Berlin Cemevi’nde, Almanya’da aşırı sağ terörü ve NSU cinayetleri tartışıldı

BİR yıl önce sözcük dağarcığımıza giren ‘NSU’ kelimesi sadece 2000-2007 yılları arasında dokuzu göçmen on insanın hunharca katledilmesi anlamına gelmiyor. Daha da önemlisi ‘NSU’ kelimesi Almanya’da aşırı sağ terörünün boyutunu ve kısmen dahi olsa derin devlet ile sağ terörün ilişkisini gözler önüne seriyor.

 

Menderes SiNGiN(euturkhaber)
BERLIN-Federal Almanya Meclisi’nde bu cinayetleri, cinayetlerde güvenlik birimleri ve anayasayı koruma birimlerinin ihmali, sorumlulukları olup olmadığını araştırmak için kurulan araştırma komiyonunun iki SPD’li üyesinin katılımı ile 22 Ekim’de Berlin Alevi Toplumu – Cemevi’nde bilgilendirme paneli gerçekleştirildi. Ağırlıklı olarak Almanların katıldığı panele Federal Meclis Araştırma Komisyonu’nun SPD Federal Milletvekilleri Dr. Eva Högl ile Sönke Rix’in yanı sıra komisyonun bütün toplantılarını izleyen gazeteci Mely Kiyak katıldı. Panel SPD Göçmen Kurulu (AG Migration) Başkanı Aziz Bozkurt tarafından yönetildi.
Katılımın yoğun olduğu panel Dr. Eva Högl tarafından yapılan açılış konuşması ile başladı. Özellikle böyle önemli bir panelin Cemevi’nde yapılıyor olmasından ötürü duyduğu mutluluğu paylaştı. Daha sonra SPD Friedrichshain-Kreuzberg Başkanı Julia Schimeta genel bir değerlendirme yaptıktan sonra sözü Berlin Alevi Toplumu Başkanı Ahmet Taner’e verdi. Berlin Alevi Toplumu Başkanı panelistleri ve misafirleri selamladıktan sonra Cemevi hakkında bilgi verdi ve sonrasında NSU cinayetleri hakkında kurumun genel tutumu ve düşüncesini panele katılan misafirlerle paylaştı. Devletin vatandaşlarına eşit davranmasıyla mükellef olduğunu; yan yana yaşamamaktan çok birlikte yaşamanın gerekliliğine işaret ederek devlet kurumlarının daha çok göçmenleri işe alması gerektiğini vurguladı.

Irkcılığa karşı duruş

Ardından panelistler Aziz Bozkurt’un konuya dair özenle ve çok yerinde seçilmiş sorularına cevap verirken araştırma komisyonun çalışmaları ve yaşadıkları güçlükleri dile getirdiler. Özellikle Almanya’da yeniden filizlenen ırkçılığın karşısında toplumun topyekün bir duruş sergilenmesi gerektiğini defalarca dillendirdiler.

Toplam üç buçuk saat süren panelde bilhassa kamuoyuna açık komisyon toplantılarını düzenli izleyen gazeteci Mely Kıyak’ın verdiği bilgiler çok dikkate degerdi. Komisyonda şahit olarak dinlenen savcı, polis müdürü ve devlet yetkilerinin yaptıkları açıklamaları hayretle ve büyük bir şaşkınlıkla takip edildi.

Türk gazetecileri komisyon toplantılarına ilgisiz

Bu komisyona bu kadar değer biçilirken Türk gazetecilerinin komisyon toplantılarına karsı ilgisizliğinden sikayetçiydi. Vatandaşını korumakla yükümlü birimlerin burada karşılarına karşı taraf olarak çıktığını açıklayan Dr. Eva Högl’in yorumu çok önemliydi.

Sönke Rix’in de komisyon çalışmalarına dair verdiği bilgilerden sonra soru-cevap kısmına geçildi. Paneli izleyen birçok misafir yorumla karışık sorularını panelistlere yönelttiler.

Cinayetler neden yıllarca aydınlatılamadı?

En vahim durum ise bugüne kadar sürdürülen komisyon çalışmalarında cinayetlerin nasıl yıllarca aydınlatılmadığı, güvenlik birimlerinin olaylarda ihmali, hatta suçu olup olmadığı gibi temel soruların cevabını bulmada tek arpa boyu yol alınmadığı gerçeğinin tüm panelistlerin ortak görüşü olması idi.

Comments are closed.