SP YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, Almanya Saadet Partisi Köln açılışında konuştu

Bugün ne yapıyoruz, niçin yapıyoruz?

Bu konuları açıklamaya başlarken önce Cenabı Hakk’a sonsuz hamd ediyorum. Bizleri bir araya getirdi ve bu kutlamayı nasip buyurdu. Biz bugün Avrupa’nın kalbinde bir araya geldik.

Milli Görüş hareketinin, Almanya’da açılışını kutluyoruz. Cenabı Allah daha çok hayırlı hizmetler yapmayı nasip buyursun. Bu açılışı niçin yapıyoruz ve bu kutlamanın büyük mânâ ve tarihi önemini inşallah biraz sonra yapacağım kısa açıklamalarla daha net göreceğiz. Milli Görüş Allahın bir lûtfudur.

12 ekim 1969 yılında görüş olarak, fikir olarak TBMM’ye girmiş ve Allah’ın verdiği bu fırsatla, İnsanlığın yeni kurtuluş dönemi başlamıştır.  Bundan dolayıdır ki birçok olaylar mütevazı sahneler içerisinde cereyan eder. Bu olaylar yaşanırken bunların önemini tam mânâsıyla kavramayabiliriz.

Milli Görüş’ü dile getirmek bir insanlık görevidir

Fakat zaman geçtikçe o olayların ne kadar muazzam olaylar olduğu ortaya çıkar. Milli Görüş harekâtı da işte onlardan bir tanesidir. Bundan dolayı böyle bir açılış yaparken, Milli Görüş’ün önemini dile getirmek, bütün insanlığa tanıtmak bir insanlık görevidir, bir vazifedir. Daha önce konuşan kardeşlerimiz çok önemli bilgiler verdiler. Ben de ilâveten şu açıklamaları yapmak istiyorum.

Milli Görüş, saadet dünyasına geçiş hareketidir

Önce bir defa Milli Görüş her hangi bir zihniyet, her hangi bir hareket değildir. Peki nedir? Milli Görüş İnsanlığın aşırı derecede bunaldığı zulümler içerisinde yaşadığı zulüm dünyasından kurtularak yeniden bir saadet dünyasına geçiş hareketidir. Onun için bu kadar mühim ve önemlidir. Yeni bir dünyanın kurulma hareketidir. Zira insanlık tarihine baktığımız zaman görüyoruz ki önce Mezopotamya’da Nemrutlar insanlara büyük zulümler yapıyorlardı.

Kuvveti değil Hakkı üstün tutan bir medeniyet

Cenabı Allah rahmeti ile İbrahim a.s.’ı gönderdi. İbrahim a.s. vasıtasıyla kuvveti değil Hakkı üstün tutan bir medeniyetin kurulmasını insanlara nasip etti, ihsan etti. Nemrutlar kuvveti üstün tutan bir zihniyete sahiptiler. Bu yüzden insanlara zulmediyorlardı.

İbrahim a.s.’ın kurduğu bu yeni medeniyet insanlara saadet getirmek üzere devam ederken tarihte bir de görülüyor ki Mısırlılar bilhassa teknik bakımdan ilerlediler. Mezopotamya’da ki bu medeniyeti Kadeş harbinde mağlup ederek dünyayı tekrar zulüm dünyasına çevirdiler. Mısırlılar bu savaşı teknik üstünlükleri ile kazandılar çünkü Mısırlıların harp arabaları demir tekerlikliydi. Bir at arabayı sürerken üstüne iki kişi binebiliyordu. Biri ok atıyor birisi mızrak kullanıyordu.

Mezopotamyalıların arabaları ise taş tekerlekli idi. Bir at taştan yapılmış bir arabayı çekerken bir kişi binebiliyor hem ok atacak hem arabayı kullanacak, bu teknik üstünlükle firavunlar, İbrahim a.s.ın medeniyetine karşı maddi gücü ellerine geçirdiler ve yapmadık zulüm bırakmadılar.

Fravunların zulumlerin zirvesinde Hz Musa’yı gönderdi

Bunun arkasından firavunların en zalim olduğu bir noktada cenabı Allah rahmetiyle insanlara Musa a.s. gönderdi ve yeniden hakkı üstün tutan bir medeniyeti nasip etti. Musa a.s’ın kurduğu medeniyet yürürken bu sefer Yunanlılar güçlendiler. Geldiler Musa a.s.’ın kurduğu medeniyet bölgelerini ele geçirdiler. Tekrar bir zulüm dünyası yaşandı.

Buna karşılık Cenabı Allah İsa a.s.’ı gönderdi. Yeniden hakkı üstün tutan bir medeniyet kuruldu. Bunun arkasından Romalılar gücü ele aldılar ve geldiler Yunanların bulunduğu bölgeleri işgal ettiler ve İsa a.s.’ın kurduğu medeniyeti tahrip ettiler. Gün geçtikçe zulümlerini arttılar zulümlerinin en şiddetli noktasında cenabı Allah son peygamber olan efendimiz s.a.s.’i gönderdi. Ve bütün insanlığa ebediyen saadet getirecek olan İslamı gönderdi. Böylece insanlık yeniden bir saadet dünyasına kavuştu. 622 yılı hicrettir.

622’den 90 sene sonra Müslümanlar Asya’ya gittiler. Orada Türkler vardı. Bu Türkler İslamı görünce bu ne güzel din biz buna asker olalım dediler. Hâlbuki 622 den 90 sene sonra Tarık bin Ziyad Endülüse geldiği zaman batılılar İslamı incelediler özellikle kilise baktı ki bu çok güçlü bir din bütün Avrupa Müslüman olacak o halde biz bunu kötüleyelim bizim saltanatımız elimizden gitmesin dediler ve bin seneden beri İslam’ın aleyhine bulunuyorlar.

Avrupa’da yapılanlar Taiflilerin yaptıkları gibi

Bugün batıda yaşanan olaylar hala bu zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. İnşallah onlara gerçekleri öğreteceğiz. Onlar da Müslüman olacaklar onlar da cenabı hakka İslamdan dolayı şükredecekler. Bugün Avrupa’da yapılanlar Taiflilerin yaptıkları gibi sadece bilmediklerinden dolayıdır, cahillikleri sebebiyledir. Biz cenabı hakka dua ediyoruz, cenabı hak bize de hidayet versin onlara da hidayet versin ve bu hatalarını biran evvel görsünler ve hatalarından dönsünler.

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim, İslam medeniyeti kurulup insanlar saadet medeniyetini yaşamaya başlayınca asrı saadet, Hulefai raşidin, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar 1150 sene insanlık saadet dönemini yaşadı.

2. Viyana kuşatması hedefine ulaşamadı, ulaşamadığı içindir ki 1683 den itibaren maddi güç bu sefer bâtılın, kuvveti üstün tutan zihniyetin eline geçti ve 350 senedir yavaş yavaş bugünkü zulüm düzenini kurdular.

Gördüğünüz gibi Gazze’de Irakta, Keşmir’de, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da Libya’da her yerde zulüm gözyaşı kandan başka bir şey görmüyoruz. 350 seneden beri bu zulümler artarak devam ediyor.

Bütün olup bitenler büyük İsrail için

Ve şimdi bir dönüm noktasına geldik. Irkçı emperyalizm tarih boyunca 19 haçlı seferi yapmıştı, büyük İsrail’i kurmak için. Ecdadımız bunları püskürtmüş müsaade etmemişti. Şimdi 1990′dan itibaren 20. Haçlı seferi başlamıştır, bu defa mutlaka büyük israili kuracağız ebedi hâkimiyetimizi tesis edeceğiz aşkıyla, azmiyle kararlılıkla çalışmaktadırlar.

Onun için çok mühim bir tarihi dönüm noktasındayız. İnsanlık ırkçı emperyalizmin kölesi mi olacak, yoksa İslam yeniden galip gelip insanlık tekrar bir saadet dünyasına mı kavuşacak?

Tarih boyunca hep istilalara uğradıktan sonra ecdadımız yeniden saadet dünyasını kurdu. Bugün de bu kritik noktada yeniden saadet dünyasını kurmak onların ahfadı olan siz kardeşlerime, Müslümanlara, Milli Görüşçü kardeşlerime düşmektedir. Bu itibarla şu salonda yaptığımız toplantı sadece bizim için değil, Türkiye için değil, Avrupa için değil, bütün insanlığın kurtuluş hareketinin temsilciliğinin açılış toplantısıdır. İnşallah yeniden saadet dünyasını kuracağız ve insanlığın tamamına hakkını vereceğiz. Buna ilgisiz kalan kendisi kaybeder.

Irkçı emperyalizmin: “Benim kölem olacaksınız bana kul olacaksınız” diye mücadele ediyor. Bizim mücadelemiz de ise, hayır herkes hakkını alacak diye mücadele ediyoruz. Filistin’de yaşayan beni İsrail’e mensup insanların hakkını dahi alıp vermek bizim inancımızın gereğidir. Biz hakları yemek için değil herkese hakkını vermek için, hakkı hâkim kılmak için çalışan bir topluluğuz.

Önce bu gerçeğin anlaşılması bilinmesi gerekmektedir. Böylesine önemli tarihi bir dönüm noktasındayken bu açılışı yapıyoruz. 1969 dan beri 44 yıldır çalışan insanlar, insanlığın kurtuluşu için büyük hizmetler yaptılar, yapmaya da devam edecekler.

Hedef, İnsanlığın kurtuluşu

Bugün Avrupa’nın kalbinde Köln’de siz imanlı kardeşlerimizle beraber, Almanya’da yaşayan Milli Görüşçü kardeşlerimizle beraber yapmış olduğumuz bu toplantı Milli Görüş’ün bütün insanlığın kurtuluşunu hedef alan bir gayret içinde olduğu mânâsında bir toplantıdır.

Koştunuz geldiniz bu coşkuyu meydana getirdiniz ve bu önemli olayı heyecanla yaşıyoruz. Cenabı hakka sonsuz şükrederiz. Bundan sonra bu etkinlikler çerçevesinde Milli Görüşe hizmet edenlerle hep birlikte çalışmalar yapılacaktır.

Mayıs ayında bütün İslam ülkelerinin temsilcileri ile birlikte İstanbul’un kurtuluş günü, Fetih günü kutlanacaktır. Milli Görüşü bütün insanlığa duyurmak için daha büyük bir hızla önümüzde bizi bekleyen insanlığı kurtarma çalışmalarını yapmak için elden gelen gayret gösterilmektedir. Bu açıklamanın arkasından hemen şunu ifade etmeliyim ki Milli Görüş bütün insanlığın saadet kapısıdır.

İslamı tanımıyorlar

Almanya’dayız başta Alman yöneticileri olmak üzere toplum İslam hakkında yanlış fikirlere sahipler. 100 sene önce başlamış olan İslam aleyhtarlığı bugüne kadar sürmüştür. İslamı tanımıyorlar. Saadet Partimizin temsilciliğinin açılışını yaparken batılılara seslenerek bir iki cümle söylemek istiyorum.

Üç tane tarihten olay anlatacağım, 3 tane de büyük hadiseden bahsedeceğim. Bunları düşünürseniz Milli Görüşün ne olduğunu anlarsınız.

Birinci olay insanlık tarihinin en önemli hadisesi sayılabilecek olan Mekke’nin fethi olayıdır. Mekke’nin fethini inceleyin Milli Görüş nedir İslam nedir anlarsınız. Mekke’nin fethi silahla yapılmadı. Müslümanlar çok büyük bir güç olarak geldiler. Kan dökülmesini önlemek için geceleyin dağda ateşler yakarak güçleri hakkında Mekkelileri uyardılar. Ertesi gün ellerini kollarını sallayarak Mekke’ye girdiler. Efendimiz a.s. devesinin üstünde secde halinde Mekke’ye girdi. Kâbe’ye gitti, orada cenabı hakka şükür namazı kıldı ve Mekke’nin fethi gerçekleşmiş oldu. Ama asıl önemli olan bu fetihten sonra efendimizin a.s. bütün Mekke’de yaşayan yıllarca kendisine en büyük zulümleri yapmış olan insanları dahi affetmesidir.

John Devanpourt İngiliz lordu kitabında diyor ki ben tarihçiyim ve Müslüman oldum. Müslümanlığı nasıl kabul ettiğimi size anlatayım. Tarihçi olduğum için her olayı tarihin ilmi esaslarına göre incelerim. Yapım böyledir. İslamı incelemeye sıra gelince önce efendimiz a.s.’ın ailesinin sülalesinin mübarek bir sülaleden geldiğini tespit ettim.

Peygamber olmaya uygun bir sülale. Çocukluğunu inceledim. Müstesna bir çocuk… Gençliğini inceledim müstesna bir genç… Bütün bunları incelerken evet bu insan Allah’ın peygamberi olabilir diye düşündüm. Ama şeytan vesvese veriyordu. Olmaya da bilir diye düşünürken sıra Mekke’nin fethine geldi. Şimdi bakalım ne yapacak diyerek merakla incelemeye başladım. Önce şehri silahsız bir şekilde fethetti. Devesinin üzerinde secde ederek şehre girdi. Rabbine hamd etti ve büyük zulümler yapanları affetti. İnsanlığa büyük bir ders verdi.

John Devanpourt; ‘Hemen kelimeyi şehadet getirdim secdeye kapandım..!’

Bu tarihin en büyük zaferinin arkasından Medine-i Münevvere’de ki iki haneli odasına döndü. Buraya gelinceye kadar içimde hep bir şüphe vardı bu olayı görünce hemen kelimeyi şehadet getirdim secdeye kapandım. Çünkü böyle eşsiz bir zaferin arkasından tekrar evinin iki odasına dönmüş olan bir insan ancak Allahın Elçisi olabilir. Buna inandığım içindir ki elhamdulillah Müslüman’ım ve bununla iftihar ediyorum diyor kitabında.

Bu kitabı batıda yaşayanlara hatırlatıyorum. Alsınlar incelesinler ve görsünler ki Hz. Muhammed Allahın Peygamberidir. Ve İslam işte bu şefkattir rahmettir, iyiliktir, esirgeyiciliktir, bağışlayıcılıktır. Bizim kitabımız Allah’ın Rahman ve Rahim adıyla başlıyor. Cenabı hakkın 99 ismi var bunların içinde kahhar zuntikam gibi söylendiği zaman insanı titreten cenabı hakkın isimleri var.

Fakat kitabımız bu isimlerle başlamıyor. Rahman ve Rahim ile başlıyor. Çünkü dinimizin temeli rahmettir, şefkattir, merhamettir. Efendimiz a.s. Rahmeten lil alemin yâni bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. İslam dinin temeli rahmettir sevgidir. Önce bunu bilmeleri lazım. Yer yüzündeki zulümlerden kurtulmak için yeniden buna ihtiyacımız var.

Hz Ömer (ra) Kudüs’e silahsız ve kan dökmeden girdi

İkinci bir tarihi olay hz. Ömer r.a.’ın Kudüsü kurtarmasıdır. Şehre girerken çiçeklerle karşılandı. Kölesi ile birlikte deveye sırayla biniyorlardı. Tam Kudüse geldiklerinde kendisi devenin ipini çekiyordu. Kölesi deveye binmiş bulunuyordu. Kendisini bekleyen halk köleyi halife zannettiler. Halifeyi de köle. Böyle bir tevazu ile silahsız bir şekilde Kudüs kurtarıldı. Kurtarıldıktan sonra bütün insanlara adâletle muamele yapıldı.

Haçlılar Kudüs’e girdiğinde 100 bin müslümanı katlemişti..!

Ey Hıristiyanlar ibadetinizi aynen yapabilirsiniz. Ey Yahudiler ibadetinizi aynen yapabilirsiniz dendi. Herkese insan hakları ve din hürriyeti tanındı. Kimsenin kanı dökülmedi, burnu kanamadı. Bu olaylara bakarsak İslamın nasıl bir rahmet ve şefkat dini olduğunu görürüz. Ancak buna karşın aynı Kudüs haçlılar tarafından işgal edildiği zaman batılı tarihçiler diyor ki yüz bin Müslüman öldürüldü. Sokaklarda akan kanların seviyesi atların üzengisine kadar çıkıyordu. Onlar bir yeri fethettikleri zaman öyle yapıyorlar, Müslümanlar fethettikleri zaman böyle yapıyorlar.

80 sene sonra Selahaddin Eyyûbi Kudüsü kurtardı. Kudüs’e tekrar hürriyet getirdi, insanlık getirdi. Ve demedi ki siz geçen sefer yüz bin müslümanı katlettiniz ben de bu sefer iki yüz bin gayri Müslim katledeceğim. Hayır hepsini affetti, ben peygamberin ümmetiyim hz. ömerin sülalesinden gelen bir insanım benim inancım gereği hiç birinize dokunmayacağım ve kan akıtmayacağım.

Hepiniz dininizde serbestsiniz, dedi. Bunları konuşması kolaydır ama yapması zordur. Bunları yapmak için Allah’a teslim olmak, Müslüman olmak lâzımdır. İslamın tarihi bütün bunlar gibi altın olaylarla doludur sadece fetihler meselesinde değil diğer bütün meselelerde İslam daima yeryüzüne saadet getirmiştir. Bir de bugün Gazze’de ki zulme bakınız. İsrail’in yaptığı zulme bakınız.

D-8 kurmak için Nijerya’ya giden Erbakan’a halktan büyük sevgi gösterisi

D-8′i kurmak için Erbakan Hocamız Başbakan olarak Nijerya’yı ziyareti esnasında devlet başkanı Erbakanı hava alanından karşıladı. İzdihamdan şehre giremediler. Halk dükkânlarını kapatmış yollara dökülmüş Türkiye’nin Başbakanı geliyor diye arabaya sarılıyor camına vuruyor. Büyük bir sevgi gösterisi. Nijerya devlet başkanına soruyor Erbakan “Sayın başkan bu nedir Allah aşkına, bugüne kadar buraya hiçbir Türk devlet adamı gelmedi mi. Afrika’nın batısında dünyanın bir ucu ben burada ki halkın Türk bayrağını tanıdığına bile şaşırıyorum, bayrağı görür görmez koştular. Bu hal nedir, deyince;

Niyerya Devlet Başkanı güldü. ‘Bu az bile onlar sizi Osmanlının mirasçısı gördükleri için bu sevgiyi gösteriyorlar ve biz Osmanlıyı unutamayız.’ Allah Allah Nijerya Osmanlıyı niye unutamıyor dediğim zaman 200 sene evvel İspanya ve Portekiz bizi gelip işgal etmek elmaslarımızı kömürlerimizi almak insanlarımızı köle olarak satmak için donanmalarla yola çıktılar. Bizim kendimizi koruyacak halimiz yoktu dünyanın efendisi kim, Osmanlı. Gittik kendilerine, sultanlarından rica ettik bizi kurtarın diye.

Sultan bizi kurtarmak İçin İstanbul’dan bir donanma gönderirse geç kalacağını düşündüğünden Mısır’dan ve Cezayir’den donanma çıkartarak özel bir itina ile portekizliller ve ispanyollar bizim ülkemize geldiğinde Osmanlı donanması yetişti. Onlar gözlerini açtıklarında dönmeyi düşündüler, çünkü Osmanlı ile savaşılmaz mahvoluruz ama bir onlarla savaşmak için gönderdiler mecburen savaşacağız, savaştılar, Osmanlı hepsini denize döktü.

Asıl olan batılıların okumasını ve incelemesini istediğim olay şudur devlet başkanı diyor ki bendenize bütün bu hizmetleri yaptıktan sonra Osmanlı kumandanı bizim devlet başkanımızı gitmeden ziyaret ettiğinde ne dedi biliyormusunuz saçını sıvazladı dedi ki güzel vatanınızda ağız tadı ile yaşayın inşallah size yapılan zulmü önleme vazifemizi ifa etmişizdir. Allah’a emanet olun Allaha ısmarladık bizim ne elmasımıza ne kömürümüze ne insanımıza dokunmak aklından bile geçmedi.

Ne anlatıyorum ben dünyanın öbür ucunda bir zulüm var bu zulmü engellemeyi kendisine vazife sayıyor. Ey batılılar işte İslam budur, işte Milli Görüş budur, işte insanlık budur buna karşı cephe alacağınıza aklınızı başınıza alın bunu öğrenin sizde buraya iltihak edin başka kurtuluş çareniz yok.

Yine Mannheim şehrini hepimiz biliyoruz. 200 sene evvel Fransızlar vardı. Ren nehri ayrılmış hudud olarak bir tarafta Almanlar bir tarafta Fransızlar Mannheim’daki Almanlar üzüm yetiştiriyorlar fakat tam üzümleri yiyecekleri sırada üzümleri toplayıp götürüyor Almanlar aç kalıyor, yirmi sene aç kalmışlar düşünmüşler çareyi Osmanlı sultanından yardım istemekte bulmuşlar gelmişler Osmanlı sultanı bizi bu zulümden kurtarın, Fransızlar bu zulümden kurtarın demiş ne istiyorsunuz demiş efendim bize asker gönderin bizi Fransızlardan kurtarın bizim elimiz de TC. başbakanlık arşivinden alınmış belge var. Asker istemeleri üzerine kendilerine yazdığı yazı ne yazıyor biliyormusunuz bu söylediğiniz mesele Osmanlı askeri gitmesi gerekmez ben birkaç çuval size Osmanlı askeri elbisesi göndereyim bunu kendi adamlarınıza giydirin bu yeterlidir diyor mektupta.

Demekle kalmıyor Mannheim şuracıkta gidip inceleyebilirsiniz bu elbiseler gönderiliyor Almanlar bu elbiseleri giyiyorlar Fransızlar geldiklerinde bir de bakıyorlar ki buraya Osmanlı askeri gelmiş bir kaçıyorlar ki Ren nehrini karşıya geçmekten ibaret değil 20 mil içeri kaçıyorlar korkularından, Osmanlı korkusundan. Bu elbiseler şuan Maheim’da müzede ve bunu her yıl merasimle kutluyorlar. Biz işte biz böyle bir ecdadın evladıyız işte böyle bir saadet dünyasını yeniden kurma hareketinin Almanya’daki temsilciliğinin açılışını yapıyoruz.

44 yıl önce başlamış olan bu hareketi geliştirmek azmimizi aşkımızı tazelemek için bu toplantıları yapıyoruz. Batılılara hitaben söylüyorum. Milli Görüş nedir? Milli Görüş bütün insanlığın saadeti için, bir ümmet halinde disiplinli bir topluluk olarak canla başla çalışıp hak ve adalet nizamını kurup insanlığa saadet getirme düşüncesi gayreti zihniyetidir. Bundan dolayı bunun kaçacak hiçbir noktası yoktur, Müslümanlık İspanya’ya geldiği zaman kilise kendi saltanatı yıkılmasın diye Müslümanlığın aleyhinde dedi kodu yapmayı vazife saymıştır. Prof. Falaturi Köln Üniversitesinde ondan fazla Profesörle çalışma yaptı ve 4 ciltlik bir kitap hazırladı. Bu kitap Alman devlet literatürü, okul kitapları dahil Müslümanlık aleyhine yazılmış bütün yanlış bilgiler toplanmıştır. Cermenlere ait hikayeler alınmış orada ki kötü adam yerine Müslümanlar konulmuş ve Müslümanlar aleyhine hikâyeler okul kitaplarına yazılmıştır.

Milli Görüş bir iyilik hareketidir

Kitabı alırsanız sayısız misal görürsünüz. Böylece hep Müslümanlığı kötülemek için bin yıldır çalıştıkları için kendilerini aydınlatmak bakımından çok büyük gayret göstermek mecburiyetindeyiz. Milli Görüş iyilik hereketi demektir herkesin iyiliği demektir herkesin saadeti demektir. Herkesin hakkını vermek demektir. Bundan dolayı bugün ki zulüm dünyası yerine Milli Görüşün gayretleri ile yeniden saadet dünyası kurulacak ve bütün insanlık saadet bulacak inşaallah. Milli Görüş’ün pek çok tarifini yapmak mümkündür.

Milli Görüş demek insanlığın saadeti için bütün gücüyle cihad etmek demektir. Cihad ne demektir? Cihad insanlığın saadeti için, hakkın hakimiyeti için hep beraber bir ümmet halinde, bunun altını çiziyorum, el birliği ile çalışarak insanların saadeti için gereken gayreti göstermek demektir. Bunlar Müslümanlığı kötülemek için efendim İslamın içerisinde cihad vardır gayri Müslimleri alırlar kılıçla keserler diyorlar. Be adam otur da incele.

Cihad kelimesi ne demek?

Cihad kelimesi cehdü gayret göstermek demek, gayretini ortaya koymak demektir. Hadisi şerifte bir hakimin adil karar alması için çalışması muhakeme etmesi en büyük cihaddır, buyruluyor. Bunun silahla ne alakası var? Emirin yanında doğruyu söylemek en büyük cihaddır buyruluyor. Bunun silahla ne alakası var? İmandan sonra en büyük ibadet cihaddır buyruluyor. Bunun silahla alakası yok. Niçin akı kara karayı ak gösteriyorsunuz?

Kendilerine açık bir misalle İslamın azametini tanıtmak istiyorum. Şimdi ben şurada oturmuşum çay içiyorum. Önümden bir dere geçiyor. Yeşillik var güzel serin bir yerdeyim. Tam bu sırada birileri geliyor yeşilliğin üzerine bir kablo koyuyorlar ve o kabloya 500 bin volt elektrik bağlıyorlar. Dokunan kül olur bunu biliyorum. Böylece çay içerken elektrik kablosunun durumunu da bilirken yanımda ki yolun üst tarafından bir baston sesi duyuyorum. Dönüp bakıyorum ki bir ama buraya geliyor.

Ne yapacağım şimdi? Batılılara soruyorum İki türlü düşünmem mümkündür. Bu kabloyu ben koymadım. Elektrik akımını ben bağlamadım. Bu kişiyi ben kör yapmadım. Buraya ben gel demedim. Hiç biri ile ilgim yok. Öyleyse oturur çayımı içeyim mi diyeyim. Böyle mi yapayım ey batılı? Yoksa aman bu adam tehlikeyi görmüyor. Kabloya dokunursa kül olacak koşayım kolundan tutayım kendisini selametle kabloya dokunmadan karşıya geçireyim ve ondan sonra gelip yerime oturayım mı diyeyim. Hangisi daha iyi. Elbette ikincisi.

İslam dini, İnsanlığın Saadetini hedefler

İnsanlığın saadetini isteyen İslam dini işte böyle mübarek bir din. Bize cihad etmeyi emretmekle bu amanın zulmüne seyirci kalamazsın koşacaksın, çalışacaksın, ilgi göstereceksin, duyarlı olacaksın, şerri ortadan kaldıracaksın diye emrediyor. Bundan daha mübarek bir şey olur mu? Akı kara karayı ak göstermek istiyorlar. Bundan dolayı kendilerine en büyük kötülüğü yapıyorlar. İslamın bu mübarek prensiplerini benimseyeceklerine emperyalizmin prensipleri altında inim inim inliyorlar.

M. Teacher, ‘Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz.’ dedi ve İslamı düşman olarak hedef aldılar

Biliyorsunuz komünizm seksen sene zulmetti battı gitti. 1990 senesinde komünizmin batışı üstüne bir Nato toplantısı yapıldı. Bu toplantıda o zamanki İngiliz başbakanı Margaret Teacher şu konuşmayı yaptı. Dedi ki ‘Biz Natoyu Rusya’ya karşı kurmuştuk. Rusya çöktü. Natoyu ortadan mı kaldıracağız? Ne yapacağız sorusunu sordu. Cevabını da kendisi verdi. Hayır devam ettireceğiz. Çünkü düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz bizim mutlaka yeni düşmanımız olması lazım. Bunu ayrıca icat etmemize gerek yoktur. O zaten vardır. O da İslamdır.

Düşününüz gelişmek için düşmanlığı esas alıyor. Böyle bir zihniyetten insanlığa saadet gelir mi? Batılıların bütün hataları hak anlayışlarında ki yanlışlıktır. Firavunlar da insanlara zulmederken ben size zulmediyorum diye zulmetmediler. Bunlar benim hakkımdır. İstediklerimi yerine getirmek de sizin vazifenizdir diye inandıkları için o zulümleri yaptılar. Ben büyüğüm ilahım hâşâ, öldükten sonra dağ gibi mezar isterim. Siz benim kullarımsınız onun için insan büyüklüğünde taşları taşıyacaksınız. Firavunların hatası nerede? Hak anlayışlarında;

Firavunların hak anlayışında hak 4 sebepten doğuyor kuvveti hak sayıyorlar, çoğunluğu hak sebebi sayıyorlar, menfaati hak sebebi sayıyorlar, imtiyazı hak sebebi sayıyor böyle yetişmiş böyle duymuş. Körfez savaşında Bush benim ırak petrollerinde menfaatim var istediğimi yaparım yakar yıkar masum insanları öldürürüm diyor. Bu şekilde yetişmiş onun için harpler çıkarıyor adeta terbiye edilmemiş bir vahşi gibi etrafa saldırıp duruyor.

Milli Görüş Müslümanlığın teminat altına aldığı doğru hak anlayışı ile insanlığa saadet getirmeyi esasa almıştır. Asrı saadetten sonra 11 asır İslam dünyaya ışık tuttu saadet getirdi. Fakat sonradan İslamın içine girerek onu bozmaya çalıştılar. Bir takım hastalıklar ortaya çıktı. Bu hastalıklar karşısında yeniden İslama dönmekten başka çare yoktur. İşte biz bu hastalıkları ele alıp düzeltmek için yola çıkmış bulunuyoruz.

Bu inancımızın diğer yanlış batıl inançlardan farkı özünden geliyor Milli Görüş’ün özü 3 esastan meydana gelmiştir. Birincisi maneviyatçı olmak, ahireti hesaba katmak dünyacı değil. İkincisi hakkı üstün tutmak. Üçüncüsü de nefis terbiyesini esas almaktır. Peygamberler nefis terbiyesini esas almışlar, firavunlar nefse esareti esasa almışlar. Biz Milli Görüşçüyüz hem kendimizin hem bütün insanlığın hakkı üstün tutmasını maneviyatçı olmasını temenni ediyoruz. Çalışıyoruz herkese bunları anlatıp saadetin ancak bunlarla mümkün olduğunu duyurmaya gayret ediyoruz.

Milli Görüş sahibi olursanız bunları başarırsınız Milli Görüş gömleğini çıkarırsınız bunları başaramazsınız. Başkasının oyuncağı olursunuz. Milli Görüş bir tercihten ibaret değildir bir zorunluluktur.

Teşkilat mensuplarımız haftalık toplantılarını yapacaklar raporlarını verecek üye kayd edilecek ve aidat verilecek ve aynı zamanda bu davaya hizmet eden gazetelere yardım edilecek o gazetelere abone olunacak abone yapılacak bu çalışmaları yapmak sureti ile çelikleşeceğiz.

Yeni bir dünyayı kurmak için aşkla azimle çalışmak mecburiyetindeyiz.

Üretim yapacağız ve Allahın lütfu ile yeni bir dünya kuracağız bunu ne ye dayanarak söylüyoruz cenabı hakkın vaadlerine dayanarak söylüyoruz. Cenabı hak İbrahim suresinin 46 ayetinde onların dağları yerinden oynatacak organizasyonları olsa bile bilesiniz ki Allahın dediği olur diyor. Yine cenabı hak siz Allah rızası için Allahın yoluna hizmet ederseniz o takdirde ben size yardım ederim ancak siz galip gelirsiniz kimse size galip gelemez buyuruyor.

Ondan dolayı cenabı Hakk’a sığınarak yeni bir dünyayı kurmak için aşkla azimle çalışmak mecburiyetinde olduğumuz biliyoruz ve bu çalışmaları şevkimizi azmimizi bilemek için yapıyoruz sözlerimi toplarken cenabı hakka sonsuz şükür ediyorum bize avrupanın kalbinde böylesine heyecanlı şurlu bir toplantı nasip etti teşrif eden kardeşlerimiz olarak hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve aşkla azimle Milli Görüş’ün en üst kuruluşu olan Saadet Partimizin açılışını yaptık. Aşkımızı azmimizi bileyerek siperlerimize dağılıyoruz yeni bir dünyayı kurmak üzere siperlerimize dağılırken kulaklarımızı çınlaması için söyleyeceğim son sözler şunlardır.

Avrupa Saadet Partisi temsilciliği hayırlı olsun zafer inananlarındır ve zafer yakındır. İnanıyorsanız üstünsünüz. Âkıbet muttakilerindir. Cihadınız mübarek olsun başlattığınız tarihi yeniden yazma hizmetine aşkla şevkle heyecanla devam ediniz. Milletimizin ve bütün İslam aleminin beklediği hedefleri gerçekleştiriniz.

Yeni hizmetiniz bütün insanlık için hayırlı olsun cenabı Allah Müslümanlara hizmet etmeyi nasip etsin ve bu yolda çalışan kardeşlerimizi en çok sevdiği kulları ile haşr etsin ve onlara en büyük ecirleri versin bu dualarla hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Esselamü Aleyküm.

Comments are closed.