayan yabancı ilâve olunursa şehrin nüfus mecmuası 57810’a baliğ olur. Kerkük şehri “kale” ve “karşı yaka” ve “korya” namları ile üç kısma münkasim (bölünmüş) olup, bu her üç kısımda 14 mahalle vardır.

AHALİ-İ ŞEHİR: UMUMİYETLE TÜRK OLUP TÜRKÇE TEKELLÜM EDERLER. (konuşurlar). GURABA (yabancı) OLARAK BİR MİKTAR ARAP VE KÜRT İLE KALİL’İL (az)- MİKTAR İRANİ BULUNUR”. Aynı yıllara rastlayan, biri resmi devlete, diğeri şahsa ait olan bilgi arasındaki farka bakanlar ve Kerkük’ü, çevresini yakından bilenler, tanıyanlar, orada yaşayanlar, Kürtlerin ne kadar tarih bilgisinden yoksun, hayal peşinde koştuklarını anlayacaklardır.

Kerkük Kalesini Kürtler mi Yaptı? 

Sözde bazı Kürt araştırmacı, yazar ve çizerleri Kerkük’ü hayal edilen Kürt devletinin sınırları içine almak için türlü yalan ve uydurma belgelerle insanları yanıltıyorlar. Bu sözde Kürt Araştırmacıları:

“Bu bölgede yaşayan Kürtlerin bağımsız devletleri, imparatorlukları, devletçikleri ve emirlikleri olmuştur… Irak kuzeyinin kalesiyle meşhur olan şehri Kerkük´tür”.

Kürtlerin küçük ve dağınık beylikler kurduklarını kabul etmek müm-kündür. Ancak, devletler, hatta imparatorluklar kurduklarını iddia etmenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bu devletler ve imparatorluklar ne zaman ve nerede kurulmuştur? Adları nedir, hükümdarları kimlerdir? Hiç belli değildir.[23]

Zira tarihsizler, yapay geçmiş yaratmaya çalışıyorlar. Kürt siyasitçileri, tarihçileri ve aydınları bir dala tutunmak ve yeni bir tarih yaratmak istiyorlar, ama tarihi dayanakları yok ve iddialarını da hiçbir tarihi kaynak doğrulamıyor. Yapabildikleri tek şey, başka milletlerin tarihi şahsiyetlerini ve kültürel varlıklarını kendilerine mal etmeye çalışmak. Yarında Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucularının Kürtler’in olduğunu söylerlerse kimse şaşmasın.

Yoksa Kerkük Kalesini Kürtler mi Yaptı?!! Kerkük´te diktikleri, tarihi değeri olan bir mimari eserleri var mı? Bir tane yoktur. Ama bu hayalperestler utanmadan Kerkük’ün tarihi ve coğrafi olarak Kürt şehridir derler!

Bir Ortadoğu uzmanı olan David McDowall Modern Kürt Tarihi isimli kitabında diyor ki:

“Az sayıda Kürt, 1958 gibi yakın bir tarihten bu yana daha büyük bir Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen, bugün bile Kerkük şehrinin kendilerinin olduğunu öne sürecektir”[24]

Başkaları için petrol cenneti” bizler için ise çocukluğumuzun cennetidir Kerkük. 

Kerkük, asırlardan beri Irak Türkmenlerinin bu coğrafyada şekillenmiş Türk kültürünün merkezidir. Bir kentin aidiyeti ve kimliği, o şehrin tarihi mimari eserleri, sosyal ve kültürel yapısıyla da yakından ilgilidir. Kerkük Kalesi, Gök Kümbet’i, Nakışlı Minare ve Camisi, Aziziye Kışlası, Kayseri (Kapalı) Çarşısı, Kilciler Pazarı, Altunköprü, Kırdar Hanı ve Çarşısı, Kale Hanı, Mecidiye Sarayı, Dakuk Ulu Camii Minaresi, 16 gözlü Taşköprü gibi 60’tan fazla Türk eserine Kerkük’ün her noktasında rastlamak mümkün.

Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane tarihi eseri vardır? Yok. Diğer taraftan edebiyat ve kültür alanında da Türkmen ağırlığını görmek mümkün. Kerkük’teki sanatçıların çoğunluğu da yine Türkmenlerden. Kerkük Türküleri tüm dünyada hangi dille icra ediliyor? Türkçe. 

Bazı gruplar Kerkük bizim diyor, o zaman haklı olarak şu soruları sormak gerekiyor, Kerkük sizin ise o zaman Kerkük’te tarih, medeniyet ve kültür mirasınız nerede? Kerkük sizin ise neden nüfus kayıtlarını ve tapu dairelerini tahrip edip yaktınız?

Kerkük sizin ise devlet dairelerini, devlete ait araçları, okulları, hastaneleri, insanların evlerini, özel araçlarını ve iş yerlerini neden talan edip yağmaladınız? İnsan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç? Kerkük sizin ise Irak işgalinden hemen sonra sahte “Kerkük” nüfus kağıdı ve gıda karnesi düzenleyerek 700 bin Kürt’ü Kerkük’e neden yerleştirdiniz?

Kerkük’ün ahalisinin büyük çoğunluğu Türk’tü. Ne Arap ne de Kürt’e rastlamazdınız. Şehirde herkes Türkçe konuşur. Biraz farklı bir lehçeyle, ama her şeyiyle Türkçe, etraf hep Türklerle dolu, evde, sokakta, pazarda, çarşıda, camide, parkta, sinemada, lokantada….. Türkler sadece okulda bir miktar Arapça öğreniyorlardı. Hatta Arap öğretmenler eğitim verebilmek için Türkçe öğrenmek zorunda idiler.

Türkmen şehri Kerkük, tarihin her döneminde önemini korudu. Kültür varlığı, sanat, müzik, spor ve çevresinin mimarisi ile de dikkat çekici bir şehir. Kerkük, geleneksel yapı ve tarihe tanıklık eden kitabeleri ile de göz alıcı bir hazine.

Kerkük’ü karanlığa boğan onun kalesi, Gök Kümbeti, Dakuk Ulu Camii Minaresi, Sultan Saki Yatırı, Nakışlı Minaresi, Kerkük (Aziziye) Kışlası, Danyal Peygamber Türbesi ve Minaresi ya da kurumuş Hasa Su çayı değil, toprağın altında yatan karanlık, yani petroldür. Türkmen şehri Kerkük’ü gezerken insanı karşılayan perişan manzara, bu şehirde yaşayan sade insanların, toprağın altındaki dev zenginlik kaynağının sıkıntısından başka bir yanını görmediğini ispatlıyor. Başkaları için “petrol cenneti” bizler için ise çocukluğumuzun cennetidir Kerkük.

Ali Kerküklü

KAYNAKLAR:

1-Doç. Dr. Türel Yılmaz, Gazi Üniv. İİBF Uluslar arası İlişkiler Bölümü,Türkiyesiz Kerkük´te çözüm olmaz.
2-Dr. Bülent Aksoy, Kerkük-Tarihi Türk Şehri..
3-Nihat Kaşıkçı, Irak’ta Yok Edilen Türk Mirası.
4-Nefi Demirci, Belgelerle Kerkük’ün Kimliği, Orkun Dergisi, Sayı:80, Ekim 2004.
5-Erşat Hürmüzlü, Irak’ta Türkmen Gerçeği, Kerkük Vakfı Yayınları, Ankara, 2005.
6-Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkleri, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2003.
7-Mahir Nakip, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2007.
8- Raşit Kısacık, ABD’den Kürtlere Bir Demet Kerkük, Truva Yayıncılık, İstanbul, 2007.
9-Kardaşlık Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 10, Nisan-Haziran 2001.
10-Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi I,2. İstanbul Doz Yayınları, 2005.
11-Chris Kutschera, Kürt Ulusal Hareketi, Avesta Yayınları, İstanbul, 2001.
12-Stephen Hemsley Longrigg, 1900 – 1950 Arası Yeni Irak, Tercüme ve Yorum, Selim Taha el-Tikriti, el-Fecir Yayınları, Bağdat, 1988.
13-Ata Terzibaşı, Kerkük Matbuat Tarihi, Kerkük Vakfı Yayınları, İstanbul, 2005.
14-W.R.Hay, Two Years in Kurdistan, Experiencies of a Political Officer 1918-1920, London 1921.
15-FISCHER, Reinhard, Die Turkmenen Im Irak, frei Wissenchaftliche Arbeit zur erlangung des grades eines Magister Artrium, Universitat Berlin.
16-Zekeriya Kurşun; “Kerkük’ün Sosyal ve Demografik Yapısı”, Global Strateji, Yıl:1 Sayı:1 İlkbahar 2005.
17-Ferik El-Mızhır El-Firavn-1920 Irak Ayaklanması Liderlerinden, “Irak 1920 Ayaklanması” Bağdat-ikinci baskı,1995.
18-Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Saddam Hüseyin: İntikamın Politikası), Blooms Bury, London, 2001.
19- Hanna Batatu, Irak 1. Kitap, Komünistler, Baasçılar ve Özgür Subaylar, Arap Araştırmaları Yayınevi, Beyrut, 1992.
20- Said K. Aburish, Saddam Hussein, The Political Of Revenge (Sadam Hüseyin : İntikamın Politikası, Blooms bury, London, 2001.
21-Vladimir F. Minorsky, Musul Sorunu, Çeviri : Salim Şahin, Kürt Araştırmaları Merkezi Yayınları, İstanbul, 1998.
22-Hayri Emin Ömeri de, Irak’ın yeni tarihinden politik hikayeler (Arapça) , Bağdat, 1969.
23-Philip G. Kreyenbroek, Kürtler (Güncel Araştırma) Cep Belgesel, İstanbul, 2.b.2003.
24-Nefi Demirci, Sönmeyen Ateş Dinmeyen Hasret Kerkük, Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Yayınları, İstanbul, 2006.

………………………………

 

Kürtler, Türkmen Diyarı Kerkük’te Türkmenleri istemiyor

“Şimdi verirken son nefesimi
Bu son seslenişim size
Ya tutun elimizden
Ya da “kardeş” demeyin bize”

Türkmen şehri Kerkük resmi olarak Bağdat yönetimine bağlı bulunuyor. Ancak  peşmerge, 2014 yılında IŞİD’le mücadele bahanesi ile, Kerkük’te yönetime “fiilen” el koydu. Kürtler, uzun bir dönem boyunca Kerkük’ü de Kürt bölgesine dahil etmeyi hedefliyorlardı.

Kürtler, Türkmen kenti Kerkük’te varlığını göstermek için yeni kararlar aldı. Kerkük’ün Kürt Valisi Necmeddin Kerim, önceki gün yayınladığı Kürtçe bir genelge ile, kentteki kamu kurumlarında Kürtçe’yi “zorunlu dil” yaptı. Vali ayrıca, kentteki tüm kamu kurum binalarına “Kürt bayrağı çekilmesini” de istedi.

Kerkük neden önemli?

Uluslararası enerji ajansına göre, Irak petrolünün mevcut üretiminin yüzde 40’ı Kerkük’te gerçekleşiyor. Ülkenin kanıtlanmış petrol rezervlerinin yüzde 6’sı, potansiyel petrol rezervinin ise yüzde 9′u  Kerkük’te. Kerkük açısından Türkiye için hayati öneme sahip önemli nokta ise, Kerkük’teki yoğun Kerkük – Ceyhan petrol boru hattıdır. Türkmenler, zengin petrol yatakları üzerinde yaşıyor. Ama Petrol Türkmenlerin baş belası olmuş, insanlarına felaket, kan, ölüm ve gözyaşı getirmiştir.

Başkaları için petrol cenneti” bizler için ise çocukluğumuzun cennetidir Kerkük. 

Kerkük, asırlardan beri Irak Türkmenlerinin bu coğrafyada şekillenmiş Türk kültürünün merkezidir. Bir kentin aidiyeti ve kimliği, o şehrin tarihi mimari eserleri, sosyal ve kültürel yapısıyla da yakından ilgilidir. Kerkük Kalesi, Gök Kümbet’i, Nakışlı Minare ve Camisi, Aziziye Kışlası, Kayseri (Kapalı) Çarşısı, Kilciler Pazarı, Altunköprü, Kırdar Hanı ve Çarşısı, Kale Hanı, Mecidiye Sarayı, Dakuk Ulu Camii Minaresi, 16 gözlü Taşköprü gibi 60’tan fazla Türk eserine Kerkük’ün her noktasında rastlamak mümkün. Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane tarihi eseri vardır? Yok. Diğer taraftan edebiyat ve kültür alanında da Türkmen ağırlığını görmek mümkün. Kerkük’teki sanatçıların çoğunluğu da yine Türkmenlerden. Kerkük Türküleri tüm dünyada hangi dille icra ediliyor? Türkçe.

Bazı gruplar Kerkük bizim diyor, o zaman haklı olarak şu soruları sormak gerekiyor, Kerkük sizin ise o zaman Kerkük’te tarih, medeniyet ve kültür mirasınız nerede? Kerkük sizin ise neden nüfus kayıtlarını ve tapu dairelerini tahrip edip yaktınız? Kerkük sizin ise devlet dairelerini, devlete ait araçları, okulları, hastaneleri, insanların evlerini, özel araçlarını ve iş yerlerini neden talan edip yağmaladınız? İnsan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç? Kerkük sizin ise Irak işgalinden hemen sonra sahte “Kerkük” nüfus kağıdı ve gıda karnesi düzenleyerek 700 bin Kürt’ü Kerkük’e neden yerleştirdiniz?

Kerkük’ün ahalisinin büyük çoğunluğu Türk’tü. Ne Arap ne de Kürt’e rastlamazdınız. Şehirde herkes Türkçe konuşur. Biraz farklı bir lehçeyle, ama her şeyiyle Türkçe, etraf hep Türklerle dolu, evde, sokakta, pazarda, çarşıda, camide, parkta, sinemada, lokantada….. Türkler sadece okulda bir miktar Arapça öğreniyorlardı. Hatta Arap öğretmenler eğitim verebilmek için Türkçe öğrenmek zorunda idiler.

Türkmen şehri Kerkük, tarihin her döneminde önemini korudu. Kültür varlığı, sanat, müzik, spor ve çevresinin mimarisi ile de dikkat çekici bir şehir. Kerkük, geleneksel yapı ve tarihe tanıklık eden kitabeleri ile de göz alıcı bir hazine.

Kerkük’ü karanlığa boğan onun kalesi, Gök Kümbeti, Dakuk Ulu Camii Minaresi, Sultan Saki Yatırı, Nakışlı Minaresi, Kerkük (Aziziye) Kışlası, Danyal Peygamber Türbesi ve Minaresi ya da kurumuş Hasa Su çayı değil, toprağın altında yatan karanlık, yani petroldür. Türkmen şehri Kerkük’ü gezerken insanı karşılayan perişan manzara, bu şehirde yaşayan sade insanların, toprağın altındaki dev zenginlik kaynağının sıkıntısından başka bir yanını görmediğini ispatlıyor. Başkaları için “petrol cenneti” bizler için ise çocukluğumuzun cennetidir Kerkük.

Vali  ateşle oynuyor!

Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşet Salihi, Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’in kamu binalarına Kürt  bayrağının asılması talimatına tepki göstererek, “valinin ateşle oynadığını” söyledi. Salihi, kentteki tüm kamu binalarına Kürt  bayrağının asılması talimatı verdiğini belirterek, “Kerkük Valisi, Türkmenlerin göz bebeği ve Türk şehri olan Kerkük’e Kürt  bayrağını diktirerek ateşle oynuyor ve kentte kardeş kavgası çıkarmak istiyor. Bu talimatın anayasaya ve hukuka aykırı olduğunu ” değerlendirmesinde bulundu.

AKP Hükümeti’nin bu olaylara hiçbir tepki göstermemesi manidardır.. Hani Musul ve Kerkük Türkiye‘nin milli meselesi ve kırmızı çizgisi idi. “İyi gün dostu çoktur, gerçek dost kara günde belli olur”

Ali Kerküklü (Irak’taki Türkmenlerin Sessiz Çığlığı Kitabının Yazarı)

……            

Türkmen Şehri Kerkük’ün, Güvenlik Dosyası kimin elinde? 

Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani liderliğinde KYB Genel Sekreter Yardımcısı  ve  Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkan Yardımcısı olan Kosret Resul, Kerkük’te KYB merkez binasında düzenlediği basın toplantısında, “IŞİD‘in Kerkük‘e 100 militan ile saldırdığı, amaçları kentin kısmen kontrolünü ele geçirdikten sonra uyuyan hücreleri sayesinde saldırıları artırmaktı.” diye konuştu. Kerkük şehrinin güvenliğini kim sağlıyor? Peşmergeler!

Kerkük sokaklarında yürüyen terör örgütü IŞİD militanlarını gösteren fotoğrafları Sosyal medyada paylaşılıyor. Fotoğraflarda, elleri silahlı IŞİD militanları sokakta ilerledikleri görülüyor. IŞİD‘in  100 militanı Türkmen şehri Kerkük‘e nasıl bu kadar rahat girebildi ve Kerkük’ü kim koruyor?

Saldırıdan iki hafta önce Irak istihbaratından Kerkük İl Güvenlik Komitesi’ne IŞİD’in Kerkük’e saldıracağı istihbaratı ulaşıyor, buna rağmen bir önlem alınamıyor. Kerkük İl Güvenlik Komitesi Başkanı kim dersiniz? KYB’li Kerkük valisi Necmettin Kerim.

Kerkük’te kaç güvenlik teşkilatı var ve bunların başında kimler var, hangi kesime mensup ve bağlılar ve kimden talimat alıyorlar. Tabi ki hepsinin başında en büyük mülki amir olan validir ve herkes bilir vali KYB’nin Talabani sonrası başına geçecek adaylar arasında adı geçmekteydi. Yani belli bir etnisiteye ve ideolojiye bağlıdır. Hiyerarşik olarak İkinci kişi ve en yüksek güvenlik amiri Kerkük Polis Müdürü de Kürt olup aynı partiye (KYB’ye) mensuptur.

Kerkük’te Onlarca istihbarat birimi var ama güvenlik yok, sizce neden? Unutmadan CIA, MOSSAD, MI6, İran istihbarat örgütü (SAVAMA) ve bir çok ülkenin de istihbarat örgütleri Kerkük’te cirit atıyor.

Kerkük’te bulunan istihbarat ve güvenlik birimleri:

-Irak Başbakanlığına bağlı Irak İstihbaratı
-KYB’ye bağlı Zenyari Ajansı (Kürt İstihbaratı)
-KDP’ye bağlı Parastin Ajansı(Kürt İstihbaratı)
-KDP’nin Parastin ajansına bağlı Kerkük Asayişi Birimi
-KYB’nin Zenyari ajansına bağlı Kerkük Asayişi Birimi
-KYB’ye bağlı Anti Terör Birimi
-Irak’ın Kuzeyinde Kürt Yönetimine bağlı Bölge Güvenlik Birimi
-Irak’ın Kuzeyinde Kürt Yönetimine bağlı Kent Polisi Birimi

-Kyb Peşmerge gücü
-Kdp Peşmerge gücü

Terör örgütü IŞİD militanlarının Türkmen şehri Kerkük’e saldırmasını bahane ederek terör örgütü PKK’ların Kerkük’e bağlı Dakuk’ta (Tavuk) bulunan silahlı gücü  HPG’nin Peşmerge’nin izin vermesiyle Kerkük merkezine girdi. PKK mensuplarının başta Kerkük Kalesi olmak üzere kentin birçok kritik noktasında konuşlandırıldı. 

Ulaşılmak istenen hedefe varıldı!!!!!!! Akıllı anlar!

 

Ali Kerküklü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>