BİZİ BURADAN TAKİP EDİN!... Geniş içerik ve yepyeni bir görüntüyle hizmetinize sunduk. Yenilenen Haber Portalımzı ziyaret etmek için TIKLAYIN...

EMİSCO Sözcüsü Veysel Filiz ile Röportaj

AB Parlamentosu’nda Gerçekleşen Uluslararası Kolokyum Üzerine Görüştük

RÖPORTAJ: Ali SAĞLAM/BRÜKSEL

Avrupa’nın kalbi AB Parlamentosunda gerçekleştirilen Müslüman Toplulukların Temel Haklarını Korumak ve teşvik etmek’ konulu üç ayrı panelin ardından, EMİSCO Sözcüsü ve Avrupa Konseyi STK’lar Raportörü. Ayrıca Kültürlerarası Topluluklar, Göç sorunları ve İslamafobia Uzmanı olan Veysel Filiz ile görüştük.

 

- Veysel bey, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

EMİSCO (Toplumsal Bütünlük Avrupalı Müslümanlar İnisiyatifi) sözcüsü ve Avrupa Konseyi Uluslararası STK’lar Konferansı Raportörüyüm. Strazburg Üniversitesi Türkoloji Bölümü mezunu ve 1974 doğumluyum. Kültürlerarası Topluluklar, Göç sorunları ve İslamofobi konusunda uzmanlığım söz konusu.

Ali Sağlam, EMİSCO Sözcüsü Veysel FİLİZ ile…

-EMİSCO nedir? Hangi misyonu yükleniyor?

EMİSCO Avrupa’da İnsan Hakları ekseninde kariyer sahibi olan ve özellikle Müslüman toplulukların sorunları hakkında uzmanlıkları olan insanların bir araya gelerek oluşturdukları bir STK.

En önemli özelliği farklı kökenlere sahip olmaları, farklı uzmanlık alanları da kendilerini ispat etmiş olmaları, Avrupa’nın farklı bölgelerinde yaşamaları ve farklı kültürel dünyaya ait olmaları. Yönetimde bulunup Müslüman olmayan ve İslam karşıtlığı konusunda çok önemli işlere imza atan arkadaşlarımız da mevcut. İslamofobi alanında yürütülen misyonla birlikte EMİSCO’nun özelliklerinden bir tanesi Avrupalı Müslüman Topluluklar açısından Türkiye’nin çok önemli bir ülke olduğunun anlaşılmış olması ve bu bağlamda AB sürecinin desteklenmesi adına önemli mesajlar da taşımasıdır.

-Bir gün içerisinde üç ayrı konuda gerçekleşen bu panellerle neyi hedeflediniz?

Üç farklı panelde çok yapıcı tartışmalar oldu ve sizler bunları yerinde takip ettiniz. Ele alınan konular Müslümanların yalnızca sorunlarıyla ilgili değil, bu sorunların giderilmesi için yapılan somut çalışmalarında tanıtılmasını hedeflemişti. Bu doğrultuda, İfade Özgürlüğü ve Nefret’e teşvik karşıtlığında İslamofobi trendiyle Mücadele, Kültürlerarası anlayışın yaygınlaştırılmasında ve önyargılarla mücadeleye teşvikte Medya’nın rolü ve son olarak Eğitim ve Bilinçlendirme programlarıyla İslamofobiyle mücadele konuları ele alındı. Bu konular Müslüman toplulukların üzerinde yürütülen en önemli sorunsal alanları içermektedir. Amacımız, sorun ne ise, veya hangi şekilde piyasaya sunuluyorsa onu şeffaflık içinde konuşmaktı.

-Avrupa’nın kalbinde gerçekleştirdiğiniz bu paneller, sizce hedefine ulaştı mı?

Ölçü, katılım ve medya ilgisi ise çok başarılı bir çalışma oldu. Amaç Avrupalı karar alıcıların iki yüzlülüğünü göstermekse, yine çok başarılı bir çalışma yapılmış oldu. Bizim temel amacımız EMİSCO‘nun AB kurumlarıyla Müslüman toplulukların sorunlarının giderilmesinde ciddi ve önemli bir partner olduğunu göstermekti. Bizler konunun eşitlik ve dahil edilme sorunu olduğunu düşünüyoruz, kimsenin farklı çatışma boyutlarına çekmesine gerek yok, çok çesitli dernekler tarafından temsil edilen Avrupalı Müslümanlar kendi parlamentoları olan AB Parlamentosu’nda hak ettikleri şekilde seslerini duyurabildiler.

-AB Parlamentosu’ndaki paneller, Parlamenterlerden gereken ilgiyi gördü mü?

Biraz önce Avrupa’daki karar alıcılardan bahsettim. Ben birilerinin aslında çözüm istemediğini ve toplumun bütünlüğüne zarar veren kırılmalardan istifade ettiğini düşünüyorum. AB için can alıcı bir noktadan konuyu ele aldık ve normalde böyle bir çalışma daha ciddi şekilde izlenilmesi gerekirdi diye düşünüyoruz. Gün içinde 200 katılımcının takip ettiği bu kolokyum için %10 oranında Parlamento içi ilgi oldu. Bunun farklı nedenleri var. Herşeyden önce AB içindeki siyasiler Müslümanlarla oturup tartışmaktan korkuyorlar, kendilerine güvenleri de eksik, imajlarinin zedeleneceğini de düşünüyorlar ve konulara tam vakıf değiller. Kendi aralarında çözüm aradıklari için de son derece başarısız olunuyor. Ne vahim ki, 50 yılı aşkın bir süredir birlikte yaşadıkları bir topluluğa yeteri kadar ilgi duymamışlar ve bugün o kadar derin bir kopuş inşa edilmiş ki, önyargılar duvarını aşarak ve biraz olsun risk alarak, toplumsal barışa ön ayak olamıyorlar. Bunun bu etkinlikler devam ettikce aşılacağını düşsünüyorum. Yeter ki Müslüman Topluluklar eşit görülsün ve onlara tepeden bakılmasın.

-EMİSCO’nun yeni hedefleri ve proğramları nedir?

Avrupa Demokrasileri toplumsal, ekonomik ve siyasi açıdan derin sonuçlar doğurabilecek bir krize doğru sürükleniyor. Böyle bir konjonktürde, kendi yurttaşlarının temel haklarını güvenceye almakla ve korumakla tanınan Batı Demokrasileri ırkçılığın, antisemitizmin, islamofobiya’nın yükselişiyle karşı karşıya gelmekle farklı bir sınav daha yaşıyorlar. Aşırı şiddet içeren radikal eğilimler karşısında durmakta zorlanan özgürlükçü batı demokrasileri hızla içe kapanarak yasakçı bir kimliğe bürünüyor. Çok kültürlülüğün başarısız olduğunu açıklayan liderler ise bu durumun başlıca sorumlusunun Müslüman topluluklar olduğuna işaret ediyorlar. Bu talihsiz gelişmeler etnik ve dini topluluklar açısından yalnızca korku ve huzursuzluğa neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda birlikte yaşamaya yönelik pozitif çabaların önünü kesiyor ve temel hakların kısıtlanmasına da neden oluyor.

Geleneksel siyasi söylemler artık özellikle seçim dönemlerinde zenofobik ve Müslüman karşıtı açıklamalar içermektedir. Müslüman topluluklar mevcut uyum gayretlerinin ve birlikte yaşama projelerinin iflas etmiş olmasında başlıca sorumlular olarak gösteriliyorlar. Bu söylemlerin hiçbir bilimsel temele dayanmadığını ifade etmeye gerek yok. Amaç popülist bir stratejiyle seçmenlerin korkularıyla oynamak ve aynı zamanda Müslüman toplulukların alanlarını özgürlükleri kısıtlayıcı yasalarla ve ırkçı eylemlerle daraltmaktır. Bu arada Müslümanlar tarafından oluşan demokratik taleplerin dikkate alınmadığı da gözlemlenmekte. Müslüman toplulukların Avrupa’nın gelişimine her alanda katkı sağladığı konusunda çok az bilgiye sahip olan toplumun geneli bu grubu kendi dışında görmekte böylelikle ısrar ediyor.

Bu zor dönemde, Müslüman topluluklar moral ve siyasal desteğe ihtiyaç duymaktadır ve özellikle Avrupa’daki karar alıcıların söylemlerinde değişikliğe gitmelerini ve kendilerini eşit yurttaşlar olarak kabul görmelerini beklemektedirler. Bu tartışmaları gündeme getirip belirtilen hedeflere yönelmek için, konuyu her alanda takip etmeyi sürdüreceğiz ve özellikle hükümetlerarası kurulşlardaki tanınmışlığımızı değerlendireceğiz. Aynı zamanda formasyon organize edebilen bir kurum olarak çeşitli federasyonlarla görüşerek tecrübelerimizi anlatacağız ve Müslüman Toplulukları kendi kendilerini demokratik yollarla savunabilen bir grup haline getirmeyi planlıyoruz. 

-Son değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Kimse sorumluluklardan kaçmamalı. Bu ateş hepimizi hedefliyor ve artık Avrupa’nın ortasında incinebilir, savunmasız bir kitle oluşturuldu. Müslüman topluluklar Avrupa’nın şamaroğlanı olma rolünü kabul edemezler. Bunun için, bu kolokyumda olduğu gibi, İslamofobi benzeri ortak meselelerde çok çeşitli kurum ve kuruluşlarımız bir araya gelmeli. İnanın tarih bunun tersini yapanlara karşı çok acımasız olacaktır. Çünkü her verilen canda onların da sorumlulukları vardır. Biz değişmeliyiz, bu toprakları sahiplenmeliyiz, buralara da en az anavatanımız kadar ait olarak içinde yaşadığımız toplumun derdiyle dertlenmeliyiz. Beklenilen ortak gelecek ancak Müslüman aklının kendi sorumluluklarını kuşanması, gerekli evrimi geçirerek herkes için adalet, refah ve barış üretmesiyle mümkün olacaktır. 

- euturkhaber.com / takipçilerine konuyla ilgili mesajınız nedir?


Euturkhaber takipçileri, ‘komuşu aç iken tok yatmamayı’ esas alan, vicdan ve merhamet sahibi insanlardır. Bugün çevremizde Müslüman olmayan ama aç yatan kitleler hızla artıyor ve bizler de sorumluyuz. Bunun üzerinde düşünmek lazım. Bu Kolokyum’da Milli Görüş en üst düzeyde temsil edildi. Ayrıca İGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü’ye de buradan teşekkür etmek istiyorum. Konuya son derece hakim bir temsilci olarak çok önemli bir kitleyi de temsil etmiş bulundu. Milli Görüş’le ilgili özellikle Almanya’da varolan çifte standartı dile getirmesini EMİSCO olarak çok önemsedik. Milli Görüş’e karşı yürütülen propaganda Avrupalı Müslümanların hangi konuma konuşlandırıldıklarınıin en büyük ispatıdır. Biz son derece etik olmayan bu davranışları bu etkinliklerle gündeme almaya devam edeceğiz. Dua ve destek bekliyoruz.

-Teşekkür ederiz.

BELÇİKA/euturkhaber.com

Comments are closed.