Çin, Doğu Türkistan’da insan haklarını ihlal ediyor!..

EUTURKHABER/FRANKFURT-Uygur Türklerini acımasız yöntemlerle asimilasyona tabi tutan Çin zulmüne karşı Avrupa’da protestolar ardı ardına devam ediyor. Her hafta dünya, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri hakkında daha fazla şey öğreniyor. Komünist Çin hükümetinin 1949′da Doğu Türkistan’ı işgal etmesi ve soykırım uygulamaları Hessen’de yaşayan Uygurlu aileler ve gençler Frankfurt Merkez istasyonunda protesto yürüyüşü düzenlediler.

Doğu Türkistanlı 300′ün üzerinde Uygur vatandaşı, Dogu Türkistan Kültur Merkizi başkanı Atahan Koresh’in katılımıyla, vatanperver Türk vatandaşlarının da desteklediği protesto,  açılan pankart ve sloganlar eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüş, okunan basın bildirisinin ardından atılan sloganlarla olaysız sona erdi.

‘Terörist Çin’ ‘Çocuk katili Çin’ ‘Uygur halkına özgürlük’ ‘Uygurlara Özgürlük’ sloganlarıyla eşliğinde okunan bildiride Doğu Türkistan’da İnsan hakları ihlalleri ile Uygurlar asimilasyona tabi tutulduğu, 30 milyonluk Doğu Türkistanlı Müslüman Uygur halkını 1949′dan bu yana Çinliler tarafından işgal ederek, yıllarca Çin hükümetinin baskısı altında akla gelmeyecek istismar, işkence altında, çalışma kampına gönderilerek eğitim adı altında zulüm ve işkence sonucu siyasi mahkum olarak idam edildikleri dile getirildi.

Çin’de insan hakları ayaklar altına alınıyor.

Komünist Çin yönetimi Doğu Türkistan’da yaşayan 30 milyonluk Müslüman Uygur halkına bilinçli olarak asimilasyon uyguluyor.  Ölüm cezası, işkence merkezi olan toplama merkezleri eğitim kampları, ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar, medya ve internet sansürü ve Tibet veya Sincan’daki etnik azınlıkların bastırılması buna örnek olarak verilebilir.

Çin hükümetinin Mart 2017’de “Aşırılığa karşı bir düzenleme” yönetmeliğinden sonra, Doğu Türkistan’da Müslüman etnik gruplara yönelik baskılar yoğunlaştı. “Anormal” bir sakal bırakmak veya başörtüsü takmak, düzenli dua etmek, oruç tutmak, alkolden kaçınmak veya İslam ya da Uygur kültürüne ait kitaplara sahip olmak da dahil olmak üzere dini ve kültürel ilişki belirtileri bu yönetmelik uyarınca “aşırılık” olarak kabul edilebilir. Çinli yetkililer bu önlemleri “terörle mücadele” ve “devlet güvenliği” ile haklı çıkmaya çalışıyor. Bu bahanelere dayanarak bütün müslüman halk aşırı dinci damgasıyla kamplara kapatıldı.

Komünist Çin hükümetinin “Mesleki Eğitim Merkezleri” hakkında kaçamak konuşmayı bırakıp insanları bu asimilasyon ve işkence merkezi toplama kampından Uygur tutukluları serbest bırakmasının zamanı geldi’ denildi.

Uluslararası Af Örgütü’nün Gözaltı Merkezindeki eski mahkumlarından ve kayıp kişilerin akrabalarından aldığı ifadeler bu gerçekleri ortaya koyuyor. Uluslararası Af Örgütü, “Neredeler?” Başlıklı kısa raporuyla da belgelendiği gibi Af Örgütü, kaybolan insanların aileleri hakkında da bilgi verdi, fakat Uygurlu aile üyelerinin nerede olduğu konusu karanlıkta kaldı ve bu konuda konuşmaktan çekindiler.

 

 

 

Comments are closed.