width=750

Caşın, ‘Türkiye ile oynamak ateşle oynamak gibidir’

İstinye Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Hakkı Caşın, “Türkiye ile oynamak ateşle oynamak gibidir. Türkiye, F-35 projesinin dışına itilirse Batı ekseninden uzaklaşır, Rusya-Çin blokuna yakınlaşır.” dedi.

'Türkiye ile oynamak ateşle oynamak gibidir'

İSTANBUL

İstinye Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD’nin Münbiç, S-400 füzeleri ve Rahip Brunson konularında geri adım atmayan Türkiye’yi silah ambargosuyla tehdit ettiğini belirterek, “Türkiye ile oynamak ateşle oynamak gibidir. Türkiye, F-35 projesinin dışına itilirse Batı ekseninden uzaklaşır, Rusya-Çin blokuna yakınlaşır, NATO’dan çıkmak durumunda olur. Ayrıca İncirlik’teki ABD askerinin tasfiyesi gerekir. Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz’de ise gerginlik tırmanır. Bu da en çok İsrail’in güvenliğini tehdit eder.” dedi.

Prof. Dr. Caşın, ABD’li bazı senatörlerin Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının satışının engellenmesi amacıyla yasa tasarısı sunması, İsrail’in bu yöndeki çabaları, Türk-Amerikan ilişkileri, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve NATO’nun güney kanadının güvenliğini bekleyen tehditlerle ilgili AA muhabirinin sorularını cevapladı. Caşın’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

İsrail ve Yahudi lobilerinin Türkiye’ye silah satışının engellenmesi için Washington’da yoğun mesai harcadıklarıyla ilgili haberler okuyoruz. Üstelik bir tasarı sunuldu bile. Sizce ambargo tehdidinin arkasında yatan sebepler nelerdir?

ABD yönetimi, F-35 kartıyla Türkiye’nin Kuzey Suriye’de kurulmak istenen terör örgütü PYD’nin otonom devletine müdahale etmemesini, Rusya’dan sipariş verdiği S-400 hava savunma füzelerinin alımını durdurmasını ve FETÖ davasından tutuklu Rahip Brunson’un serbest bırakılmasını hedeflemektedir.

İsrail’in ise 5. nesil savaş uçağı F-35′lerin Türkiye’ye satışının engellenmesi veya yazılımlarının verilmemesi için lobileri vasıtasıyla ABD yönetimine baskı yapmasının üç ayağı var. Birincisi, İsrail F-35 savaş uçağına sahip olan tek Orta Doğu ülkesi olmak istiyor. İkincisi, uçağa ait kritik teknik performans bilgilerinin üçüncü ülkelere sızdırılmasından endişe duyuyor, yani bizi teknoloji istihbaratı yapmakla suçluyor. Üçüncüsü ise İsrail, Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarıyla hava üstünlüğü teknik kapasitesinin yükseltilmesini önleme gayretinde. Yani bizim askeri kapasitemizi zayıflatmak istiyor. Ancak hukuken İsrail’in bu girişimlerinin gerçekleşmesi mümkün değildir. Her şeyden önce İsrail, bir NATO müttefiki değildir. Ayrıca bu ticari bir anlaşmadır ve Türkiye konsorsiyum ortağıdır, teknolojik olarak bu projeye katkı sağlıyor, önemli parçaların tedarikçisi durumundadır. Bu uçaklarda kullanılan seyir füzelerini de Türkiye üretmektedir. Türkiye ayrıca uçakların bakım merkezi olacak.

Üretici firma Lockheed Martin’in ortağı olan İsrail lobisi, Amerika’da çok güçlüdür. Yanında da Yunan ve Rum lobileri yer almaktadır. O yüzden Amerikan Kongresi’ndeki baskıyı artırabilirler ancak Türkiye bu baskıyı aşabilir. Yine de son sözü ABD siyasal ve askeri eliti söyleyecektir.

“İsrail, Türkiye aleyhtarlığıyla stratejik hata yapmaktadır”

Bir askeri ambargo, Türkiye’nin ABD, NATO ve Batı ile olan ilişkilerini nasıl etkiler?

Şunu belirtmek gerekir ki, uygulanacak askeri ambargo, Türkiye’yi Batı ekseninden uzaklaştırır, Rusya-Çin blokuna yakınlaştırır, bölgesel güç dengelerini olumsuz etkiler. İsrail’i ilk tanıyan devlet ABD ile birlikte Türkiye olmuştur. Biz hiçbir zaman İsrail’le üstünlük yarışında olmadık. Ellerindeki nükleer silahları da biliyoruz. İsrail savaş uçakları Anadolu Kartalı’nda ortak tatbikatlar gerçekleştirmiştir. Türkiye F-4 uçaklarının ve askeri keşif uçaklarının modernizasyonunu İsrail’de yaptırmıştır. Tanklarımızı modernize etmişlerdir. Onlardan taarruz füzeleri ve İHA satın aldık.

Bugüne gelecek olursak, İsrail, Türkiye aleyhtarlığı ile çok büyük bir stratejik hata yapmaktadır. Batık devletler Yunanistan, Rumlar ve Mısır’a para yatırıyor. Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz yatırımları boşa gidecektir. Türkiye’nin dışlandığı o proje yürümeyecektir. Çünkü denizin 3 bin metre altından o boru hattı yürümez. Dikkate alınması gereken diğer bir konu da Türkiye 2030 yılında 100 milyon nüfuslu bir pazar olacak. Türkiye’ye en fazla turist İsrail’den geliyor. Bir de İsrail şunu çok iyi biliyor ki, Türk donanması olmadan Türkiye’yi karşısına alarak bu planlarının hiçbirini gerçekleştiremez. Türkiye’yi İran ile aynı safa koymak İsrail’in tarihi boyunca yapacağı en büyük hata olacaktır.

“Petrol platformları da ambargo listesinde”

Ambargo tasarısında yer alan maddelere baktığımızda işin ekonomik boyutunu da görüyoruz. Türkiye köşeye sıkıştırılmak mı isteniyor?

F-35 ve S-400′ler üzerinden başlatılan tartışmalar, Türkiye üzerinde askeri ve siyasi baskı oluşturma çabalarının bir ürünüdür ve kesinlikle geri teper. Burada kaybeden sadece Türkiye değil, ABD ve İsrail olacaktır.

Bu projede önemli olan başka kalemler de mevcuttur. Yapılmak istenen ambargoda sadece F-35′ler değil, halihazırda TSK envanterinde kullanılan F-16 uçakları, Chinook CH-47 nakliye helikopterleri, Scorsky helikopterleri ve petrol platformları da yer almaktadır. Diğer taraftan Rusya’ya uygulanan ambargoyla da Türkiye’nin Rusya ile olan ticaretinin engellenmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu projenin Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya yönelik planlı bir proje olduğunu düşünüyorum.”

“1974 ambargosunu iyi bilirim”

Amerikan hükümetinin açıklamalarının Temsilciler Meclisi’nin açıklamalarından farklı olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 4 Haziran’da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yapacağı görüşme, bundan sonraki gidişatı belirleyecektir. Ancak Pompeo’nun Amerikan senatosunda yaptığı açıklamalara baktığımızda ”Bizi daha iyi konuma getirecek bir strateji üzerinde çalışıyoruz.” demesi önemli bir hadisedir. Bu noktada Amerika’nın tamamen ipleri kopartmak istediğini zannetmiyorum. ABD Başkanı Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ”Ülkelerimiz arasında harika bir dostluk var. Şu ana kadar hiç olmadığımız şekilde yakınız.” açıklamasına baktığımızda, bugün gelinen noktayla bir çelişki olduğunu görüyoruz.

Türkiye, 1974 Kıbrıs harekatından sonra konulan ambargoyu yaşamış bir ülke olarak, şimdiki durumun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. O dönem Hava Kuvvetleri’nde görevdeydim, uçaklarımız yedek parça eksikliğinden uçamaz hale gelmişti. NATO’nun güney kanadı çok büyük bir zarar görmüştü. Ambargo tehdidine baktığımızda Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, bunun kabul edilemez olduğunu ve karşılığının olacağını açıkladığını izledik.”

“ABD milyarlarca dolar tazminat öder”

Türkiye tek taraflı olarak 5. nesil savaş uçağı F-35′lerin üretim ve satın alma anlaşmalarından çıkartılırsa bunun uluslararası hukuki ve ticari yansımaları nasıl olur?

Bu bir müşterek taarruz uçak projesidir ve Türkiye 2002 yılından beri projenin ortağıdır. Şu an 116 uçak siparişimiz var. 25 milyar dolarlık bir pakettir bu. Türkiye ilk 35 uçağın ödemesini yapmıştır. İki uçak da teslim edilmiştir. Türkiye’nin ilk katkısı 12 milyar dolar olmuştur ve üretimdeki proje ortaklığıyla da 5,5 milyar dolar katkısı olmuştur. Türkiye, ana uçak yapım fabrikası olan TUSAŞ, ALP Havacılık, ASELSAN, AYESAŞ, FOKKER ELMO, HAVELSAN, KALE Havacılık, MIKES, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE firmalarıyla projenin ortağı durumunda. Uçağın diğer üretim ortakları arasında NATO müttefikleri Belçika, Kanada, Hollanda, Danimarka, İtalya, Norveç ve İngiltere var. Fakat ilginçtir ABD’nin müttefikleri Avustralya, Japonya ve Güney Kore de bu uçağı aldığı gibi halihazırda NATO müttefiki olmayan Finlandiya ve İsrail bu projede yer alıyor. Bütün bu ülkelere baktığımız zaman, ABD’nin Rusya ve Çin’in yapacağı 5. nesil uçağa karşı bir kuşak oluşturduğunu görüyoruz.

Eğer ABD tek tarafla olarak Türkiye ile anlaşmasını bozarsa, hukuken güvenilirliğini kaybedecek ve uluslararası ticari anlaşmalar gereği Türkiye’ye milyarlarca dolar tazminat ödeyecektir. Ayrıca ABD dünya silah pazarında çok ciddi bir itibar ve pazar kaybı yaşar. Türkiye’nin üretimi duracağı için de proje gecikmeye uğrar. En önemlisi de NATO’nun güney kanadı zayıflayınca Boğazlar, Karadeniz ve Kafkasya’da Rusya’nın üstünlüğü öne çıkacaktır. Bu gelişme Rusya ve Çin’i hedef alan Amerikan stratejisinin de çökmesi anlamına geliyor. Halbuki Kırım’a yığınak yapan Rusya, buraya S-400 füzelerinin yanında İskender füzelerini yerleştirmiştir. Rusya, Ermenistan ve Suriye’de kurduğu 8 deniz ve hava üssüyle Doğu Akdeniz’de 6. Filoyu vuracak duruma gelmiştir.

”Türkiye silah ve ittifak konusunda alternatifsiz değil”

Silah ambargosu uygulandığı takdirde Türkiye’nin NATO ile ilişkileri hangi düzlemde yürütülür?

Eğer Türkiye F-35 projesinin dışına itilirse, alternatif uçak alımıyla başka ülkelerle ortak üretimlere girebilir. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere ziyaretinde ortaya çıktığı üzere FX savaş uçağını İngilizlerle ortak üretebiliriz. Türkiye, ayrıca Eurofighter, Mirage, İsveç yapımı Gripen veya Japonların yaptığı X-2 savaş uçağını da alabilir. Eğer ipler koparsa son seçenek olarak Rusya ile SU-57 savaş uçaklarının ortak yapımı gündeme gelebilir, hazır SU-35 uçaklarını da alabilir.

Türkiye bu durumda NATO’dan çıkmak durumunda olur ve İncirlik’ten ABD askeri personelinin tasfiyesi gerekir. Türkiye’deki bütün Amerikan ve NATO üsleri boşaltılacaktır, NATO taktik nükleer silahları boşaltılacaktır. Bu durumda NATO’nun güney kanadında Rusya çok büyük üstünlük sağlar. ABD bir daha da bu dengeyi kuramaz. En önemlisi Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz’de gerginlik tırmanacak.

”Türkiye’nin NATO’dan çıkması İsrail’e bela getirir”

Türkiye’nin S-400 füzeleri sebebiyle F-35 uçaklarının gizli bilgilerini Rusya’ya sızdıracağı yönündeki iddiaları nasıl değerlendirirsiniz?

Amerikalı dostlarımıza buradan sesleniyorum. Artık karşılarında 1950 ve 90′lardaki alternatifsiz zayıf Türkiye yok. Türkler, mert ve sadık asker millettir. Yani sözüne sadık, ahdine uyan bir millettir, bunu Kore başta olmak üzere her yerde gördük. Bugüne kadar hiçbir NATO bilgisi Türkiye tarafından Rusya’ya iletilmemiştir. Ancak Almanya ve Yunanistan olmak üzere bir çok müttefik, istihbarat yüzünden NATO içerisinde tahkikata uğramıştır. Özellikle Yunanistan stinger füzelerinin bilgilerini Sovyetlere satmıştır.

İstihbari açıdan S-400′lerin eğitimi Rusya’da yapılabilir. Yani gerekçe gösterilen Rus askerlerinin Türkiye’de olması bahanesi ortadan kaldırılır. Zaten bu uçaklardan İngiltere ve başka ülkelerde de var ve Rus keşif uçakları, radarları bunlarla ilgili bilgi toplamaya devam ediyor. Aynı şekilde S-300′leri Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve bütün eski Doğu Avrupa ülkeleri kullanıyor. Aynı şüphe onlar için de geçerli, o halde onlara da uçak verilmemeli. NATO ittifakı karşılıklı güvene dayanır. Böyle bir şüphe Türk askerine hakarettir ve Türkiye bunu kabul edemez. Türkiye’nin NATO’dan çıkması kimseye faydası olmayacağı gibi İsrail’e bela getirir. En fazla zararı onlar görür. Türkiye, Ahmedinejad gibi boş kabadayılık yapacak devlet değildir.

“Trump dörtlüsü yaramaz ve güvenilmez çocuklardır”

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun ”Türkiye, NATO’nun yaramaz çocuğudur.” sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Buradan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’ya sesleniyorum. Kendisi çok yanlış bir ifade ile Türkiye’yi NATO’nun yaramaz çocuğu olarak tanımlamıştır. Bence aslında Trump, Pompeo, Bolton ve Joseph Dunford’tan oluşan bu dörtlü yaramaz ve güvenilmez çocuklardır. Amerika’nın çıkarlarına olduğu gibi demokrasisine ve Avrupa Atlantik ittifakına da bu dörtlü zarar vermektedir.

Benim kanaatime göre güçlü Türkiye, bölgesinin ve Avrupa Atlantik hattının barış ve güvenliğinin temelidir. Tarih şunu gösteriyor, Kore’de, Bosna’da, Kosova’da Somali’de, Afganistan’da Türk ve Amerikan askerleri birlikte aynı amaçlar için çarpışmışlardır. Türkiye ile ABD, 70 yıllık stratejik müttefiktir. Bunu bozacak taraf Amerika olursa Türkiye de bunun karşılığını verecektir.

”Türkiye’ye baskı ters teper”

ABD ile Türkiye arasında yeniden normalleşmenin başlaması ve güvenin yeniden tesisi mümkün mü?

Zaten iki ülke arasında acil normalleşme olmazsa köprüler yıkılabilir. Diyalog ve güven tesisi önemlidir, kilidi açan sihirli anahtar ABD’nin elindedir. Son olarak belirtmem gerekir ki, S-400 bir saldırı silahı değildir. Türkiye etrafındaki füze tehdidine karşı ki İran, Irak, Ermenistan ve Suriye’ye karşı kendi hava savunma füzesini alacaktır, almak zorundadır. Rusya lideri Putin’in ifade ettiği gibi Türkiye’ye baskı ters tepecektir. Burada Ruslar, ABD Türkiye’ye karşı hata yapsa diye siperde bekliyorlar. Bu bakımdan uçak üzerinden Türkiye’yi tehdit etmenin yanlış bir hadise olduğunu düşünüyorum. Nihayetinde bu uçak olmazsa Türkiye’nin başka uçakları alacak parası da teknik birikimi de yetişmiş pilotları da vardır. Bu durumda kaybeden taraf, NATO, Amerika ve İsrail olur.

“Bize saldırı planı içerisindeler”

ABD, Türkiye’nin savunma silahı olan S-400 almasına neden karşı çıkıyor?

Türkiye kararını vermiştir ve bu füzeyi alacaktır. Türkiye itilip kakılacak bir ülke değildir. Neden korkuyorlar bu füzelerden, demek ki bize bir saldırı planı içerisindeler. Amerika şu an yavuz hırsız durumuna düştü. F-35 satışını Türkiye’nin Menbiç’ten çekilmesi şartına bağlıyor. ‘Ver S-400′ü, al F-35′i diyor.’ Böyle bir pazarlık Türkiye açısından kabul edilemezdir. Türkiye egemen bir devlettir ve istediği silahı alır. Türkiye şu anda Rusya, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye’den füze tehdidi altında. Kıbrıs’a 40 bin paralı ABD askerinin yerleştirilmesi konuşuluyor. Şimdi demek ki burada Türkiye’yi güneyden kuşatma projesi var.

Rodos, Girit, Kıbrıs ve Kuzey Suriye’de kuracakları defakto bir devletle güneyden kuşatma projesi var. Yukarıda da Bulgaristan ve Romanya ile bizi kuşatmaya çalışıyorlar. Ama Türkiye böyle bir kuşağa sığmayacak kadar büyük bir devlet. Boğazları kapattığında Romanya’ya bir gemi geçemez. Dolayısıyla Türkiye ile oynamak ateşle oynamak gibidir. Şunu anlayacaklar, Türkiye önemli bir askeri güç ve 15 Temmuz ters tepti. Ya Türkiye ile ortaklık yapacaklar ya da Türkiye aynı Osmanlı döneminde olduğu gibi kanadını değiştirecek. Yalnız burada oyunu bozan biz değil, onlar olacak.

Batılı müttefiklerimizin itmesiyle Rusya ile ittifak kuracağımız anlamı da çıkmamalı. Biz egemen bir devletiz ve Rusya ile 14 defa savaş yapmış bir devletiz. İran’ın Türkiye’nin altını oymak için yaptıklarını da biliyoruz. Ama devletler arası ilişkiler çıkar dengesine dayanıyor. Toparlayacak olursak, Türkiye bu haziranda iki F-35 savaş uçağını teslim alacak. Pilotlarımız şu an orada eğitimde. Bundan sonra ABD bu uçakların teslimine yanaşmazsa büyük bir fiyasko olur. Ve kaybeden Amerika olur. Türkiye başka bir 5. nesil savaş uçağını bulur alır, gerekirse taş yer yine de başka bir uçak alır.

Bir de şöyle bir anekdot paylaşayım. Ben TSK’da görevliyken, F-16 uçaklarının alımı sürecinde yer almıştım. F-16 fabrikasına gittiğimde bana bizzat kendileri, ‘Eğer Türkiye bu uçakları almasaydı fabrika kapanacaktı.’ dediler. O bakımdan Türkiye’nin şimdi F-35 projesinden çıkması, projenin çok büyük darbe almasına sebep olacaktır. Çünkü Türkiye ilk siparişte 100 uçak alacak. Peşinden başka siparişler de verecektir. Dikine kalkış yapabilen gemi pistleri için olan uçaklardan da alacak Türkiye. Toplam 300 uçak alımı gündemde. Eğer vermezlerse biz 300 uçağı başkasından alacağız.

Muhabir: Gülsüm İncekaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>