width=750

Bizim kahramanlarımızın hiçbiri sahte ya da sahtekar değil

Osmanlı Cihan Devleti’nin ordusunun en önde giden cesur savaşçılarını anlatan ‘Deliler’ filmi, Fatih Sultan Mehmed ile Eflak voyvodalığına tayin ettiği Vlad Tepeş dönemine ışık tutacak.

'Bizim kahramanlarımızın hiçbiri sahte ya da sahtekar değil'

İSTANBUL – Hilal Uştuk

Osmanlı Cihan Devleti’nin ordusunun en önde giden cesur savaşçılarını anlatan ”Deliler” filmi, Fatih Sultan Mehmed ile Eflak voyvodalığına tayin ettiği Vlad Tepeş dönemine ışık tutacak.

Çarpıcı hikayesiyle dikkati çeken ve Hollywood yapımlarını aratmayacak çekim teknikleri kullanılan film, 23 Kasım’da seyirciyle buluşacak.

Filmin yapımcılarından biri olan aynı zamanda Erkan Petekkaya, Yetkin Dikinciler, Nur Fettahoğlu ve İsmail Filiz ile başrolü paylaşan Cem Uçan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 8 yıldır araştırdığı Deliler Ocağı’nın, Bosna sancak beyliğine bağlı olduğunu söyledi.

Kendisinin de Bosna Hersekli bir Türk vatandaşı olduğunu aktaran Uçan, şu bilgileri verdi:

“Aslında bu savaşçıların hepsi benim atalarım. İnsanüstü denilebilecek fiziki yeterliliği ve cesareti olanlar, çok küçük yaşlarda Deliler Ocağı’na kabul ediliyor. Fiziki yeterlilikleri iyi çocuklardan seçiliyorlar. Bunlar Slav uyruklarından, yüzde sekseni Boşnaklar ve Arnavutlar. Boylu poslu, fizikli çocuklar. Çok küçük yaşta kabul edilmelerinden ve orada aldıkları eğitimlerden dolayı vücutlarında, metabolizmalarında, ruh hallerinde ve psikolojilerinde korku yetisi gelişmemiş çocuklar. Korkmuyorlar hiçbir şeyden. Sultanlarına ‘hakanım’ diyorlar. Türk dünyasının başındaki insanlar olarak görüyorlar. Ölümüne biat etmişler, Osmanoğlu mülküne, sultanlarına, Hazreti Ömer’e, Hazreti Ali’ye ve peygamberlerine… Bu öğretiyle büyümüşler. ‘Biz Ömer’in adaleti, Ali’nin celadetiyiz’i kendilerine ilke edinmişler. ‘Biz adalet olmadan asla celadete başvurmayız’ diyen bir grup aslında.”

Cem Uçan, Deliler’in ilginç kıyafetler ve aksesuarlar kullandığını kaydederek, kartal kanatları, aslan ve sırtlan postlarıyla çok enteresan bir görüntüleri olduğunu söyledi.

Deliler’in adalet üstüne kurulu bir hayatları olduğunun altını çizen Uçan, dünyada benzeri olmayan askeri bir birlik olduğunu dile getirdi.

“Bizans askerinin miğferinde Delilerin tokat izi var”

Yapımcı ve oyuncu Uçan, Deliler ile ilgili çok fazla belge ve bilgi olmadığının altını çizerek, “Onlarla ilgili küçücük bilgi olan yerleri bile buldum. Hepsini araştırdım yani minyatürlerinden tutun da Roma’da bir katedralin girişindeki Deli askerin heykeline kadar hepsini buldum. Roma’da bir Osmanlı Bizans müzesi var. O müzenin içerisinde Bizans askerlerinden birinin çelik bir miğferi var. Üzerinde iki milim tokat izi var. Tokatla başında yamultmuşlar miğferi ve bunu yapan Deli askerlerden biri.” diye konuştu.

Delilerin isminin “delil” kelimesinden geldiğine vurgu yapan Uçan, “Delilin Osmanlıca karşılığı, araştıran ve istihbarat toplayan demek. Delilden dolayı deli haline dönüşüyor. Bir de ‘delu’ deniliyor. Çok cesaretli, gözünü esirgemeyen, korkmayan, insanüstü cesareti olan bir askeri birlik oldukları için delu diyorlar. Yoksa meczup oldukları için değil.” dedi.

Uçan, Deliler’in ölümden korkmadıklarını ifade ederek, “Bir insan daha ne kadar deli olabilir ki. Onlar öldükten sonra asıl dünyalarına geldiklerini düşünüyorlar. Onlar için ölmek bir düğün.” dedi.

Amerikan yapımlarındaki yapay kahramanlara da işaret eden Uçan, şöyle devam etti:

“Bizim Spider Man’imiz yok. Amerika’daki meşhur dizilerdeki gibi ejderhalarımız, yerden zıplayan solucanlarımız yok. Türklüğün ana teması olan, Türklüğü coğrafyamıza taşıyan bozkurdumuz var. Bu tema çok iyi işlenebilir. Biz de filmimizde çok iyi işliyoruz ama asla bir siyasi obje olarak değil. Sadece Türklüğün tanımı olarak işliyoruz. Çünkü Delilerin hiçbiri dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet Han’ı ‘Sultan’ olarak görmüyorlar, ‘Hakan’ olarak görüyorlar. Osmanlı mülkünün başındaki değil, Türk dünyasının başındaki adam olarak görüyor. Bizim Mesnevimiz, tarihimize dayanan bir ritüelimiz, bir zenginliğimiz var. Bunlar dünya sinemasının beslendiği şeyler. Biz bunları yakalamakta çok geç kalmış durumdayız. ‘Yüzüklerin Efendisi İki Kule’yi çeken Peter Jackson bizim tarihçilerimiz kadar Osmanlı tarihini biliyor. Filmi izlediğinizde göreceksiniz Urukaylar diye bir askeri birlik var orada. Urukaylar Osmanlı’da bir beylik. İki kuleye saldırı sistemi baştan sona, en ince detayına kadar Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethindeki saldırı sisteminin aynısı. Yaklaşan kuleler, kocaman topla surun delinmesi, yukarıdan akan kızgın yağlar, lağımcıların surların altına döşedikleri patlayıcılar. Hepsi birebir Osmanlı’nın saldırı tekniğidir.”

“Kendi kabuğumuzun içinde kalmamamız lazım”

Uçan, filmde Fatih Sultan Mehmed ile Eflak voyvodalığına tayin ettiği Vlad Tepeş’in döneminin ele alındığını vurgulayarak, “Fatih Sultan Mehmed Han, celadetli bir sultan ve dünyaya gelmiş en entelektüel adamlardan biri. Öz Latinceyi Avrupa’da hem yazıp hem konuşabilen 5 adamdan biri. Su altından gemilerin roket atması için torpido planları çiziyor. El Cezeri’nin çizimlerine hakim. Hayatını okuyarak geçirmiş. Bizim bazı dizi ve filmlerimizde anlatıldığı gibi üstünde şaşalı kaftanları, kafasında balkabağı gibi sarığı olan bir sultan değil. Üstünde bir fakir hırkası, başında bir derviş sarığı olan ve bir hayvan postu üstünde oturan bir Sultan’dan bahsediyoruz biz. Bizim aslımızı iyi anlatmamız, iyi göstermemiz lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Amerikan sinemasındaki hayali kahramanlara işaret eden Uçan, ABD’nin 250 yıllık bir tarihi olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“Neyi anlatacaklar? Öldürdükleri 25 milyon Kızılderiliyi mi? Bize döndüklerinde onlar dünyanın en medeni, en entelektüel toplumu ama biz en cani toplumuyuz. Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de çocukları öldüren onlar. Her yerde soykırım yapan, çocukları öldüren, insanları yaşlı, genç, asker, sivil ayırmadan sırf oradaki hegemonyalarını sağlasınlar diye katleden onlar ama cani olan biziz. Bunu da anlamıyorum. O yüzden bizim kahramanlarımızı gerçekten dünya standartlarında anlatmamız lazım. Yapımcı arkadaşlarım, dostlarım, ağabeylerim var. Gerçekten uğraşıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama sadece kendi kabuğumuzun içinde kalmamamız lazım. Elin Amerikalısı, Avrupalısı uzaydan gelmedi. Bu filmleri Hubble teleskobuyla çekmiyorlar. Bizim çektiğimiz kameralarla, lenslerle ve ışıklarla çekiyorlar. Biraz daha vaktimizi, zamanımızı ve zekamızı zorlarsak, inanın biz onlardan çok daha iyi filmler yaparız. Çünkü bizim kahramanlarımızın hiçbiri sahte ve altını çizerek söylüyorum, sahtekar değil. Hepsi reel, tarihi kronolojide var olmuş ve anlatılan insanlar.”

Uçan, Türkçe dışında İngilizce, İspanyolca, Rusça ve Azerbaycan Türkçesi dillerinde de yayımlanacak filmin, yurt içinde ve yurt dışında gala gösterimlerinde izleyiciyle buluşacağını ifade etti.

Filmin oyuncu kadrosunda Hakan Yufkacıgil, Gökçe Özyol, Rüzgar Aksoy, Gülşah Şahin Uçan, Demet Tuncer, Kamil Güler, Namık Rüstemhanlı, Mehmet Pala, Mehmet Ali Karakuş, Batın Uçan, Baran Öztürk ve Berat Efe Parlar da yer aldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>