Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Cengiz: Veliaht Prens Bin Selman sorumluluktan kaçmaya çalışıyor

Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Cengiz, “Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Bin Selman ülkenin sorumluluğunun kendisinde olduğuna işaret ediyor ve sorumluluk alarak, sorumluluktan kaçmaya çalışıyor.” dedi.

Çiğdem Alyanak   |22.10.2019
Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Cengiz: Veliaht Prens Bin Selman sorumluluktan kaçmaya çalışıyor

İstanbul

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda bir yıl önce öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, “Öyle görünüyor ki veliaht (Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman) ülkenin sorumluluğunun kendisinde olduğuna işaret ediyor ve sorumluluk alarak, sorumluluktan kaçmaya çalışıyor.” dedi.

Dünyanın farklı coğrafyalarından küresel fikir liderlerini, akademisyenleri bir araya getiren ve “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” başlığı altında konuların ele alındığı TRT World Forum 2019, İstanbul Kongre Merkezi’nde devam ediyor.

Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, TRT World sunucusu Alican Ayanlar moderatörlüğünde düzenlenen “Cemal Kaşıkçı Cinayeti: Bölgesel Jeopolitiğin Bir Yansıması mı?” başlıklı oturumda konuştu.

Cengiz, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın bir röportajında “Ben tüm sorumluluğu alıyorum.” demesinin ardından neler hissettiğinin sorulması üzerine, bu açıklamanın kendisine siyasi kelime oyunu gibi geldiğini anlattı.

Bunun nasıl bir anlama geldiğini ilk duyduğunda kestiremediğini belirten Cengiz, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama öyle görünüyor ki veliaht, ülkenin sorumluluğunun kendisinde olduğuna işaret ediyor ve sorumluluk alarak, sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. Eğer sorumluluk kendisindeyse, o zaman bizim Cemal’in neden öldürüldüğüne dair soru sormamız, haklı olarak kendiliğinden doğuyor. Neden Cemal öldürüldü? Ben bu soruyu sordum. Neden Cemal’i öldürdüler hem de böyle bir vahşi bir şekilde? Eğer Cemal ile ilgili gerçekten bir sıkıntı varsa neden bu önceden Cemal’e bildirilmedi. Bizler Müslümanız. Bizim inancımıza göre cesedinin bir şekilde yakınlarına verilmesi gerekiyordu. 1 yıl 20 gün geçti, hala ceset ortada yok. Bu dünya tarihinde kara bir leke olarak Suudi Arabistan’ın tarihine yapıştı. Bunu hiç kimse temizleyemez. Bundan sonraki süreçte ülke içindeki değişiklikler bile gerçekleşmiş olsa, hali hazırdaki yönetim değişse bile, bu Suudi Arabistan’ın tarihine geçti. Bununla ilgili dönüş yok. Bu kadar vahşi bir şekilde, 21. yüzyılda bir insanın katledilmesi, bunun Türkiye sınırında, böyle bir şekilde gerçekleşmiş olması asla kabul edilemez.”

Cengiz, bir kadın, bir nişanlı ya da duygusal yakınlığı olan bir kadın olarak değil, Orta Doğu’yu takip eden, Müslüman ve bu coğrafyanın dertleriyle dertlenmeye çalışan bir insan olarak meseleyi takip ettiğini dile getirerek, “Ben bir yıl boyunca yürüttüğüm kampanyayı, onun nişanlısı sıfatıyla yapmadım. Vicdan sahibi bir insan olarak yaptım. Biz Cemal’i kaybettik. Kaybettiğimiz için artık benim nişanlım olamıyor. Eğer öldürülmeseydi eşim olacaktı. Belki buradaki konuşmacılardan biri o olacaktı. Biz en azından onun davasının devam ettiğini insanlara aktarmak için buradayız.” diye konuştu.

“Hala cesedinin nerede olduğunu bilmiyoruz”

“Veliaht Prens, şu anda burada olsaydı ona ne söylerdiniz?” sorusu üzerine Cengiz, hiçbir şey söylememenin en güzel cevap olduğunu ve muhatap alamayacağını düşündüğünü belirtti.

Cengiz, özellikle medyanın kendisini böyle bir soru ile karşı karşıya getirmeye çalıştığını söyleyerek, “Burada aslında kendisinin bana vereceği bir cevap yok, bütün insanlığa vereceği bir cevap var. Kendi vatandaşının öldürüldüğü bir hadisenin cevabını tam olarak kamuoyuyla paylaşmış değil kendisi bir veliaht olarak. Dolayısıyla bana hususi olarak verebileceği cevap, aslında hepimize vermesi gereken bir cevap. Kendisine herhalde ‘Niye bu bu şekilde oldu?’ diye sorardım. Bilmiyorum ailesine, evlatlarına nasıl bir cevap verildi. O çok enteresan bir tablodur. Hatırlarsanız oğullarının saraya kabul edilmesi ve taziye mesajını iletmeleri çok ilginçtir. Normalde taziye, vefat eden kişinin evinde yapılır. Orada Cemal’in kendi çocuklarına neler söylediler, bilemiyorum. Bana da aynılarını söylerlerdi, bilmiyorum. Herhalde tercih etmezdim, aynı ortamda olmayı ama bu durumda kalsaydım da neden böyle bir şeyin olduğunu sorardım, cesedinin nerede olduğunu sorardım. Çünkü hala cesedinin nerede olduğunu bilmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Mutlu değildi, gerçekten çok yalnızdı”

“Cemal Kaşıkçı, bir hedef olmaktan korktuğunu söyledi mi?” sorusuna Cengiz, “Böyle bir şekilde öldürülmesi, dünya kamuoyunda Suudi Arabistan’ın imajının hem siyasi hem de sosyal ve kültürel olarak bu kadar zedelenmesi en çok Cemal’i üzerdi. Kendisi öldürülmüş dahi olsa, tekrar aramıza dönmüş olsaydı, Suudi Arabistan’ın içinden geçtiği pozisyona, duruma en çok Cemal üzülürdü. Cemal bu kadar merhametli ve gönlü geniş bir insandı.” yanıtını verdi.

Cemal Kaşıkçı’nın, “Benim ülkemle aramda nefret boyutuna ulaşmış bir ilişki yok.” dediğini aktaran Cengiz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beni en çok rahatlatan aslında konsolosluğa gittiğimiz gün, birinci gidişimiz özellikle bu cümleleriydi. Ülkesi ile kendisi arasındaki ilişkilerin devam ettiğini, yüksek seviyedeki insanların onu aradığını, özellikle yazılarıyla ilgili bazı insanların yorumlar dahi yaptığını, daimi olarak mesaj aldığı kişiler olduğundan bahsediyordu. Her ne kadar bazı yazılarından ve görüşlerinden dolayı rahatsızlık unsuru dahi olsa, ülkesinin ona farklı şekilde değer verdiğini söylüyordu.

Kendisinin o hüsnüzannı tamamen onun zihin dünyasındaymış, hayal dünyasındaymış. Bunu görmüş olduk, bu cinayetle. Bu olaydan sonra Türkiye ve dünyada, Suudi Arabistan ile alakalı çok büyük bir kampanya başladı. Maalesef cinayeti işleyenler nezdinde ülkenin imajı çok sarsıldı. Suudi Arabistan, içinde çok güzel insanların olduğu bir ülke bence. Cemal de Suudi Arabistanlıydı. Suudi Arabistan’da, Suudi Arabistan’ı temsil edecek çok güzel insanlar var. Fakat mevcut sistem buna müsaade etmediği için Cemal bunun azabını, vicdanını yaşıyordu. Mutlu değildi, gerçekten çok yalnızdı.”

“Sonuç bile aslında insanların vicdanına su serpmeyecek”

“Bu cinayetin sorumlularının ortaya çıkarılması, adalete ulaşılmasıyla ilgili en eksik davranışlar nereden geliyor?” sorusu üzerine Cengiz, cinayetin başlı başına karışık olduğunu, siyasi yönü olan bir durum arz ettiğini söyledi.

Dünya kamuoyunu aydınlatacak yeterli deliller ortaya çıkarılmasına rağmen, başta Avrupa Birliği’ne üye ülkeler olmak üzere ABD’yi harekete geçiremediğini belirten Cengiz, karşıda Suudi Arabistan gibi bölgesel anlamda önemli ve güçlü bir ülkenin bulunduğunu, enerji olarak da bazı ülkelerin müttefiki olduğunu ifade etti.

İkili ve birtakım ekonomik ilişkiler göz önünde bulundurularak, bu meselenin ahlaki ve siyasi boyutunun göz ardı edildiğini dile getiren Cengiz, “Uluslararası kamuoyunda bu mesele gündemde tutulmaya devam edilirse, meselenin genel anlamda unutulacağını zannetmiyorum. Yakın bir zamanda yapılacak bir sonuç bile aslında insanların vicdanına su serpmeyecektir. Şu anda Suudi Arabistan’da devam eden dava sonuçlansa dahi, bu sonucun insanların rahatlayabileceği bir netice olmayacağını biliyoruz. O yüzden bu, Cemal için bir adalet olmayacaktır. Bu, gecikmiş bir cezalandırmanın zoraki neticesi olacaktır.” diye konuştu.

Kaşıkçı için adaletin, herkesin vicdanında olduğunu ifade eden Cengiz, hiçbir ülkenin mahkemesinin Cemal Kaşıkçı’yı geri getiremeyeceğini, Türkiye’nin bundan sonra hukuki anlamda nasıl bir süreç takip edeceğini bilmediğini fakat demokrasi, insan hakları ve benzer değerleri bugün Doğu dünyasında iddia eden ülkeler nezdinde bakıldığında yaşanan olayın çok büyük bir utanç olduğunu sözlerine ekledi.

Comments are closed.