‘Türkiye’nin bugün Nurettin Topçu’ya daha çok ihtiyacı var’

Prof. Dr. İsmail Kara, “Nurettin Bey bugün Türkiye’nin düne göre daha fazla ihtiyaç duyduğu ve ilerde daha fazla duyacağı bir insandır.” dedi.'Türkiye'nin bugün Nurettin Topçu'ya daha çok ihtiyacı var'Edebiyat ve tarih araştırmacısı Prof. Dr. İsmail Kara, Nurettin Topçu’nun bütünlüğü olan bir mütefekkir olduğunu belirterek, “Nurettin Bey bugün Türkiye’nin düne göre daha fazla ihtiyaç duyduğu ve ilerde daha fazla duyacağı bir insandır. Türkiye’nin bütün tarihi ve aktüel meseleleri söz konusu olduğu zaman rahatlıkla başvurabileceğimiz bir adrese işaret eder Nurettin Topçu ismi.” dedi.

Kara, vefatının 44. yılı münasebetiyle, 14 yaşındayken tanıştığı Cumhuriyet dönemi düşünürü, fikir ve ahlak adamı felsefeci Nurettin Topçu’yu AA muhabirine anlattı.

“Mücadele insanı” olarak tanımladığı Nurettin Topçu’yu anlamak açısından yetiştiği devri anlamanın oldukça önemli olduğuna işaret eden Kara, “Nurettin Topçu 2. Meşrutiyet’in ilk yılı dünyaya gelmiş, ilkokul ve ortaokul tahsilini Osmanlı döneminde, lise tahsilini Cumhuriyet döneminde üniversite ve doktora tahsilini Paris’te yapmış bir insan. 2. Meşrutiyet’in ilanını, Birinci Dünya Savaşı’nı İstanbul’un işgalini görüyor ve yaşıyor. Bu unsurları Nurettin Beyin fikriyatına ve şahsiyetine bakarken birlikte düşünmek lazım. Birkaç önemli vasfı var. Bunlardan en önemlisi ahlak filozofu. Büyük bir düşünür hiç şüphesiz. Cumhuriyet döneminde yetişmiş önemli fikir adamlarından biri.” diye konuştu.

Nurettin Topçu’nun ömrünü öğretmenliğe adadığını ve 40 yıl boyunca, vefatından birkaç ay öncesine kadar bu mesleği sürdürdüğünü anlatan Kara, “Nurettin Topçu bir hoca ve aynı zamanda bir mücadele insanıydı.” ifadesini kullandı.

Kara, Topçu’nun tek partili yıllarda öğretmenken çıkarmaya başladığı “Hareket” dergisini, “Nurettin beyin kendi fikri mücadelesini yerleştirdiği ve sürdürdüğü bir zemin” olarak tanımladı.

“Nurettin Topçu bir neslin yetişmesine öncülük etti”

Derginin Topçu İzmir’de sürgündeyken çıkarıldığını hatırlatan Kara, “Topçu kişilik olarak da çok önemli bir insan, büyük bir şahsiyet. Bir neslin yetişmesine öncülük etti. Eskiden çok kullanılıyordu, şimdi zayıfladı bu kullanım, ‘Bir dava adamı Nurettin Topçu’ şüphesiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kara, Nurettin Topçu’nun en önemli eseri olarak bahsettiği “İsyan Ahlakı”nı Paris’te yazdığını aktararak, şöyle devam etti:

“Paris tecrübesi ve orada tanıştığı kişiler, oradaki arayışları döndükten sonraki bizim daha çok tanıdığımız şahsiyetini ve fikri mirasını ortaya koyan şeyler. 1934 sonrası Türkiye’ye döndü. Türkiye’de de hem münasebette olduğu bir çevre var hem de tasavvufi kişiliği olan bir zatla karşılaşıyor, Abdülaziz efendiyle. Bunun da Nurettin beyin hayatı açısından önemli olduğunu, savunduğu fikirler açısından rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Topçu’nun ahlak filozofu ve büyük bir düşünce adamı oluşunu temin eden ana fikri “isyan ahlakı” olarak gören Kara, bu felsefenin fikrinin aynı zamanda bir kişilik, buradan bir topluluk ve millet inşa etme arayışı olduğunu söyledi.

Kara, “İsyan ahlakı” felsefesinin Topçu’nun yaşadığı dönemde, dünyada yaygın olan iki felsefeye karşı gelişmiş bir düşünce oluğunu vurgulayarak, “Karşı geldiği düşüncelerden biri bireycilik ve anarşizm. Yani dünyanın merkezinde kişi vardır, birey vardır fakat bu bireyin kendisinin üstünde yukarısında irtibat noktaları yoktur. İkincisi aslında cemiyetçilik diyebileceğimiz teknik tabiriyle sosyolojizm, yani insanı cemiyetin, toplumun esiri, ürünü olarak kabul eden bir düşünce ve ahlak anlayışıdır. Nurettin beyin isyan ahlakı fikri aslında bu iki felsefe ve ahlak anlayışına karşı ferdiyetçiliği, şahsiyetçiliği merkeze alan fakat sonsuza doğru insanın yürüyüşünü, Allah’a uzanışını ifade eden bir düşünce ve ahlak anlayışıdır. Bu anlamda Nurettin bey aslında insanın kendi ihtiras ve duygularından başlayarak ailenin, toplumun, devletin düşünce ve fikriyatından kurtularak daha öteye doğru yürüyüşünü savunan bir fikir geliştiriyor ve savunuyor.” ifadelerini kullandı.

Nurettin Topçu’nun yaşadığı dönemde tasavvufun tenkitle reddedilen bir düşünce olduğuna dikkati çeken Kara, şunları kaydetti:

“Hatta dinden sapma olarak görülen bir alana işaret eder. Nurettin Bey burada aslında gündelik olarak tarikatların yürüyüşünden ziyade tasavvuf düşüncesini üst bir dini çerçeve ve bir felsefi dayanak olarak yorumluyor. Tezindeki en önemli kişilik Hallac-ı Mansur ve bu zatın ‘enel hak’ sözüdür. Bu bakımdan Nurettin beydeki tasavvuf hem dönemi hem de bugün için dikkatle takip edilmeye değer bir alandır.”

“Gösterişten uzak bir insandı”

Kara, Topçu ile 14 yaşındayken İstanbul’a geldiğinde tanıştığını ancak öncesinde de ağabeyinden dolayı ismini duyduğunu kitaplarını ve “Hareket” dergisini gördüğünü anlattı.

İstanbul’a gelir gelmez derginin Sultanahmet’teki odasına Topçu’nun sohbetine geldiğini ifade eden Kara, “Orada o gün Nurettin hocayla karşılaştım. Küçücük bir mekandı. İçimde büyük hoca nasıl oluyormuş diye büyük bir merak vardı. Mekanda bir tane sandalye vardı diğerleri tabureydi. Nurettin hoca geldi ve teklifsiz, tekellüfsüz tabureye oturdu. Ben büyük hoca geldiği için herkes el pençe divan duracak, hoca sandalyeye oturacak sanıyordum.” dedi.

Kara, en fazla dikkatini çeken şeyin Topçu’nun kendisinden yaşça küçük insanlarla gösterişten uzak ve onları ezen hiçbir tavır takınmadan gerçekleştirdiği sohbet tarzı olduğunu söyledi.

Topçu’nun espriler yaptığını, karşısındakilerin ona rahatlıkla soru sorduğunu aktaran Kara, bu tavrın Topçu’nun hayatının her alanına yansıdığını vurgulayarak, “Evine giden herkesin anlattığı şeylerden biri çocuklar dahil herkese kendisinin terlik tutmasıdır. Bayram günleri ziyarete evine giderdik, şekeri ve lokumu kendisi tutardı.” diye konuştu.

“Bütünlüğü olan bir mütefekkirdi”

Kara, Topçu ile ilgili bir anısını ise şöyle anlattı:

“Nurettin hoca çantasını ve pardesüsünü tutturmazdı fakat ben gelip gitmeye başladığım zaman bunu bilmiyordum. Öğrendiğimiz şey büyüklerin pardesüsünü tutmak, yanında gidiyorsan çantasını taşımaktı. Bu bir edeptir bizim için. Bir gün Ankara Caddesi’ndeki Hareket Yayınları’na gelmişti. Hoca çıkmaya kalkınca ben pardesüsünü tutayım istedim. Acemi olduğumu anladı tabii, ‘Giymeyeceğim evladım.’ dedi. Böyle söylermiş acemi olanlara. Pardesüsünü koluna aldı, kapıyı kapattık. Çıktıktan sonra hemen kendisi giymiş.”

Topçu’nun ibadetlerine karşı da oldukça hassas olduğunu dile getiren Kara, “Benim açımdan şüphesiz en önemli tarafı bütünlüğü olan bir mütefekkir olması ve bütünlüğü olan bir hayata, şahsiyete sahip olmasıydı. Büyük olarak da aldığımız insanların fikirleriyle şahsiyetiyle arasında bütünlük çoğunlukla olmaz. Nurettin beyin önemli hususiyetlerinden biri hem fikri olarak hem yaşama üslubu olarak bir bütünlüğe sahip olmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Topçu’nun ele aldığı konular bugün hala Türkiye’nin en önemli meseleleridir”

Türkiye’nin ve dünyanın en önemli probleminin ahlak olduğunu söyleyen Kara, “Başta ahlak olmak üzere, Nurettin beyin üzerinde kafa yorduğu, eser yazdığı konular bugün hala Türkiye’nin en önemli meseleleridir.” ifadelerini kullandı.

Kara, kültür ve medeniyet ayrımını, milli eğitim meselesini ve Türkiye’nin veya dünyanın başka bölgelerindeki ülkelerin yerel olanla evrensel olan arasında nasıl bir ilişki kurması gerektiğini Topçu’nun ele aldığı ve bugün hala tartışılması gereken konulara örnek olarak gösterdi.

Bu konularda başvurulacak insanlar arasında Topçu’nun önemli bir yeri olduğuna işaret eden Kara, “Nurettin Bey bugün Türkiye’nin düne göre daha fazla ihtiyaç duyduğu ve ilerde daha fazla duyacağı bir insandır. Türkiye’nin bütün tarihi ve aktüel meseleleri söz konusu olduğu zaman rahatlıkla başvurabileceğimiz bir adrese işaret eder Nurettin Topçu ismi.” diye konuştu.

Comments are closed.