width=750

Başbakan Yıldım: NATO’nun sınırlarını korumak, terör gruplarına mı kaldı

Başbakan Binali Yıldırım, “NATO’nun sınırları, Türkiye’nin güney sınırlarıdır. NATO’nun sınırlarını korumak, terör gruplarına mı kaldı? Biz kendi sınırımızı koruruz.” dedi.Başbakan Yıldım: NATO'nun sınırlarını korumak, terör gruplarına mı kaldı

ANKARA

Başbakan Binali Yıldırım, “Kanunlarla, kısıtlamalarla, yasaklarla değil, medyanın, basının, yayının kendi etik değerlerinin gelişmesi lazım. Medyaya, basına güveni artırmanın itibarını yükseltmenin yolu bu, başka türlü olmaz. Bu konuda hepimize çok büyük görevler düşüyor.” dedi.

Yıldırım, Ankara’da bir dernek tarafından düzenlenen ödül törenine katıldı.

Ödüle layık görülenleri tebrik eden ve başarılarının devamını dileyen Yıldırım, 15 Temmuz şehidi Mustafa Cambaz başta olmak üzere tüm şehitleri rahmetle andı.

Demokrasilerde siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve medyanın önemli bir yeri olduğunu söyleyen Yıldırım, Türkiye’nin gelişim ve demokrasi tarihinin sadece siyasi sistemin ve partilerin değişimiyle olmadığını, basın ve yayın dünyasının da bu değişim ve gelişmeye önemli katkıları olduğunu ifade etti.

Bunun en son ispatının 15 Temmuz gecesi olduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“O gece basın yayın kuruluşlarına, televizyonlara kimse bir şey demedi. Biz arayıp ‘şöyle yayın yapın, böyle yayın yapın, darbe karşısında bir duruş sergileyin’ demedik. Milletini, devletini, bayrağını, demokrasisini seven basın ve medya kuruluşları adeta o gece durumdan vazife çıkararak yayın yaptılar ve bu darbenin bastırılmasında hayati bir görev üstlendiler. Ben bu münasebetle o gece yaptığınız büyük işten dolayı bir kez daha bu vesileyle hepinizi kutluyorum, milletim adına, ülkem adına teşekkür ediyorum.”

Türkiye’nin son 15 yılda bir çok alanda sağladığı ilerlemenin bilindiğine işaret eden Yıldırım, bu gelişmelerin aynı zamanda basın ve yayın sektörünün de içinde yer aldığı gelişmeler olduğunu belirtti.

Haber alma kaynakları ve medyanın her geçen gün çeşitlendiğini ve zenginleştiğini aktaran Binali Yıldırım, bunun nedeninin iletişim alt yapısının gelişmesi olduğunu vurguladı.

Elinde cep telefonu olan herkesin adeta bir medya mensubu gibi olduğuna işaret eden Yıldırım, “Televizyonların altında ‘kendi haberinizi yapmak için WhatsApp’tan şu numarayı arayın’ diye ilanlar veriyorlar. Medya patronları da artık işi ucuza getirmenin yolunu arıyorlar. Öyle değil mi? Neyi kullanarak, teknolojiyi kullanarak yapıyorlar.” dedi.

Yıldırım, 2004 yılında kendisinin bugünleri anlattığını ancak bazı arkadaşlarının gülümseyerek, “Bakan da sallıyor” dediklerini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz süre içerisinde bunların hepsi tek tek gerçekleşti. Tabi bu demokrasi adına güzel bir şey. Milletin tek kanaldan, tek kaynaktan değil birçok kaynaktan bilgi alması, doğrulaması, çapraz sorgulaması imkanı veriyor ama sosyal medya, internet, güzel bir platform ama aynı bir antibiyotiğe benziyor. Kararı ilaç, fazlası zehir. Burada da sosyalleşmeden uzaklaşmamak gerekiyor, yalnızlaşmamak gerekiyor ve toplum içinde toplumla kaynaşarak, yaşayacak şekilde bu mecraları kullanmak gerekiyor. Bu çok ama çok önemli.”

“Sanal dünya yalan dünya da değildir”

“Sosyal medya sorumsuz medya değildir.” diyen Başbakan Yıldırım, “Sanal dünya yalan dünya da değildir. Gerçek hayatta ne suç ise sanal alemde de aynı şey suçtur. Onun için bu mecrayı kullananların bu hassasiyeti göz ardı etmemeleri gerekir. ‘Aman canım beni kim bulacak? İsim sahte, hesap yurt dışında, vurur geçerim’, öyle olmuyor. Şimdi artık bu internet iletişiminin uluslararası hukuku da oluştu. Dolayısıyla hangi ülkede olursa olsun, hangi isim altında olursa olsun ona erişmek ve hakkında hukuki işlem yapmak mümkün hale geliyor. Bugün 50′den fazla ülke birbiriyle bu konuda ikili bilgi değişimi anlaşması yaptı, adli yardım anlaşması yaptı. Bu sayı gittikçe artacak, o bakımdan bu alanı kullananların dikkatli olması, daha sorumlu davranması lazım. İleride ne kendinin başını belaya sokması ne de başkalarını mağdur etmemesi gerekir. Bu hususta bir hatırlatma yapma ihtiyacı duydum.”

Medyanın önemli ve birçok yönden vazgeçilmez olduğunu söyleyen Yıldırım, medyanın “Azı karar, çoğu zarar gibi bir şey” olduğunu ifade etti.

Gazetelere baktığında merhum Erdal İnönü’nün, “Ben gazetede başkaları hakkında bir haber gördüğüm zaman hemen inanıyorum, kendi hakkımda gördüğüm zaman hiç inanmıyorum.” şeklindeki sözünü hatırladığını belirten Yıldırım, “Doğru arkadaşlar. Hiç kimse kendisi hakkında yapılan habere inanmaz ve büyük tepki gösterir. Ama başkaları hakkındaki haberi de önemsemez ‘vay namussuz, neler yapmış’ der geçer, çok hızlı bir yargıya varabilir. Onun için burada kanunlarla, kısıtlamalarla, yasaklarla değil, medyanın, basının, yayının kendi etik değerlerinin gelişmesi lazım. Medyaya, basına güveni artırmanın itibarını yükseltmenin yolu bu, başka türlü olmaz. Bu konuda hepimize çok büyük görevler düşüyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin demokrasi kültürünü geliştirmek adına gayret gösterdiklerini ve buna devam ettiklerini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Mülki idarede, yerel yönetimlerde medya toplumun sesidir. Dolayısıyla medyaya sadece Ankara olarak, İstanbul olarak bakmıyoruz. Anadolu’nun her köşesinde vücudun kılcal damarları gibi oradaki yaşayan vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi ve orada görev yapan yerel yöneticilerin iş ve işlemlerinin vatandaş adına izlenmesi, bir anlamda denetlenmesi görevini de Anadolu medyası yapıyor. Hep söylenen bir söz vardır. ‘Demokrasi yerelden başlar’, doğru, ulusal medya kadar ve hatta daha fazla yerel medyanın sesini, sözünü çok önemsiyoruz ve bununla ilgili de her türlü katkıyı, desteği vermeye çalışıyoruz.”

“Farklı dil, lehçelerde televizyon yayınına imkan sağladık”

Yıldırım, Ankara’da bir dernek tarafından düzenlenen ödül törenine katıldı. Demokrasinin en ayırt edici özelliklerinden birinin çok seslilik olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, diğer alanlarda olduğu gibi medya alanında en ileri demokratik standartları yakalayana kadar bu mücadeleyi, bu değişim sürecini sürdüreceklerini ifade etti.

Bu amaca yönelik olarak Basın Kanunu’nu yeni baştan ele aldıklarını ve 2004′te yeni kanunu yürürlüğe soktuklarını hatırlatan Yıldırım, “Farklı dil, lehçelerde televizyon yayınına imkan sağladık. 2005 yılında Anayasa değişikliği yaparak RTÜK’ü bir Anayasal kurum haline getirdik ve milli iradenin üyelerini seçmesinin yolunu açtık. Artık Meclis RTÜK üyelerini seçiyor. Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin gösterdiği adaylar arasında seçiliyor. Bu ne sağlıyor? Bu da Meclis’teki siyasi çeşitliliği, aynı şekilde medya denetim organı, düzenleyeci organında geçerli olmasına imkan veriyor.” diye konuştu.

“Her türlü şiddet, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur”

Yıldırım, Ankara’da bir dernek tarafından düzenlenen ödül töreninde yaptığı konuşmada, son zamanlarda toplumsal psikolojiyi bozan kötü haberlerin medyada daha çok göründüğünü söyleyerek, bunun herkesi üzdüğünü dile getirdi.

Şiddetle mücadelenin bir yolunun da ona reklam ve propaganda imkanı vermemek olduğunu ifade eden Yıldırım, “Medyamızın, şiddet ve nefret kültürüne karşı çok ama çok özenli bir yayın gerçekleştirmesi lazım. Her türlü şiddet, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Dolayısıyla medyamız kötü haberlerin kötü etkisini de göz önünde bulundurarak iyiye, güzele, merhamete, adalete vurgu yapan bir dil tercih etmelidir. Bunu kullanmalıdır.” diye konuştu.

Bugünlerde milli ve yerli her türlü çıkışa ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Yıldırım, savunma sanayisinde, ekonomide buna ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.

Yıldırım, siyasette de yerli ve milli çıkışa ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

“Etrafa bakıyorsunuz, her gün yeni bir plan, yeni bir tezgah. Bir yandan Suriye’de, Irak’ta işleri yoluna koyalım derken dost bildiğimiz bazı ülkeler, hem de NATO içinde, bizimle beraber aynı masa etrafında oturanlar, bize karşı alenen terör faaliyeti yürütenlerle bir olup bir ordu kuruyorlar. NATO’nun sınırları, Türkiye’nin güney sınırlarıdır. NATO’nun sınırlarını korumak terör gruplarına mı kaldı? Biz kendi sınırımızı koruruz. Her türlü ülkemize yönelecek bu terör faaliyetlerinin de üstesinden gelmesini biliriz. Fırat Kalkanı’nda bunu yaptık, icap ederse yeni alanlarda da bunu en güzel şekilde yerine getiririz ancak bu günlerde gerçek dost ve gerçek dost olmayanlar belli oluyor.”

“Niyetinizi açıkça ortaya koyun”

Emperyalist özlemlerin, hedeflerin bölgede yeni planlamalar peşinde olduğunu belirten Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni planlama, Türkiye’nin bölgedeki teminat gücünü zayıflatmaya yönelik planlamalardır. Biz müttefiklerimize açık bir çağrı yapıyoruz. Niyetinizi açıkça ortaya koyun. Siz, tabi olduğunuz müttefikliğe, NATO üyeliğinin getirdiği vecibelere uygun olarak hareket edecek misiniz? Yoksa Türkiye’nin içeride ve dışarıda başını ağrıtan çapulcularla iş tutmaya devam edecek misiniz? Bu kararın verilmesi bizim açımızdan hayati önem taşıyor. Bugüne kadar egemenlik haklarımızdan şartlar ne olursa olsun zerre kadar taviz vermedik, bundan sonra da hiçbir şekilde, hiçbir güç şu ay yıldızlı bayrağı indiremez, bu ezanları dindiremez, bu milleti bölemez, ayrıştıramaz.”

Başbakan Yıldırım, sözlerinin sonunda, Muallim Naci’nin “Marifet iltifata tabidir. Alıcısı olmayan meta zayidir.” sözünü de anımsatarak, şunları söyledi:

“Ödül, bir başarıyı, daha güzelini yapmayı teşvik eden bir şeydir. Onun için bol bol ödül verin. Bizim ödülümüz de alkıştır. Siyasetçilerin ödülü alkış. Çok pahalı değil. Birçok medya mensubu arkadaşımız vazifesini büyük bir fedakarlıkla, zor şartlarda ifa ediyor. Bu vesileyle işlerinizde kolaylık diliyorum. Her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha bilmenizi istiyorum.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>