MÜŞAHEDE/ Müsamaha, Hoş­görü, Tolerans..!

Er­ba­bı bi­lir, mef­hum­la­rın söz­lük­ler­de ol­ma­yan mânâ­la­rı da var­dır. Ha­ya­tı­mı­zı et­ki­le­yen mâ­nâ­lar mef­hum­la­rın söz­lük­ler­de olan mânâ­la­rın­dan çok ha­yat içe­ri­sin­de bil­fi­il iş­le­yen, ha­ya­tın her ala­nı­na sız­mış bu­lu­nan ve bi­zi her an te­si­ri al­tın­da bu­lun­du­ran mânâ­lar­dır. Eş­ya­ya ve olay­la­ra bu mânâ­lar­la yö­ne­li­riz. Ken­di­mi­zi o mânâ­lar­la ara­rız, bu­lu­ruz, bi­li­riz. Yo­lu­mu­zu ay­dın­la­tan ve­ya ka­rar­tan hep ha­ya­tın her kö­şe­si­ne sız­mış, her şe­ye sin­miş olan o mânâ­lar­dır. On­lar gö­rül­mez ve bi­lin­mez­ler; se­zi­lir­ler, his­se­di­lir­ler. Bu se­ziş ve his­se­diş için ge­rek­li has­sa­la­rı­nı­zı ça­lış­tı­ra­mı­yor, han­gi mânâ­la­rın te­si­ri al­tın­da kal­dı­ğı­nı­zı bil­mi­yor­sa­nız, te­si­ri al­tın­da kal­dı­ğı­nız bu mânâ­la­rın si­zi ne­re­ye yö­nelt­ti­ği­ni de bil­me im­kâ­nı­nı eli­niz­de bu­lun­du­ra­mı­yor­su­nuz de­mek­tir. Ya­ni mo­da ta­bir­le bi­linç­li ha­re­ket et­mi­yor­su­nuz de­mek­tir.

HASAN ÜRKMEZ

İn­sa­na gör­dük­le­rin­den çok gör­me­dik­le­ri, duy­duk­la­rın­dan çok duy­ma­dık­la­rı, an­la­dık­la­rın­dan çok an­la­ma­dık­la­rı, ha­sı­lı bil­dik­le­rin­den çok bil­me­dik­le­ri te­sir eder. Ha­ya­tı bu te­sir­le­rin al­tın­da an­lar ve şe­kil­len­di­rir in­san ço­ğu za­man.

Top­lum­la­rın de­ğiş­me­si ve­ya de­ğiş­ti­ril­me­si, in­san­la­rın ken­di­le­ri­ni bir şe­kil­den di­ğer şek­le sok­ma­la­rı ve­ya so­kul­ma­la­rı hep bu gö­rül­me­yen, du­yul­ma­yan, an­la­şıl­ma­yan ve­ bi­lin­me­yen te­sir­ler ara­cı­lı­ğıy­la olu­yor. Sos­yal psi­ko­lo­jiy­le il­gi­le­nen­ler bu­nun böy­le ol­du­ğu­nu he­men söy­le­ye­cek­ler­dir. Bil­me­yen­ler ise bu ve­si­ley­le öğ­ren­miş olu­yor­lar.

Sö­zü ne­re­ye ge­tir­mek is­te­di­ği­miz her hal­de an­la­şı­lı­yor­dur: Baş­lık­ta kul­lan­dı­ğı­mız üç ke­li­me… Son gün­ler­de bel­ki de en çok kul­lan­dı­ğı­mız bu üç ke­li­me ilk ba­kış­ta san­ki bir­bi­ri­nin ay­nı ol­du­ğu iz­le­ni­mi­ni ve­ri­yor. Dü­şün­me­yi bil­me­yen düz ka­fa­ya bu üç ke­li­me ara­sın­da­ki far­kı so­ru­nuz. Ce­va­bı muh­te­me­len şu min­val üze­re ola­cak­tır: Mü­sa­ma­ha Arap­ça, to­le­rans La­tin­ce ve hoş­gö­rü Türk­çe/Fars­ça olan ve hep­si ay­nı an­la­ma ge­len üç ke­li­me­dir ve ara­la­rın­da söy­le­niş­le­rin­den baş­ka mânâ­ca bir fark yok­tur.

Aca­ba di­ye so­ra­lım ve gi­riş­te bah­set­ti­ği­miz me­se­le­yi ha­tır­la­ya­lım he­men. Aca­ba ger­çek­ten de öy­le mi­dir? Bu üç ke­li­me mânâ ola­rak bir­bi­ri­nin ay­nı mı­dır?

Bu üç ke­li­me/mef­hum ara­sın­da­ki far­ka geç­me­den ev­vel kü­çük bir ay­rın­tı­ya dik­kat çek­mek is­ti­yo­rum: Bu üç ke­li­me­den en çok kul­la­nı­la­nı Tür­ki­ye’de hoş­gö­rü ve Av­ru­pa‘da ise to­le­rans. Arap­la­rın mü­sa­ma­ha ke­li­me­si­nin ih­ti­va et­ti­ği an­la­mı sa­ma­ha kö­kün­den ge­len se­ma­hat ke­li­me­siy­le ifa­de et­tik­le­ri­ni söz­lük­ler­den bi­li­yo­ruz ve bi­zi on­la­rın na­sıl kul­lan­dık­la­rı da bu­ra­da o ka­dar il­gi­len­dir­mi­yor. Türk­çe yaz­dı­ğı­mı­za gö­re me­se­le bu mef­hum­la­rın türk­çe­de na­sıl kul­la­nı­lıp
an­la­şıl­dı­ğı­dır.Sa­de­de ge­le­lim ve mef­hum­la­rı­mı­zı aci­len ame­li­ya­ta ya­tı­ra­lım ve sözlüklerde olmayan mânâlarına bakalım:

Mü­sa­ma­ha:

Bir yan­lı­şa o yan­lı­şı ya­pa­na kız­ma­dan, da­rıl­ma­dan, onun­la olan mü­na­se­be­ti­mi­zi boz­ma­dan, ona sev­gi ile yak­la­şa­rak, be­lir­li bir müd­det içe­ri­sin­de dü­zel­til­me­si şar­tıy­la sab­ret­mek­tir.

To­le­rans:

Bir kim­se­nin se­nin is­te­di­ğin şe­yi ya­hut bir şe­yi se­nin is­te­di­ğin gi­bi yap­ma­sı için be­lir­li bir müh­le­tin ta­nın­ma­sı… Mü­sa­ma­ha­ya ben­zi­yor ama ay­nı­sı de­ğil, fark var.

Hoş­gö­rü:

Bir yan­lı­şın ya­pıl­ma­sı­na sü­rek­li göz yum­mak ve o yan­lı­şı ya­pa­na hiç iliş­me­mek. Bu­nun da mü­sa­ma­ha­ya ben­zer bir ya­nı var fa­kat bu da ne mü­sa­ma­ha­nın, ne de to­le­ran­sın ay­nı­sı­dır.

Bu ta­rif­le­re iti­raz ede­cek­le­rin ço­ğun­luk­ta ol­du­ğu­nu bi­li­yo­rum ve on­la­ra he­men şu so­ru­yu yö­nel­ti­yo­rum:

İyi ama bu ke­li­me­ler/mef­hum­lar si­zin söy­le­ye­cek­le­ri­ni­zin ya­nı sı­ra be­nim söy­le­di­ğim mânâ­la­ra da gel­mi­yor mu? İş­te bu­na iti­raz ede­mez­si­niz. Eğer öy­ley­se için­de bu mânâ­la­rı da ba­rın­dı­ran bu ke­li­me­ler­den han­gi­si­ni ter­cih et­me­li­yiz der­si­niz?
Mü­sa­ma­ha gi­bi sa­rih ve ga­yet in­sa­nî ta­vır içe­ren bir mânâ­yı ta­şı­yan mef­hu­mu mu, to­le­rans gi­bi bi­zim me­de­ni­ye­ti­mi­ze ya­ban­cı ve ta­ma­men ego­izm ko­kan bir mef­hu­mu mu, yok­sa hoş gör­mek gi­bi ku­la­ğa hoş ge­len bir ifa­de­den yo­la çı­ka­rak uy­du­ru­lan hoş­gö­rü mef­hu­mu­nu mu ter­cih et­me­miz icab eder? Bu­nun için se­çi­mi
si­ze bı­rak­ma mü­sa­ma­ha­kar­lı­ğı­nı gös­ter­mek­ten ge­ri kal­ma­ya­ca­ğım. Ter­ci­him ise mü­sa­ma­ha­kâr­lık­tan yana ol­mak, hoş görüye ve toleran­sa müsamahakâr ol­mamak­tır.
Bunları tartışamıyoruz, ama tartışmalıyız.

Huerkmez@yahoo.de

Comments are closed.