TBMM Başkanı Şentop: Mehmet Akif İnan toplumu birleştirmek için gayret eden bir dava adamıydı


TBMM Başkanı Şentop, şair, yazar, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in kurucusu merhum Mehmet Akif İnan için, “Toplumu tefrikadan arındırıp vahdet esasında birleştirmek, buluşturmak için gayret eden bir dava adamıydı.” dedi.

Yeşim Sert Karaaslan   |06.01.2020

TBMM Başkanı Şentop: Mehmet Akif İnan toplumu birleştirmek için gayret eden bir dava adamıydıFotoğraf: Fatih Kurt/AA

Ankara

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, şair, yazar, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in kurucusu merhum Mehmet Akif İnan için “Kudüs’te ve bizim coğrafyamızın birçok yerindeki haksızlığa, zulme karşı hiç susmayan inançlı ve soylu bir öfkenin sahibi bir ses olarak kubbede hoş bir sada bıraktı.” dedi.

Şentop , Mehmet Akif İnan Vakfı tarafından, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen “Mehmet Akif İnan Ödülleri” töreninde, İnan’ın yaşarken hatırının sayıldığını, vefatından sonra da hatırasının yaşatılmaya çalışıldığını söyledi.

“O, toplumu tefrikadan arındırıp vahdet esasında birleştirmek, buluşturmak için gayret eden bir dava adamıydı.” diyen Şentop, İnan’a olan vefa borcunu ödemek ve adını yaşatmak gayesiyle bu yıl ilki düzenlenen ödül törenini çok kıymetli bulduğunu ifade etti.

Şentop, Mehmet Akif İnan Ödülleri’nin uzun mütalaalar neticesinde belirlendiğini, spor, sanat, siyaset, medya, iş dünyası, ticaret, akademi ve hukuk alanında gurur duyulacak çalışmalara imza atanların ödüle değer görüldüğünü belirterek, şöyle konuştu:

“Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada bizi temsil eden, örnek çalışmalar yapan insanlarımıza kıymetli olduklarını hissettirmeliyiz. Övgüde ve ödüllendirmede cömert olmalıyız. Başarısız, yeteneksiz insan yoktur. Başarılı olma imkanı, fırsatı bulamayan, yeteneği keşfedilmeyen insan vardır. İnsanımızı ne kadar teşvik edersek, o kadar faydalı olmasını, üretken olmasını, ürün, eser vermesini sağlarız. Bunun örneklerini hayatın her alanında görebiliriz.”

“Bakış açısını değiştirmesi gereken kişiler var”

Türkiye’de sorun odaklı düşünmek ve olumsuzluk odaklı yorum yapmanın yerleşik bir alışkanlık haline geldiğine işaret eden Şentop, ruhen ve zihnen mutsuz olan kişilerin hayatı kavgadan ibaret gördüğünü ve sürekli mutsuzluk, olumsuzluk algısı yaratmaya çalıştığını vurguladı.

Şentop, “Bu bakış açısı ve algı şekli medyamızı, sanat ve siyaset çevresini, iş dünyamızı da enfekte ediyor. İnsanımıza sürekli yetersizlik, başarısızlık duygusu telkin ediliyor. İnsanımızın öz güveni, inancı örselenmek için gayret ediliyor. İyi ve güzel olanı görmeyenler hayatın tadını-tuzunu kaçırmaya çabalıyorlar.” diye konuştu.

Bu kişilerin iç dünyalarındaki kasveti yansıttığını anlatan Şentop, şunları kaydetti:

“Ülkemizde de bakış açısını değiştirmesi gereken kişiler var. Onlara göre hayat kavga, kabus ve kasvet… Bu bakış açıları ve yaklaşım biçimleriyle çevrelerini ve toplumumuzu olumsuz etkiliyorlar. Böyle kişilere aklı selim ile bakmayı, başkalarının aklından ve tecrübesinden yararlanıp bakış açılarını değiştirmelerini tavsiye ediyorum.

Büyük milletlerin büyük dilleri, dolayısıyla büyük edebiyatları vardır. O edebiyatı oluşturan yazarlar ‘Varlığın evi olan dil’i bir ömür verip işleyerek, o dilin imkanlarını ve anlam sahasını genişleten değerli bir çaba içine girerler. Onlardan geriye kalan eserlerle yalnızca o dilin kütüphanesi genişlemez, aynı zamanda bütün insanlık da genişleyen anlam bahçesinde dolaşma, o dilin çiçeklerini koklama imkanına kavuşur. Bizim büyük ses ustamız Yunus Emre’den beri bu topraklarda söz söyleyen, Türkçemizi gergef gibi işleyen dil işçilerimiz, dil mimarlarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, ozanlarımız oldu. Hepsine müteşekkiriz.”

“Şiirlerinin bir kısmı marş olarak bestelendi”

TBMM Başkanı Şentop, merhum Akif İnan’ın, Necip Fazıl ve Nuri Pakdil ile yakın temas içinde olan samimi bir şair ve yazar olduğunu vurgulayarak, “Urfa doğumlu olan yazarımızın lise yıllarındaki Maraş’a da yolunun düşmesi, daha sonraki Yedi Güzel Adam birlikteliğinin de işaret taşlarından biri oldu. 1940-2000 yılları arasında, Türkiye’nin de içinden geçtiği siyah beyaz yılların çalkantılı siyasal ortamında kalemiyle var olan şair; bize, ilkeli, dik, sesi gür, düşüncesi berrak bir hayatın ve o hayatın edebiyatının nasıl olacağını gösteren örnek olarak yaşadı. Şiirlerinin bir kısmı marş olarak bestelendi ve bizim de gençliğimizin seslerinden biri oldu. Akif İnan, yazdığı güçlü şiirlerin yanı sıra yerli düşüncenin ve bu toprakların inancının da çağdaş bir sesi oldu. Kudüs’te ve bizim coğrafyamızın bir çok yerindeki haksızlığa, zulme karşı hiç susmayan inançlı ve soylu bir öfkenin sahibi bir ses olarak kubbede hoş bir sada bıraktı.” şeklinde konuştu.

Siyasal ve kültürel ortamın asıl mimarlarının, yerli düşünceyi sürekli diri ve sıcak tutmak için bir ömür kendini adayan değerli dava adamları olduğuna dikkati çeken Şentop, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz bazen sadece sonuca bakıyoruz. Oysa sebepler daha mühim. Yerli düşünceye savaş açan, onu imha etmek isteyen ‘kara siyasa’ ve ‘kara kültür’e karşı, her türlü yokluğun içinde, hiç tınmadan etrafını aydınlatmak, meseleyi anlatmak için çırpınan ustaları, düşünce ve edebiyat adamlarını unutmak büyük vefasızlık olur. Onlar bir avuç inanmış insandı. İnsan yetiştirmeye baktılar, işlerine baktılar. ‘Tüzüklerle çarpışa çarpışa’ büyüdüler, büyüttüler. Düşünce ve sanat, edebiyat dünyasıyla sınırlı kalmadı çabaları, elbette dolaylı olarak siyaseti de etkilediler. Onların düşünceleriyle, şiirleriyle buluşan kimi gençler siyasete atılınca bu düşünceleri daha geniş kitlelere ulaştırdılar. Bütün bunlar basit bir macera değildir. Mevzu bu topraklarda yerli düşünceyi, değerleri savunma meselesidir. Akif İnan, kendi kuşağının içinde bu davayı hakkıyla omuzlayan ve ömrünün son nefesine kadar bu duyuş ve duruşunu koruyan bir ustamızdır.”

Comments are closed.