Erdoğan: Temenni ederim ki Barzani, bu yanlış karardan vazgeçer

Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY’deki referandum tartışmaları ile ilgili, “Temenni ederim ki ayın 25′ine kadar Sayın Barzani ve ekibi, hemen bu yanlış karardan vazgeçerler.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Temenni ederim ki Barzani, bu yanlış karardan vazgeçer

NEW YORK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York Plaza Otel’de “Bloomberg Küresel İş Forumu”nda yaptığı konuşmasında, “Suriye’de DEAŞ terör örgütü var fakat Suriye’nin kuzeyinde de bir başka terör örgütü var. Bu terör örgütü de Türkiye’deki malum PKK terör örgütünün bir yan kuruluşu. PYD/YPG terör örgütü şu anda Amerika’nın Rakka operasyonunda DEAŞ terör örgütüne karşı birlikte mücadele verdiği bir başka terör örgütü. Demokrasiye inanmış bir ülkenin, bir terör örgütüyle iş birliği yaparak, bir başka terör örgütünü yok etmesini ben anlayamıyorum.” ifadelerini kullandı.

Irak’tan, Suriye’deki bu terör örgütlerine gelen desteğin 3 bin tırı aştığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Burada tanklar var, toplar var, ağır zırhlı araçlar var, mühimmat var, 3 bin tırın üzerinde. Şimdi ben Türkiye olarak düşünüyorum, Kuzey Suriye’ye gelen tüm bu ağır silahların, yarın bana karşı kullanılmayacağını kim garanti edebilir?”

“MGK’da ne gibi yaptırımlar uygularız, kararını alacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY’deki referandum tartışmaları ile ilgili olarak, “Özel temsilcilerimi ben Sayın Barzani’ye gönderdim, dedim ki ‘Sakın böyle bir yanlışın içerisine girme, biz darda kaldığınız zamanlarda size her türlü desteği vermiş bir ülkeyiz. 350 kilometre sınırımız olan bir komşumuzsunuz, komşunuz durumundayız. Bizde akrabalarınız var, aynı şekilde bizimkilerin sizde akrabaları var. Bakın böyle bir yanlış yapmayın.’ Ne yazık ki bu yanlışı şu anda yapmış durumdalar.” diyerek, “Ayın 27′sinde benim Milli Güvenlik Kurulu toplantım vardı. Birleşmiş Milletler gündemi sebebiyle bu toplantıyı biz 22′sine aldık. Döner dönmez cuma günü, Ankara’da Milli Güvenlik Kurulumuzu topluyoruz. Milli Güvenlik Kurulu toplantımızda ne gibi yaptırımlar uygularız, bunun kararını alacağız.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Temenni ederim ki ayın 25′ine kadar Sayın Barzani ve ekibi, hemen bu yanlış karardan vazgeçerler ve Kuzey Irak yerel yönetimi sürdürdüğü çalışmasına devam eder.” dedi.

“Umarım bu yanlış karardan vazgeçerler”

Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) kararı aldıktan sonra hükümete göndereceğini, hükümetin de Bakanlar Kurulu toplantısında kararını vereceğini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hedef şudur, bir defa kesinlikle Irak’ta böyle bir bağımsız devlet ilanına biz taraf değiliz. Asla olamaz. Böyle bir şeye müsaade edilmesi mümkün değil. Orada sadece Kürtler yaşamıyor, orada Türkmenler var, orada Araplar var. Bütün bunların birlikteliğini bozmaya kimsenin hakkı yok. ’16 yaşında benim hayalimdi.’ Senin 16 yaşındaki hayalin olabilir. Dünyada, özellikle de siyasette güncellenen bir hayat vardır. Bu güncellemeyi biz hayatımız boyunca hep yapmışızdır. Benim 16 yaşındaki siyaset anlayışımla 63 yaşındaki yaşındaki siyaset anlayışım aynı olamaz, aynı değildir. 40 yıldır siyasetin içindeyim, burada atılan bu adım, bu yaklaşım kesinlikle yanlıştır ve kendini yalnızlığa doğru itmiştir. Bakın şu an itibarıyla İsrail’den başka yanında kimse yok. Bütün dünya ülkeleri şu anda bu anlayışa, bu teze karşı durumda. Burada da yaptığımız görüşmelerde hep bunu gördüm. Temenni ederim ki ayın 25′ine kadar Sayın Barzani ve ekibi hemen bu yanlış karardan vazgeçerler ve Kuzey Irak yerel yönetimi, sürdürdüğü çalışmasına devam eder.”

IKBY’deki referandum tartışmalarına ilişkin, “Bu noktada sadece ekonomik yaptırım mı uygulanır yoksa güç kullanımı da söz konusu olabilir mi?” sorusu üzerine Erdoğan, “Şimdi bu çeşitlendirmeyi burada ifade edersem doğru olmaz. Milli Güvenlik Kurulumuzda bunları çalışacağız. Orada bunları ortaya süreceğiz. Hükümetimize teklifimizi yapacağız. Ondan sonra da hükümetimizin kararıyla bu açıklanacak.” diye konuştu.

“Balistik füzelerle ilgili atmamız gereken adımlar da vardır”

“Türkiye olarak yanı başımdaki Suriye’de S-400 varken, ben kendim bir S-400′e, belki S-500′e hatta S-600′e sahip olmanın gayreti içerisinde olmak durumundayım.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar, kendimizi korumaya yönelik atmamız gereken adımlardır. Balistik füzelerle ilgili atmamız gereken adımlar da vardır. Bunlar bir yöneticinin ülkesini, 80 milyon Türkiye’yi korumak bizim görevimizdir. Bunun için de ne gerekiyorsa A’dan Z’ye bunu yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Şimdi pazartesi günü sayın Putin ile bir araya geleceğiz, telefonla görüşmemiz olacak ama perşembe günü bir akşam yemeği yiyeceğiz beraber. Bu gelişmeleri, Suriye’de ne oluyor ne bitiyor bunları konuşacağız.” dedi.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Erdoğan,  şöyle devam etti:

“Ben diyorum ki karar merciinde olan onlar. Onlar, bize kapıyı kapatsın biz kararı rahat veririz. Çok da meraklı değiliz, bunu da söyleyeyim ama onlar istiyorlar ki Türkiye buradan kaçsın, yok, biz hiçbir zaman minderden kaçmadık. Minderden kaçan olmayız. Minderden kaçan onlar olsun. Kararlarını versinler, bizim kararımız kolay.”

“Biz hiçbir zaman minderden kaçmadık”

Son olarak da mülteciler meselesinde 2016′nın temmuz ayında “Size 3 milyar avro vereceğiz’ şeklinde açıklama yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunu bize vermiyorlar. Kime verecek bunu? Mültecilere verecek. Kendi belirledikleri kuruluşlar vasıtasıyla verecek. Ondan sonra ‘yıl sonuna kadar da 3 milyar avro daha vereceğiz’ dediler. Gelen rakam ne? Gelen rakam şu an itibariyle 820 milyon avrodur. Şimdi, dürüstlük nerede? Yok.

Türkiye, şu anda müzakere masasında. Bakınız, çok ilginçtir. Sarkozy, Fransa’nın başında, Merkel Almanya’nın başına geldi. Geldikleri ana kadar, ben Liderler Zirvesi’ne katılıyordum. O zaman Chirac vardı Fransa’da, Almanya’da Schröder vardı ve üçlü olarak bizim çok yapmış olduğumuz toplantılar vardı. Onlar, bizi adeta hazırlıyorlardı ama ne zaman Sarkozy geldi, ne zaman ki Merkel geldi… Bir defa müzakereci diye düşünülen bu ülkelerin Liderler Zirvesi’ne katılmasını yasakladılar, kaldırdılar. Fasıllar aç-kapa olarak yapılıyordu o zaman. Peki, bunların gelişiyle ne oldu? Bir defa ‘aç-kapa’yı kaldırdılar, sadece ‘aç’ fasılda yapılıyor, ‘kapama’ yok. Fasılların adedi neydi? 15 fasıl vardı. Bu da ne yaptılar, 35 fasla çıkardılar. Bunlar kime karşı yapıldı? Bunlar, sadece Türkiye’ye karşı alınan önlemlerdir. Juncker, önce bana bunu izah etsin? Juncker ile ben iyi tanışırım.”

“Türkiye, neden hala ısrar ediyor ve bunları çekiyor?” şeklindeki soru üzerine de Erdoğan, “Çok güzel bir soru. Ben diyorum ki karar merciinde olan onlar. Onlar, bize kapıyı kapatsın biz kararı rahat veririz. Çok da meraklı değiliz, bunu da söyleyeyim ama onlar istiyorlar ki Türkiye buradan kaçsın, yok, biz hiçbir zaman minderden kaçmadık. Minderden kaçan olmayız. Minderden kaçan onlar olsun. Kararlarını versinler, bizim kararımız kolay.” yanıtını verdi.

“Hapiste dediklerinizin çoğu gazeteci değil, çoğu terörist”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın diğer yerleriyle kıyasla çok fazla gazeteci sizde hapishanede, suçlardan veya ihanetlerden orada olduğunu söylüyorsunuz. ABD’de de esasında birçok gazete veya dergiyi görüyorsunuz. Trump eleştiriliyor. Gerçekten çok da ağır eleştiriliyor ama onlara karşı bir şey yapılmıyor. Siz gazetecilerin, gazetecilik dışında suçlardan içeride olduğunda hala ısrarcı mısınız?” şeklindeki soruya ise şu yanıtı verdi:

“Burada yanlış bir iletişiminiz var, önce onu düzeltelim. Bu, hapiste dediklerinizin çoğu gazeteci falan değil, bunların çoğu terörist. Bunların çoğu, birçok bombalama olaylarına adı karışmış, birçok kısmı bunların hırsızlığa karışmış, hatta hatta bankamatikleri soyarak yakalanan bunların içinde birçokları var. Yani ‘gazeteciyim’ demekle gazeteci olunmuyor. Bunların birçoğu böyle fakat ne yazık ki dışarıdakiler ‘Ben gazeteciyim’ dediği zaman bunları gazeteci sayıyor. Şu anda her yerde yargı makamı var. Bizde de yargı makamı var. Yargı makamı bunlarla ilgili kararını veriyor ve çıkması gerekenler varsa çıkar ama bunların birçoğu ajanlık görevi yapıyorsa, onlar da bunun hesabını verir. İşte, Türkiye’deki olay da bu.

Şimdi Amerika ile bunu mukayese etmeye kalkarsanız o zaman durum çok daha farklı olur. Şimdi, ‘Sayın Trump’a hakaret edenler içeride değil’ diyorsunuz. Tayyip Erdoğan’a hakaret edenlerin sayısını biliyor musunuz? Tüm ailemi, bu hakarette muhatap alarak bana her türlü hakareti yapanların siz acaba sayısını biliyor musunuz? Ben bunları sayamıyorum bile ama her zaman sabretmişimdir ve böyle bir şey benim şahsımdan, kişiliğimden kaynaklanan değildir. Bunlar, teröre karışmışlardır ve PKK terör örgütünün hepsi içindedir, yandaşlarıdır ve bir kısmı da FETÖ mensuplarıdır, yandaşlarıdır, içindedir. Yargı da bunlarla ilgili kararını vermiştir. Dolayısıyla yargı bağımsızdır, yargıya müdahale edemeyiz. Böyle bir şey söz konusu değil.

16 Mayıs’taki ABD ziyaretini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Beyaz Saray’a girerken, PKK’lı göstericiler siz onlara ‘aktivistler’ diyorsunuz; orada her türlü gösteriyi yapıyorlar. Polisin, onlara müdahale etmediğini gördüm. Daha sonra büyükelçilik rezidansına geçtik. Büyükelçilik rezidansına geçtiğimiz zaman orada da yine aynı şekilde, yakın mesafede gösteri yapıyorlar ve polisin onlara ne yazık ki müdahale etmediğini gördüm. Bu defa, yakın mesafedeler. Benim kendi korumalarım, beni korumakla görevli olanlar ister istemez duruma müdahale etmek durumunda kaldı. Haklı. Oradaki Türkiye’nin vatansever evlatlarından bazılarına megafonla vurdular ve başı gözü kan revan içinde kaldı. Çok ilginç, onlardan kimseyi almadılar içeri. Benim korumalarım hakkında soruşturma açtılar. Çok ilginçtir, bunların içinde 4 tanesi olay mahallinde yok, hatta 2 tanesi Amerika’ya hiç gelmiş değil. Neredesin sen Amerikan yargısı?”

Bu konuyu ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü belirten Erdoğan, Trump’ın konunun takipçisi olduğunu ifade ettiğini söyledi. Erdoğan, “Tamamen siyasi bir tavır söz konusu. Çünkü, bu kararı veren savcının kimliğini gayet iyi biliyoruz. Kimliğini gayet iyi bildiğimiz için de buradaki bu alınan kararın ne denli yanlış olduğu, tabii ben Sayın Başkan’a da söyledim. Kendileri de ‘takipçisi konumunda olduğunu, federal devletten kaynaklanmadığını, eyaletten kaynaklanan bir durum olduğunu’ söylediler. Temenni ederim ki bu yanlış düzelir.” diye konuştu.

“Yargılama sürecinde olmadığı halde bunlar bize verilmiyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ile alakalı konuların hep insan hakları ve diğer şekillerde geliyor. Bu tabloyu değiştirmek ister miydiniz? Türkiye, nasıl algılanmak istiyor Batı’ya karşı?” sorusu üzerine de şu yanıtı verdi:

“Eğer insan haklarındaki pozitif gelişmeyi öğrenmek istiyorsanız, Türkiye’ye gelin. Batıda öyle insan hakları noktasında adalet aramayın.

Terör örgütü mensupları Türkiye’den kaçıyor, sığındıkları yer neresi biliyor musunuz? Almanya. Şu anda ben Almanya’ya 4 bin 500 dosya verdim terör örgütleriyle ve teröristlerle ilgili. Geri dönüş yok. FETÖ ile ilgili aynı şekilde. Amerika’ya 85 koli gönderdim FETÖ’nün başıyla ilgili olarak. Bunlar yargılama sürecinde değil. Bizimkiler, yargılama sürecinde. Yargılama sürecinde olmadığı halde bunlar bize verilmiyor. Şimdi, burada adalet nerede acaba? Ülkemde darbe girişiminde bulunacaklar, devletimizi yıkmaya yönelecekler. Devletimizi yıkmaya yönelenleri savunanların yaklaşım tarzı adil midir? Her şeyden önce bir defa hukuk içerisinde hareket etmek asıl olandır ama bunlar hukuk içerisinde değil ne yazık ki siyasi manevralarla kararlar verip, böyle bir yaklaşım tarzı içerisinde oluyorlar. Bu da bizleri ciddi manada üzüyor.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>