Dt. Pertev KÖKDEMİR/ Sigara Kullananlar dikkat!..

BEYAZLATMAK İÇİN KULLANDIĞINIZ DİŞ MACUNLARININ SEÇİMİ ÖNEMLİ

Dişlerimiz yapısal, ilaç kullanımına bağlı ya da alışkanlıklarımıza ve tükettiğimiz gıdalara bağlı olarak renklenebilir. Dış kaynaklı renklendirici ürünlerin başında sigara geliyor.

Ayrıca çay, kahve, kola ve kırmızı şarap gibi içecekler de dişlerde renklenmeye yol açabilir.

Dt.Pertev Kökdemir, dişlerde doğuştan ya da küçük yaşta antibiyotik kullanımına bağlı renklenmelerin diş beyazlatma ve bonding uygulamaları gibi işlemler ile tedavi edilebileceğini belirtiyor.

Tüketilen gıdalardan ya da nargile/sigara gibi tütün ürünlerinin kullanımına bağlı olarak sonradan renklenen dişlerin temizliğinin ise diş hekimleri tarafından yapılması gerekiyor

Dt.Kökdemir, bu işlemlerin ardından hastaların bundan sonraki dönemde doğru ve yeterli ağız bakımı uygulamaları ile ağız bakımını ve sağlığını korumaları gerektiğinin altını çiziyor.

BEYAZLATMAK İÇİN KULLANDIĞINIZ DİŞ MACUNLARININ SEÇİMİ ÖNEMLİ

Beyazlatıcı ya da leke çıkarıcı diş macunlarının da zaman zaman kullanılabileceğini ifade eden Kökdemir, bu tip diş macunlarının uzun süre kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor.

……

Gripten sonra diş fırçası değiştirilmeli mi?

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Gripliyken diş macununu fırçaya değdirmeyin. Gripten sonra diş fırçanızı mutlaka değiştirin” diyerek uyarıyor.

Havalar iyice soğumaya, hastalıklar kapıyı çalmaya başladı. Grip görülme oranları da gün geçtikçe artıyor.

Gripliyken ellerinizi sık sık sıvı sabun ile yıkamaya özen gösteriyorsunuz, peki ya diş fırçanızın hijyenine aynı önemi veriyor musunuz?

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Gripliyken diş macununu fırçaya değdirmeyin. Gripten sonra diş fırçanızı mutlaka değiştirin” diyerek uyarıyor.

FIRÇANIN ÜZERİNDE VİRÜSLER BİRİKİR

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, gripten sonra neden diş fırçasının değiştirilmesi gerektiğini ise şu sözlerle açıklıyor:

“Grip geçiren hastalarda grip süresince kullanılan diş fırçası üzerinde bu hastalığa sebep olan virüsler bol miktarda birikir.

Bakterilerden farklı olarak virüsler vücut dışında da çok uzun süre canlılıklarını sürdürebilirler ve tekrar uygun ortam bulduğunda hastalığa sebep olurlar.

Bu nedenle grip olduğunuzda kullandığınız diş fırçasını hastalığı atlattıktan sonra yenisi ile değiştirmek; vücudunuzun nekahet döneminde tekrar yoğun şekilde virüslere maruz kalmasını engelleyecektir.

Ayrıca grip olduğunuz sürece kullandığınız diş macununu fırçanın üzerine sıkarken tüpün ağzının fırçaya değdirilmemesi de doğru bir davranış olacaktır.”
…………..

Hamilelik döneminde diş röntgeni tehlikeli mi?

Dt.Pertev Kökdemir, hamilelik döneminde hastaların çoğunun röntgen çekiminin zararı konusunda endişeli olduğunu belirtti ve bu konuda açıklamalarda bulundu.

Hamilelik sırasında bebeğin olduğu bölge dışında çekilen herhangi bir görüntüleme yönteminde, bebeğe ulaşan doz, zarar verebilecek dozun çok altındadır.

Özellikle gerekli koruma önlemleri (kurşun önlük) alındıktan sonra maruz kaldığı doz minimum düzeye inmektedir.Ancak alt paragrafı buraya al.

Dt.Pertev Kökdemir, ‘’ Koruyucu önlemler ile radyasyon seviyesi minimuma düşse de , radyasyonun hiçbir dozunun yüzde yüz güvenli olmadığı düşünüldüğü için bebeğin ya da annenin hayatını tehlikeye sokacak durum/hastalık olmadığı sürece hastalara-hamilelerde- röntgen çekilmemelidir’’ dedi.

…..

MUAYENE ESNASINDA HASTALIKLARINIZI GİZLEMEYİN

Dt.Pertev Kökdemir, ‘’ Diş hekimlerinin aldığı tıbbi öykü bir diğer ismiyle anamnez, yapacağımız tedavinin doğruluğu ve hastaların genel sağlığı açısından son derece önemlidir. Sorduğumuz her sorunun bir sebebi ve bunu dikkate almamız gereken bir durum vardır.’’ dedi.

Hastalar bazen sorularımıza doğru cevap vermekten kaçınırlar. Söz konusu olan kendi sağlıkları olduğundan mutlaka doğru cevaplar verilmelidir diyen Dt.Kökdemir, bazen genel sağlık durumları ile ilgili olarak direk hekimleri ile de iletişime geçilmesinin gerekli olduğunu ve tedaviye genel sağlık hekiminin de yazılı onay verilmesi ile tedaviye başlandığını sözlerine ekledi.

Örneğin şeker hastalığı olan bir bireyde hastanın şeker düzeyi normal sınırlar içerisindeyse yine de hastaya özel ‘’Akıllı hidrofilik implantlar’’ uygulanması implantın uzun dönem başarısı için daha doğru olacaktır.

Ancak anamnez alınırken hasta ilaçlarını düzenli aldığı için şeker öyküsünü gizlerse hasta için en ideal implant uygulaması yapılmayacaktır. Bu da implantı uzun dönem başarısını etkileyecektir.

Anamnez hastanın tıbbi geçmişidir. Hastanın kendisinden veya yakınlarından geçmiş veya var olan hastalıkları ve alerjik durumları hakkında bilgilerin tümünü kapsamaktadır.

Dt.Kökdemir, ‘’Anamnez alırken sorduğumuz soruların genel amacı, tedaviyi ve hastanın sağlığını etkileyebilecek her türlü bilgiye ulaşmak ve bu doğrultuda önlem alarak en doğru tedaviyi planlamaktır.’’ dedi.

Bebeğinizin kaşığıyla mamasının tadına bakmayın!..

Anne-babalara seslenen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Ağzınızdaki bakteriler, mama yedirmeden önce aynı kaşık ile mamanın tadılması sonucu bebeğe bulaşır” diyerek açıklamada bulundu

Hem annelere, babalara hem de yeni evlenecek çiftlere seslenen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, ailelere diş kontrollerini ihmal etmemelerini önerdi.

Pertev Kökdemir “Bebek sahibi olma düşünceniz varsa annenin ve babanın ağız ve diş sağlığı çok önemli. Tabii ki genetik geçiş ile birçok diş hastalığı ve diş eti hastalığı sonraki nesillerde görülebilir ancak dişlerine çok iyi bakan kişilerde bu risk en az seviyede olacak” dedi.

BEBEKLERİN AĞZI STERİLDİR

Bebekler doğdukları zaman ağızlarının tamamen steril olduğunu dile getiren Pertev Kökdemir, “Hiçbir çürük oluşturucu veya diş etine sebep olabilecek bakteri bebeğin ağzında yoktur. Bu bakteriler zaman içinde öpme, aynı çatal-bıçağın kullanılması veya bebeğe mama yedirmeden önce aynı kaşık ile mamanın tadılması sonucu bebeğe bulaşır.

Bebeklerin ve çocukların da ağız ve diş bakımı iyi yapılırsa çürük ve diş eti hastalığı riski minimumda kalacaktır. Ancak anne ve baba evlenmeden önce ağızlarını tamamen sağlıklı hale getirirlerse aile fertlerine kendilerinden bulaşabilecek bakteri miktarı da en alt seviyede olacak, çürük ve diş eti hastalığı riski çok azalır” diye konuştu.

…..

GARGARA KULLANIMI DİABET RİSKİNİ ARTTIRIR MI?

İngiltere’deki birçok insan düzenli olarak gargara kullanıyor. Son zamanlarda, Porto Riko’da, aşırı kilolu ve obez yetişkinleri üç yıllık bir süre boyunca izleyen uzun süreli bir çalışma yapıldı.(periodontal ve oral hijyen değerlendirmeleri dahil)

Başlangıçta günde iki kez veya daha fazla gargara kullananların diabet riskinin yaklaşık% 50 oranında arttığı sonucuna vardı.

Gargara, ağız boşluğunda anti bakteriyel etkilere sahip ancak oral bakteriler tükürük nitrat-nitrit-nitrik oksit yolunda önemli bir rol oynar ve düşük nitrik oksit seviyeleri, insülin direncinin yanı sıra hipertansiyon ve kardiyo-vasküler sorunlarla da tersiyle de ilişkilidir.

GARGARA KULLANIMI NASIL OLMALI?

Diş hekimi Pertev Kökdemir de cerrahi işlem sonrası gibi mecburi bir durum olmadıkça hastalara gargara reçete etmediklerini, ağız sularının da etkin fırçalama sağlayamayan veya ağız hijyeni düşük olan kişilerde önerildiğini söyledi.

……………..

DİŞ ÇEKİMİ SONRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER!..

Dt.Pertev Kökdemir, Kurtarılamayacak durumdaki bir dişin bazen çekilmesi gerekebilir. Diş çürümesi ve daha birçok neden diş çekimine neden olabilir. Tedavi esnasında diş çekimi işlemi öncesi hastanın ağrı hissetmemesi için diş etrafındaki alan güçlü anestezi ile uyuşturulur böylelikle hasta ağrı yada acı hissetmeyecektir.’’ dedi

Diş çekimi sonrasında kanamayı kontrol etmek ve pıhtılaşmayı sağlamak için çekimin yapıldığı bölgede pıhtının korunmasının önemli olduğunu bu yüzden bölgeye gazlı bez yerleştirildiğini açıklayan Dt.Pertev Kökdemir, çoklu diş çekimlerinde veya çekim yapılacak bölgede kronik iltihap varsa kanamanın ve iyileşme süresinin uzayabileceğini sözlerine ekledi.

2 saatten uzun süren sızıntı şeklinde kanama normaldir. Tükürdüğünüzde göreceğiniz kırmızı rengin % 10’u kan %90’ ı tükürükten oluşmaktadır. Ağzınızı dolduran, yoğun kıvamlı kanama 2 saatten uzun süre devam ediyorsa hekiminize başvurmanız gerekir.

Dt. Kökdemir, diş çekimi yapılan bölgenin daha hızlı iyileşmesi için önerilerde bulundu:

* Hekiminizin koyduğu tamponu 30 dk. Boyunca ısırınız, daha sonra atabilirsiniz.

* İşlem sonrası oluşabilecek şişliklerin azalması için soğuk buz torbası uygulayınız.

* Uyuşukluk geçene kadar yemek yemeyiniz.

* İlk gün ağzınızı çalkalamayınız, kuvvetli tükürmeyiniz.

* 1 hafta süreyle sigara içmeyiniz.

* 2 gün boyunca çok sıcak yiyip içmeyiniz.

* 2 gün boyunca aspirin gibi kan sulandırıcı ağrı kesici kullanmayınız. Hekiminizin reçete ettiği ağrı kesicileri kullanınız.

* 24 saat süreyle efor gerektiren işler yapmayınız.

* Normal sıvı ihtiyacınızın dışında sıvı tüketiminden kaçınınız.

* Yara bölgesini diliniz ile karıştırmayınız.

* Yara bölgesini emmeyiniz ve kuvvetli tükürmeyiniz.

* Diş çekiminin yapıldığı gün uyurken başınızı yükseltip uyuyunuz.

* Yumuşak gıdalar tüketiniz.

* Hekiminizin size önerdiği ilaçları saatlerine uyarak kullanınız.


Hamileyken diş yaptırmayın!..
…….

HAMİLELİK DÖNEMİNDE AĞIZ BAKIMI TAVSİYELERİ

Dt.Pertev Kökdemir, kadın hastaların hamilelik döneminde diş hekimi korkusunun arttığını belirtirken günümüzün modern diş hekimliği olanakları ile artık her koşulda ağrısız diş tedavilerinin yapılabildiğini ve hastaların diş hekimi fobisinin giderek azaldığını dile getirdi.

Hamileliğin özellikle ilk 3 aylık döneminde hormonal değişiklikler ağız florasının değişmesine sebep olur. Ayrıca bulantı sebebiyle oluşan kusmalar dişlerin asidik salgılarla temasını daha da arttırarak diş çürüklerinin oluşmasını artar. Hatta bazı hamileler öğürme refleksi sebebiyle diş macunu ve fırçasından uzaklaşabilirler. Diş etlerinde de bu değişliklerden ve kötü ağız hijyeninden etkilenerek “Hamilelik Gingivitisi” denilen ödemli ve kanamalı rahatsızlıklar gözlenebilir. Sonuç olarak, hamilelik döneminde ağız ve diş sağlığı açısından acil müdahaleler gerekebilir.

Dt. Pertev Kökdemir,’’ Ağız ve diş sağlığı sorunları sebebi ile hamilelik daha stresli hale gelebilir. Bilinmesi gereken en önemli detay, hamileliğin kaçıncı dönemi olursa olsun, ağrıya sebebiyet veren sorun bir an önce tedavi edilmeli ve anne üstündeki stres azaltılmalıdır. Günümüz modern diş hekimliğinde kullandığımız lokal anestezik malzemeler sayesinde ağrısız diş tedavisi kolaylıkla yapılabilir. ’’ dedi.Tedavi için en uygun dönemin 4- 6 aylar arası olduğunu sözlerine ekledi.

Dt. Kökdemir hamilelik dönemi için tavsiyelerde bulundu.

* Hamilelere uygun ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır.

* ‘’Diş etlerim kanıyor’’ düşüncesiyle dişleri fırçalamadan kaçınılmamalıdır.

* Günde en az iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanma ile etkili diş bakımı yapılmalı ve plak birikimine engel olunmalıdır.

* Kalsiyum alımına özen gösterilmelidir.

* Ağrı kesici ya da antibiyotik kullanımı doktor önerisi alınarak yapılmalıdır.

* Tedaviler 2. üç aya; yani 4-5-6. aylara ertelenmelidir. Son 3 ayda oldukça önemlidir acil olmayan tedaviler doğum sonrasına bırakılmalıdır.

* Röntgen çekim işlemleri doğum sonrasına ertelenmelidir.

* Kusma durumlarından sonra ağız bakımı yapılmalı, en azından ağız çalkalanmalıdır.

* Tatlı yedikten belirli bir süre sonra dişler fırçalanmalıdır.

En iyi diş macunu ve en iyi fırça kişiye göre değişiyor

Dişlerin iç, dış ve çiğneme yüzeylerinden bakteri plağını ve yiyecek artıklarını uzaklaştırmanın en etkili yolunun dişlerin doğru fırçalanması olduğunu söyleyen Dt.Pertev Kökdemir, çürük ve dişeti hastalığı oluşumunun engellenmesinin sürekli ve iyi bir ağız bakımı ile gerçekleşebileceğini söyledi. Dt.Kökdemir, doğru diş fırçalama yöntemlerini şöyle açıkladı.

‘’Diş fırçanızı 45 derecelik bir açıyla diş-dişeti birleşimine yerleştirin, fırçanızın kıl uçlarının aynı yerde kalmasına özen göstererek, küçük daireler çizecek şekilde hareket ettirin, aynı hareketi her dişin üzerinde 10’ ar saniyelik sürelerde tekrarlayın, alt ve üst dişlerinizin iç ve dış yüzeylerini aynı yöntemle temizleyin, dilinizi de fırçalamayı unutmayın ve dişlerinizi fazla sert fırçalamamaya özen gösterin.’’

Doğru yöntem kullanılmazsa dişlerin zarar görebileceğini belirten Dt.Pertev Kökdemir, ‘’Sert ve yanlış fırçalama tekniği; dişeti çekilmesi, diş yüzeyinde madde kayıpları ve hassasiyet oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca doğru temizlik sağlanamadığında çürük ve dişeti hastalıklarını önlemek zorlaşmaktadır’’ dedi.

Diş fırçası seçerken onaylanmış ve diş hekiminin tavsiye ettiği ürünlerin alınması gerektiğini belirten Dt.Kökdemir, en iyi diş macunu ve en iyi diş fırçası hangisidir sorusunun cevabının kişinin ağız durumuna göre değişim göstereceğini ifade etti. Dt.Kökdemir, ‘’Diş fırçaları; boyut, şekil, fırça kıllarının dizilişi, sertliği ve uzunluğuna göre farklılıklar gösterirler.

Küçük başlı, sık kıllı, kıl uçları yuvarlatılmış, düz kesimli kıl demetleri olan, yumuşak ve orta sert fırçalar seçilmelidir. Böylece dişler arasına ve ağzın bütün bölgelerine erişip temizleyebilmek daha kolay olur. Ortalama 3-4 ayda bir diş fırçasının değişmesi önerilir.’’ şeklinde açıkladı.

DİŞ İPİ KULLANIMI NASIL OLMALI?

Diş ipi kullanımının nasıl olması gerektiği hakkında açıklamalarda bulunan Dt.Kökdemir, ‘’Diş fırçalama, diş yüzeylerinin ancak üçte ikisini temizler. Bu nedenle temizlenmeyen diş aralarında oluşacak bakteri plağını temizlemek özel bir bakım gerektirir.

Diş çürükleri ve dişeti hastalıkları özellikle bu bölgelerde başladığı için her gün düzenli olarak diş ipi kullanılmalıdır. Diş ipi kullanımı ise fırçalamadan sonra yapılmalıdır. Diş ipi her iki elinizin orta parmağına sarılarak, baş ve işaret parmak yardımıyla kullanılır.

İki parmağınızın arasındaki ip 1 cm den daha uzun olmamalıdır. Böylece tam kontrol sağlar, diş etlerinizi acıtmaz ve zarar vermezsiniz. Diş ipini dişlerinizin arasından yavaş hareketlerle ve kontrollü olarak geçirin. Dişetinizi yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçının.

Diş ipini her dişin çevresinde c harfi çizecek şekilde ileri- geri, yukarı-aşağı hareket ettirin ve ara yüzü temizleyin.’’ diyerek ip kullanımının önemini vurguladı.

Etten sonra şekersiz sakız!

- AĞZINIZI ÇALKALAYIN!.., - ÇAY VE KAHVEDEN SONRA BİR BARDAK SU İÇİN!..

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Eğer dişlerinizin arasına yiyecek sıkıştıysa ve fırçalama imkanınız yoksa, şekersiz sakız çiğneyerek sıkışan gıdaların o bölgeden uzaklaşması sağlanabilir” dedi

Kurban Bayramı’nda akraba ziyaretlerinde mutlaka et tüketildiğini belirten Diş Hekimi Pertev Kökdemir, dişlerin arasına girecek yiyecek kalıntılarının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Ancak sıklıkla tüketilen bu etler, diş aralarına girerek iltihap oluşmasına neden olabiliyor.

Diş Hekimi Kökdemir, “Her et yemeğinden sonra dişleri fırçalamak tabii ki mümkün olamayabilir.

Ancak dişleri günde iki veya üç kere fırçalamak ve bunun yanında diş ipi kullanmak; özellikle et gibi diş arasına kaçtığı zaman diş eti harabiyetine yol açan gıdaların o bölgeden uzaklaşmasını sağlar.

Eğer dişlerinizin arasına yiyecek sıkıştıysa ve fırçalama imkanınız yoksa, şekersiz sakız çiğneyerek sıkışan gıdaların o bölgeden uzaklaşması sağlanabilir. Ama tabii ki sakız çiğnemek diş fırçalamanın yerini tam anlamıyla tutmaz” diyerek uyarıyor.

AĞZINIZI ÇALKALAYIN

“Bayramlarda artan tatlı tüketimi dişlerde çürüklere veya başlangıç aşamasındaki çürüklerin ilerlemesine neden olabilir” diyen Dt. Pertev Kökdemir, “Bu sebeple tatlı bir şeyler yedikten hemen sonra dişlerinizi fırçalayamıyorsanız, ağzınızı su ile çalkalamak faydalı olacaktır” diyor.

Dt.Pertev Kökdemir, “Bunun dışında yine artan çay ve kahve tüketiminin dişlerde oluşturacağı renklenmeleri azaltmak için bu içeceklerin tüketiminden sonra bir bardak su içmek veya ağzı çalkalamak da renklenmenin önüne geçecektir” diyor.

Comments are closed.