Kenya ‘Hasene’ İzlenimleri…

Avrupa’dan Kenya’ya Gönül Köprüsü. 

HASENE kurbanları, Kenya’da ihtiyaç sahiplerini sevindirdi.

Peygamberimizin torunlarından, Şeyh Es-Seyyid Muhammed Şerif Said Al-Beyt: “Buralara kadar gelip fakirlere kurban eti dağıtmanız bizleri çok memnun etti. Allah sizlerden razı olsun”, 40 milyon nüfuslu ve 583 bin metrekareye sahip bir Afrika ülkesi. 8 bölgeden oluşan ülkenin, nüfusunun 10 milyonu Müslüman. Ülkenin her tarafında Müslümanlar yaşıyor fakat yoğunluk, Hint okyanusu kıyısında, Tana River bölgesinde. Daha önceleri İngiltere”nin sömürgesi durumundaki  Kenya, 1952-1963 yılları arasında savaşarak özgürlüğünü kazanmış. Ekvatorun güneyinde yer alan ülkede, yıl boyunca hava sıcak ve gömlek tişört ile gezmek mümkün.

47 değişik kabileden oluşan ülkenin başlıca kabileleri şunlar: Kikuyu, Kamba, Orma (Kuşeyds), Pokomos (Bantu) ve Kalengin. Bağımsızlıktan sonra üç lider ortaya çıkmış, ikisi Kalengin, birisi Kikuyu. Başlıca geçim kaynakları çiftçilik ve hayvancılık. Bunun dışında çoğu insan devletin yaptığı yardımlarla geçiniyor.

Bu yıl Kenya’da partner kuruluşumuz devlet tarafından tanınmış Supkem. 52 bölge başkanına sahip Supkem’in bölge başkanları yaptığımız çalışmalar esnasında bizlere eşlik etti.

Bayramdan bir hafta önce Cumartesi gecesi  Nairobi’ye inen ekibimiz,  pazar gününü dinlenerek geçirdi. Almanya’dan ve Hollanda’dan oluşan ekibimiz şu isimlerden  oluşuyordu: Tolga Sökmen (36) Bremen bölgesi, Kadir Terzi (42) Hessen bölgesi, Şakir Demir (39) Köln bölgesi, Redouane Baidori (41) Würtenberg bölgesi, Ömer Yaşar (43) Würtenberg bölgesi, Recep Soysal (45) Kuzey Hollanda Bölgesi.

Pazartesi sabah partner kuruluşumuz olan Supkem ile tanışıp gerekli  ön hazırlıkları yapan ekibimiz öğleden sonra Noirobi Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni ziyaret etti. Ekip büyükelçi yardımcısı İsmail Aydil’e HASENE olarak yaptığımız çalışmalar hakkında bilgi vererek, elçilik çalışanları ile tanıştı. Ziyaretten son derece  memnun olan büyükelçi yardımcısı Aydil, Türkiye’nin Kenya’da yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Sadece 350 Türk vatandaşının  Kenya’da yaşadığını bildiren İsmail Aydil, Kenya’nın gelişmekte olan bakir bir ülke olduğunu daha fazla önem vermemiz gerektiğini belirtti. Buna rağmen son on yılda ticaret hacminin 10 milyon dolardan 200 milyon dolara çıktığını ve bunun da yüzde ikibin artış olduğunu söyledi. İşadamlarına da bir çağrıda bulunarak bu ülkede çok imkan olduğunu ve Kenya’ya gelip ticaret yapmalarını istedi.

Nairobi’deki işlerimizi bitirdikten sonra salı sabahı yardım bölgelerinden Garissa’ya hareket ettik. Çok bozuk olan bu yolda güvenlik sorunu var ve gece seyahat etmek yasak. Zorlu geçen bu yoldan dolayı ekibimiz yorgun düştü. Garissa sıkı yönetim bölgesi olduğu için akşam saat 18.00′den itibaren dışarı çıkmak yasak. Garissa’da ertesi sabah ekibimizden iki kişiyi burdaki çalışmaları organize etmek üzere bıraktıktan sonra dört kişi Hola, Garsen ve Malindi’ye doğru yola çıktık. Bu yol Nairobi Garissa yolundan da bozuk olduğu için normal şartlarda 2 saatte alınacak mesafeyi 6 saatte alabildik. Yoldan dolayı çok hırpalanmıştık ve hedefe ulaştığımızda çok sevindik. Fakat daha dinlenmeye çekilmeden direk kurbanlıkları almak zorundaydık. Bizi bekleyen tüccarla görüşerek kurbanlarımızın alım işini sonuçlandırdık.

Yolun hırpalaması yetmezmiş gibi bizi götürdükleri otelin şartları hiç te normal değildi. Sular akmıyordu ve duş yapma imkanı yoktu. Elektrik jeneratörle üretildiği için elektrikler sık sık kesiliyordu ve saat birden sonra ise hiç elektrik olmuyordu. Telefonlarımızın ve kameramızın bu yüzden şarzında problemler yaşadık. Odalarda böcekler ve haşereler cirit atıyordu. Otelimiz bir askeri kışlayı andırıyordu ve misafirlerin güvenliği askerler tarafından sağlanıyordu.

Tana River’de sıkıyönetim olduğundan akşam seyahat edebilmek için polis müdüründen ve kaymakamlıktan gerekli izinler alındı. Ayrıca bize kesimlerde kontrol görevini yerine getirecek bir veteriner tahsis ettiler. Resmi makamlar bize çalışmalarımızda gereken desteği verdiler. Bir ara fırsat bulunca Garsen’in dışındaki köylülere yanımızda getirdiğimiz oyuncakları dağıttık, onları alan çocukların sevinçleri görülmeye değerdi. Bizler de onlar sevindikçe mutlu olduk. Ortaya çok renkli görüntüler çıktı. Mesafeler uzak olduğu için ekip tekrar ayrılmak zorunda kaldı. İki kişi Garsen’de diğer ikisi de Malindi bölgesine gitti. Malindi bölgesi Hint okyanusu kıyısında bir bölge. Malindi şehri turistik bir şehir ve oldukça gelişmiş. Buna rağmen  köylerinde fakirlik hakim.

Malindi ekibinin gözlemleri:

Bayram sabahı saat beşte, kahvaltı yapmadan, Supkem görevlisinin bizi alması ile güne başladık. Bu bölgenin fakir bir köyü olan Marereni’ye gitttik. Bayram namazına az bir zaman kala Camiye ulaştık. Burada Supkem bölge başkanı, Şeyh Salim ile tanıştık. Hutbeden sonra bize söz verdiler. Biz de HASENE’nin çalışmalarından bahsederek Avrupalı kardeşlerimizden selam getirdiğimizi söyledik. Buraya Hasene ilk defa geliyordu ve insanlarda büyük etki yapmıştı. Bir ara cemaat heyecanlandı ve tekbir getirmeye başladı. Daha sonra, birbuçuk ay önce iki kabilenin çatışmalardan dolayı yurtlarını terk etmek zorunda kalan Orma kabilesi mensuplarının sığındığı köye giderek burada kesim yaptık.

Marereni köyünde işimiz bittikten sonraki durağımız Mambrui kasabası idi. Hint okyanusu kıyısındaki bu küçük kasabada kesimlerimiz sürerken Cuma namazına bizi bir külliye’ye götürdüler. Cuma namazından sonra bizi şeyhin ağırlamak istediğini söylediler. Soyu Hz. Rasulallaha dayanan Şeyh Es-Seyyid Muhammed Şerif Al-Beyt’e Hasene’nin çalışmaları hakkında bilgi verdik. Hangi kuruluştan olduğumuzu soran Şeyhe Hasene’nin Milli Görüş’ün bir alt kuruluşu olduğunu anlattık, fakat kendisi Milli Görüş’ü bilmiyordu. Bize “Buralara kadar gelip fakirlere kurban eti dağıtmanız bizleri çok memnun etti. Allah sizlerden razı olsun”dedi . Daha sonra bölge başkanı tekrar tekrar Seyyid Muhammed Şerifin ziyaretimizden çok memnun olduğunu ve tekrar beklediğini aktardı.

Garsen ekibinin gözlemleri:

Bayram namazından sonra kiraladığımız ciple Garsen’in köylerine kurban kesimlerini gözlemlemeye gittik. Garsen’in etrafında elliye yakın köy var. Köylerin çoğunun yolu ve elektriği yok ve modern dünyadan tamamen uzak ve kopmuş yaşıyorlar. Fakat ilginç birşey gözlemledik ki modern dünyadan kopuk yaşayan bu köylerde tüketim toplumunun oluşturduğu çöplüklere rastlamadık ve bu bizi çok şaşırttı. Öğlenyemeğine köydeki evlerden birisine girdik ve bize kendi usüllerine göre hazırlanan etli pilav ikram ettiler, biz de parmaklarımızla afiyetle yedik. Uğradığımız köylerde üçer beşer kurbanlar kesilmiş ve dağıtılmıştı. Bizler de köyün çocuklarına şeker balon dağıttık, köydeki çocukların sevinçleri şehirdekilerden daha bir değişik ve sevimli oluyor. Ancak fotoğraf makinasına karşı ilk başlarda çok çekingen oluyorlar.

Garissa ekibimiz ise şunları aktarıyor:

“Bayram namazında hutbeden sonra imam bize söz verdi ve bir selamlama konuşması yaptık. Avrupa’daki Müslüman kardeşlerimizin kurbanlarını ve selamlarını sizlere getirdik’ dedik.  Köy meydanında çevre köylerin de katılımı ile kurban kesim işlemini başlattık ve toplam 86 adet büyükbaş ve üç adet keçi,  toplam 605 hisse gözetimimizde kesilerek dağıtıldı. Ayrıca köy meydanında çocuklara çeşitli hediyeler dağıtarak sevindirdik. Sonunda da toplu olarak tüm ümmetin kurtuluşu için dua edildi.

HASENE  olarak bizden ne bekliyorsunuz ?

Bayramın ikinci günü kesimler sırasında Hola bölge başkanı Şeyh Mohamed Mahmud’a  ‘HASENE  olarak bizlerden ne bekliyorsunuz?’  diye soruyoruz ve şu cevabı veriyor: “Yaptığınız yardımlardan hepimiz çok memnunuz. Çok fazla fakir var ve hiçbir şekilde et alma imkanları yok. Allah sizlerden razı olsun. Eğitim için desteğe ihtiyacımız var. Din dersleri verecek hocalara ihtiyacımız var. Birçok çocuğun islamla ilgili hiçbir bilgisi yok.

Tana River bölgesinde yaşayan çiftçilerin su problemi var. Yardım kuruluşları genelde büyük yerleşim bölgelerine geliyor ve bu kuruluşlar iç bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine  ulaşamıyor. Dün sizler de gördünüz bazı köylerin durumunu, bu köylüler sadece avladıkları hayvanlarla yaşıyorlar. Dün dağıttığımız etlerden sonra birçok kişi bana telefon ederek teşekkür etti.”

Dağıtımlar sürerken bizler vedalaşıp el sallayarak otelimize geçtik ve eşyalarımızı arabaya yükledik. Yola çıkmadan önce iki orta yaşlı amca gelerek bize şunları söyledi: “Buralara kadar gelerek bizlere bu yardımları yaptığınız için sizlere çok teşekkür ederiz. Ne olur bizleri unutmayın. Çiftçilerimiz su problemi çekiyor, geri gittiğinizde kardeşlerimize selam söyleyiniz. Türkiye’yi çok seviyoruz, bir daha geri gelin.”

Beş saatlik bozuk yoldan geçerek akşam vaktinde Garissa’ya ulaştık. Şehre girmek için tekrar kontrol noktasından geçmemiz gerekiyordu. Kendimizi tanıttıktan sonra gülerek engeli kaldıran askerin şoföre “O dağıttığınız kurban etlerinden ben de yedim” dediğini şoförümüz bize anlatıyordu.

Bu kampanya size ne kazandırdı?

Ömer Yaşar: Avrupa’da yaşayan bir müslüman olarak burdaki fakir kardeşlerimiz için daha iyi projeler üretmemiz gerektiğini anladım.  Kardeşlerimiz Avrupa’daki islami sivil toplum kuruluşlarına sahip çıksınlar çünkü bunlar ümmet arasında bir köprü görevi  yapıyorlar. Birey olarak buralara ulaşmamız mümkün değil.

Redouane Baidori: Bu organizasyonda bulunduğum için çok memnunum, ümmet şuuru ile ben bir Türk değilim fakat bu tür faaliyetler için her zaman hazırım.

Kadir Terzi: Bu benim Afrika’daki ikinci görevim. Afrika’daki müslümanların hayat şartlarını ve mücadelelerini görünce, bizler Avrupalı  Müslümanlar olarak Allah’ü tealaya halimizden dolayı ne kadar şükretsek azdır. Bu tür projeler ilk etapta mazlum ve mağdurlara kendilerinin unutulmadığını hissettirmektir. Onlara ümit vermektir. Dünyada kendilerini düşünen insanların olduğunu hissettirmektir. Bizlerin de hayata bakış açısının değişmesine vesile olup, aza kanaat getirmeyi öğretmektir. Mutlaka uzun vadeli kalıcı projelere ağırlık verilmelidir, bilhassa eğitim ve sağlık konusunda. Uzun vadeli projelerin ümmet şuurunu daha fazla geliştireceğini düşünüyorum.

Recep Soysal: Afrikalılar fakir fakat saygılı insanlar. Bizi ağırlayanlar bizim memnun kalmamız için elinden geleni yapıyorlar. Bizim uzaklardan gelip onların dertleri ile dertlenmemiz onları çok duygulandırıyor ve sevindiriyor. Çocuklara şeker ve balon dağıtmamızdan bile ayrı bir mutluluk duyuyorlar. Geldiğim ve böyle bir organizasyonda yer aldığım için çok mutluyum. Bizler yardımcı olarak onlar da bizim yardımcı olmamızdan mutlu oluyorlar.

Tolga Sökmen: Kenya’ya üçüncü gelişim olduğundan dolayı burada beni nelerin beklediğini iyi biliyordum. Fakat yinede buradaki heyecanım ve çalışma hevesim üst düzeyde idi. Kesim için gittiğimiz bölgeye bizden önce hiç bir yardım kuruluşunun gitmediğinden dolayı yerli halk, tenimizin beyaz olmasından dolayı çok çekingen olması ve bizlerden korkup kaçması çok ilginç bir durum idi. Ülke sorumlusu olarak çalıştığım ekibim ile uyumlu çalışmamızdan dolayı güzel ve başarılı bir çalışma yaptığımıza inanıyorum. Rabbim Hasene Kurban kampanyasına katılan ve bağışlarda bulunan, ayrıca ailesini ve işini bırakıp bu çalışmalara katılan ve Genel Merkez’de gecesini gündüzüne katan yöneticilerimizden razı olsun.

Şakir Demir: Bu Kenya kurban kesim görevim tekrar gösterdi ki;  Müslümanlar her yerde olduğu gibi burada da mağdur durumda. Müslümanlar daha fazla birlik beraberlik içerisinde olması lazım. Daha çok dayanışma içerisinde olması lazım. Kurban kampanyası bizleri bu birlik ve dayanışmaya götürüyor, ümmet bilinci oluşturuyor ve geliştiriyor. Kurban kampanyası bizlere başka yerlerde kardeşlerimizin, başka insanların mağdur olduklarını güçlü bir şekilde hatırlatıyor, gösteriyor ve hissetiriyor. Teşkilatımıza bu üstün hizmetinden ve imkanından dolayı teşekkür ediyorum. Allah teşkilatımızın varlıgını daim eylesin. Amin

Recep Soysal – Kadir Terzi

euturkhaber

Comments are closed.