Aşık Ali Somuncu Baba: ARA!..

GÖNÜL ŞELALESİNDEN

—    ŞİİRLER   —

Aşık Ali Somuncu Baba’dan Hikmetli Sözler:

………

ÂŞIK:

BAKARSA, YEDİ KAT SEMAYI GÖRÜR.

………………….

ARA

 

Dikkat et! Yaklaşma dikenli güle,

Eğer baykuş isen, viranı ara.

Cahile dost olma düşersin dile,

Dünyayı, ahreti göreni ara.

Mevlâ’mız âlemi yaratmış yoktan,

Kimi yakın gördü, kimi uzaktan,

Zebûr, Tevrât, İncil değişti çoktan,

Muhammed-e inen Kur’an-ı ara.

Sorsalar, bilinmi kimin kulusun?

Kul olabildinse aşkla dolusun,

Mahlukat içinde insan oğlusun,

Kanını, canını vereni ara.

Yol ehli değilse yolunu sorma,

Kağıdı yırtıp kalemi kırma,

Ras gele bûseye dudağın sürme,

Dar gününde seni soranı ara.

Somuncu âşıklar çürümez yerde,

Gözmüdür, kalpmidir gönüle perde,

Daha kimler var candan ilerde,

Gönülden gönüle gireni ara.

AŞIK; GÜNDÜZLERİ YANIK, GECELERİ UYANIK OLUR!…

DERDİN DERMANI

Başı boşmu bırakmışlar ormana,

Tilkiler, çakallar; Aslan yırtıyor.

Kitap sünnet imiş derdin dermanı,

İnkar edenlerin burnun sürtüyor.

Gönüller kâbe’dir, arama hâc’da,

Kerâmet bulunmaz hırkada tâç’da,

Gururun kibirin, yaptırmaz secde,

Sağından solundan şeytan dürtüyor.

Melekler saf tutmuş âlemi gezer,

Esma ül Husnâ’yı eylemiş ezber,

Sarraflar çarşısı mizana benzer,

Gıramını, dirhemini tartıyor.

 

Yazgıya, kadere, feleğe küsme,

Tuzağa düşersin, yaş yere basma,

Yaradan Mevlâ’dan umudun kesme,

Tövbekâr ol günahını örtüyor.

Vefâlı yâr olsa bir gün arardı,

Telefon ederdi, hatır sorardı,

Dünyam zindan oldu, günüm karardı,

Somuncu geceler derdim artıyor.

….

(AŞIK; DENİZE BENZER, DALGALANIR AMA BULANMAZ!..)

….

GÖRMEZDİ GÖZÜM /

İnsan yaratmasa toprak olsaydım,

Keşke bu dünyaya gelmeseydim.

Ruhlar âleminde gizli kalsaydım,

Emri-fermân’ını almasaydım.

Güldürmedi ömür boyu ağlattı.

Göz yaşlarım pınar edip çağlattı.

Yanar dağlar gibi içim kaynattı,

Sevdalanıp aşık olmasaydım.

Bu dünyanın kör düğümü çözüldü.

Zalimler güçlendi, mazlûm ezildi.

Adâlet’in terazisi bozuldu,

Eyvah! bu günlere kalmasaydım.

Bin can olsa sevgiliye verirdim,

Gel deseydi dağlar aşar gelirdim,

Neler gördüm daha neler görürdüm,

Kiyâmet-e kadar ölmeseydim.

Somuncu Ali’yim gerçektir sözüm.

Yâr aşkıyla öter kalemim, sazım.

Hakk’ı-Hakîkat-ı görmezdi gözüm,

Tarîk’î-Rahman-ı bulmasaydım.

Âşık: Ah eylerse, yedi dağı eritir.

…….

BİR KAPISINDA /

Uzak dur cahile sarpa götürür,

Yol gösteren olmaz kör kapısında.

Vicdanı sızlamaz vurur yatırır,

Merhamet olur mu şer kapısında?

Kaptan değil isen, deryada yüzme.

Hakikat söylerim sözüme kızma.

Fırsat geldi diye uçkurun çözme,

Beline sahip ol yâr kapısında.

Meyva vermez kuru ağaç taşlama.

Kendine bak başkasını suçlama.

Destûr olmayınca söze başlama,

Diline sahip ol pir kapısında.

Baykuş gibi viraneye dünersin,

Günahın dağ gibi eli kınarsın,

Aşkı-mecâzi’yi sen ne sanırsın,

Settâr olursunuz sır kapısında.

Nice insanlar var yaşayan ölü.

Vaz geç bu dünyadan desinler deli.

Teslim ol arife Somuncu Ali,

Yokluğa eresin bir kapısında.

……..

ÂŞIK: TEL İLE, DİL İLE YAR SÖYLER.

……

-SENSİN-

Hey benim aziz Sultanım,

Şeriât’ın nûru sensin!.

Sana feda olsun canım,

Tarîkat’ın nûru sensin!.

Zamanla seni bilmezdim,

Bilmesem nûrla dolmazdım,

Sen olmasan ben olmazdım,

Hakîkat’ın nûru sensin!.

Görmedim çoklar içinde,

Aç kaldım toklar içinde,

Sen varsın yoklar içinde,

Marifet’in nûru sensin!.

İlaçlar senden alınır,

Çareler sende bulunur,

Her yerden sana gelinir,

Vâridât’ın nûru sensin!.

Canlı cansız sana aşık,

Cansa cananla dolaşık,

Somuncu’ya verdin ışık,

Kâinat’ın nûru sensin!.

…..
  • ÂŞIK: 

  • BÜLBÜL GİBİ ZAR EDER, MURADIN ALAMAZ!…

……..

Örtesim gelir

 

Bu dünya fâni’dir kimseye kalmaz .

Sevda çekmiyenler aşığı bilmez.

Saz ile söz ile aşıklık olmaz,

Kalem kırıp kağıt yırtasım gelir.

Dünyada ağyâr-e küsdüm barışmam.

Huzuru divanda bile görüşmem.

Başkasının kusuruna karışmam,

Kendi günahımı tartasım gelir.

Yanıyorum hak hakikat gördükçe,

Huzurum kaçıyor kafa yordukça,

Dört kitabın manasına erdikçe,

Yüzümü yerlere sürtesim gelir.

Ahrete gitmeden hesabım sorun,

Şahitler getirin mahkeme kurun,

Somuncu Ali’yi dellala verin,

Ellerin ayıbını örtesim gelir.

(Âşık:

Aşka Yanmış İse, Yedi Derya Söndüremez)

NERDEYİM?

Emr-i vâki çarkı devran dönüyor,

Göktemiyim, yerdemiyim nerdeyim?

Aşıkları sevdalanmış yanıyor,

Cehenneme perdemiyim nerdeyim?

Ademoğlu ektiğini biçecek,

Kimi sürünecek kimi uçacak,

Gavur müslüm hepsi ordan geçecek,

Sırattamı, nârdamıyım, nerdeyim?

Kimi berât’ını alır kurtulur.

Kimisinin ağzı-burnu sürtülür.

Günah sevap ne var ise tartılır,

Ziyandamı, kâr’demiyim, nerdeyim?

Allah diyenleri affeder Hüdâ.

Kimileri umut ile korkuda.

Şefâat verilmiş Makam-ı Mahmûda,

Tûr’damıyım, nûr’damıyım, nerdeyim?

Somuncu yanarsın yâr’in aşkına.

Kimi arasat’ta döner şaşkına.

Hak dostları varır gönül köşküne,

Birdemiyim, sırdamıyım, nerdeyim?

Âşık, Damla iken, yedi derya olur”

Gaflet içindeyim

Dünya bizler için imtihan yeri,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

Daha kurumadı arnımın teri,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

Elest’üden yere indiğim zaman,

Gecemle gündüzüm oldu toz duman.

Ölüm işareti verildi hemen,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

Adem libasını giydim giyeli,

Gözümde-gönlümde kaldı hayali,

Nefs-i emmâreye uydum uyalı,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

Geçit vermez oldu dağlar karşımda,

Aşkmıdır, sevdamı altmış yaşımda,

Ömrümü tükettim hayal peşinde,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

Kara toprak nice aşıklar yuttu.

Azrail peşimde yakamı tuttu,

Somuncu Ali ikrarın unuttu,

Gaflet içindeyim gidiyom işte.

 …

Kim idi?

Bu kâinat bu yer yüzü gelmeden,

Elestü bezminde duran kim idi

Adem ile Havva vücud bulmadan,

Ademin çamurun karan kim idi?

Yedi derya, arş’ı âlâ geçerken,

İdiris nebî hulle biçerken,

Cennet-i âlâ’ya giren kim idi?

Yusuf köle diye satılmamıştı.

Cehennem-e ateş tutulmamıştı.

Cennet’in temeli atılmamıştı.

Sırat köprüsünü kuran kim idi?

Musa tûr dağında koyun güderken,

Kurtlar ile istişare ederken,

İbrahim ateşe doğru giderken,

İsmail-e koçu veren kim idi?

Bu dünya’yı kaç kez aldım boşadım.

Kaç kez yüz yaşıma değdim dişedim.

Somuncu Ali ne zamandır yaşadım.

Beni sahralarda yoran kim idi.

….

Yarab Yarab

Sen bizlere himmet eyle,

Arasat’ta koyma bizi.

Muhammed’e ümmet eyle,

Arasat’ta koyma bizi.

Eylemedik sana zikir

Verdiğin niğmete şükür

Çıkar gelir münkir-nekir

Arasat’ta koyma bizi.

Cennet cehennemin haktır.

Biri kara, biri aktır.

Hesabtan kurtuluş yoktur.

Arasat’ta koyma bizi.

Kevser ırmakları akar

Kimi içer, kimi bakar.

Ölenler mezardan çıkar

Arasat’ta koyma bizi.

Somuncu Ali Dünya fâni.

Baban deden vardı, hani?

Teslim ettik Hakk’a canı

Arasat’ta koyma bizi.

Aşık

ALİ SOMUNCU BABA

KİMDİR:

Aşık Ali Somuncu Babanın hayatını kendisinden dinleyelim:

” Ben Ali Somuncu, Kayseri, Felahiye, Küçük Toraman Köyü’nde 1942 senesinde dünyaya geldim.

Orta halli bir köylü çocuğu olarak hayata atıldım. İlkokulu başarı ile bitirdim. İmkanım el vermediği için tahsil yapamadım. Benimde diğer çocuklar gibi günlerim tarlada koyun-kuzu otlatmak, çiftçilik yapmakla geçiyordu.

Bende oniki yaşlarımda bazı haller oluyordu. Geceler gök yüzüne baksam, yıldızlardan sanki bana bir şeyler veriliyordu. Gündüzleri yaylalarda esen yeller, derelerde çağlayan sular, dallarda ötüşen kuşlar, sanki bana bir şeyler mırıldanıyordu. Hele uzun saçlı kızlar dikkatimi çekiyordu, onlara maniler söylüyordum.

Tam bu sıralarda Köyümüzün erenlerinden “Âşık Mustafa” ismindeki mübarek zat kolumdan tuttu, kimliğimi sordu ve ”Sende bazı haller var, bize gel, sana edeb-erkan yol-yordam gösterelim” diyerek beni bağrına bastı ve ”Seni bize veren Allah’a şükürler olsun” dedi. Beni yanına alarak yine köyümüzün Mürşid-i Kâmil-i olan “Keşif Mehmed” amcaya götürdü vededi ki; “Bize bir er gerekti getirdim”  Ben de “Keşif Mehmed” amcanın elini öptüm.

“Keşif Mehmed Hazretleri; ”Mustafa! Bu küçük körpe sana teslîm, yedirip-bitirip ve pişirip Hakk-a teslîm edeceksin” dedi. Ben de o gün bu gündür mübareklerin izinde yürümeye devam ettim.

Ne yazık ki; 1969 senesinde “Keşif Mehmed” amcayı, 1979 senesinde de Mustafa amcayı Hakk-a teslîm eyledik.

Bu günlerden sonra aynı üstadlarımın yolunda çalışıp gidiyorum. Allah üstadlarıma ve bana hak ve hakîkat-ı öğreten yol gösterenlere rahmet eylesin, amin!.

Evet;

Âşık mıyım, Ozan mıyım, Derviş miyim? Şiirlerimi okuyan gönül dostları anlayacaklar.

Şiirlerimi sadece ( www.euturkhaber.com )’da paylaşıyorum.

Her türlü görüşe, her türlü fikire saygılıyım. Şimdilik, Kayseri/Falahiye/Kayapınar Kasabası’nda ikâmet ediyorum.

Üstadlarıma.

Allaht’an rahmet dilerim. Kâinatı hürmetine yarattığı “Muhammed Mustafa’dan” şefaat beklerim. Evet sende çaresiz, bende çaresiz. Çare; Allah’tandır.

Gönül dostlarına saygı, selâmlarımı sunar, iyi günler dilerim.

Bir dolu verildi dilim çözüldü,

Kelimeler sıra sıra düzüldü

Allah c c. Ruhsat verdi Kitab yazıldı,

Okuyana anlayana selamlar olsun.

Saygılarımla

Aşık Ali Somuncu”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>