Uyandırana lanet olsun..!

-” Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lânet etsin.”

- Hz. MUHAMMED (S.A.V).

Fitne nedir ?

Fitne imtihan demektir. Anarşi, terör, bozgunculuk, şirk, belâ ve daha başka anlamları olsa da genel olarak bölücülük ve bozgunculuk anlamında kullanılır.

İlahiyatçı-Eğitimci Dr. Yusuf IŞIK

Alimlere göre fitne ; Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara ve günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir.

Fitne çıkartmak haramdır. Kur’an-ı Kerîm’de Dinden saptırmak için fitne çıkaranların cehenneme atılacağı ve fitne çıkartmanın adam öldürmekten daha kötü olduğu ve Hadîs-i Şerîflerde de fitne çıkarana Allah’ın lânet edeceği bildirilmektedir.

Allah(c.c) şöyle buyurmaktadır;

-” Fitne çıkartmak, adam öldürmekten daha kötüdür.” ( Bakara Sûresi 191.Ayet).

Hz.Muhammed (s.a.v)’ de;

-” Fitne uykudadır.Fitneyi uyandırana Allah lânet etsin”

-” Din, dünya menfaatine alet edilince, fitneler zuhur eder, ortaya çıkar.” buyurmuşlardır.

Müslüman, İslâm’ın güzel ahlâkıyla süslenmeli, kimseye zarar vermemeli, isyankâr olmamalı, karışıklık, anarşi/terör çıkarmamalı, kötü niyetli kimselere aldanmamalı, başkalarına kendisini kullandırtmamalı ve aklını kiraya vermemelidir. Kısaca, başkalarına zarar vermekten ve Allah’a karşı günah işlemekten uzak durmalıdır.

İslâm Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimiz fitne konusunda defalarca ümmetini uyarmıştır. İşte o uyarılardan bir kaçı ;

-” Malı ve canıyla mücadele eden, ortamın karışmış olduğu bir zamanda bir kenara çekilip ibadetini yapan ve kimseye zarar vermeyen Müslüman; mü’mini kâmildir.”

-” Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın ve başkalarının işine karışmayın.”

-” Ne mutlu ! Fitne – fesada bulaşmayana. Ne mutlu fitneye maruz kalıp da sabredene.”

-” Fitne zamanı evlerinizden ayrılmayın ! Oklarınızı kırın, yaylarınızı kesin ve Adem  Aleyhisselâm’ın oğlu (Hâbil) gibi olun.”

-” Kıyamet kopmadan önce, her yeri fitneler kaplayacak. Fitnelerin zulmeti, ortalığı karanlık gece gibi yapacak. O zaman evinden mü’min olarak çıkan kimse, akşama kâfir olarak evine dönecek. Akşam mü’min olarak evine gelen, sabaha kâfir olarak çıkacak. O zaman oturmak, ayakta kalmaktan, yürümek koşmaktan daha hayırlıdır.”

Bütün bu Hadîs-i Şeriflerden anlaşılan o ki; fitne kötü bir şeydir. Fitne belasının başta gelen sebepleri arasında cehalet ve Dînî hayatın zayıflaması vardır.

Hz.Peygamberin mübarek Hadislerinde konunun ne denli önemli olduğu, birlik ve düzeni bozan fitne olaylarının ortaya nasıl çıkacağı ve gelişme seyrini nasıl tamamlıyacağı açık bir şekilde görülmektedir.

Mensubu bulunduğumuz İslâm toplumunun bir ferdi olarak, etrafımızda oluşup gelişen hadiselere gözü kapalı olarak bakıp geçmekten ziyade, zaman zaman durum değerlendirmesi yapmak, Hadîs-i Şeriflerde ifade edilen hakikatlara göre kendimizi ölçmek ve neler yapmamız gerektiğini tesbit ederek hayatımıza yön vermeliyiz.

Şimdi bir de bölgesel ve küresel ölçekte fitnenin Müslümanlara nelere mal olduğuna bir bakalım. Bakalım ki, tarih bir daha tekerrür etmesin eğer ibret almayı bilebilirsek !..

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Peygamberimiz, Mescid-i Dırarı elleriyle yıkmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Hz.Ali ile Hz.Âişe’yi karşı karşıya getiren cemel vak’ası meydana gelmez ve Müslümanlar birbirlerini öldürmezdi.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Hz.Ali ve Muâviye sıffîn’de karşı karşıya gelmez ve binlerle ifade edilen Müslümanların kanları oluk gibi akmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Hz.Peygamberin, Cennetin gençleri diyerek bağrına bastığı torunlarından Hz.Hasan

zehirlettirilerek öldürülmez, Kerbelâ’da Hz.Hüseyin’in Müslüman kimlikli kişiler tarafından mübarek başı göğdesinden ayrılmazdı.

“Yezide zulüm, yiğide ölüm gerek” sözü ağıtlara konu olmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Dünyadayken Resûlüllah tarafından cennetle müjdelenen ve damatları olan Hz.Osman ve Hz.Ali hunharca şehit edilmezdi. (Unutmamak lazımdır ki, bu olayın tutuşturduğu fitne ateşi yüzyıllardan beri devam etmektedir).

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Sekizyüz küsur yıl dünyaya medeniyet öğretmiş olan Endülüs Emevî devleti çökmezdi. Neticesinde yüzbinlerce Müslüman iberya yarımadasında kütükte et doğranır gibi doğranmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Altıyüz küsur yıl dünyaya nizâmât vermiş, hak ve adâlet getirmiş olan ve onaltı milyon kilometre kare topraklar üzerinde hüküm süren koca Osmanlı Devleti yıkılmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Afganistan karmaşası meydana gelmez, Şah Mesut ve Burhaneddin Rabbânî, kendilerine hürmetlerini(!) sunmaya gelen kötü niyetli kişilerce menfur sûikasta kurban gitmezlerdi.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Çeçenistan direnişini ve dirilişini başlatan Cahar Dudayev ve ondan sonraki Çeçen lider Aslan Mashadov kendi yakınlarının ihbarı sonucu güdümlü bombalarla paramparça edilip şehit olmazlardı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

- Devrin en büyük Hâkânı, cennet mekân Ulu Hâkan Abdülhamid Han devrilmez, Osmanlı Devleti yıkılmaz ve Filistin, Irak, Yemen, Sûriye, Mısır, Libya,Tunus…vb. Bu günkü kaos ortamına sürüklenmezdi.

Fitne çıkartılmasaydı eğer; Evet…fitne çıkmasaydı;

- Ailelerde çözülmeler baş göstermez ve boşanmalar rekor seviyesinde olmazdı. Kocasına itaat etmeyen hanımlar, Anne – Babasına âsî olan evlâtlar meydana gelmez ve yuvalar dağılmazdı.

Fitne çıkartılmamış olsaydı eğer;

İslâm Toplumlarına karmaşa, kaos, anarşi ve terör belası bulaşmazdı.

…ve fitne olmasaydı eğer;

- Müslümanlar yüz yıldır başsız, başıboş, dînî otoriteden mahrum kalmazdı.

Bilmem daha ne söyleyeyim…

Comments are closed.