Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Irak’ın kuzeyine yönelik yaptırımlar masamızda

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Irak’ın kuzeyine yönelik yaptırımlarla ilgili “Her türlü opsiyon, o bölgedeki gelişmelere karşı bizim masamızdadır.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Irak'ın kuzeyine yönelik yaptırımlar masamızda

ANKARA

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, A Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları cevapladı.

ABD ile yaşanan vize krizinin ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün, “Türkiye ile ilişkilerimiz karışık. Umarım düzelir. İki personelimiz terörle suçlanarak tutuklu, hala delil yok. Delil görmek istiyoruz.” ifadesini değerlendirmesi istenen Bozdağ, Amerika-Tükriye ilişkilerinde bazı sorunların olduğunu anımsattı.

Türkiye’nin, Suriye’de yaşanan hadiselerdeki tutumuyla ABD’nin tutumunun yüzde yüz uyuşmadığına işaret eden Bozdağ, şöyle devam etti:

“Biz DEAŞ ile mücadele konusunda ABD ile aynı koalisyon üyesiyiz. Birlikte mücadele ediyoruz. Ama Türkiye, orada bir terör örgütüyle mücadelenin, PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olan YPG/PYD ile dönemsel de taktiksel de olsa yapılmasının çok büyük yanlış olduğunu ifade etti. ABD şimdi burada bir büyük yanlışı icra ediyor. Biz burada uyuşma içerisinde değiliz. Türkiye bölgede siyasi çözümün hayata geçirilmesini arzu ediyor ve terör koridorunun oluşturulmasına göz yummayacağını ifade ediyor.”

Bozdağ, “terör koridoru” konusunda ABD’li yetkililerin de Türkiye’ye teminatlar verdiğini ancak gelişmelere bakıldığında Türkiye’nin burada endişe etmeye hakkının olduğunu bildirdi.

FETÖ konusunda ABD ile Türkiye arasında ciddi sıkıntıların bulunduğuna değinen Bozdağ, ABD açısından Usame Bin Ladin ne anlam ifade ediyorsa Türkiye açısından da aynı anlamı taşıyan bir teröristin ABD’de durduğunu ve oradan Türkiye’nin aleyhine terör faaliyetlerine devam ettiğini aktardı.

Türkiye’nin FETÖ konusundaki taleplerinin ABD tarafından bugüne kadar yerine getirilmediğine vurgu yapan Bozdağ, “Yargı diyerek, başka gerekçeler sunarak Adalet Bakanlığı’nın dosyaları adli makamlara dahi intikal ettirilmedi. Elbette bu iki ülke arasında bir sorundur.” dedi.

Rıza Sarraf dosyası üzerinden yürüyen, FETÖ’nün orada yaptığı çalışmalar sonucu yargıya FETÖ eliyle verilmiş ve yargı üzerinden Türkiye’de 17-25 Aralık’ta başarılamayan bir operasyonun, ABD yargısı üzerinde şu anda görüldüğüne dikkati çeken Bozdağ, şu görüşlere yer verdi:

“Çok net söylüyorum, Rıza Sarraf hadisesi Türkiye’de FETÖ’nün 17-25 Aralık sürecinde yapamadığı o hazırladığı dosyalardaki sahte bilgi ve belgelerin ABD yetkililerine FETÖ’cüler tarafından verilmesi. Onlar her ne kadar ‘biz işte konsolosluktaki FBI ajanından aldık’ diyorsa da bunun gerçeği yansıtan bir beyan olduğunu düşünmüyorum. Çok net. Bu, açık bir durum. Bu davanın sanki hakimi, Türkiye’de 17-25 Aralık’ta FETÖ’cülerin yaptığı bir konferansa gelip, FETÖ’cülerin o dönemde yaptığı argümanlarının savunuculuğunu, moderatörlüğünü yaptı. FETÖ yayın organlarına açıklamalarda bulundu. Şimdi bunun yargılamasını da bu yapıyor. Türkiye’nin Halkbankası Genel Müdürü ABD’ye defalarca gitmesine rağmen tutuklanmadı şimdi orada yine bu kapsamda tutuklu. Türkiye’nin bir bakanı, tam da Cumhurbaşkanımızın ABD’ye yapacağı ziyareti öncesinde hakkında tutuklama kararı çıkartılıyor.”

Türk korumaları hakkında ABD’de soruşturma açıldığını, FETÖ’cülerin orada bir sığınma yeri bulduğunu da anımsatan Bozdağ, bütün bunlara bakıldığında ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri oldukça olumsuz etkilediğini, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün de dediği gibi, “karmaşık hale getirdiğini” aktardı.

Türkiye ile ABD’nin işbirliği yaptığı konuların ve ortak adım attığı çalışmaların bulunduğunu belirten Bozdağ, ABD Konsolosluğunda çalışan Türk vatandaşıyla ilgili verilen delillerden ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün haberinin olmadığını zannettiğini söyledi.

Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Haberi olsa, bu açıklamaları yapmaması lazım. Bizim hukuk sistemimizde suçlanan bir kişi, gözaltına alındığında, belli bir süre yasak olan kısımdan sonra avukatıyla görüşme hakkı var. Avukatın huzurunda polis, savcı ifadesi alır. Tutuklamaya sevk edilirse avukat huzurunda sulh ceza hakimi ifadesini alır, daha sonra kararını verir. Bütün süreçlerde avukat olmadan adli bir işlem yapılması kanunen geçersizdir. Avukat dolayısıyla bütün bilgilere, bütün belgelere sahip. Ne ile suçlandığını, delillerin ne olduğunu biliyor. Avukat bunu ABD yetkililerine vermez mi? Verebilir. Ayrıca aileye bilgi veriliyor. Aile, istediği zaman kendisiyle görüşebilir. Özel bir avukat tutabilir. Özel avukat vasıtasıyla görüşebilir. ABD büyükelçiliği veya konsolosluk yetkilileri Dışişleri Bakanlığı üzerinden Adalet Bakanlığı’na talepte bulunarak görüşme talep edebilir. Bütün bu süreçlerin işletilmesinde yasal bir engel olmadığı gibi, yargının ortaya çıkardığı bir engelleme de söz konusu kesinlikle değildir. Nitekim özel avukatı gitti, görüştü ve çıkışta da açıklama yaptı. Onun için dosyadaki bilgi, belge, delilden haberimiz yok, lafı zannedersem Washington’un eksik bilgilendirilmesinden kaynaklanan bir şeydir. Aksi takdirde bilgiler ortada. Siz gelip alacaksınız.”

Amerikan tarafının görüşmelerde bir talebinin olup olmadığına yönelik soru üzerine Bozdağ, haklarında adli tahkikat sürenlerin her birisinin Türk vatandaşı olduğunu anımsatarak, “Türk vatandaşları hakkında, Türk makamları işlem yaparken kimseden izin almazlar. Kimseye de soru sormazlar. Bu, egemen bir devlet olmanın, hukuk devleti olmanın gereği olduğu gibi uluslararası hukukun da Türkiye’ye verdiği bir haktır.” ifadesini kullandı.

“Olumlu bir havada geçti, taraflar birbirini gayet iyi anladı”

Bozdağ, söz konusu kişilerin ABD’nin bildirdiği diplomatik dokunulmazlığı olan kişiler arasında isminin bulunmadığını belirtti.

Vize krizinin kısa vadede aşılmasının mümkün olup olmadığı sorusuna cevap verirken Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şu bilgileri paylaştı:

“Dünkü görüşmelerin çok yapıcı bir ortamda geçtiğini Dışişleri yetkilileri açıkladı. Ben de özel bilgi aldım. Olumlu bir havada geçti. Taraflar birbirini gayet iyi anladı. Birbirine vermek istediği mesajları çok net verdiler ve yapıcı ortamda geçen görüşmeler sonunda her iki taraf da edindikleri kanaati hükümetleriyle paylaşmak üzere ayrıldılar. Türkiye’den dönen ABD yetkilileri bunu Dışişleri yetkilileriyle, ilgililerle paylaşacaklar ve sonucunu beraber göreceğiz. Ben bu sürecin daha fazla uzatılmaması gerektiğine inanıyorum. İki ülke halklarının da aleyhine olan bir süreçtir ve doğru da haklı da bir karar değildir. Haksızlığı uzun süre sürdürmek mümkün değil. Umuyorum ki yakın bir süre içerisinde bu görüşmenin de etkisiyle olumlu bir çözüme kavuşacaktır.”

“Kimsenin de bizim buna rıza göstermemizi bekleme hakkı yoktur”

Bekir Bozdağ, Kerkük’te PKK varlığının fotoğraflarla belgelendiğinin hatırlatılmasının ardından, “Ne dersiniz? Kerkük’teki PKK varlığına yönelik Türkiye’nin düşüncesi nedir?” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

“Kuzey Irak bölgesel yönetimi, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak tabirinin tam hayata geçtiği bir örneği yaşıyor. Hep beraber görüyoruz. Orada bölgeyi ateşe atan, istikrarsızlığa atan, pek çok kaosa yol açacak sonuçlar doğuran adımları atan onlar oldu. Bu gelişmeler yarın hangi seyri takip edecek, hep beraber göreceğiz. Biz Türkiye olarak şunu söylüyoruz. Kerkük, Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde, anayasal düzeni ve siyasal birliği içerisinde değerlendirilmelidir ve Türkiye bu değerlendirmeye destek vermektedir. Kerkük’te Araplar, Türkmenler, Kürtler yaşıyor ve Kerkük kadim bir Türkmen şehri olarak biliniyor. Öyleyse Kerkük’ün bu demografik yapısını koruyan, gözeten bir yaklaşımın mutlaka orada hayata geçirilmesi ve korunması lazım. Türkiye PKK terör örgütünün, bölgede etki alanı kurması ve orada söz sahibi olmasına dönük atacağı her adımın şiddetle karşısındadır ve Türkiye bu adımlar karşısında çok sert tutumlar alacağını daha önce defalarca açıklamıştır. Terör örgütünün orada etki alanı oluşturmasını bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Kimsenin de bizim buna rıza göstermemizi bekleme hakkı yoktur.”

Türkiye’nin PKK’ya karşı bu noktada gerekli adımları bundan önce nasıl attıysa bundan sonra da aynı şekilde atacağını belirten Bozdağ, şu anda orada PKK terör örgütünün, Kuzey Irak yerel yönetimine ait unsurların kendilerince bir alan oluşturma gayreti içerisinde olduğunu bildirdi.

Bu sürecin tamamını yakından takip ettiklerini belirten Bozdağ, “Bölgenin huzurunu, güvenliğini, istikrarını bozacak ve Türkiye’nin, Türkmenlerin aleyhine, orada yaşayan Arapların, Türkmenlerin ve Kürtlerin aleyhine olan her türlü gelişmeye karşı olduğumuzu ve bütün olayları an an takip ettiğimizi herkesin bilmesi lazım. Alınması gereken tedbirler de gerektiğinde alınacaktır.” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Kuzey Irak’ta, PKK’ya karşı geniş çaplı bir askeri hareket olup olmayacağına ilişkin, “Her türlü opsiyon o bölgedeki gelişmelere karşı bizim masamızdadır. Daha önce de açıkladık. Hangi adıma öncelik verilecek, hangisi sonraya bırakılacak bunu şartlar tayin edecektir. Hangi olay gelişirse, bizim o olay karşısında karşısında uygulayacağımız bir planımız var, onu devreye sokacağız.” açıklamasında bulundu.

“Bu saatten sonra yapılması gereken etik olan adım atmaktır”

İsimleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün zikredilen AK Partili belediye başkanlarının çekilmemekte niçin direndiklerine yönelik bir soru üzerine Bozdağ, AK Parti’nin değişimi esas alan bir parti olduğunu, bu değişimin herkesçe görüldüğü dile getirdi. 16 Nisan’dan sonra kabinede, AK Parti MKYK’da, teşkilatlarda ve bazı yerel yönetimlerde değişimin olduğunu hatırlatan Bozdağ, değişim dinamiklerini yakından takip ettiklerine değindi.

Halkın ne istediğini görerek hareket ettiklerini aktaran Bozdağ, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti bir davadır. Bu davada görev yapanlardan şu beklenir; Böyle bir irade ortaya çıktığı zaman, benim üzerimden yürüyen ve yürütülen tartışmalarla, partimin yaşadığım şehrin insanlarının ve ülkemin zarar vermesine daha fazla zarar görmesine, yıpratılmasına benim gönlüm razı değil deyip, halktan helallik isteyip, hakkını da helal edip, siyasetin kendilerine ondan sonraki süreçte ihtiyacı olan alanlarda kendilerini göstermek üzere mevcut pozisyonlarını değerlendirerek ona göre adım atmaları beklenir. Etik olan, ahlaki olan budur. Ortaya çıkan tablodan sonra doğru olan bunu ortaya koymaktır. Cumhurbaşkanımız daha önce de isim vererek açıkladı. Şimdi tekrar isim vererek açıkladı. Bu saatten sonra yapılması gereken, etik olan, doğru olan bunun bu çerçevede bir adım atmak, halktan gelen değişim iradesine, nasıl cumhurbaşkanımız saygı duyuyor, halkın bu talebini hayata geçirmek istiyorsa, halkın seçtikleri de gelen bu değişim iradesine kulaklarını açmaları lazım.”

Ayrılanlarla partinin yine çalışacağına işaret eden Bozdağ, “O nedenle görevden ayrılmaları, partimiz 2019′a giden süreçte partimizin güçlenerek bu yolu yürümesine büyük bir destek olacağı gibi kendileri için de yeni imkan kapılarını açacaktır.” diye konuştu.

Halkın ortaya çıkan iradesine kim kulağını tıkarsa oradan kendisi de seçim zamanı ve başka zaman sıkıntıya uğrayacağını vurgulayan Bozdağ, halkın iradesine kulak tıkamamak gerektiğini aktardı.

Bozdağ, Cumhurbaşkanının, halkın sesini duyan bir irade ortaya koyduğuna dikkati çekerek, “Herkesin bu iradeyi duyması lazım. Ondan daha fazlasını söylemeyi doğru görmüyorum.” dedi.

“Değişikliği yapmazsanız o zaman tribünler ayağa kalkıyor”

Belediye başkanlarının AK Parti’nin adayı olarak halkın huzuruna çıktıklarını ve bu kişilerin seçilmesi için parti olarak hep beraber çalıştıklarını belirten Bozdağ, şunları kaydetti:

“Seçilen yerlerde şehircilik, belediyecilik anlamında halkımızın taleplerini, ihtiyaçlarını, sorunlarını en iyi şekilde karşılamak için biz bunu yaptık. Beraber çalışıyoruz. Bir aksama ve sıkıntı olduğu zaman müdahale etmeyecek misiniz? ‘Sizin bakanınız’, ‘Sizin milletvekiliniz’, ‘Sizin belediye başkanınız’ diye partiyi eleştirmiyor mu, partiye vurmuyor mu? AK Parti’nin yaptığı demokrasinin sağlıklı işleyişi bakımından halktan gelen taleplere kulak kabartması, o noktada da demokrasinin kendi içerisinde olan imkanları çerçevesinde tedbir alma gayretidir. Halkın dediklerine uyan bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Hiçbir arkadaşımızı rencide eden bir yaklaşım içerisinde olmadık. Bunların hepsinin memleketimize önemli hizmetleri geçmiş, başarılı çalışmalar yapmış değerli arkadaşlarımız. Bugün görevlerini yeni gelenlere emanet ettikleri takdirde, Türkiye’ye, illerine hizmet etmeye yine devam edecektir. Bunlardan vazgeçildi anlamına gelmez. Bu, bir nevi maçta, aksayan bir yerde, teknik direktörün değişiklik yapması gibidir. Takım yeni maçlar oynadığında onlar, tekrar yeni maçlarda görev alacaklar. Böyle bir değişikliği yapma ihtiyacı teknik direktör duyuyorsa elbette yapacak. Eğer değişikliği yapmazsanız o zaman tribünler ayağa kalkıyor. Onun için de bu değişikliği yapma, işin doğal süreci içerisinde doğru olandır.”

Müftülere nikah yetkisi verilmesi

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın müftülere nikah yetkisi verilmesinin “FETÖ’nün projesi” olduğuna ilişkin sözleri sorulan Bozdağ, CHP’nin bu konuda kendi niyetini gizlemek için ne yapacağını şaşırdığını söyledi.

Şu anda “müftü nikahı” diye bir şey olmadığına dikkati çeken Bozdağ, müftülerin kıyacağı nikahın “resmi nikah” olacağını vurguladı.

Küçük yaşta evliliklerin önünün açılmasının da mümkün olmadığını ifade eden Bozdağ, “Çünkü evlenme yaşı medeni kanunda neyse şu anda da aynıdır, burada bir değişiklik olması söz konusu değil. Evlenme şartları ve evlenme yasakları konusunda da bir değişiklik getirmiyor. Onlar da aynen varlığını devam ettiriyor ve bu nikahsız birlikteliklerin önüne geçecek, resmi nikahı çoğaltacak, kadınların ve erkeklerin hukukunu daha fazla koruyacak bir adımdır. Laikliğe aykırı bir düzenleme değildir. Tam da laikliğin gereğidir. Çünkü laiklik, insanların neye inanacağına, inanmayacağına karışmaz, o noktadaki tercihini teminat altına alır. Bu da o açıdan bir teminattır.” diye konuştu.

Bozdağ, insanları zorlayan bir düzenleme olmadığına da işaret ederek, isteyenin istediği yere gidip, istediğine nikah kıydırabileceğini ifade etti.

Avrupa’da da din görevi yapanların resmi nikah kıyabildiklerini, orada bir sorun olmadığını dile getiren Bozdağ, Türkiye’de de bir sorun yaşanacağı kanaatinde olmadığını anlattı. Bozdağ, “CHP’nin burada esasında karşı olduğu şey ‘müftü’ kelimesinin çağrışımlarına karşıdır. Çünkü müftü, din görevlisidir. Müftü, dini ve dine ait olan şeyleri çağrıştırıyor. O nedenle CHP dinin tezahürlerine dair konular gündeme geldiği zaman nasıl bir tutum takınıyorsa hiç şaşırmadık, benzer bir tutumu ortaya yine koydu, onu görüyoruz burada.” diye konuştu.

Nüfus müdürü, muhtar, belediye başkanı ve konsolosların da nikah kıyabildiğine dikkati çeken Bozdağ, müftülerin tamamının üniversite mezunu, önemli bir kısmının da yüksek lisans ve doktora mezunu olmasına rağmen düzenlemeye karşı çıkıldığını belirtti.

Başka bir meslek mensubuna ilave nikah kıyma yetkisi verilmiş olsaydı CHP’nin bu tartışmaların hiçbirini yapmayacağını belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

“Çok net burada din görevlisi olan ilçe ve il müftülüklerine bu yetkinin verilmesi CHP’yi fevkalade rahatsız etmiştir. Onun için bu işi kötülemek için ne yapacaklarını şaşırdılar. Bir yalan söylüyorlar ‘Çocuk yaşta evliliklerin önü açılacak.’ Nasıl açılacak, kanunda bir değişiklik yok ama söylüyorlar. Şimdi FETÖ’ye sardılar anlaşılan, FETÖ projelerinin Türkiye’de avukatlığını bugün CHP yapıyor. 17-25 Aralık oldu, kim yaptı bu projeyi, gruba getirdi genel başkan bu tapeleri orada dinletti, hatırlatsanız. MİT tırları hadisesi oldu, yine bunun arkasına CHP düştü. Cumhurbaşkanı ve hükümeti teröre yardım ve yataklık eden bir ülke olarak gösterme projesini FETÖ hayata geçirdi, Türkiye’de müdafiliğini bunlar yaptı. Uluslararası mahkemelerde cumhurbaşkanının, hükümet yetkililerinin yargılanacağını FETÖ söyledi, bunlar söyledi. HSK Kanunu’na onlar karşı çıktı, bunlar karşı çıktı, Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Seçimlerdeki durum orada. Darbe teşebbüsünü yaşadık arkasından ‘kontrollü darbe’ iftirası çıktı, FETÖ’nün sözüdür. Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğuna ilişkin iftiraları FETÖ ortaya attı, bunun da Türkiye’de avukatlığını onlar yaptı. Baktığınız zaman FETÖ’nün halk ve devlet tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ve ilan edildiği süreçten sonra FETÖ’nün bütün projelerinin Türkiye’deki takipçisi ve destekçisi CHP’dir.”

“Adil Öksüz hayattaysa eninde sonunda Türkiye devleti onu bulacak”

Bekir Bozdağ, “Adil Öksüz darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hala yakalanmadı. Hala hayatta ve Türkiye’de olabilir mi? Eğer öyleyse kimler tarafından, nasıl saklanıyor?” sorusu üzerine, Adil Öksüz’ün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün “kilit ismi” olduğunu belirtti.

O gece olup bitenlerin, pek çok soruyu sordurduğunu, bu soruların tamamının bugüne kadar cevabının verilemediğini anlatan Bozdağ, adli ve idari süreçlerin işlediğine vurgu yaptı.

Adli tahkikatla pek çok konuda cevaba ulaşılacağını belirten Bozdağ, şöyle konuştu:

“Ama yeterli cevaplar ortaya çıkacak mı, onu beraber göreceğiz. Adil Öksüz ile ilgili pek çok rivayet çıktı, ‘Şurada saklanıyor, buraya kaçtı, oraya gitti, birileri saklıyor, kaçırdı.’ Bu ihtimallerin hepsinin de doğru olma ihtimali var mı, olabilir. Çünkü kesin bilgi kimsede yok. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Emniyet istihbaratımız, güvenlik güçlerimiz, bütün kamu görevlileri ve bütün 80 milyon Türk insanı Adli Öksüz’ü bugün Türkiye’de arıyor. Çünkü görselleri medyada çıktı ve Adil Öksüz’ü herkes ezberledi. Gezebilmesi mümkün değil. Yani bir hareket halinde olsa, bu bulunabilir. Türkiye içinde birileri saklıyor olabilir, kendi tek başına saklanabileceğine ben ihtimal vermiyorum. Birileri saklıyor olabilir, yurt dışına kaçırılmış olabilir ya da birileri infaz etmiş olabilir ya da başka bir ihtimal olabilir…Ama şu anda devletin elinde Adil Öksüz’ün ‘Şu anki durumu nedir? ‘ sorusuna verilebilecek kesin bir cevap yok. Devlet de mevcut bütün ihtimalleri değerlendirerek, süreci takip ediyor. Adil Öksüz hayattaysa eninde sonunda Türkiye devleti onu bulacak. Türkiye içinde veya dışında nerede olursa olsun, onu tutup Türkiye’ye getirecektir, Türk yargısının önüne çıkaracaktır. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Çünkü bu olup bitenlerin hesabını, ona millet adına Türk yargısı elbette soracaktır, diğer darbecilere ve FETÖ’cülere sorduğu gibi.”

OHAL’in uzatılması

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ, “tek tip kıyafet” konusuna ilişkin bir soruya ise Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün bu konuda bir hazırlık içerisinde olduklarına dair bir açıklama yaptığını ve o hazırlık tamamlandığında konunun değerlendirileceğini aktardı.

OHAL’in ne kadar daha uzatılacağına ilişkin soru üzerine Bozdağ, OHAL’in ihtiyaçtan doğduğunu dile getirdi.

Bozdağ, 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünün ülkenin demokrasisi, hukuk devleti, güvenliği ve devletin bekasının büyük bir tehdit altında olduğunu gösterdiğini hatırlatarak, terör örgütüyle mücadele etmek, devlet ve milleti bunların tehlikesinden kurtarmak için OHAL’in ilanına ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

O süreçte OHAL’in 3 ayda bitirilmesinin hedeflendiğini anımsatan Bozdağ, “Daha sonra gördük ki görünen buz dağının bir kısmı. Türkiye’nin kısa bir süre içerisinde bu terör örgütüyle ve diğer terör örgütleriyle mücadelesini neticeye ulaştırma imkanı yok, ihtiyaç ve zaruret varlığını devam ettiriyor. O nedenle dört defa uzatıldı, şimdi beşinci kez uzatıldı.” dedi.

Olağanüstü halin vatandaşın hak ve hürriyetlerini kısıtlamak ve Türkiye’yi olağanüstü bir yönetime götürmek için ilan edilmediğini söyleyen Bozdağ, şunları kaydetti:

“OHAL sadece devleti yönetenlere ve devlette görev alanlara Türkiye’nin 15 Temmuz’da darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldığı olağanüstü süreci ortadan kaldırıp, ülkeyi tekrar kısa sürede olağan hale döndürmek maksadıyla hızlı çalışmaları, hızlı karar almaları ve bu kararları etkin ve hızlı bir biçimde uygulamaları için hükümetimize ve devlet görevlilerine ilan edilmiştir. Vatandaşın rutininde bir olumsuzluk bugüne kadar olmamıştır. Terör örgütlerinde, teröristlerde ve bunlara destek verenlerin hayatında elbette değişiklikler olabiliyor çünkü bu olağanüstü hal terör örgütleri, teröristler ve bunların destekçileriyle devletin mücadelesi için ilan edilmiştir.”

Bozdağ, taşeron işçilere kadro verilmesine ilişkin bir soru üzerine de “AK Parti hükümetleri bugüne kadar hangi sözü verdiyse yaptı. Bu konuda hükümetimizin verdiği sözlerden birisidir, programımızda yer almaktadır. Bakanlar Kurulumuzda daha önce defalarca görüşüldü. Bazı konularda ilave çalışma yapılması talimatı verildi ve bu çalışmalarda son noktaya geldi. İnşallah yeni yıla kadar veya en geç yeni yılın başında bu konuda atılması gereken adım atılacaktır.” diye konuştu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>