Almanya Lig‘inde ilk yarı değerlendirmesi

Gençler coştu, goller yağmur oldu yağdı.

2013/14 sezonunun ilk yarısı içerisinde oynanan 152 maçta 486 gol atılırken maç başına 3.2 gol ortalamasına ulaşıldı. Bu rakam geçen sezon 2.9 idi. Bu sezonun ilk yarısı 1985/86′dan bu yana en fazla golün atıldığı ilk devre olarak kayıtlara geçildi. Bunun da en önemli nedeni pozisyonları değerlendirme oranının son on yılın en iyisi olması(%14.8).

Ligin ilk yarısında goller en çok 60 ile 75. dakikalar arasında geldi. Bu aralıkta atılan gol sayısı 86 olurken özellikle ikinci yarılarda etkili performansıyla göz dolduran Borussia Mönchengladbach  12 gol attı.

Atılan gollerin içerisinde bir başka dikkat çekici detay ise genç oyuncuların bu gollerdeki payının son 14 yılın en iyisi olması.  İlk yarı sonunda 20 yaş altı 8 genç yetenek, toplamda 21 gol atarak son yılların en iyi oranına ulaştılar. 2002/03 sezonunda bu sayının “0″ olduğunu hatırlatmak isterim ve 2000′li yıllarda başlayan çalışmanın oldukça iyi sonuç verdiğinin de altını çizelim. Bu gençlerden öne çıkanlar ise 5 golle Wolfsburg‘un genç yeteneği Arnold ile Hamburg’un Türk oyuncusu Hakan Çalhanoğlu oldu. Özellikle Stuttgart tarihinin Bundesliga’da forma giymiş en genç yeteneği olan Timo Werner’in ilk devre sonunda ulaştığı gol sayısına, 17 yaşında hiçbir futbolcu ulaşamadı.(14 maçta 4 gol)

Kaleci ve hakem hatalarının fazlalığı.

İlk devrenin dikkat çekici ayrıntısı “bariz hata” konusunda hakem ve kalecilerin fazlasıyla öne çıkmış olması… En iyi hakemden en iyi kalecilere kadar ilk devre sonunda kaleci ve hakem hataları çok fazla oldu.  Misal kaleciler ilk devre sonunda 30 büyük hata yaptılar. Bu rakam geçen sezonun ilk yarısında sadece 13 idi. “Kaleci fabrikası” olarak anılan bu ligin kalecilerinin bu kadar çok “bariz hata” yapmalarının nedeni ise tecrübesizliğe yoruldu. Ligdeki kalecilerin 3′te ikisi 25 yaşın altında. Bu hatalar da beş takımın as kalecilerini değiştirmesine yol açtı.

Hakemler ise başta ofsayt konusu olmak üzere çok fazla hata yapıp kararlarıyla bazı haftalara damga vurdular. Hoffenheim‘da yaşanılan Leverkusen’in auta giden topunun delik filelerden içeri girip gol sayılması 50 yılda bir yaşanacak olay ama ofsayt konusunda öyle büyük hatalar yapıldı ki Alman Federasyonu birinci ve ikinci Bundesliga hakemlerine devre arası Mallorca’da seminer şartı koydu. Testi geçemeyenler ikinci yarı maç yönetemeyecek.

Penaltılar çoğaldı kafa golleri azaldı.

İlk yarının dikkat çeken bir başka ayrıntısı ise maçlarda çalınan penaltıların fazlalığı oldu. Tüm Bundesliga tarihi içerisinde maç başına 0.3 penaltı kararının verilmesiyle son 28 yılın en yüksek penaltı sayısı yakalandı.  Toplamda hakemlerin 45 kez penaltı noktasını gösterdiği ilk devre maçları içerisinde bunların sadece 8′i gol olmadı(%15.1).

En başarılı penaltıcı ise Hoffenheim‘dan Sejad Salihovic oldu. Kullandığı beş penaltıyı da gole çeviren Bosnalı, duran top konusunda ustalığını bir kez daha kanıtlamış olurken 4-4 biten Bremen maçında 6 dakikada 2 penaltı atışını gole çevirdiği de kayıtlara geçti. Aynı şekilde Leverkusen kalecisi Bernd Leno’nun da 4 penaltı kurtarması önemliydi.

Nihayetinde atılan 486 golün yüzde 9.3′ü penaltılardan gelirken bu oran geçtiğimiz yıla eşit olmakla beraber tarihin en yüksek oranı olması nedeniyle rekor. Öte yandan kafayla atılan gollerinin azlığı da dikkat çekti. Bu, aslında gelişen futbol taktiklerini algılamak için oldukça önemli bir veri.

Atılan gollerde kafa gollerinin oranı %14.6 olurken geçtiğimiz sezon bu oran yüzde 20′nin de üzerindeydi. Mario Mandzukic (FC Bayern), Vedad Ibisevic (VfBStuttgart), Adrián Ramos (Hertha) ve Stefan Kießling (Leverkusen) 4′er kafa golüyle istatistiği artırmasına rağmen “klasik 9 numara” rolünün günden güne değer kaybettiğinin de altın çizelim. Zira bu sezon Bundesliga’da atılan gollerin yüzde 69′unun bilinçli yapılan bir pas(asist) sonucu gerçekleştiğini de belirtelim.

Maç başına 2.2 asist tüm zamanların en yüksek oranı.  Direkt asist konusundaFranck Ribery ve Leverkusen’den Gonzalo Castro ise 7 asist ile zirvede yer aldı.

Çok koşan mı kazanır cok koşturan mı.

Ligin en fazla koşan takımı maç başına 121.7 km ortalamasıyla Freiburg olurken en az koşan takımı ise 114.9 km ortalamasıyla Schalke oldu. Lakin sıralamaya baktığınızda Freiburg tabelada kendisine 16. sırada yer bulurken Schalke zirveye yakın yerde ligi bitirdi. Hatta sondan birinci sırada yer alıp da ligin galibiyet alamayan tek takımı Nürnberg de ligin en çok koşan dördüncü takımı!

Bayern Münih‘in hiçbir oyuncusunun en çok koşan ilk 10 içerisinde yer almaması ve takım olarak en fazla koşan 13. takım olması ise “onlar topa sahip olup rakibi koşturuyor” görüşünün ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.  Nihayetinde en az koşan takımlar arasında yer alan Stuttgart ve Hannover‘in bulunduğunu da dile getirirsek tek başına az ya da çok koşmanın belirleyici olmadığını da görürüz.

Bu arada Hannover en son Hoffenheim maçında 101.4 km koşarak ligin bir maçta en az mesafe kat eden takımı olmayı da başardı. Futbolculara gelirsek…  Mönchengladbachlı oyuncu Christoph Kramer toplamda 204.6 km(maç başına 13.1 km)  ile en yakın rakibine 4 km fark atarak devrenin en çok mesafe kat eden oyuncusu oldu. Daha az süre almasına rağmen maç başına 13.1 km koşan diğer oyuncu ise Tolga Ciğerci.

İlk yarının en iyi takımı: Bayern Münih.

Geçtiğimiz yıl tarihinde ilk kez üç büyük kupayı da müzesine götürerek harika bir sezonu geride bırakan Bayern Münih, devamında iki kupa daha kaldırarak muhteşem bir yılı geride bıraktı. Henüz bir maçı eksik olmasına rağmen Guardiola yönetimindeki yeni takım topladığı 44 puan sonucu geçtiğimiz yılın o harika takımını(17 maç 42 puan) performans olarak geçmeyi başardı.

Guardiola yeni takımıyla 16 maç sonunda yenilgi yüzü görmeyerek farklı bir rekora daha imza atmış oldu.  Üst üste gol atma ve yenilgisizlik serisi devam ederken neredeyse devrenin sonunda şampiyonluğunu ilan etti edecek konumlarıyla hem ilk yarının hem de 2013 senesinin tartışmasız en iyi takımı oldular. Özellikle Jupp Heynckes’in takımıyla bir kıyasa sokmak gerekirse, yeni Bayern’in saha içi birbirlerine bazen taban tabana zıt olan birden fazla taktiksel ayrıntıya sahip olarak fark yarattığını söyleyebiliriz. Barça’nın aksine burada Guardiola başarıya gideceği yolu çeşitlendirdiğini dile getirebiliriz.

İlk yarının sürpriz çıkışı yapana takimi   Augsburg.

Hertha Berlin ile beraber sezonun sürpriz çıkışını gerçekleştiren iki takımdan birisi Augsburg.  Augsburg‘un yalnızca 17 milyon euro değerindeki kadrosu ve imkanları düşünüldüğünde elde ettiği puanlar diğer bütün takımların başarısından çok daha kıymetli. Topladığı 24 puanla 8. sırada bulunan Augsburg‘un bu konumunu sezon başında kimse hayal edemezdi.  Markus Wienzierl’in yoktan ürettiği puanların sırrı ise taktiksel başarısı.

Öyle bir ilk devre oynadılar ki kalesine en az şut çekilen takımlar listesinde zirveye oynarken beklenenin aksine savunmasıyla fark yaratmasına rağmen ikili mücadeleye girme ve bunları kazanma oranı konusunda devrenin en kötüleri arasında yer aldılar. 11 oyuncu halinde birbirleri ile koordineli hareket edip doğru yerde bulunarak, teknik direktörün belirlediği saha içi stratejisi ile puanları toplayıp kimsenin beklemediği bir noktada ligin ilk yarısını kapattılar.

İlk yarının hayal kırıklığı:   Hannover 96.

Werder Bremen‘in bugün yaşadığı kriz Schaaf ve Allofs’un gidişi sonrası bekleniyordu. Freiburg‘un en iyi beş oyuncusunu gönderdikten sonra kolay kolay toparlanamayacağını en azından ben biliyordum. Oysa teknik ekip istikrarı sonrasında bu sezon en az Avrupa Ligi hedefleyen Hannover devrenin en büyük hayal kırıklığı yaratan takımı oldu.

Deplasmanda tek “bir” puan dahi kazanamayan Hannover 25 yıllık Frankfurtunrekorunu da egale etmiş oldu. Toplamda 306 faul yaparak bu alanda da ligin zirvesine yerleştiler. Faul konusunda Gladbach’ın toplamda sadece 151 kez faul yaptığını düşünürsek sertliğin dozajı daha iyi anlaşılır. Bu istatistiğin doğal sonucu olarak 4 kırmızı 41 sarı kartla centilmenlik tablosunun da sonunda yer aldı.

İlk yarının teknik direktörü: Pep Guardiola.

Sadece Bayern’e gelmesiyle ligin tek başına popülerliğini ve tanınırlığını arttırdığı dile getirilen Pep Guardiola, bu sezon devre arası ve maç içi hamleleriyle de fark yarattı. Bazen sistemi bazen de oyuncuları değiştirerek sonuç almayı, maçı çevirmeyi başardı ve tek bir lig mağlubiyeti dahi bulunmadan yeni yıla adımını attı.

Sonradan oyuna soktuğu oyuncular konusunda en başarılı teknik direktör olurken toplamda Pep’in sonradan görev verdiği oyuncular 19 gol atarak ilk devrenin en fazla joker golünün atılmasını sağladı, Frankfurt‘un sonradan oyuna soktuğu tek bir oyuncu dahi gol atma başarısını gösteremezken… Tam bu yüzden devrenin geri dönüş kralı da Bayern Münih oldu. FrankfurtFreiburg, Nürnberg maçlarında geriye düşmesine rağmen “Pep müdahalesi” ile maçları çeviren Bayern, ilk devre sonunda bu alanda da en iyisi olmayı başardı.

Galibiyete giden yolu geçen yıla oranla çeşitlendiren Guardiola bu sezon Bayern’e bir maç eksik olmasına rağmen 44 puan aldırarak Heynckes’in 17 maç sonunda aldığı 42 puanını da geçip kendisini yeniden kanıtladı.

İlk yarının en iyi  futbolcusu: Philipp Lahm.

Yıllar yılı istikrar abidesi olarak üst düzey futbolunu sürdüren Lahm, kariyerine Magath’ın onu sağ beke yerleştirmesiyle başladı. Bayern Münih‘e geldiğinde sağ beke geçen Lahm yıllar içerisinde bazen sağ bazen sol bek olarak “aynı güzellikte” olan performansında bir düşüş yaşamadan devam etti. Pep Guardiola ise onu defansif orta saha olarak oynattı 30 yaşına ramak kala…

Burada da sırıtmayan Alman oyuncu takımın öyle değerli bir parçası haline geldi ki Ribery ya da Robben olmadığında sorun yaşamayan takım Lahm olmadığı vakit sıkıntı çekmeye bile başladı. Almanya‘nın hakkı yeterince verilmese de en değerli futbolcusu.

İlk yarıda göze batan yetenekler:   Lasogga, Werner, Hakan, Arnold…

Hamburg’un belki de en akıllı hamlesi Pierre-Michel Lasogga’yı kiralayıp Hakan Çalhanoğlu’na forma vermesidir. Oynadığı 13 maçta 9 gol atan Lasogga ve 5 gol atan Hakan Çalhanoğlu devrenin göze batan yetenekleri arasından sadece ikisi.Stuttgart tarihinin en genç forma giyen oyuncusu olam Timo Werner ise bu yaşta 4 gol atarak başka bir rekora imza attı. Diego gibi bir oyuncunun mevkisini değiştirecek ölçüde etkili bir on numara performansı gösteren ise Wolfsburglu Arnold oldu. Öte yandan Hoffenheim‘da Kevin Volland’ın performansı öyle iyiydi ki Premier Lig takımları peşine düştü.

İlk yarıya dair ilginç bilgiler..

-Nürnberg, Bundesliga tarihinde ilk yarı boyunca galibiyet alamayan ilk takım olurken, Hannover  devre boyunca deplasmanda bir puan dahi alamadı.

-8 kez üst üste evinde kazanarak kulüp rekoru kıran Mönchengladbach‘ın öndeki dörtlüsü Juan Arango, Patrick Herrmann  Max Kruse ve Raffael, atılan 35 golün 34′ünde pay sahibi oldular.

-İlk yarının sonunda en değerli futbolcu Hertha Berlin forveti Adrian Ramos oldu. Berlin‘in attığı 25 golün 14′ünde pay sahibi olan Kolombiyalı forvet, toplamda gollerin yüzde 56′sının içerisinde olduğu için en değerli oyuncu oldu.

-Ligin vazgeçilmezi ise Augsburglu Daniel Baier oldu. Her maç doksan dakika oynayan diğer 16 oyuncudan onu ayıran faktör ise orta sahada oynaması. Zira takımlarının her maçında doksan dakika forma giyen oyunculardan Baier dışında kalanlar ya kaleci ya da savunma oyuncusu.

-Ligin en efektif takımı Hoffenheim olurken kaleye çektiği 144 şutun 36′sını gole çevirerek her 4 şuttan birisini içeri sokmayı başardı. Öte yandan lig sonuncusu Braunschweig kaleye gönderdiği 121 şuttan sadece 9 tanesini filelerle buluşturarak sıralamada sonuncu sırada yer aldı(16 hafta istatistiği).

-17 maç sonunda en yaşlı takımı sahaya süren 26.44 yaş ortalamasıyla Braunschweig olurken en genç takım ise 23.16 ile Werder Bremen oldu.

-Ligin kendisine en çok faul yapılan oyuncusu Diego(52) olurken bir hücum oyuncusu olan Kevin Volland’ın 46 faul yaparak iste başı olması ise dikkat çekici.

-Ligin girdiği ikili mücadeleleri en çok kazanan savunma oyuncusu yüzde 69.5 oranıyla Mats Hummels oldu.

-Bayern Münih ligin en az ikili mücadeleye giren(2718) takımı olurken Werder Bremen 3781 ikili mücadele ile bu alanda zirvede yer aldı. Öte yandan ikili mücadele kazanma oranı en yüksek takım Bayern Münih(%53.5) olurkenAugsburg‘da ise bu oran ligin en düşüğü(%47.3).

-Ligin ilk devresinin en fazla pas yapan takımı 10927 ile Bayern Münih olurken bu rakam, en son sırada yer alan Werder Bremen‘de yarısından da az: 5284.  Aynı zamanda başarılı pas konusunda Bayern Münih yüzde 86.6 ile zirvede yer alırken yine Bremen yüzde 62.2 ile son sırada yer aldı.

-ilk devrenin en fazla orta yapan takımı 252 orta ile Wolfsburg olurken toplamda 107 orta ile Mönchengadbach sıralamada kendisine son sırada yer buldu.

-Ligin ilk devresinin yüzde 62.8 ortalamayla topa en fazla sahip olan takımı BayernMünih olurken Mainz’ın yüze 40.5 topa sahip olma oranı, diğer 17 takım arasında en azı oldu.

MEHMET KARACA-MÜNİH

 

 

Comments are closed.