Aydın Peksert ile ‘NİDA’ Partisi üzerine..!

“Nidamız, insan hakları, eşitlik, adalet içindir”

“Sesimizin yankı bulacağına inanıyoruz”

Hollanda’nın siyaset arenasına bir ses daha katıldı; Nida. 19 Mart 2014’te yapılacak olan yerel seçimlere Rotterdam’dan katılacak olan Nida’yı tanımak ve tanıtmak için adaylarından Aydın Peksert ile görüştük. Önümüzdeki sayılarda diğer parti ve adayları da sizlerle buluşturmaya çalışacağız.

Aydın Peksert, parti üyesi ve seçim kampanyası sözcüsü Nurullah Gerdan ile ofisimizi ziyaret ettiler. Pırıl pırıl iki gençle karşılaştım. Kendilerinden emin, ayakları yere basan, ne yaptıklarını bilen, donanımlı, vasıflı ve hizmet sevdalısı iki genç vardı karşımda. Ben, diğer oluşumlar gibi Nida’nın da gelip geçici bir serüven olacağını düşünmüştüm. Ama onları dinleyince, tanıyınca bu işin yürüyeceğine inandım.

Adı gibi ‘Aydın’, soyadının aksine yumuşak, sevecen, edepli, ahlaklı, haya sahibi bir gencin Hollanda ve bu ülke insanları için yapmak istediklerini duyunca, geleceğe olan umudum zirveye tırmandı. Böylesi gençler bu ülke için bir şanstır, bir nimettir; bunların kıymeti bilinmelidir.

Sizin, bizim sesimiz olmak, gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız olmak isteyen bu gençleri tanımaktan ve tanıtmaktan büyük bir onur duydum. Onlar, sizlere hizmet verebilmek, sesinizi ilgili yerlere ulaştırmak, derdinizle dertlenebilmek, haklarınızı aramak için yola çıkmışlar ve oylarınıza talipler. Vereceğiniz oyların hesabını sorabileceğiniz bir ortam oluşturmak istiyorlar. Oylarınızı alıp da 4 sene ortalardan kaybolanlardan olmak istemiyorlar. Kendilerine güvenilmesini ve bir şans verilmesini istiyorlar.

Rotterdam Anakent ve Bölge Komisyonları için 19 Mart 2014’te seçime girecek olan Nida Partisi adaylarından Aydın Peksert ve parti üyesi Nurullah Gerdan’la yapılan söyleşiden hayli istifade edeceğinizi ve keyif alacağınızı umuyoruz.     

Söyleşi: Adnan Şahin/Zeynel Abidin Kılıç

Siyasi arenaya girişiniz nasıl oldu?

Daha önce İslam’ı referans alan bir parti olmadığı için İşçi Partisine (PvdA) üye olmuştum. Partiye üyeliğim sırasında parti içerisindeki arkadaşların biz göçmenlerin derdiyle dertlenmediklerini, sorunlarıyla ilgilenmediklerini gördüm. Bu durum, sadece bu partiyle sınırlı ya da ilgili değil, bütün siyasi partilerde bu vurdumduymazlık, nemelazımcılık var. Hatta bu gibi partilerde görev yapan Türk ya da Faslı arkadaşların parti tüzüğü ve programına uyma gibi bir zorunlulukları var. Bundan dolayı da ben partiden istifa ettim. Diğer partilerin bizlere yönelik ne bir politikası ne de plan ve projeleri yoktur. Nida gibi bir oluşumun olduğunu duyunca da, “işte ben böyle bir partide gönül huzuru ile insanlara hizmet edebilirim” diye düşünerek, Nida Partisi’ne katıldım.

Nasıl oluştu Nida?

Nida’nın temeli aslında ev sohbetlerinde 2 yıl önce atıldı. Kuruluşu bugüne denk geldi. Bizler burada doğmuş, yetişmiş, okumuş meslek sahibi olmuş insanlarız. En az bir Hollandalı kadar Hollandalıyız. Ve biz aldığımız eğitimi, edindiğimiz mesleği, tecrübeyi, bilgiyi bütün insanlığın hizmetine sunmak istiyoruz. Nida’nın doğuşu bu nedenledir. Ve bunların eksikliğini hisseden, bu  manada bir hizmet içerisinde bulunmak isteyenlerin tercihidir Nida Partisi. Diğer partilerde bizlere böyle bir imkân verilmiyor.

Nida ismi yerine Hollandaca bir isim olsa olmaz mıydı?

İsim noktasında kendi içimizde çok tartıştık. Nida, seslenmek, ses vermek, çağrıda bulunmak anlamına geliyor. İslam toplumu bu kelimeye yabancı değil. Faslısı da, Türk’ü de, bu kelimenin çağrı olduğunu bilirler. Bu isimle bizim İslami bir oluşum olduğumuzu bu kültüre sahip bütün insanlar bilebilirler. Biz ne sağcı ne de solcuyuz; biz, İslam’ın kaynağından beslenen, ondan esinlenen ve onu referans alan bir partiyiz. Böyle bir oluşumla bizim de amacımız topluma seslenmek, çağrıda bulunmaktır. İnsanların, özellikle toplumumuzun sesi olmak istiyoruz. Bu birikim, bu donanım ve bu kültürel ve dinî zenginlikle bütün Rotterdamlılara hitap edeceğimizi ve onların ihtiyacını karşılayacak politikalar üreteceğimize inanıyoruz.  

İslami bir parti kurmakla neyi amaçlıyorsunuz, şeriatı mı getirmek istiyorsunuz?

Şu içerisinde bulunduğumuz politik pozisyonda, ortamda böyle bir şeyi istesek de yapamayız. Biz yerel bir partiyiz ve içerisinde yaşadığımız ülkenin gerçeklerini çok iyi biliyoruz. Suni gündemlerle vakit harcamak istemiyoruz. İnsanlar gıda bankalarından yardım dilenmekte, üniversite öğrencileri iş bulamamakta, çöpçülük yapmakta, eğitimde, sağlıkta, emniyette zafiyetler yaşanırken, böyle yapay gündemlerle uğraşmak için siyaset arenasına girmiyoruz. Vaktimizi, toplumumuzun sorunlarına çare olmak, çözüm üretmek için harcayacağız.

Nasıl bir seçim bekliyor bizleri?

Bildiğiniz gibi 19 Mart 2014’ten itibaren semt belediyelerin yerini ‘bölge komisyonları’ alacak. Anakent ve bölge komisyonları olmak üzere iki seçim yapılacak. Bölge komisyonlarıyla amaçlanan, politikayı insanlara daha da yakınlaştırmaktır.

Bölge komisyonlarının çok fazla yaptırım gücü yoktur; kısıtlı bir bütçeleri olacak. Bölge komisyonları, toplumun sorunlarını, isteklerini belediye meclisine tek kanaldan ve tez elden ulaştıracağı için sorunların çözümü hızlanmış olacaktır. Bu düşüncenin ardındaki  sebep budur.

Sizi destekleyecek 100 bine yakın bir seçmenden söz ediliyor, siz neyi hedefliyor, ne bekliyorsunuz?

Biz söylentilerle yola çıkmayız. Olaya daha gerçekçi bakıyoruz. Bizim muhatabımız sadece Müslüman toplum değil, Rotterdam’ın tamamı bizim hedef kitlemiz. Biz sadece bize oy verenlere değil, bu kentte yaşayan herkese hizmet etmek için yola çıkıyoruz, hem halka hem Hakk’a söz veriyoruz. Kamuoyunda bizim için anket yapanlar, belli bir oy oranı ve sayı biçenlere aldırmıyoruz. Biz henüz yeniyiz, kendimizi halka tanıtmamız için zamana ihtiyacımız var. Ama her halükarda en az 2 üye ile belediyede temsil  edileceğimize inanıyoruz.

Seçim listeniz hazır mı, kaç kişiden oluşuyor?

Türk, Faslı, Pakistanlı, Mısırlı, Somalili ve Hollandalı Müslümanlardan olmak üzere 20’ye yakın bir taslak liste hazırlandı ve önümüzdeki günlerde kesin listeyi açıklayacağız. 

2 sandalye çıkardığınızda sizin için zaferdir diyebilir miyiz?

Bizim için sayının bir ehemmiyeti yoktur. Sayılar seçim için zafer ya da başarı olarak kabul edilebilir ama bizim için zafer, Rotterdamlılara hizmeti sunmaya başladığımızda başlayacak ve ancak o zaman zafere ulaşmış sayarız kendimizi.

Nasıl bir çalışma içerisindesiniz?

Seçim kampanyası için uzmanlardan oluşan bir komisyon oluşturuldu. Onlar harıl harıl çalışıyor, plan, proje ve çalışma takvimi belirliyorlar. İlk toplantımızı bir tartışma programı şeklinde 16 Ocak tarihinde Rotterdam Mevlana Camii’nde gerçekleştireceğiz.  Programın konusu da, “Müslümanlar politik etkisini artırıyor mu, artırmalı mı?” olacaktır. Biz çalışmalarımızı başlattık, gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Hollanda’daki siyasi partilerin izlediği sağcı ve ırkçı politikalar sebebiyle Müslüman seçmende bir memnuniyetsizlik var. Nida bu sebeple doğdu diyebilir miyiz?

Bu partinin doğuşunu ve insanlarımızın partilerden uzaklaşışını sadece bir sebepte aramamak lazım. Bu, sadece sebeplerden birisidir. Biz Hollanda doğumluyuz, burada okuduk, meslek sahibi olduk. Bizler de bu topluma hizmet edecek durumdayız, bu donanımdayız, vasıflıyız, ehliyet sahibiyiz. Kendi işimizi kendimiz yapmamız için hiçbir engelimiz yoktur.

Herhangi bir siyasi parti içerisinde Müslümanları alakadar eden bir meseleyi kabul ettirmek çok zor. Kendi grubuna kabul ettirsen bile, uygulanmasını istediğiniz plan mecliste yine engelleniyor. Ama bizim partide böyle bir sorun olmayacak. İnsanlığın hayrına olan her önergeyi destekleyecek, aleyhine olan her teklifin de karşısında olacağız.

Buna bir örnek olarak, geçenlerde Yeşil Sol’dan istifa eden ve bize katılan bir arkadaşımızın yaşadığı olayı  verebiliriz. Mal varlığı araştırması teklifi ile gelen PvdA’lılara karşı çıktığı ve bu uygulamanın bir ‘ırkçılık’ olduğunu dile getirdiği için kendi partisi tarafından bile susturulmaya çalışılmıştır.

İnsanlar her ne kadar iyi niyetli olsalar da, parti içerisinde farklı bir kimliğin varsa konuşman engelleniyor. Artık susmanın zamanı geçmiştir, bizler de susmayacağız. Toplumun çıkan sesi, gören gözü, tutan eli olacağız. Söz ve ses millettedir artık.

İnsanlar partinize, Nida’ya neden oy versinler?

İnsanlarımız her şeyden önce bugüne kadar oy verdikleri kişi ve partilerden ne aldılar, onun bir muhasebesini yapsınlar, sorgulasınlar lütfen. Kimden, hangi partiden hesap sorabildiler bugüne kadar… 4 yılda bir yüzünü gördüğümüz kişiler camilerden oy isterler ve seçim sonrası kaybolurlar.

Eğer bir parti, yabancı kökenli birini partisinden aday gösteriyorsa, bilin ki onun altında oy avcılığı yatmaktadır. Bir de utanmadan bu oylarına talip oldukları kişileri “stemvee” (oy ineği) olarak adlandırıyorlar. Bir kişiye sırf Türk kökenli olmasından dolayı oy verdiğimiz olmuştur. Belki de camiden oy alan kişi, caminin sorunlarını belediyeye taşımak yerine camiyi bir sorun olarak taşımış olabilir. Zira camilerin günümüzde bir sorun gibi gösterilmesi hayli manidar geliyor bana.

Geçmişte de günümüzde de oy verdiğimiz insanların bizim halimize tercüman olmadıklarını, bizi temsil edemediklerini üzülerek hep beraber gördük.

“Ermeni Soykırımı vardır” diyenleri de, eşcinsellere destek vermek için onların gemisinde ay yıldızlı tişört giyenleri de gördük. Bunlar bizim oylarımızla bizi temsil etmek için meclise gidiyorlar; peki, bu saydıklarımı ve daha başka yaşananların hangisini bizim örfümüz, âdetimiz ve inancımız onaylar?

Buna rağmen her 4 yılda bir gelip oy istiyorlar, bizler de olanları çabuk unuttuğumuz için, her seferinde destekliyoruz. Aydınlık günlerin ve hakların elimizden alınmadığı bir gelecek için daha bilinçli bir seçmen profili çizmemiz gerek.

“İslam Partisi kurmak bir ayrımcılıktır, entegrasyonu baltalamaktır” gibi bir düşünce hâkim, katılır mısınız bu görüşe?

Hayır, tam aksine. Biz ayrımcılığı önlemek ve entegrasyonu, katılımı güçlendirmek için böyle bir yola çıktık. Ülkenin geldiği durumdan Müslümanlar ve göçmenler sorumluymuş gibi bütün haklar gasp ediliyor, faturalar bu gruba çıkarılıyor ve büyük bir ayrımcılık yaşanıyor, yaşatılıyor.

Müslüman olan bir kardeşimizin müdür olarak görev yaptığı okullar, bölgedeki okullar içerisinde en başarılı okullar olarak seçildi. Bu neyin göstergesidir? Bu, bizim kendimizi, kurum ve kuruluşlarımızı geliştirdiğimizin göstergesidir.

Biz toplumdan ayrılmıyor, toplumu ayrıştırmıyoruz; tam aksine, topluma katkı sunacak bireylerin yetişmesine vesile oluyoruz. Bunu toplumun bütün alanına yaymak için gayret sarf ediyoruz. Böyle bir ayrılık yaşanıyorsa, bunun muhatabı biz değil, diğer siyasi partilerdir. Onlar layıkıyla ve hakkıyla siyaset yapabilselerdi, bizim parti kurma gibi bir derdimiz, kaygımız olmazdı.

Böyle bir partinin kurulmasından dolayı insanların korkuya kapılmalarına gerek yoktur diyebiliriz.

Biz korkutan değil, müjdeleyen bir inancın mensuplarıyız. Ayrıştıran değil, tamamlayan, bütünleyen bir medeniyete sahibiz. Nidamız, insan hakları, eşitlik, adalet içindir. Sesimizin yankı bulacağına inanıyoruz, zira insanlık bu kavramları sadece kelime olarak tanıyorlar; pratikte yaşayamıyorlar.

Bir örnek verecek olursak, Hollanda’nın tek İslam ortaokulunun kapısına kilit vurdular. 5-10 öğrencinin faturası 650 öğrenciye, 200 öğretmene ve binlerce aileye kesildi. Bu nasıl bir hak ve adalet anlayışıdır, lütfen cevap verin. Kim sesini çıkarabildi bu haksızlık karşısında. Parlamento Türk milletvekilleriyle dolu, belediye meclisi yine öyle; hangisi savunabildi oradaki mağdur olanların haklarını? Okul kapanmakla karşı karşıya olduğu günlerde, o zamanlar üyesi olduğum PvdA’nın gündeminde, Fijenoord’a ikinci bir stadyumun yapılması vardı.

Toplumun sorunlarını parti grubuna, meclise nasıl yansıtabiliyorsun, asıl önemli olan bu. Eğer toplumun taleplerine, beklentilerine kulak tıkarsan, onların sorunlarına sırtını dönersen orada hakk’tan, adaletten, eşitlikten, hizmetten, bahsedemezsiniz. Orada ayrımcılık vardır, hak ihlalleri vardır, eşitsizlik, adaletsizlik vardır; bizim yolculuğumuz ve çalışmalarımız bu olumsuzlukları sona erdirmek için olacaktır.

Partinin başına bir Türk koymakla işler maalesef hallolmuyor. Bu bir düşünce, zihniyet meselesidir.

Diğer İslami partilerle ilişkiniz nasıl?

Arnoud van Doorn, partimize olan olumlu düşüncelerini kamuoyuyla paylaştı. Lahey’de, İslam Demokratlarla da tanışıyoruz. Birbirimizin bilgi, birikim ve tecrübelerinden istifade ediyoruz.

Basının ilgi ve tavrı nasıl?

Basının tavrı hayli olumlu. Böyle bir yaklaşımı açıkçası beklemiyorduk. Bize yönelik olumsuz yayınların başlatılacağını düşünüyorduk. Onlar da gördüler, bu olumsuz gidişata alternatif bir ‘ses’ verilmesi, bir  ‘çağrı’ yapılması gerektiğini onlarda anladılar. Ve bu sesi Nida’nın vereceğini, bu çağrıyı Nida’nın yapacağını ve bu sesin yankı bulacağını, bu çağrıya cevap alınacağını onlar da artık gördüler, anladılar. Bir tek büyük partiler bunun farkında değiller, onlarda halkın sandıkta vereceği tepkiyle uyanacaklar, kendilerine geleceklerdir.

Aydın Peksert  kimdir?

1982 Rotterdam doğumlu. Evli olan Aydın Peksert, hukuk ve siyaset bilim tahsili yaptı. Daha önce İşçi Partisi(PvdA) üyesi idi. Sivil Toplum Kuruluşlarının gençlik kollarında ve öğrenci derneklerinin çeşitli kademelerinde hizmet verdi.

facebook.com/aydin.peksert

twitter.com/AydinPeksert

facebook.com/ NIDA politieke partij

twitter.com/NidaRotterdam

Comments are closed.