UETD 17 Aralık soruşturmalarıyla ilgili toplantı yaptı..!

Kamuoyuna Açık Duyuru

 

Avrupa Türk demokratlar birliği Köln’de teşkilat bölge başkanlarıyla bir toplantı düzenledi, Toplantıya Eskişehir Valisi Asım Tuna. AKP Eskişehir Milletvekili Salih Kocabey ve AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk iştirak etti. UETD Genel Başkanı Süleyman Çelik toplantı öncesi basın toplantısında şu ifadelere yer verdi;

”İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 17 Aralık 2013 tarihinde birbiriyle bağlantısız üç ayrı operasyonu (Fatih Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Kara para aklama) içeren bir soruşturma başlatmış aralarında 3 bakan oğlunun da bulunduğu 92 kişiyi göz altına alınmıştır. 25 Aralık tarihinde de benzer suçlamalarla daha geniş kapsamlı bir soruşturma işleme konulmak istenmiş ve kamuoyunda da büyük yankılar uyandıran operasyonlar yapılmak istenmiştir. Bugün itibariyle 92 kişiden 24’ü tutuklanmış, 68 kişi ise serbest bırakılmıştır.

17 Aralık operasyonunun yapıldığı andan itibaren, hukukun sınırları dışına çıkıldığını ve siyasi bir operasyona dönüştürüldüğünü görüyoruz. Hakikati araştırma ve bir suç işlenmişse yargılama sürecini başlatmak yerine başta gizlilik ilkesi olmak üzere tüm hukuki kurallar çiğnendiğini ve kamuoyunda bir algı operasyonu yapıldığına inanıyoruz. Operasyon çerçevesinde, ilkin hükümet üyelerinin ve hükümetin, adeta düğmeye basılırcasına, özel bir itibarsızlaştırma kampanyasına maruz bırakılması bunun bir göstergesidir.

Aynı tutumun, 25 Aralık’ta gerçekleştirilmek istenen operasyonda daha şiddetli bir şekilde sergilenmesi, ve İstanbul Başsavcısının ve hukuk çevrelerinin uyarı ve çağrılarına rağmen, bir gruba ait medya kanalları üzerinden yürütülen itibarsızlaştırma kampanyasının genişletilmesi bu kaygımızı artırmıştır. Çünkü gizlilik kaydı bulunan belgelerin belli araçlarla sızdırılmasından tutun, hukuk tarihimizde görülmedik bir şekilde İstanbul Adalet Sarayı önünde korsan bildiri okumaya kadar farklı skandallara imza atılmıştır. Bu çerçevede dosyanın hukuk usüllerine uygun bir biçimde takibi ve siyasi operasyondan çıkartılarak, adalete olan güveni koruma amacına yönelik atılan adımları da olumlu bir gelişme ve demokratik bir hamle olarak görüyoruz.

Bizler UETD olarak samimi ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde soruşturmadan ziyade, hukuk eliyle siyasetin linç edilmek istendiği bir süreç yaşandığına inanıyoruz. İtirazımız, soruşturmalara değil, soruşturmaların yöntem, araç ve amaçları olarak öne çıkan unsurlarınadır. Yöntem ve araç olarak hukukun dışına çıkıldığını, amaç olarak da sivil siyasetin ve hükümetin hedeflendiğini üzülerek görüyoruz.

Hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda yolsuzlukların hoş görülmeyeceğine ve hükümetin de buna asla izin vermeyeceğine inanıyoruz. Bugüne kadar bu konuda devam eden hassasiyetin güçleneceğine inanıyoruz. Bununla beraber, soruşturmaları ve operasyon girişimlerini, hukuki kriterlerden uzak, siyasete yön verme, meydan okuma ve itibarsızlaştırma operasyonu olarak görüyoruz.

Soruşturmalar, adeta profesyonel bir PR çalışması yapar gibi lansmanı yapılan soruşturmalara dönüşmüş, hukukun siyasallaştırılmasının maliyetini tüm ülkeye yaşatmıştır ve yaşatmaktadır. Zamanlama itibariyle (Mahalli seçimlerden 3 ay, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden de 8 ay gibi bir süre önce) soruşturmaların genel olarak Türkiye’de siyaseti dizayn etme çabası olduğu, özel olarak da AK Parti ve liderini siyaset dışı bırakma, linç etme hedefi gözettiğini müşahade ediyoruz.

Türkiye’nin maruz bırakıldığı bu sürecin, hukuki kuralların gerektiği gibi uygulanmasından değil, tam tersine hukukun siyasi bir operasyon aracı olarak kullanılmasından kaynaklandığını düşünüyoruz.

Devlet içinde devlet gibi hareket eden bir kesimin, medyadaki uzantıları aracılığıyla Türkiye’yi, sivil siyaseti ve Başbakan Erdoğan’ın liderliğini karalama kampanyalarıyla hedef aldığı bu süreci reddediyoruz. Bu çabanın, sadece AK Parti’ye değil, sadece hükümete değil tüm Türkiye’ye ve Türkiye’nin gelecek nesillerine zarar verdiğine inanıyoruz.

Bu kesimlerin, bu operasyon sayesinde kardeş kanının akmasını engelleyen ve bölgemizde istikrarı sağlayan Çözüm Sürecini zedelemeyi hedef aldığını, bölgesinde ve küresel siyasette yükselen Türkiye’nin itibarını ve gücünü zayıflatmak istediğini ve aktif dış politika vizyonuna darbe vurmayı amaçladığını görüyoruz.  Soruşturma adı altında bu süreci perde arkasından yazanların ve yönetenlerin iyi niyetinden şüphe ediyoruz. Türkiye’ye ve insanımızın güçlenmesine karşı kesimlerin taşeronu olmakla suçluyoruz.

Yapılan operasyonu, devlet içinde çöreklenmiş ve devletin sahibi olduğunu düşünen, milletin iradesi üzerinde vesayet kurmayı amaçlayan bir kesimin özel çalışması olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı operasyonları, hakikatı araştırmayı değil, algı operasyonu yürütmeyi hedeflediği için kınıyoruz.

Bu çerçevede, Yükselen Türkiye’ye gönül vermiş ve bu çaba kimden gelirse gelsin destek vermeyi amaçlayan, Türkiye kökenli Avrupalılar olarak,  Avrupalı Türkiyeliler olarak,  Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) olarak kaygılarımızı tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla ve tarihi Anadolu’dan geçen tüm kardeşlerimizle paylaşıyoruz.

1) Bütün vatandaşlarına eşit derecede mesafeli, milletin tamamına hizmet eden, hiçbir grubun, cemaatin veya karanlık odağın hakim olmadığı özgür, demokratik, şeffaf ve hesap verebilen bir devletin inşa sürecini destekliyoruz. Türkiye’ye ve sivil siyasete dayatılan oyunun bu şekilde bozulacağına inanıyoruz.

2) Bu çerçevede Devlet içinde devlet gibi hareket eden, hukuk kurallarına uymayan, resmi amirleri yerine dışarıdan hiçbir resmi görevi olmadığı halde kayıtdışı bir hiyerarşi kurarak çeteleşen unsurlarla mücadele edilmesini destekliyor ve bunu şeffaf, hesap verebilir ve demokratik bir devletin görevi olarak görüyoruz. Maalesef bu süreç, evveliyatında da sabıkası bol olan ‘işler bir adalet mekanizmasının olmadığı’, yargının birileri tarafından zaptu rapt altına alındığı kanaatini pekiştirmiştir. Adaletin tesisi ile mükellef olan yargı mensupları bir yerlerden düğmeye basılmak suretiyle harekete geçmezler, toplumun vicdanında derin yaralar açacak, istikbaline, istikrarına, demokrasisine, ekonomisine zarar verecek hal ve tavır içerisine girmezler. Mülkün temeli olan Adaletin layıkıyla yerine getirilebilmesi için öncelikle Yargıda yapılanmış olan ve bir kısım mihraklar adına hareket ettikleri günyüzüne çıkanların tasfiyesi gerekmektedir.

3) Yolsuzluk iddiaları konusunda gereken tüm araştırmaların yapılabilmesi ve hakiketlerin ortaya çıkması için, gerekli tüm adımları destekliyor, yolsuzluk ve rüşvete sıfır tolerans politikasının bu krizden güçlenerek çıkacağına inanıyoruz. Bu süre zarfında gizliliğin korunması ve masuniyet karinesi gibi temel hukuk kurallarını hatırlatmayı da görev biliyoruz.

Bizler, Türkiye’den, Anadolu’dan Avrupa’nın farklı ülkelerine ve dünyanın dört bir yanına dağılan kardeşleriniz olarak, gücümüzün ve etkimizin, güçlü Türkiye ile arttığını biliyor ve görüyoruz. Yaşadığımız ülkelere olan katkımız da güçlü Türkiye ile artmakta ve güçlenmektedir. Bu yüzden son 10 yılda bu konuda giderek artan ve güçlenen çalışmaların zedelenmesi ihtimalini hem yurtdışındaki tüm kardeşlerimize ve akraba topluluklara hem de tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ihanet olarak görüyoruz.

Avrupalı Türkler olarak Türkiye’nin demokrasisine, istikrar ve istikbalına yönelen her türlü saldırıya karşı ülkemize sahip çıkmak adına her daim hazır olacağımızı ve üzerimize düşeni, layıkıyla yerine getirme azminde olacağımızı ifade etmek isteriz.

Güçlü Türkiye, aynı zamanda güçlü diaspora, istikrarlı Avrupa demektir. Bundan dolayı Türkiye’nin itibarına, gücüne ve etkisine yönelmiş bu saldırıları kınıyor ve bu operasyonlardan Türkiye’nin, sivil siyasetin ve milli iradenin güçlenerek çıkacağına inancımızı bir kez daha belirtiyoruz.

Kamuoyuna saygı ile arzederim”.

Süleyman Çelik, Genel Başkan

Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD)

İSKENDER GÜNGÖR/KÖLN

Comments are closed.