Soylu: Alevi-Sünni meselesini kaşımak için planlama içinde olmuşlar

İçişleri Bakanı Soylu, “Anlaşılıyor ki Türkiye’de birileri Alevi-Sünni meselesini kaşımak için de hem Alevi kardeşlerimizi hem de Sünni kardeşlerimizi birbiriyle karşı karşıya getirmek için bir planlamanın içinde olmuşlar.” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu: Alevi-Sünni meselesini kaşımak için planlama içinde olmuşlarİSTANBUL

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Anlaşılıyor ki Türkiye’de birileri sadece dolar ve avro operasyonları yapmak istemiyor. Aynı zamanda Alevi-Sünni meselesini kaşımak için de hem Alevi kardeşlerimizi hem de Sünni kardeşlerimizi birbiriyle karşı karşıya getirmek için bir planlamanın içinde olmuşlar.

Bunların yerli bir akılla yapılabilmesi ihtimali de büyük bir lojistik olmadan söz konusu değildir. Lojistiğin de nereden geldiği apaçık ortadadır. Rakka’da DEAŞ’la PYD’yi kim uzlaştırıyorsa lojistiğin sahibi odur. O kadar açık ve net.” dedi.

Soylu, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü ile Hacettepe Üniversitesi Yerel Yönetimler Uygulama ve Araştırma Merkezi’nce (HÜYAM) düzenlenen “İl Yönetimi Kapasitesinin Geliştirilmesi Sempozyumu”na katıldı.

Sempozyumda, kamu verimliliğinin arttırılması, il yönetimlerinin verimliliğinin arttırılması için önemli bir emek ortaya konulduğunu dile getiren Soylu, dünyanın büyük bir değişim ve ciddi bir iletişim kapasitesi artışıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Soylu, Türkiye için hiçbir meselenin basit ve göründüğü gibi olmadığını belirterek, “Bizim sınır güvenliğimiz, ekonomi adımlarımız, yapılan barajlar, yollar ve hatta yaptığımız anayasa değişikliği bile başka ülkeleri çok yakından ilgilendirir. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. En son 16 Nisan’daki anayasa referandumu bunun en açık örneğidir. Hangi ülkenin anayasa değişikliği için başka ülkelerin sokaklarında, meydanlarında mitingler ve gösteriler düzenlenmiştir?” diye konuştu.

Türkiye’nin bütün adımlarının izlendiğini anlatan Soylu, Türkiye’deki her gelişemeye karşı adımlar atıldığını kaydetti.

Soylu, meselenin sadece Türkiye’nin ekonomik gücüyle alakalı olmadığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bu gücü dünyanın neresiyle elde ettiğinizle ilgili… Afrika’nın ya da Güney Amerika’nın kenarında köşesinde bir ekonomik güç kimse için sorun teşkil etmemektedir. Ama bulunduğunuz coğrafyada 15 yıl içerisinde ülkenize kazandırdığınız her artı değer, birileri için her daim ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Türkiye, yönetim sistemiyle alakalı bir karar verdi. 2019… Bu tarihimiz, yönetim sistemimiz ve geleceğimiz açısından da kritik bir karardır.

Bizim topyekun yapmamız gereken-bu konuda siyaset elinden geleni yapıyor ve yapacaktır-üniversitemiz, iş camiamız, odalarımız, borsalarımız, dişçimiz de avukatımız da doktorumuz da her birinin yapması gereken şey; 2019′un altını hükümet sistemi çerçevesinde doldurabilmektir. Biz 2019′da reyler sandığa konulduktan ve sistem ilk gününe geldiğinde depara kalkmalıyız. Ona hazırlıklı olmalıyız.”

Türkiye’nin beklemeye tahammülü olmadığını vurgulayan Soylu, dünyanın sürekli değiştiğini ve rekabet halinde olduğunu anlattı.

Soylu, Türkiye’nin bu rekabette ön alması gerektiğinin altını çizerek, Türkiye’yi bu yolda geri düşürmek isteyenlerin varlığına işaret etti.

Türkiye’nin gelişiminin askeri darbelerle engellendiğini anımsatan Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“15 Temmuz, Türkiye’de kim tarafından yapıldı? Hepimiz aklı başında insanlarız. Şu Fetullah Gülen denen sümsüğün bu işi yapabileceğine inanabiliyor muyuz? Bunu 6 yaşında bir çocuğa sorsak, ‘Bir adam darbenin müsebbibi ve bir ülkede muhafaza altında, bu darbeyi kim yaptı?’ diye bir soru sorsak, bu tek bilinmeyenli bir denklem bile değil.

Denklemlere ayıp olacak. Bu çok açık. 15 Temmuz’u gerçekleştirenler ve yapmaya çalışanlar, acaba onu orada bırakırlar mı? Ondan önceki süreçte 17/25 Aralık, 6-7 Ekim olayları… Kendi Twitter’larından istedikleri gibi ayarlamaları yapabilen, sosyal medyadaki hızı istedikleri gibi kontrol edenler, Gezi olaylarında twit atıp Türkiye’deki kamuoyunu yükseltmeye çalışanlar, sadece yurt içinde kendi teknik kabiliyetleriyle bunu yapmaya kadirler mi? Tabii ki hayır. Bunu da şu anda küçük çocuklar bizden daha iyi anlayabiliyor.

Biz, dünyanın en pahalı coğrafyasındayız. Bu coğrafyayı bize yar etmemek istemelerini de kabul etmiyoruz ama anlamakta da zorlanmıyoruz. Onun için bizim sistemimizin her bir tarafındaki her bir açık, bizim rakiplerimizin sahada faullü hareket etmeleri için onları iştahlandırıyor.”

Soylu, bunun Türkiye’nin bugünüyle alakalı da olmadığını dile getirerek, kimsenin sadece çekirdek ailesinden sorumlu olmadığını söyledi.

Türkiye’nin toprağının pahalı olduğunu yineleyen Soylu, bu topraklarda yaşayanların sorumluluğunun da bu ölçüde büyük olduğuna dikkati çekti.

“Meselelerin derinine inilmesi gerekiyor”

Soylu, meselelerin derinine inilmesi gerektiğini anlatarak, Malatya’da bazı evlerin işaretlenmesine ve sonrasında yaşanan benzer olaylara ilişkin şunları kaydetti:

“Alevi vatandaşlarımızın yaşadıkları evlerin kapılarına çarpı işaretleri konuldu. Ardından yine Malatya’da tesadüf o ya yeni kurulan kilise derneğinin camına yoldan geçen birisinin taş atası tuttu. Yine tesadüf o ya bir kadın elinde A4 kağıdına bir şey yazıp sokağa çıktı. Tesadüf o ya Adana’daki vatandaşlarımızın bir bölümünün mezarlarının taşları kırıldı. Yine tesadüf o ya İstanbul Bahçelievler’de bir evin kapısına çarpı atıldı.

Bunları hepsi 5 gün içinde oldu. Ben istatistik okudum. Biraz istatistik üzerine çalıştım. Kafa yordum. Böyle bir istatistiki sonuç hiç görmedim. Bizim yapmamız gereken hiçbir olayı tesadüfe bırakmamak. İşin içine bakmaktır. Bu ülkenin bakanı olarak bu olayların hepsinin üzerine tek tek gittik. Ne gördük? İşin arka planını değil ama işin müsebbiplerini yakaladık. Müsebbiplerin hiçbirisi böyle bir ideolojik, mezhebi olayı yapabilecek kapasitede değil. Öyle bir hayat felsefeleri yok.

Tam tersi bazıları da örtüşmekte. Anlaşılıyor ki Türkiye’de birileri sadece dolar ve avro operasyonları yapmak istemiyor. Aynı zamanda Alevi-Sunni meselesini kaşımak için de hem Alevi kardeşlerimizi hem de Sünni kardeşlerimizi birbiriyle karşı karşıya getirmek için bir planlamanın içinde olmuşlar.”

Bakan Soylu, 1980 darbesi öncesi de bu tür olayların yaşandığını hatırlatarak, “Bunların yerli bir akılla yapılabilmesi ihtimali de büyük bir lojistik olmadan söz konusu değildir. Lojistiğin de nereden geldiği apaçık ortadadır. Rakka’da DEAŞ’la PYD’yi kim uzlaştırıyorsa lojistiğin sahibi odur. O kadar açık ve net.” diye konuştu.

Soylu, konuşmasının devamında mülki ve idari yapıyla alakalı hazırlanan İzleme ve Değerlendirme Sistemi (İZDES) hakkında bilgiler verdi.

Bunun üç aşamasının söz konusu olduğunu aktaran Soylu, kamudan hizmet alan bütün taraflarla temas halinde oldukları, modern yönetim anlayışının bütün gereklerini içinde barındıran bir proje olduğunu kaydetti.

Soylu, heyetler halinde il ziyaretleri yaptıklarını anlatarak, “Valilikleri, kaymakamIıkları, buralardan hizmet alan insanları ziyaret ediyoruz. Eksiklikleri ve talepleri değerlendirmek suretiyle kendimize bir yol haritası belirliyoruz. Yine önem verdiğimiz bir proje, Açık Kapı projesi.

Burada da vatandaşla idarenin temas ettiği ilk noktayı ele alıyoruz. Vatandaşın taleplerini, beklentilerini, şikayetlerini dinleyen, bunları kayıt altına alan, analiz eden ve buradan kendimize bir plan ve sonuç çıkaran yeni bir anlayış ortaya koymaya çalışıyoruz.

Yine bir başka projemiz, Yalınlaştırma projesi. İçişleri Bakanlığı olarak geniş bir alanda hizmet veriyoruz ve bu hizmet alanlarında kesişen, çakışan noktalar var. Söz gelimi bir idari işlemle ilgili bir prosedür belirlenmiş, sonra zamanla başka bir gelişme yaşanmış, başka düzenlemeler getirilmiş.

Bir önceki düzenlemenin evrakı belki atıl hale gelmiş ama hala talep ediliyor. Bunları tespit ettik. Nerelerden tasarruf edebiliriz, sistemleri birbirine entegre etmek suretiyle hem vatandaşımızın evrak yükünü, hem memurumuzun işlem yükünü nasıl azaltabiliriz diye bir analizin içine girdik. Bu çalışma kapsamında Bakanlığımıza başvuru neticesinde gerçekleştirilen 648 hizmetin tamamı Başbakanlık hizmet yönetim envanterine tanımlanmıştır.

Yapılan analiz neticesinde bu hizmetlerde istenilen belge sayısının 2 bin 185 olduğunu saptadık. Arkadaşlarımız, yaptıkları çalışmalarla bunların 700 adedinin, bilişim alt yapımızın verdiği imkanlarla karşılanabileceğini tespit etti. Yani işlemlerde yüzde 32 oranında rahatlama ve azalma elde ettik.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Valisi Vasip Şahin de iki gündür güzel ve verimli çalışmalar yapıldığını aktararak, sempozyumda önemli konuların tartışıldığını belirtti.

İl yönetiminin, tarihi derinliği olan ve anayasal sistemde ağırlığı olan bir yönetim olduğunu anlatan Şahin, “Çok ciddi hizmet etme ve vatandaşla buluşma imkanına sahibiz. Buradan inşallah en güzel şekilde netice almalıyız. Mülki idare de il yönetimleri de kendilerine yeni bir heyecan kazanmış olacak. Maddi imkanlarımız azaldı belki ama tarihi misyonumuz ve devletle milletle aracılık rolümüz hala önemini koruyor. Bu devlet ağırlığı hala bu mülki idare üzerinde mevcut.” diye konuştu.

İller İdaresi Genel Müdürü Doç. Dr. İlker Gündüzöz, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen ile HÜYAM Müdürü Prof. Dr. Uğur Ömürgönülşen de kapanış programında sempozyuma ve çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmaların ardından İçişleri Bakanı Soylu, sempozyuma katılan bazı akademisyenlere, mülki ve idari amirlere sertifikalarını verdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>