BİZİ BURADAN TAKİP EDİN!... Geniş içerik ve yepyeni bir görüntüyle hizmetinize sunduk. Yenilenen Haber Portalımzı ziyaret etmek için TIKLAYIN...

İGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü, EMİSCO’nun Uluslararası Kolokyumu Panelindeydi

 ’Asıl olan özgürlüktür’

 

Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen EMİSCO’nun Uluslararası Kolokyumuna katılan Üçüncü: ‘Temel insan hakları konusunda inisiyatiflar almamız lazım, kampanyalar gerçekleştirmemiz ve aktif davranmamız lazım, çok kültürlülüğü savunmak için. Aynı zamanda bütün bu gelişmelerin temel özgürlüklere ve insan haklarına da karşı olduğunu Avrupa düzeyinde vurgulamamız lazım.’ dedi.

 

Avrupa Birliği‘nin kalbi Brüksel Avrupa Parlamentosu’nda geçtiğimiz Çarşamba günü gerçekleştirilen uluslararası Kolokyum’un ikinci panelinde, ‘Kültürlerarası Anlayışın Yaygınlaştırılmasında ve Önyargılarla Mücadeleye Teşvikte MEDYA’nın Rolü‘ konu edildi.

Moderatörlüğünü Emisco Sekreteri Bashy Quraishy’nin yaptığı İslamafobi ile mücadelede Medyanın rolünün konu edildiği ikinci panelin açış değerlendirmesini yaptı.

İslamafobiya ve önyargılarla mücadelede Medyanın gücü çok önemli. Ne yazıkki Müslüman camia medyaya dikkatle bakmıyor, nasıl davranıyorlar, hangi değerleri yayınlıyorlar, hangi klişelerlerden yola çıkıyorlara karşı tepki göstermeleri lazım. Medya bu işin ABC’sidir. Ortak yaşamanın entegrasyonun, birlikte olmanın ABC’sini oluşturuyor. Bu konuyu önemseyin ve bunu dikkate alarak çalışmalarınızı yönlendirin. Çünkü meyda ile ilişkiler çok önemlidir.

Medyanın rolü nedir? Tabiki özgür düşünce ifadesi ve bunun sınırları ve hukuki düzey, medyanın bu düşünce özgürlüğünü bir anlamda tekelinde tutması. Politikacılar ve diğerleri bir ülkedeki düşünce özgürlüğünü nasıl yorumluyorlar, bu gücü nasıl ellerine alıyorlar. Düşünce özgürlüğünü birtakım insanların sonuncu noktada nasıl sağ uçtaki politikacılar tarafından nasıl kullanılıyor. Bu oturumda bu konularla ilgili fikirler verecekler.

Hem göçmen, Hem Müslüman, Hem siyah, Bir Hindistanlı gibi giyinmiş’

 

Çok ilginç bir örnek vermek istiyorum. Londra Olimpik’de Muhammad Farag adlı Britanya’lı bir Somali kökenli atlet, iki tane altın madalya kazandı. Bir gazete bu haberi kapak yaptı ve şunu yazdı manşetine: ‘Hem göçmen, Hem Müslüman, Hem siyah, Bir Hindistanlı gibi giyinmiş’ diye ve iki tane altın kazanmış bir atlete yönelik yazmıştı.

Gazeteciler, hem eğitimini, hem de çalışma yöntemlerini geliştirmeliler. Bunu içişleri bakanlığı ile, polis ile veya belediye ile işbirliği içerisinde çaiışmaları gerekir, çünkü gazetecinin kaynağa ihtiyacı var, bu aldıkları bilgilee ana kaynaktan mı geliyor, yoksa yönlendirici kaynaktan mı geliyor. Basın danışmanları kendilerince bir yorumla sunuyorlar bilgi ve haberleri.

Avrupa’lı Müslümanlar Network’undan Malika Hamidi;

Hamidi, Medya ile ilgili olarak görüşlerini açıkladı ve; ‘Müslüman camia çok daha kendisini öne çıkarabilmeli, medya düzeyinde alternatif medyalar derneklerle derneksel medyalarla, bir anlamda daha öne çıkarak değişik konular üzerinde duyarlılığı artırmak, bilgi akışını ve fikir alış-verişini sağlamak çok önemli. Bu tür medya düzeyindeki aktif ve direkt katkılarımızla İslam dinine karşı önyargıları önleyebiliriz.’ dedi.

Derneksel Medya Forum Avrupa Bşk. Yrd. Nadia Bellardi;

Bellardi, Derneksel medya konusunu ele aldı ve; ‘Herkese kendi mesajını iletebilmek, kendi sesini duyurabilmek, yani başkaları tarafından temsil edilmek yerine, doğrudan kendisini ifade etme imkanı sağlıyor. ‘Derneksel medya sadece uluslararası değil, bütün ülkelerde tanınmış, kabul edilen bir medya türüdür. Çünkü bu çok sesliliği getiriyor, hem çok kültürlülük, hem çok seslilik özellikle ortak olarak yapılan bu çalışmalar evrensel düzeyde değişik ülkelerle işbirliliğini de sağlıyor.’ dedi.

IGMG-İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatları Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü:

 

İGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü

İkinci panelin son konuşmacısı, Merkezi Almanya’daki, 300 bin müslümana hizmet götüren bir sivil toplum kuruluşu olan IGMG-İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatları Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü, önyargı ile mücadelede Medyanın rolü konusundaki görüşlerini anlattı.

Üçüncü, EMİSCO’ya davetlerinden dolayı teşekkür ederek başladığı konuşmasında şu görüşlere yer verdi: ‘Avrupa 40 yıldan bu yana değişik kampanyalar yürütüldü basına yönelik olarak birtakım konuların böylece altını çizdirmemiz çok kültürlülüğü savunmamız mümkün oldu ama Milli Görüş’ün kendi anladıklarıyla basına yansıyanlar arasında tabiki farklılıklar ve çelişkiler var.

Amacımız, İslam dünyasının İslami değerleri geliştirmek, anlaşmayı sağlamak, iyiyi desteklemek, camia ve dayanışma ve adalet kavramlarını geliştirmek. İyi insan diğerlerine yardım eden insandır fikrini aşılamak ve Müslümanların değişik alanlarında katkılarda bulunmasını sağlamak ve temel insan hakları konusunda genel olarak çalışmak bunların gerçekleşmesi yolunda çaba göstermek. Bu temel görüşlerimizi kamuya nasıl yansıl yansıtmaya çalıştık. İnternet düzeyinde Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından ortaklaşa çalışma gerçekleştirdik.

‘İslam kurumları ile ilgili bakanlığın kendi internet sitesinde, Milli Görüş ile ilgili olarak, İslami bir toplum oluşturmak, bu ileriye yönelik olarak hem politik hem sosyal düzeyde bir tehlike oluşturmaktadır.’ diye bir yazı vardı. Bu şunu gösteriyor, bizim verdiğimiz mesajı yeterince anlatamamışız ki, böyle ters bir yorum ortaya çıkıyor. Biz İslam camiası olarak kendi görüşlerimizi sosyal medyada olsun, normal medyada olsun devamlı olarak açıklamamız, tanıtmamız lazım.

Basının özgür düşünceyi yayma konusu bir yanda sanatsal üretim öte yanda, birtakım önyargılar, zorlanan evlilikler gibi birtakım klişeler var. Bütün bunların düşünce özgürlüğü kapsamında basındaki yansımalarına bakarsak neler görüyoruz. İlk eleştirim, İslam konusunda kendisini uzman sayan insanların çoğaldığını gözlemledik son yıllarda. Sonuçta bu gibi insanlara maddi imkanlar da ön plana çıkınca, medya teveccühü de arttı. İçişleri bakanlığı ve polisin, görüşünü onlarla konuşmadan dile getirmeye başladılar. Onlar da İslam ve terörizm arasındaki fark nedir, tabiki göz önüne almıyor. Basında bile İslamcı dediği zaman bir terörist olay söz konusu olduğu zaman bunların arasındaki kavram kargaşasına yol açıyor. Yani İslam ile İslamcılığı karıştırıyor. Giyim kuşamından yola çıkarak değerlendiriliyor ve sonuçta basında bir kavram kargaşası oluşuyor.

Temel insan haklarına karşı bütün bu davranışları Almanya’da misal, camilerin denetimi sözkonusu olduğunda Alman hükümet yetkilileri birtakım kimlik tesbitlerinde bulunuyor, kim girip çıkıyor camilere kontrol ediyor. 6 yıl boyunca basında hiç bir haber çıkmadı. Bunun doğru olmadığını ve insan haklarına karşı olduğunu söyledik ama 6 yılımızı aldı. Bunun düzeltilebilmesi için camilere giren-çıkanların isimlerinin tesbitlerinin kaldırılması için 6 yıl çalışmamız gerekti.

Asıl olan özgürlüktür, sonuç olarak özgürlüğümüzü savunmak çok önemli çünkü 10 yıl önce kabul etmediğimiz bazı şeyleri bugün kabul ediyoruz. Videolu denetime 10 yıl önce herkes karşıydı şimdi kabul ediliyor. Havaalananlarında ve sınırlarda çıplak kontrol yapılmasına herkes karşıydı şimdi kabul ediliyor. Yani inisiyatiflar almamız lazım, kampanyalar gerçekleştirmemiz lazım ve aktif davranmamız lazım, çok kültürlülüğü savunmak için. Aynı zamanda bütün bu gelişmelerin temel özgürlüklere ve insan haklarına da karşı olduğunu Avrupa düzeyinde vurgulamamız lazım.’ dedi.

Ali SAĞLAM/BRÜKSEL-euturkhaber.com

Comments are closed.