Pedagog Necla Demir Köln’de, Sonderschule gerçeğine ayna tuttu..!

Demir: ‘Sonderschule’lerin yüzde 80′ini Türk çocukları oluşturuyor.’

Almanya’da zeka geriliği ya da engelli çocukların özel eğitim almasını sağlamak için kurulan Sonderschule’lerin yüzde 80′ini Türk kökenli öğrenciler oluşturuyor. Sonderchule’ye gitmek zorunda bırakılan göçmen kökenli çocukların büyük çoğunluğunu ise zeka düzeyi normal ya da zeki çocuklar oluşturuyor.

Almanya‘nın Köln kenti yakınlarındaki Hürth camisinde konferans veren uzman pedagog Necla Demirci, Almanya’daki Sonderchule gerçeğini bir kez daha gözler önüne sererek, çocuklarını bu okullara gönderilmeye zorlanılan ailelere uyarılarda bulundu. Sonderchule sisteminin dünyada sadece Almanya’da uygulandığını hatırlatan Demirci, Almanca bilmemek, okulda pasif görünmek yada hiper aktif davranışlar sergilemenin bu okullara gönderilmesi için bir neden olmadığını söyledi. Uzman pedagog Necla Demirci, orta çağdan kalan bir zihniyetle açılan bu okullara gitmeye zorlanan çocuğun ailesinin sessiz kalmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Zeka geriliği olan ve özel eğitim alması gereken çocuklar için kurulan bu okullara maalesef ki zeka düzeyi normal ya da normalin üstünde zeki çocuklar gönderiliyor. Sonderchule’lerin yüzde 80′ini maalesef Türk çocukları oluşturuyor. Çocuklarımız böylece toplumdan dışlanıyor. Bizim toplumumuzda çoğu zaman kız çocukları sessiz, erkek çocukları ise hareketli yetiştirilir. Okulda yetiştirilme tarzından dolayı sessiz sakin duran Ayşe, ya da hareketli olan Ahmet öğretmenleri tarafından anormal karşılanıp, davranış bozukluğu olduğu gerekçesiyle bu okullara gönderilmek istenebiliyor. Bu tür durumlarda aileye büyük görev düşüyor. Çocuğunuzun geleceğini karartmamak için bu durumla mücadele edip çocuğunuzun haksız yere Sonderschule’ye gönderilmesine karşı çıkmalısınız.”

Dil eksikliğinin de Sonderchule’ye göndermek için bir gerekçe olamayacağını dile getiren Necla Demirci, sözlerine şöyle devam etti: “Bu okullar amacının dışında biz yabancı olduğumuz için bir anlamda dışlanma politikası olarak kullanılıyor. Bu sürecin her aşamasında öğrenci velisinin itiraz hakkı bulunmaktadır. Çocuğun devam etmekte olduğu okulun ve gönderilmek istenen Sonderschule’nin görevlileri velinin isteklerini ve çocuğunun eğitimine ilişkin beklentilerini karşılayabilecek bir çözüm için işbirliği içinde hareket etmelidir. Veliler, çocuğun yeteneğini ölçmeye yönelik testlere ve komisyon toplantılarına Türkçe ve Türk Kültürü dersleri öğretmeninin katılımını istemek hakkına sahipler. Ayrıca okul bu hakları bulunduğunu velilere hatırlatmalıdır. Veli son çare olarak idari makamlara yapılabilecek itiraz yollarını tükettikten sonra, verilen kararın isabetsiz olduğunu ileri sürerek, idari yargı yoluna başvurabilir. Sonderchule’de eğitim gören öğrencilerin zor da olsa normal eğitim veren okullara geçmesi de pratikte mümkündür.”

Hürth camisi konferans salonunda düzenlenen ve Almanya’daki Türk toplumunun en büyük sorunlarından birinin konuşulduğu toplantıya Türk ailelerin yeterli ilgiyi göstermediği ve salondaki çoğu sandalyenin boş kaldığı da gözlerden kaçmadı. iskender GÜNGÖR-KÖLN

Comments are closed.