Haber TURU: Türkiye ve Dünya Gündemi!..

‘Çocuklarda enfeksiyon işitme kaybına yol açabilir’

Çocuklarda, kabakulak, menenjit, kızamıkçık, suçiçeği gibi enfeksiyonlar ile bazı ilaçların, kalıcı iç kulak hasarı ve işitme kaybına yol açabileceği belirtildi.

'Çocuklarda enfeksiyon işitme kaybına yol açabilir'

ANKARA (AA) Duygu Yener-Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi KulakBurun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Anadolu, “Uluslararası İşitme Engelliler Haftası” nedeniyle AA muhabirine yaptığı açıklamada, işitme kaybının, çocuk doğduktan hemen sonra saptanmadığı durumda topluma işitme engelli bir birey ekleneceğini söyledi.

Tüm dünyada ortalama 360 milyon işitme engelli bulunduğuna dikkati çeken Anadolu, Türkiye’de de işitme engelli sayısının azımsanamayacak kadar çok olduğunu söyledi.

İşitme kayıplarının doğuştan olabildiği gibi sonradan da çocuğun gelişimi sırasında veya daha sonraki ergenlik ve erişkinlik dönemlerinde de ortaya çıkabildiğini ifade eden Anadolu, akraba evliliklerinin de çocuklarda doğuştan oluşan işitme sorununa sebep olabildiğini belirtti.

“Enfeksiyonlar önemsenmeli”

Anadolu, çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonların önemsenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Çocukluk çağında geçirilen kızamık, kabakulak, menenjit, kızamıkçık, suçiçeği gibi enfeksiyonlar ile yüksek ateşle seyreden havale yaratacak kadar ciddi hastalıklar iç kulak hasarı ve işitme kaybına yol açabiliyor. Çocuklarda kullanılan iç kulaktaki duyu hücrelerine ve sinir hücrelerine zarar veren bazı toksik ilaçlar da kalıcı iç kulak hasarı ve işitme kaybına neden oluyor.” ifadelerini kullandı.

Bebeklik veya çocukluk döneminde ya da hamilelik döneminde kullanılacak ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanması gerektiğini dile getiren Anadolu, işitme engelli çocuklarda esas olarak konuşma bozukluklarının ortaya çıktığını, çocuğun konuşamadığını ve konuşması geciken çocukların aileleri için bunların belirti olabileceğini söyledi.

Anadolu, ailelerin vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmasını ve çocuğun işitme sorunu olup olmadığının değerlendirilmesinin sağlanmasını istedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: ‘Türkiye’nin korku tünelinden çıkması gerekiyor’

MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Yeni bir darbe söylentisi mırıldanıyor, ama bu kızgınlıkla yapılmış bir mırıldanma değil. Türkiye’nin korku tünelinden çıkması gerekiyor.” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye'nin korku tünelinden çıkması gerekiyorANKARA (AA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter’daki hesabından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Açıklamasına “Kalbi vatan ve millet için çarpan her insanımız eminim ve haklı olarak şu sorunun cevabını arıyordur: Şafak ne zaman sökecek?” sorusuyla başlayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Sabır ve duayla şafağı bekliyorsak, o zaman hüküm süren karanlıktan da bahsetmemiz lazımdır. Maatteessüf karanlık zalim ve zifiridir. Nitekim üzüntüm büyüktür: Umutlar boşa çıkarken, uğursuz bir dönemin ağırlığı tüm acımasızlığıyla milli yüreklere düşmektedir.

Huzur istiyoruz, hüsran geliyor; güvenlik istiyoruz, tehlikeler kol geziyor. Yarını görelim diyoruz, yangından başımızı alamıyoruz. Yeni bir darbe söylentisi mırıldanıyor, ama bu kızgınlıkla yapılmış bir mırıldanma değil. Türkiye’nin korku tünelinden çıkması gerekiyor.

Kara haberler geliyor, anaların gözyaşları şelale gibi akıyor. Değişen bir şey yok: Yavrular mahzun, gelinler mazlum, vatan mahvın eşiğinde. Mardin Derik, Şırnak ve Diyarbakır derken, 11 vatan evladı şehit oldu. Şehitlerimiz devlet ve millet bekası uğruna kara toprağın bağrına girdi. Terörü lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağolsun. Son olsun diyeceğim ama olmayacak…”

Dil Bayramı

MHP Genel Başkanı Bahçeli, bugün aynı zamanda Türk Dil Bayramı olduğunu anımsatarak bayram kutlamak yerine hep yas tutulduğunu vurguladı. Bahçeli, “Bayram bizi unuttu, biz bayramı” ifadesini kullandı.

Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Dil bir millettir. Türkçe, Türk milletinin varlığı, yurdu, yuvası ve yarınıdır. Türkçehepimizin ortak değeri, kardeşliğimizin tercümanıdır. Dilin ses güzelliğiyle dalgalanıp bir duyurma, anlatma ve inandırma gücüne ulaşması kolay değildir. Türkçe bunu asırlar içinde başarmıştır. Türkçemiz Türk milletinin aziz ve yaşayan bir servetidir. Bu servet israf edilir, yağmalanır, zayıflarsa adımız anılmaz, anılarımız yaşayamaz.

Ağrı Diyadin Belediyesinde indirilen bölücü tabelayı tekrar astırıp Kürtçe bizim dilimizdir diyenler, aslında Türkçeye zulmedenlerdir. Türkçe yemin, Türklük namustur. Bundan habersiz olanlar milletimizin kültür ve tarih değerlerine ileri düzeyde zayiat vermişlerdir. Türkçenin yanına mahalli dillerin yerleştirilme çabalarına inatla devam edilmesi yanlıştır, günahtır, vebaldir hatta millete kastetmektir. Ana dil eğitim taleplerinin sürekli olarak mevzi elde etmesi çözülme ve bölünme dinamiklerini hızlandıracak, hayatın her alanına yayacaktır.

“Türkiye’nin sorunlarından kurtulması için Türkçe pusula olmalı”

İzmir Karşıyaka’da öğrenci andını okumak isteyen öğrencilere izin verilmemesini eleştiren Bahçeli, açıklamalarına şöyle devam etti:

“İzmir Karşıyaka’da işgüzar ve densiz bir okul müdürü çıkmış Andımızı okuyan çocuklara, ‘Dingonun ahırı mı burası?’ diyor. Soruya bakar mısınız? Söz konusu müdür kendisini ahırda hissedebilir, bence mahsur yoktur ancak çocuklarımız okuldadır, Andımızı Türkçe okumak istemektedir.

Unutmayalım, gördüğümüz rüya Türkçedir, ülkülerimiz Türkçedir, ülkemiz Türkiye’dir, hepimizin umut ve ufuk sancağı ise Türk milletidir. Dünyayı Türkçe kavrayacağız, hadiselerin kalbine Türkçe bakacağız, Türkçeyi mukadderat bilip, ilelebet bir vefa ve sevda nişanesi göreceğiz.

Türkiye’nin bugünkü sorunlarından kurtulması için Türkçe pusula olmalı, çağın satırları Türkçe okunmalıdır. Buruk duygularla da olsa büyük milletimizin Türk Dil Bayramını en içten hissiyatımla kutluyorum. Türkçenin gelişmesi, büyümesi ve yıldız gibi parlaması için emek veren, çaba gösteren kutlu ecdadımızı rahmetle hürmetle yad ediyorum. Türkçenin gelişmesi ve muhafazası amacıyla değerli çalışmalar yapan bilim ve siyaset adamlarına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

‘PKK terör örgütünü, FETÖ terör örgütü besliyor’

Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sözen, “FETÖ ve PKK aynı kuyudan beslenen ruh ikizleridir. Çözüm Süreci döneminde çok net gördük ki; PKK terör örgütünü, FETÖ besliyor.” dedi.

'PKK terör örgütünü, FETÖ terör örgütü besliyor'SİİRT(AA)-Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, “FETÖ ve PKK aynı kuyudan beslenen ruh ikizleridir. Çözüm Süreci döneminde çok net gördük ki; PKK terör örgütünü, FETÖ besliyor. PKK eşittir FETÖ, FETÖ eşittir PKK. İkisi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanıdır.” dedi.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Siirt’e gelen Sözen, Siirt Gazi ve Şehit Aileleri Dernekleri Federasyonunda konfederasyona bağlı dernek başkanları ile bir araya geldi. Sözen, burada yaptığı konuşmada, terör örgütü PKK’nın saldırıları nedeniyle bu yıl 41 köy korucusunun şehit edildiğini söyledi.

15 Temmuz’da Siirtliler, Bingöllüler ve Diyarbakırlılar olarak Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı dik durduklarına işaret eden Sözen, PKK’lı teröristler ne ise kendileri için FETÖ’cü teröristlerin de aynı olduğunu belirtti.

“PKK terör örgütünü, FETÖ terör örgütü besliyor”

“Bunlar aynı kuyudan beslenen ruh ikizlerdir. Bunların ortak amacı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, onun pırıl pırıl vatandaşlarına zarar vermektir. Çözüm Süreci döneminde çok net gördük ki; PKK terör örgütünü, FETÖ terör örgütü besliyor.” diyen Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatay’dan tutun Van’a kadar 2. Ordu Komutanlığı emir ve sorumluluğundaki bütün generaller Türkiye Cumhuriyeti’ne darbe yapmaktan, vatandaşların üzerinde uçakları uçurmaktan ve bombaları atmaktan, yani terör örgütüne yardım ve yataklıktan tutuklandılar. Bunlar bize şunu gösteriyor, PKK eşittir FETÖ, FETÖ eşittir PKK. Dağdaki teröristlerin kıyafetiyle, o generallerin kıyafetleri farklı olsa da ikisi de teröristtir. Yaptıkları faaliyet de terörist faaliyettir. İkisi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanıdır.”alakası yoktur. Bunların eline aldığı sazla ABD büyükelçisinin eline aldığı sazın tellerinden çıkan cümleler aynıdır.”

 

HDP Brüksel ve Berlin’e heyet gönderiyor

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş başkanlığındaki heyet, 27-28 Eylül’de Brüksel’de, 29 Eylül’de ise Berlin’de görüşmeler yapacak.

HDP Brüksel ve Berlin'e heyet gönderiyorANKARA (AA)-HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş başkanlığındaki heyet, 27-28 Eylül’de Brüksel’de, 29 Eylül’de ise Berlin’de görüşmeler yapacak.

HDP’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Demirtaş’a ziyaretinde, Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy ile bazı milletvekilleri eşlik edecek.

Heyet, Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ile görüşecek.

Berlin’e 29 Eylül’de geçecek heyet, burada ise SPD Genel Başkanı ve Almanya Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel ve Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’ın yanı sıra Almanya Sol Parti ve Alman Yeşiller Partisi liderleri ile bir araya gelecek.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Ne istiyorsanız yapalım, bu dursun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şırnak ve Mardin’deki terör saldırılarına ilişkin “Ne istiyorsanız çözelim, yapalım, ‘bu dursun artık yeter’ diyoruz.” açıklamasında bulundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Ne istiyorsanız yapalım, bu dursunANKARA (AA)-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şırnak veMardin’deki terör saldırılarına ilişkin, “Ülkeyi kim yönetiyor Allah aşkına? Nereye gidecek bu ülkenin hali? Ne olacak bu ülkenin hali ben merak ediyorum. Vatandaş olarak merak ediyorum, siyasetçi olarak değil. Varsa bir sorun çözelim, getirin çözelim. Ne istiyorsanız çözelim, yapalım, ‘bu dursun artık yeter’ diyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, Dil Derneği ve Çankaya Belediyesinin Şinasi Sahnesi’nde düzenlediği 84. Dil Bayramı Törenine gelişinde, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“Doğu ve Güneydoğu’dan yine şehitler var. Neler söylemek istersiniz?” sorusuna, Kılıçdaroğlu, “Emin olun ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Terörü bitirmek için ne gerekiyorsa verelim, bizden ne istiyorsanız her türlü katkıyı verelim dedik. Yasa değişikliği, hay hay buyurun yapın, anayasa değişikliği, hay hay buyurun yapın. Ne istedilerse bütün talepleri karşılandı ama bugün gerçekten son derece üzgünüm 10 şehidimiz var.” yanıtını verdi.

“İyi de bu işin sorumlusu kim? 10 eve ateş düştü.” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne söylüyoruz? ‘Şehitlerimize Allah rahmet eylesin’, evet Allah rahmet eylesin, ‘ailelerine başsağlığı’, ailelerine başsağlığı diliyoruz, ‘Türk milletinin başı sağolsun’, evet Türk milletinin başı sağolsun. İyi de bunu ne zaman ve nereye kadar söyleyeceğiz? Kim bu işin sorumlusu? Bir sorumlu çıkması lazım, birisinin bir açıklama yapması lazım, neden bu kadar şehidimiz geliyor, neden bugüne kadar doğru dürüst bir önlem alınmadı diye. Neden bu tablo annelerin önüne konuyor? O annelere ne anlatacağız, ne söyleyeceğiz? Bu işin sorumlusu siyaset kurumudur, dünyanın her tarafında böyledir. Vatandaşı, esnafı manavı, sanayiciyi, sanatçıyı sorumlu tutamayız. Ülkeyi kim yönetiyor Allah aşkına? Nereye gidecek bu ülkenin hali? Ne olacak bu ülkenin hali ben merak ediyorum. Vatandaş olarak merak ediyorum, siyasetçi olarak değil. Varsa bir sorun çözelim, getirin çözelim. Ne istiyorsanız çözelim, yapalım, ‘bu dursun artık yeter’ diyoruz.”

Mardin ve Şırnak’ta şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet diledi

Öte yandan Kılıçdaroğlu, Mardin ve Şırnak’ta şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi.

Twitter hesabından terör saldırılarına ilişkin paylaşımda bulunan Kılıçdaroğlu, “Terörle yaşamayı kabul etmiyoruz. Bu ülkeyi terör belasından ya temizleyin ya da o koltukları devredin. Bu ülke artık huzur istiyor. Mardin ve Şırnak’ta şehit düşen evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.” ifadesini kullandı.

İş adamlarından Moody’s'e tepki

Türk iş dünyası, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s'in Türkiye’nin kredi notunu “Baa3″ten “Ba1″e düşürmesini “siyasi” ve “aceleci” olarak değerlendirdi.

İş adamlarından Moody's'e tepkiİSTANBUL (AA) ALİ ATAR-Türk iş dünyası, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s'in Türkiye’nin kredi notunu “Baa3″ten “Ba1″e düşürmesini “siyasi” ve “aceleci” olarak değerlendirdi.

İş dünyasının önde gelen isimleri, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyedeki kredi notunu indirim için izlemeye alan Moody’s'in 23 Eylül Cuma gecesi yaptığı açıklama ile notu düşürmesini yatırım kararlarında bir değişikliğe yol açmayacağı görüşü taşıyor.

Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, böyle bir kararı beklemediklerini ifade ederek, “Kararın siyasi olduğu apaçık. Türkiye’yi derinlemesine inceleyemeyen sadece kredi derecelendirme kuruluşlarının notuna bakan birçok yatırımcı var. Her yabancı yatırımcı, bu kararın siyasi olup olmadığına bakmaz. Bu karar, halihazırda Türkiye’ye yatırım yapmış yabancı yatırımcı için değil, Türkiye’ye gelecek yeni taze para için önemli.” diye konuştu.

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar da Türkiye’de yatırım yapan birçok uluslararası yatırım fonu bulunduğunu, bu fonların kredi notunun iyileştiği pazarlara yönelmesinin söz konusu olabileceğini söyledi.

Kibar, “Türkiye’de uluslararası yatırım yapan fonların yatırım yaparken belirli kriterleri oluyor. Bu kriterlerin eşik değerinde kredi derecelendirme kuruluşlarının notları da etkili oluyor. Bu kararı çok tarafsız da bulmuyorum. Zaten uzunca bir süredir Türkiye ekonomisi üzerinde kredi derecelendirme kuruluşlarının birtakım analitik değerlendirmeleri ve aldığı bu kararları, başka ülkelerle ilgili aldığı kararlarla mukayese ettiğimiz zaman net bir şekilde görmek mümkün.” ifadelerini kullandı.

“Çok acil verilmiş bir karar”

Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir ise Moody’s’in notu düşürmesinin çok acil verilmiş bir karar olduğunu ifade ederek, “Zamanlaması yanlış. Çünkü biz Türkiye ekonomisi hakkında bir karar verilebilmesi için 15 Temmuz’dan sonra 6 ay beklenmesi gerektiğine inanıyorduk. Türkiye hakkındaki bir karar ancak o zaman ortaya çıkar. Bence siyasi bir karardır.” şeklinde konuştu.

Özdemir, ekonomik verilere bakıldığında Türkiye’nin 15 Temmuz’dan sonra daha iyi bir noktada olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu açık ve net gözüküyor. Türkiye’nin çıkardığı bazı teşvik yasaları var. Yabancıların Türkiye’ye yatırım yapmasına çok önem verdiği, yabancı yatırımları kolaylaştırdığı, hatta önemli stratejik yatırımlarda bile özel teşvik yasası uygulanacağı, karşılıklı yatırıma devletin ne gibi katkılar ve teşvikler vereceği yazılırken, böyle bir kararın aniden alınması, zamanlaması doğru değil ve kararı siyasi bir karar olarak görüyoruz.”

“Tamamen siyasi bir karar olarak görüyorum”

Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Moody’s’in, Türkiye’nin darbe girişiminde iyi refleksler verdiğini söylemesinin ardından böyle bir karar almasının düşündürücü olduğunu ifade ederek, iş dünyası gözüyle bakıldığında tamamen siyasi bir karar olarak gördüğünü, bilinçli yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin olağanüstü bir süreçten geçtiğini belirten Kadooğlu, “Bu sürece rağmen bugün ekonomi yönetiminin verdiği kararlar takdire şayan. Bu kadar sıkıntıya rağmen ekonomimiz yürüyor ve dengede kalabiliyoruz. Tabii ki mali disiplinden taviz vermememiz gerekiyor. Büyümeyi gerçekleştirmek için yeni reformlara ihtiyacımız olabilir. Ama bu tür açıklamalara karşı en iyi cevabı iş dünyası olarak vereceğiz. İş dünyası olarak ‘İşimizin başındayız. Yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu ülkenin geleceğine güveniyoruz’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Moody’s kararı politik ve Türkiye’ye saldırıların devamıdır

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem, uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s'in not indirimine ilişkin, “Bu karar politiktir ve Türkiye’ye yönelik saldırıların devamıdır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Moody's kararı politik ve Türkiye'ye saldırıların devamıdırİSTANBUL (AA) Murat BİRİNCİ-Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Moody’s yetkilisinin geçen hafta içinde uluslararası bir ajansa yaptığı değerlendirmeden 2 gün sonra Türkiye’nin notunu düşürmesinin yatırımcıları güç durumda bıraktığını söyledi.

Moody’s'in kararının yatırımcıları ters köşeye yatırdığını ifade eden Ertem, şöyle konuştu:

“Moody’s, olumlu açıklamalar yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD seyahati sonrası siyasi bir karar aldı. ABD’nin kendi içerisinde duruş farklılıkları var. Örneğin, Pentagon başka bir şey, ABD Dışişleri Bakanlığı başka bir şey söylüyor. ABD içerisinde tutarsızlık gözlemliyoruz. Buna bağlı olarak Türkiye’ye yönelik anlamsız, stratejik ortaklığa uymayan operasyonlar gözlemliyoruz. Moody’s'in tavrı, bütün bu yanlış ve eksik bakışın bir bakıma ekonomik olarak ifade edilmesidir. Bu anlamda Moody’s'in kararı subjektiftir. Moody’s'in not indirme kararı, iktisadi saiklerle alınmış bir karar değildir. Bu karar politiktir ve Türkiye’ye yönelik saldırıların bir devamıdır.”

“Ekonomi 3′ten büyüktür”

Ertem, bazı çevrelerin faizlerin hızla yükseleceğini, dolar/TL’nin 3′ün üzerinde kalacağını ve “mini kriz” çıkacağını beklediğini belirterek, “Dolar/TL şu anda 2,99′un altında seyrediyor. Türkiye, uluslararası yatırımcıların gideceği ender ülkelerden birisidir. Bütün kurumlarımız subjektif kararlar karşısında hazırdır. Önümüzdeki günlerde bu tür kararlardan Türkiye ekonomisinin ve yatırımların etkilenmediğini göreceksiniz.” dedi.

“Ekonomi 3′ten büyüktür” diyen Ertem, 3 derecelendirme kuruluşu Moody’s, Fitch ve Standard & Poor’s'un özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerini verdikleri notlarla etkilemeye çalıştığını söyledi.

“Moody’s'in yaptığı piyasa düşmanlığı”

Kredi derecelendirme kuruluşlarının, ülke notunu düşürdüklerinde sermaye çıkışı olacağını ve ülke para biriminin değer kaybedeceğini bildiğine dikkati çeken Ertem, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böylece ülkenin borç sarmalına gireceğini ve daha fazla dış borç gereksinimi olacağını düşünüyorlar. Türkiye ekonomisi için bunlar geride kaldı. Türkiye ekonomisi böyle yönlendirmelerle idare edilecek dönemleri çoktan geçmiştir. Bu devir kapanmıştır. Dünya ekonomisi de, Türkiye ekonomisi de 3′ten büyüktür. Biz bildiğimiz yolda gideceğiz. Vatandaşlarımız ve ekonomimizin çıkarları doğrultusunda hareket edeceğiz. Moody’s'in yaptığı piyasa düşmanlığıdır. Piyasa düşmanlığı karşısında olacağız.”

‘Moody’s'in kararı Türkiye gerçekleriyle uyuşmuyor’

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Bezci, “Moody’s'in aldığı not indirimi kararı Türkiye gerçekleriyle uyuşmuyor” dedi. 

'Moody's'in kararı Türkiye gerçekleriyle uyuşmuyor'ANKARA(AA)-Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s'in Türkiye’nin kredi notuna ilişkin kararının gerçeklerle uyuşmadığını bildirdi.

Bezci, yazılı açıklamasında Moody’s'in söz konusu kararını değerlendirdi.

Türkiye’nin darbe girişimine rağmen ekonomisinin sarsılmasına izin vermeyen bir ülke olduğunu vurgulayan Bezci, “Hükümetin doğru adımlarına rağmen tüm olumlu gelişmeleri görmezden gelerek not düşürenin niyetini sorgularız.” ifadesini kullandı.

Kararın, Türkiye ekonomisinin gerçekleriyle uyuşmadığına dikkati çeken Bezci, hükümetin ekonomide doğru adımlar attığını ve iş alemi olarak ekonominin güçlendirilmesine yönelik alınan tüm kararları desteklediklerini bildirdi.

Bezci, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının aldıkları yanlış kararlar nedeniyle itibar kaybettiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Uluslararası yatırımcıların gözünde bu kuruluşların notu giderek düşürüyor. Moody’s, öncelikle kendi karnesine bakmalı. Türkiye’nin ekonomik gücünü ve mevcut durumunu ya doğru değerlendiremiyor ya da yanlış bir algı yaratmaya çalışıyor. Moody’s'in kararının moralimizi bozmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye 2016 yılı ikinci çeyreğinde hem G-20 hem de OECD içinde en yüksek büyüme gösteren ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. Yabancı yatırımcılar ülkemizde sıkıntı yaşamadan yatırım yapabiliyor. Hükümetimiz bugüne kadar yapılan çalışmaları yapısal reformlarla desteklemek için canla başla çalışıyor. Biz de iş alemi olarak Türkiye’nin büyüme ve gelişmesini sürdürmesi için elimizden gelen katkıyı yapmayı sürdüreceğiz.”

İtalya’da anayasa referandumu 4 Aralık’ta yapılacak

İtalyan hükümeti, ülkenin siyasi düzeninde köklü değişiklikler öngören anayasa referandumunun 4 Aralık’ta yapılacağını açıkladı.

İtalya'da anayasa referandumu 4 Aralık'ta yapılacakROMA (AA)- İtalyan hükümeti, ülkenin siyasi düzeninde köklü değişiklikler öngören anayasa referandumunun 4 Aralık’ta yapılacağını açıkladı.

Seçim yasasında reform niteliğinde düzenlemeler öngörerek;Senato’nun yasama yetkisini sadeleştiren, senatör sayısını düşürmeyi hedefleyen ve geçen yıl parlamentodan onay alan anayasa değişikliğinin, Aralık ayında halk oylamasına sunulacağı kesinleşti.

“Mücadele şimdi ve burada başlıyor. Başka bir fırsat olmayacak.” diyerek kampanyasını sosyal medyadan başlatan Başbakan Matteo Renzi, kendi siyasi kariyerinde büyük önem atfettiği reformlardan biri olan bu anayasa reformu için 29 Eylül’de memleketi Floransa’da mitinglerine başlayacak.

Renzi, daha önce referandumda “Evet” oyunun çıkmaması durumunda istifa edeceğini açıklamış ancak daha sonra bu referandumu kendisiyle kişiselleştirerek hata yaptığını söylemişti.

Başbakan Renzi’nin referandum tarihini açıklamasıyla muhalefet partileri de 4 Aralık tarihini, “Matteo Renzi’den kurtuluş günü” olarak tanımlaya başladı. Anamuhalefet konumundaki 5 Yıldız Hareketi (M5S), referandumun tarihini hükümetin kendi başına belirlemesine tepki gösterirken, muhalefet partisi Kuzey Birliği’nden ise 4 Aralık’ın Renzi’den kurtuluş günü olacağı değerlendirmesi geldi.

Son kamuoyu yoklamalarında “Evet” ve “Hayır” oylarının başabaş olduğu belirtiliyor.

Yüzbaşı Hekin’i, Öksüz ile görüşen müdürün oğlu şehit etmiş

FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Yüzbaşı Hekin’i şehit ettiği belirlenen astsubay Halil Burak Balcı’nın, Adil Öksüz’ün gözaltındayken üç kez telefonla görüştüğü Hasan Balcı’nın oğlu olduğu ortaya çıktı.
Yüzbaşı Hekin'i, Öksüz ile görüşen müdürün oğlu şehit etmişANKARA (AA)-Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Akıncı 4. Ana Jet Üssü’nde görevli Yüzbaşı Özkan Hekin’işehit ettiği belirlenen astsubay Halil Burak Balcı’nın, Adil Öksüz’ün gözaltındayken üç kez telefonla görüştüğü ortaya çıkan Hasan Balcı’nın oğlu olduğu tespit edildi.

AA muhabirinin ulaştığı bilgiye göre, darbe girişiminin yaşandığı gece Balcı’nın, görevli olduğu Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığından Ankara’yı bombalayan uçakların havalandığı Akıncı 4. Ana Jet Üssüne geldiği ve burada darbecilerin safında yer almadığı için Yüzbaşı Özkan Hekin’i şehit ettiği belirlendi.

Soruşturmayı yürüten savcının Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği 11 Ağustos 2016 tarihli yazıda astsubay Balcı için şu tespit yapıldı:

“15 Temmuz 2016 günü FETÖ/PDY terör örgütü tarafından anayasal düzeni yıkmaya yönelik darbe teşebbüsü kapsamında İnsani Yardım Tugayından çağrılarak nizamiyeye gelen Yüzbaşı Özkan Hekin’in Akıncı 4. Ana Jet Üssü Yeni Kent 2. Nolu Nizamiyesinde 16 Temmuz 2016 günü sabah saatlerinde, Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığında görevli Halil Burak Balcı tarafından vurularak öldürüldüğü anlaşılmıştır.”

Bir gün önce Ankara’dan Konya’ya çağırdılar

Halil Burak Balcı, mahkeme tutanağına yansıyan ifadesinde, Konya 3. Ana Jet Üssü 138. Filo Muhabere Arama Kurtarma Komutanlığında Astsubay Üst Çavuş olarak görev yaptığını, 14 Temmuz’da babaannesinin sağlık nedenlerinden dolayı babasının çağırması üzerine Ankara’ya geldiğini söyledi. Ankara’da bulunduğu sırada Konya’da birlikte görev yaptığı E.D’nin kendisini arayarak acil olarak Konya’ya geri gelmesini istediğini, bunun üzerine Konya’ya gittiğini belirten Balcı, şöyle devam etti:

“Babaannemin rahatsızlığı ile ilgili şimdi hatırlayamadığım bir akrabamla telefon görüşmesi yaptım, daha iyi olduğu söylendi, bunun üzerine E.D’nin isteği üzerine Konya’ya gittim. Konya’ya varır varmaz E’yi aradım. ‘Akşam görüşelim’ deyince evime gittim. Akşam saatlerinde evimin yakınında bir çorbacıda buluştuk, bana önce Ankara’da Akıncı Üssüne gideceğimizi, orada teğmenlerle brifing aldıktan sonra Casa uçağıyla Hakkari’ye gideceğimizi İMK diye tabir ettiğimiz İleri Muharebe Kontrolörü vazifesini icra edeceğimizi söyledi. Ben üniforma ve teçhizatımın yanımda olmadığını söyledim. O da ‘Ben hepsini aldım arabanın bagajında’ dedi.

Ertesi gün E.D’ye ait araçla 4. Ana Jet Üssüne gittik. Sivil vaziyette brifing alacağımızı tahmin ederek filo içerisinde sağda solda beklemeye başladık. Akşam hava kararmaya başladığında filoda hareketlilik artmıştı. Üssün harekat komutanı albay rütbeli ismini bilmediğim bir kişi ‘üste komutanlar var, siz nizamiyenin güvenliğini alın’ dedi. Üniformamı giydim, E’nin aracında bulunan beylik tabancam ile görev yaptığım yerde adıma kayıtlı bulunan HK 416 marka uzun namlulu tüfeği aldım. E.D’yi ve beni transit marka bir minibüse bindirdiler ve Yenikent’te bulunan nizamiyeye götürdüler. E.D’ye burada ne yapacağımı sordum. O da bana harekat subayının söylemesi üzerine nizamiyede giriş çıkışları kontrol edeceğimizi söyledi ve kendisi lojman nizamiyeye gitti. Biz gittiğimizde nizamiyede iki tane er, iki tane uzman çavuş ve bir tane başçavuş vardı. Ara ara üste çalışan bazı personellerin sivil araçlarla geldiklerini gördüm. Nizamiyedekilere durumlarını sorup onları içeriye aldık. Ben gelenlerle ilgili zaman zaman E.D’yi arayıp ne yapacağımıza ilişkin bilgi soruyordum.”

Adil Öksüz ile üç kez görüştü

15 Temmuz darbe girişiminin ardından darbenin merkezlerinden Akıncı Üssü yakınlarında yakalanan Adil Öksüz’ün, gözaltında olduğu 17 Temmuz’da kendisine ait cep telefonuyla üç kez Atatürk Araştırma Merkezi Bilimsel Çalışmalar Müdürü Hasan Balcı’yla telefon görüşmesi yaptığı belirlenmişti.

Bunun üzerine gözaltına alınan Balcı, ifadesinde Öksüz’ü tanımadığını iddia ederek, kendisini arayan kişinin Akıncı’da bulunan astsubay oğlunun olduğunu öne sürmüştü. Balcı, “Oğlum Konya’da görev yapan bir astsubaydır. Oğlum Akıncı Üssü’nde gözaltında bulunduğu sırada tanımadığım bir numaradan beni aradı. Ben o numaranın Adil Öksüz’e ait olduğunu bilmiyordum.” demişti.

Kayseri merkezli ‘ByLock’ soruşturmasında gözaltı sayısı 90′a çıkt!..

Kayseri merkezli 16 ilde örgütün kriptolu iletişim programı “ByLock”u kullandıkları belirlenen 141 kamu görevlisine yönelik operasyonda gözaltı sayısı 90′a çıktı.

Kayseri merkezli 'ByLock' soruşturmasında gözaltı sayısı 90'a çıktıKAYSERİ

Kayseri merkezli 16 ilde Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ)darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Kayseri, Bingöl, Konya, Kırıkkale, Mersin, Afyonkarahisar, İstanbul, Ankara, Yozgat, Bursa, İzmir, Samsun, Tokat, Mardin, Düzce ve Sivas’ta gözaltı işlemleri sürüyor.

İl Emniyet Müdürlüğünce, dün başlatılan operasyonkapsamında, örgütün kriptolu iletişim programı “ByLock”u kullandıkları iddasıyla haklarında gözaltı kararı çıkartılan 141 kamu personelinden 90′ı gözaltına alındı. Zanlılar, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürüldü.

Adreslerinde bulunamayan şüphelilerin yakalanması için çalışmalar sürüyor. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında “Anayasa’yı ihlal, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini düşürmeye teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamalarıyla daha önce açığa alınan kamu personeli arasında örgütün kriptolu iletişim programı “ByLock”u kullananlar olduğunun belirlenmesi üzerine dün 141 zanlıya yönelik 16 ilde eş zamanlı operasyon başlatılmış, 76 şüpheli gözaltına alınmıştı.

 

Sığırın kalp zarında kök hücre bulundu

Erciyes Üniversitesi Genom ve Kök Hücre Merkezinde (GENKÖK) yapılan araştırmada, sığırların kalp zarında kök hücre bulundu.

Sığırın kalp zarında kök hücre bulundu KAYSERİ-Orhan Canbulatel-Prof. Dr. Mustafa Çetin ve Yrd. Doç. Dr. Gökçen Dinç’in danışmanlığında Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kök Hücre Ana Bilim Dalı yüksek lisans öğrencisi biyolog Gülhan Şahin tarafından yapılan çalışma kapsamında, sığırlardan elde edilen bu kök hücrelerin insanlarda kalp hastalıklarının tedavisinde kullanımı da araştırılacak.

Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sığır kalbinin dış kısmındaki zarda (perikard) kök hücrenin var olup olmadığını araştırdıklarını söyledi.

Çalışmada son aşamaya geldiğini ifade eden Şahin, elde ettikleri verilerin olumlu yönde ilerlediklerini gösterdiğini kaydetti.

Perikardın, üç tabakadan oluşan kalbin en dış kısmında yer alan ve çok fazla çeşitte hücre bulundurmayan bir tabaka olduğuna dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:

“Biz bu tabaka üzerinde kök hücrelerin var olabileceğini düşünerek yola çıktık ve çalışmayı sığırlar üzerinde yaptık. Çünkü sığırlar da insanlar gibi memeliler grubunda yer alıyor ve insan dokusuna yakın bir doku yapısı var. Perikardın daha önce birçok çalışması yapılmış ama bu çalışmalarda yama olarak, hücresiz kısmı kullanılmış. Biz hücresel kısmında kök hücre olup olmadığına baktık. 5 hayvan üzerinde çalışma yaptık ve laboratuvar ortamında 5′inden de kök hücre elde ettik.”

İnsanlarda görülen kalp hastalıklarında kök hücrenin alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullanıldığını dile getiren Şahin, bu çalışmalarda yine hastanın kalbinin kapakçık kısmından kazıntı şeklinde kök hücrelerin alındığını ve laboratuvar ortamında çoğaltılarak enjeksiyonla damar yolundan hasarlı bölgeye gönderilerek kalbin tedavi edilmeye çalışıldığını anlattı.

Perikardda kök hücrenin varlığına dair önemli deliller tespit ederek bu konuda çok önemli ve büyük bir adım attıklarını belirten Şahin, araştırma tamamlandığında sonuçların bilimsel olarak da yayımlanacağını sözlerine ekledi.

 

’16. Frankfurt Türk Film Festivali’ 30 Ekim’de başlayacak

Emek Dünyası temasını işleyen “Altın Elma 2016 – 16. Frankfurt Türk Film Festivali”, 30 Ekim’de Frankfurt’ta başlayacak.

'16. Frankfurt Türk Film Festivali' 30 Ekim'de başlayacakİSTANBUL

Emek Dünyası temasını işleyen “Altın Elma 2016 - 16. Frankfurt Türk Film Festivali”, 30 Ekim’de Frankfurt’ta başlayacak.

Beyoğlu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan festival başkanı Hüseyin Sıtkı, kısa film ve belgesellerle 50 filmin izleyiciye sunulacağını belirterek, “Bu sene sinemamızı, biraz daha genişlettik. Sadece Frankfurt’ta değil etrafındaki birkaç şehirde de birer, ikişer filmleri göstereceğiz. Bu bağlamda, amacımız Türk filmleriyle kitlelere ulaşmak.” diye konuştu.

Sıtkı, sosyal sorumluluk amacıyla Frankfurt’un en büyük hapishanesinde de film gösterimi gerçekleştireceklerini aktararak, “Lise dengi bir okulda da genç kuşaklara film göstererek, Türkiye’nin ve Türk sinemasının tanıtımına bir katkı sağlamış olacağız.” dedi.

Festival programının tamamlandığını kaydeden Sıtkı, “İlk 10 yarışma filmimiz belirlendi. Kısa film yarışma filmleri belli. Almanya ayağında hemen hemen bütün işlerimiz tamamlanmış durumda. 30 Ekim’de büyük bir gala ile açılışımızı yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Sıtkı, sinema oyuncuları Murat Soydan, Talat Bulut ve Güngör Bayrak’a “Onur Ödülü” verileceğini dile getirdi.

“40 gösterimde 50 film izlenebilecek”

Uzun, kısa ve belgesel filmlerden oluşan festival programında, toplam 50 film, 40′a yakın gösterimde sunulacak.

Festivalde, “Abluka”, “Çırak”, “Kalandar Soğuğu”, “Kar Korsanları”, “Merdiven Baba”, “Misafir”, “Saklı”, “Sarmaşık”, “Toz Bezi” ve “Yarım” “En İyi Film Ödülü”, “Abluka”, “Kalandar Soğuğu”, “Kar Korsanları”, “Sarmaşık” ve “Yarım” ise “En İyi Senaryo Ödülü” için yarışacak.

“En İyi Yönetmen Ödülü”nün adayları arasında “Abluka” ile Emin Alper, “Çırak” ile Emre Konuk, “Kalandar Soğuğu” ile Mustafa Kara, “Kar Korsanları” ile Faruk Hacıhafızoğlu, “Sarmaşık” ile Tolga Karaçelik yer alıyor.

Nuray Yeşilaraz, Şenay Gürler, Türkü Turan, Nazan Kesal ve Asiye Dinçsoy, “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”ne aday gösterilirken, Mehmet Özgür, Haydar Şişman, İnanç Konukçu, Nadir Sarıbacak ve Serhat Yiğit ise “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nün adayları olarak belirlendi.

“En İyi Görüntü Yönetmeni”, “En İyi Müzik”, “İlk 10 Kısa Film Adayı” ve “İlk 10 Türk Kısa Film Adayı” ödüllerinin de verileceği festivalde, “Kısa Film Yarışması” ve “Alman Sinemacıların Gözünden Türk Filmleri” yarışmaları da düzenlenecek.

Jüri başkanlığını eski bakanlardan Yüksel Yalova’nın üstleneceği festivalde, uzun film yarışma jürisi Hale Soygazi, İsmail Güneş, Özgür Şeyben, Oya Doğan, Banu Özdemir ve Nurdan Sever’den, kısa film jürisi ise Prof. Dr. Selma Köksal Çekiç, Arda Erdikmen, Cem Başeskioğlu, Fırat Sayıcı, Gamze İlkılınç ve Mehmet Erduğan’dan oluşuyor.

Festivalde, geçen yıl hayatını kaybeden oyuncu Zeki Alasya da “Vefa Ödülü” ile anılacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>