Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil: ‘Tarih Milletlerin Romanıdır!..’

Üç noktaya çok önem veriyorum: Edebiyat, Din ve Tarih. Çünkü bu üçü insana şahsiyet kazandırıyor. Şahsiyet veriyor. Bu üçü bilinmez ise adamın şahsiyeti elden gidiyor. Onun için bu ilimlerin mutlaka bilinmesi lazım.

Okumadı ise bir kişi, öğrenmedi ise cahilse kendini musalla taşında yatan ölüye benzetsin. İlim sahibi ise diri adamdır, yaşayandır. Farkı görsün, ölü mü olmayı tercih ediyor diri mi olmayı tercih ediyor, tercihini iyi yapsın diyorum. Önemli olan bu. Ben, gençlerimizin diri olmalarını, lokomotif olmalarını isterim. Ölü olmamalarını, vagon olmamalarını tavsiye ederim.

RÖPORTAJ: SİNAN AKTÜRK

Frankfurt yakınlarında Rodgau`dayapılan “Kitap Kültür Fuarı’na katılarak konferanslar veren ve kitaplarını imzalayan Tarihçi-Yazar Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil hocamızla Tarih eksenli güzel bir röportaj yaptık. Bizler oldukça istifade ettik. Bu istifade eden sizlerin de faydalanmasını istedik. İlgi ile okuyacağınız kanaatindeyiz.

Soru: Kıymetli Hocam, Tarih bilmemizin bize ne faydası var?

Cevap: Tarihin tarifini anladığımızzaman faydalarını da anlarız. ‘Tarih insanlığın romanıdır’ diye ifade edilir. Tecrübeleri aktarır yani geçmiş insanların hayat hikayelerini, hayatlarını, yaşadıklarını, yaptıklarını anladığımız zaman, nerede başarılı oldular, nerede yanlış yaptılar, nerede hatalar oldu; bir bundan ibret çıkartmaktır. Bu tecrübeyi almadığın zaman tarihin bir faydası yoktur. Onun için tarih ilmi faydası herkese şamil olan bir ilimdir derler.

Alimlerin zekasını arttırır, fakihleri uyarıp basiret gözünü açar. Basiret gözü, gönül gözü, kalp gözü diyoruz. Demek ki insanın bir gözüdaha var; kalp gözü, gönül gözü, basiret gözü. Bu göz kapalı olursa insan hayvanlaşır. İnsanın zekasını arttırır diyor. Tarih bilmeyen adamlar ahmaktırlar.

Onun için tarihi bildiği zaman insan akıllı adam olur. Dünya defalarca doldu boşaldı. Demek ki ben de bu dünyada ebedi kalmayacağım. 100 sene sonra dünyadaki herkes ölecek, öyleyse tarih nereden geldik nereye gidiyoruzun hesabını söyler.

Dünya defalarca doldu boşaldı ama hiç kimse yanında birşey götüremedi. Tarih dünyaya bağlanmamayı ifade eder. Dünyaya bağlanma dünyaya çakılıp kalma, sen de gideceksin. Onun için tarih bütün bu yönleriyle bir ibretler manzumesidir. Geçmiş insanlardan bizlere örnekler sunar.

Bunlardan öğrendiğimiz, aldığımız zaman iki cihanda insan aziz olur. Yaptıklarını bilir, yapacaklarını bilir, doğruluğu bilir, hataları bilir, zulmü bilir, adaleti bilir ve ona göre güzel insan olur. Tarih her yönüyle bir mekteptir. Böyle değerlendirmek lazım. Bu mektebi tam ve doğru okumak lazım.

Soru: Tarih şuuru nasıl oluşur? Tarih şuurunun olması insana ne katar?

Cevap: Şimdi, Tarih şuurunun olması için önce tarih şuurunun ne olduğunu bilmek lazım, tarih bilincinin ne olduğunun bilinmesi lazım. Bizde son 100 yıl içerisinde bu tarih şuuru çok az verilir oldu. Bilinmez hale geldi. Çünkü bakın tarih şuuru dediniz; tarih bir ilimdir bir taraftan baktığınız zaman, demek ki ilmin ötesinde tarihin bir şuur ve bilinci vardır.

Mesela kimyada bir ilimdir. Ama kimya şuurundan bahsetmeyiz. Matematik de bir ilimdir. Matematik şuurundan bahsetmeyiz. Coğrafya da bir ilimdir, coğrafya şuurundan bahsetmeyiz. Tarihin demekki bir ilim yönü, bilim yönü var. Nedir: Tarih, milletlerin romanıdır. Her milletin kendine özgü bir romanı bir geçmişi var. Öyleyse benim atamı, dedemi, nenemi, ecdadımı, büyüklerimi tanımam bir milli şuur getirecektir.

Mesela bundan 20 sene önce Kosova`da 150-200 bin insan öldürüldüğünde, 150-200 bin Boşnak öldürüldüğünde bizler yandık yakıldık. Neden? Çünkü onlarla 400 senelik bir tarih birlikteliğimiz vardı. Beraberliğimiz vardı. Bu birlik ve beraberlik insanları kaynaştırıyor.

Siz 400 sene beraber yaşamışsınız, milli ortaklıklarımız olmuş, oralara gittiğiniz zaman; camiler, mescidler, medreseler, hanlar-hamamlar, ecdadınızın eserlerini görüyorsunuz. Bu eserler sizi oralara bağlıyor. Oranın insanıyla yakın köprüler oluşturuyorsunuz.

O sebeble tarih şuurunun ne olduğunu bilmek lazım. Bunu işlemek lazım. O zamansIz dünyanın öbür ucunda da sizin milletinizden bir ferdin canı yandığı zaman siz üzülürsünüz. Bu vücudun uzuvları gibidir. Bir uzuv hasta olduğu zaman bütün vücut hasta olur.

Tarihşuuru da milli birlik ve beraberliği meydana getirir. Bir kardeşimiz bir yerde sıkıntıya düşse, biz yanar yakılırız. Onun için Türk milletinin çok eski tarih bağları olduğu için, Arakan`da bir müslüman sıkıntıya düşse bu millet üzülüyor. Yemen`de bir müslüman sıkıntıya düşse bu millet üzülüyor.

Yemen türküleri var bizde. Biz dünyanın her yerine dağılmış bir milletiz ve bizim tarih ve din şuurumuz çok yüksek olduğu için bu şuur biraz küllendi, biraz üzeri örtüldü, hafif bir üflemeyle ortaya çıkıyor. İşte bu paylaşmayı getiriyor, dayanışmayı getiriyor, beraber ağlamayı beraber sevinmeyi getiriyor. Tarih şuuru budur ve bunun yüksek tutulması da lazım. Faydası da böyle olur.

Soru: Tarih şuurunun alınabilmesi ile alakalı tavsiye edebileceğiniz kitaplar, yazarlar var mıdır?

Cevap: Şimdi uzun bir süre bizim akademisyenlerimiz tarihe sadece bir ilim olarak baktılar. Açıkçası şuur ikinci tarafta kaldı. Diğer taraftan tarih şuurunu yapacak insanlar da tarihi bilmeyenlerden oluştu. Ama şöyle de bakalım; bir Cüneyt Arkın’ın filmleri bile bizim heyecanımızı meydana getirirdi.

Belki eksikti, belki yalandı, belki abartıydı ama bize bir heyecan veriyordu, aşk veriyordu, sevda veriyordu. Yavuz Bahadıroğlu`nun romanları bize çok şey kattı. Fakat ilim adamlarımız tarihe sadece kuru bir ilim olarak baktı. Kuru ilimden fayda gelmez. Onların da tarihi doğru okumaları lazımdı.

Ben Osmanlı Tarihlerini okuduğum zaman önce şuur noktasını görüyorum. Mesela Gazanâmeler var bunlarda, gençlerimizde gaza hevesi sönmesin, gençlerimizde cihad sevdası sönmesin, bu cihadı illa düşmana karşı değil, vatanın tehlikeye geldiğinde düşmana karşıdır.

İçeriye geldiğinde nefsine karşıdır. Yani bir arkadaşımızla iyi geçinmek, gönlünü kırmamak, ona kötü söz söylememek, nefsi bir cihaddır. Paylaşmak, bir ve beraber olmak nefsi bir cihad, nefsi cihadı da yapmak lazım. Devletimiz, ezanımız, bayrağımız, vatanımız tehlikeye düştüğü zaman da; Vatan sevgisi imandandırbuyuruldu.

Düşmana karşı cihadı nasıl dinç tutacaksın. Tabi ecdadın gayretini, heyecanını, savaşlarını, gazalarını, duygularını öğrendiğin zaman sende de oluşur. İnsan babasını merak eder, dedesini merak eder. Babasının, dedesinin heyecanı çocuğa sirayet eder. Bunları bilmek lazım. Onun için bugün ilim adamlarımız da böyle eserler yayınlamaya başlandı. Mesela ben Osman Turan Bey`in TürkCihan Hakimiyeti Mefkûresivardı. Ben onu talebelerime mecbur ederdim her zaman. Gerçekten onda bir tarihi şuur vardı.

Erol Güngör Bey`in kitapları mesela çok önemli idi. Biz onlardan çok istifade ettik. Necip Fazıl`ın beyitleri her birisinin özel bir yeri vardı. İnsana heyecan verir. Bazen edebiyatçılarımızın; Yahya Kemal`in şiirleri olsun, bunlar mühim şeyler. Bugün daha fazla. Yani ben de bugünKayıkitaplarımı yazıyorum.

Bir; ilmi noktada doğru olmalarına bakıyorum. İki; akıcı ve okuyan gence bir şuur vermesini hedefliyorum. Çünkü bu olmadığı zaman kuru kalıyor. Kayı kitaplarımı hep bu düşünceyle kaleme alıyorum. Bugün artık gerçekten akademisyenlerimizin güzel eserleri de var. Daha çok okunması taraftarıyım ben. Çünkü biz, uzun bir süre okuma özürlü olarak büyütüldük. Sanki ecdadımız da bu şekilde gösterildi. Böyle değildi. Çok okuyan bir ecdadımız vardı bizim. Ben bunları zaman zaman dile getiriyorum. Bizim de çok okumamız lazım. Eserler gerçekten var. Bugün yok değil. Ama onları bulmak ve okumak lazım.

Soru: Hocam buradan bağlantılı olarak sizin son eserlerinizle alakalı; çıkan veya çıkmaya devam edecek veya şu an hazırlığını yaptığınız eserleriniz ile alakalı biraz bilgi verebilir misiniz?

Cevap: Ben şimdi Osmanlı Tarihini bir bütün halinde yazmak istedim. Çünkü maalesef bir bütün halinde böyle bizim bir liseli gencimizi veya tarih okumayan üniversiteli gençlerimizi hedef alan bir eserimiz derli toplu yoktu. Onun için buna başladım. Ve Kayı Serisi” 10. Kitap Abdülhamid Han çıktı.

Şimdi 11.ye sonuncuya hazırlanıyorum, hazırlıyorum. Sultan Vahdettin`i Osmanlının sonuna kadar getirmiş oluyorum. Bu arada okuyan arkadaşlarımızın çok hoşuna gitti. Hocam; Osmanlı öncesini de bir seriyapar mısınız diye çok teklif aldım. Bunun üzerine“Otağ” Serimi başlattım.

Otağ-1`de Türklerin ilk müslüman oluşu ve ilk müslüman Türk devleti İdil Bulgarlarını anlattım. Otağ-2`deTürkiye`de çok yanlış bilinen Emir Timur`u anlattım. Bu kitabın mutlaka okunmasını isterim. Emir Timur çok yanlış bilinen bir şahsiyyettir. Bize nasıl Abdülhamid Hanı “Kızıl Sultan”diye öğrettiler, Emir Timuru da Ruslar, o Rus devleti kurulduğunda özellikle Bartov vardır, Rus tarihçisi, Emir Timur`u en zalim bir adam olarak anlattılar. Böyle değildir.

Aynen Özbekistan’ın Fatihidir. Türkiye’de nasıl bir Fatih Sultan Mehmet var, Özbekistan’da da bir Emir Timur vardır. Birlik ve beraberliğin en yüce padişahlarından, emirlerinden, hakanlarından biridir. Çok ders alınması gereken bir sultandır. Bu kitabın mutlaka okunmasını isterim. Şimdi Otağ-3`te de Sultan Alparslanı hazırlıyorum. İnşallah Sultan Alparslan, Selahaddin Eyyübi böyle devam ettireceğim.

Bir serim de “Osmanlı Gerçekleri”var. Osmanlı`ya çok iftiralar edildi. Yapılan bu iftiraları kitap içinde yeterince anlatamıyoruz. Bunları özel bir seri yapıyorum. Beş kitaplık olarak. İkisi çıktı. Osmanlı Gerçekleri-1 Osmanlı Gerçekleri-2 diye. Bunu da beş kitaplık bir seri düşünüyorum. Yani yazmaya devam ediyoruz. Okurlarımızın dualarını bekliyoruz.

Soru: Şimdi bu kitapları tavsiye ederken, yazarken sizin de başucu kitaplarınız vardır herhalde? Sizin başucu kitaplarınızın neler olduğunu da bilmek isteriz.

Cevap: Şimdi başucu kitaplarımız mutlaka olmalı. Olmazsa olmaz benimde başucu kitaplarım vardır. Benim takipçilerim, izleyicilerim, okurlarım bilirler. Üç noktaya çok önem veriyorum: Edebiyat, Din ve Tarih. Çünkü bu üçü insana şahsiyet kazandırıyor. Şahsiyet veriyor. Bu üçü bilinmez ise adamın şahsiyeti elden gidiyor. Onun için bu ilimlerin mutlaka bilinmesi lazım. Mesela edebiyatta bir Yunus, bir Mevlana, bir Ahmedi Yesevi, hikmetleri benim başucu kitabımdır. Onları okuduğunuzda çok şeyler öğrenirsiniz. Bir beyti bazen bir kitaptır.

Bir beyit; hani Yunus Emre söylerken şöyle ifade eder;

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Şu cihan cehennemini

Sekiz uçmağa ede bir söz

Kişi bile sözün vaktini

Boş söz söylemeye

Demeye sözün kemini

Kötü söz söylemeye

Şu cihan cehennemini

Peygamberimiz (s.a.v); “Dünya müslümanın zindanıdır” dedi. Bakın bir hadise işaret buyuruyor. Dünya zindanıdır. Çünkü bu dünya bir elem, sıkıntı, keder, dert, bela dünyasıdır. Burası müslüman için zindandır. Cennet öbür tarafta. Güzel bir söz söyle de sekiz uçmağ ede bir söz. Öyle bir söz söyle de dünyayı sekiz cennete çevir. Güzel söz yarım rızık dediler. Güzel bir söz söylemekle, güzel bir bakışlakarnımızı yarı yarıya doyururuz. Negüzel sözler var. Birbirimizi kırar mıyız, üzer miyiz, birbirimizin hakkına girer miyiz. Cenab-ı Hak her günahla gel ama, bir günahla gelme der. Kul Hakkı. Kul Hakkına girer miyiz. Şu sözün manasını anlasak.

Ahmedi Yesevi`nin bir beyti, bir şiiri, Yunus Emre`nin bir beyti, Mevlana`nın bir beyti bize ufuk açıyor. Bunlar benim başucu kitabımdır. İmam-ı Rabbani’nin “Mektubat”ı, İmam-ı Gazali’nin “Eyyühel Veled”i, “Mızraklı İlmihal” başucu kitabımdır. Onları okuduğumda dini doğru anlıyorum. Tarihçi olduğum için Osmanlı Tarihlerini; Aşık Paşazade”, “Kemal Paşazadetarihleri gerçekten benim başucu kitabım oldu. Onları da ben kitaplarımda kaynak olarak çok kullandım. Mesela benim kitaplarımda beyitler vardır, şiirler vardır, güzel sözler vardır. Bunları niye kitaplarıma alıyorum. Okurken insanı yormuyor, rahat ettiriyor. Ben bunları kendi kitaplarımda örnek aldım. Osmanlı anlatımını. Osmanlı tarihçilerini. Katip Çelebi, Hoca Sadettin Efendi, Kemal PaşazadeOnların tarihleri gerçekten çok hoş tarihler. Çok güzel anlatıyorlar. Hem tarihi veriyor, hem şuuru veriyor. Bunlar da benim başucu kitabım oldu diyebilirim. Mesela bir Ahmet CevdetPaşa, büyük bir tarihçimiz. Onun “Kısas-ı Enbiya / Peygamberler Tarihi“ bizim insanımızın başucu kitabı olması lazım. O kadar tatlı o kadar güzel anlatıyor ki, ben şimdiki kitaplarda bulamıyorum bu tadı.

Soru: Hocam en son okuduğunuz kitap? Çünkü sizin okuduğunuz kitaplar önemlidir diye düşünüyoruz.

Cevap: Teşekkür ederim. En son Hasan Bulut`un “Beyaz Papazın Casusları” kitabını okudum. Çok önemli bir eser. Son dönemde Osmanlının yıkılması ile ilgili yapılan çalışmaları çok değişik bir şekilde anlatan değişik eserlerden bir tanesi.

Soru: Hocam sizi daha fazla yormak istemiyoruz. Son sorumuz; Gençlere tavsiyeleriniz nelerdir. Özellikle de Avrupa`da yetişen gençlerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Cevap: Şimdi bu gençlerimiz Avrupa veya Türkiye farketmiyor. Genci genç olarak ele almak lazım. Hepsi bir fert, hepsine birden aynı tavsiyeyi neticede yapıyoruz. Okumaktır.

Cehle Hakk mevt dedi ilme hayat,

Olma hemhal güruhu emvat.

diyor bir şairimiz.

Cehle Hakk mevt dedi / Cenab-ıHak cehalete ölüm dedi. İlme hayat.

Olma hemhal güruhu emvat / Sakın evladım cahil kalarak ölüler gurubundan olma.

Sokaklar bugün yürüyen ölülerden geçilmiyor. Demek ki ölü sadece musalla taşında yatan adam değil. Cahil de ölüdür. Bizim yürüyen gencimizi yürüyen ölü olmaktan kurtarmamız lazım. Anne-baba bir ölü doğuruyor, bir ölü çocuk dünyaya getiriyor. Hocalar onu canlı yapıyor, diri yapıyor. İlim erbabı onu diri yapıyor. Onun için ikinci anne-baba oldu hoca. Hoca hakkı baba hakkı gibidir. Baba dünyaya gelmesine vesiledir ama cahil çocuk ölüdür. Onu hayat sahibi kılan hocadır, ilim sahibi kılan eserdir. Okumadı ise bir kişi, öğrenmedi ise cahilse kendini musalla taşında yatan ölüye benzetsin. İlim sahibi ise diri adamdır, yaşayandır.

Farkı görsün, ölü mü olmayı tercih ediyor diri mi olmayı tercih ediyor, tercihini iyi yapsın diyorum. Önemli olan bu. Ben, gençlerimizin diri olmalarını, lokomotif olmalarını isterim. Ölü olmamalarını, vagon olmamalarını tavsiye ederim. Önemli olan budur.

Bizi kırmayıp vakit ayırdığınız içinçok teşekkür ediyoruz hocam.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>