Prof. Dr. Hüdayi KORKUSUZ: ‘Meme nodülleri tedavisinde ameliyatsız çözüm!..

MEME’nin FİBROADENOMLARI:

Fibroadenomlar, iyi huylu meme nodülleri veya memedeki tümörler ekoterapi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Ekoterapi ile tedavi meme ameliyatına bir alternatiftir. Masraflar sağlık sigortası şirketleri tarafından karşılanmaktadır.

Fibroadenom nedir?

Bir fibroadenoma, genellikle kendi kendine meme muayenesinde veya tıbbi muayenede bulunan iyi huylu bir tümördür. Bu çocuk doğurma çağındaki kadınların en sık görülen tümörüdür, ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Bütün kadınların% 10’u yaşamlarında fibroadenom geliştirir. Bir fibroadenoma, meme kanseri riskini arttırmaz ve kanser için bir öncü değildir. Fibroadenomları ekoterapi ile tedavi edin Eko tedavisi, fibroadenom hücrelerini yok etmek için çok yoğun, odaklanmış bir ultrason ışını (HIFU) yayan tıbbi bir cihazla gerçekleştirilir.

Ekzoterapiyle fibroadenom tedavisinin faydaları nelerdir?

Beklenen fayda, ameliyat olmadan fibroadenomun hacminin azalmasıdır.

Riskler ve olası yan etkileri nelerdir?

Herhangi bir tıbbi tedavi gibi, riskler de fibroadenomların imhası için HIFU kullanımıyla ilişkili olabilir. Usul komplikasyonları sıcaktan kaynaklanabilir. Ancak, bu tür komplikasyonlar belgelenmemiştir.

Sağlık sigortası şirketleri tedavi masraflarını karşılıyor mu?

Evet, göğüs düğümlerinin eko tedavisi (HIFU) ile tedavisi yasal ve özel sağlık sigorta şirketleri tarafından üstleniliyor. Tedavi için hiçbir Kostenvoranschlog gerekli değildir.

Alternatif tedaviler nelerdir?

Fibroadenom, iyi huylu, deforme olmuş, ağrıya veya büyümeye neden olan benign ise, cerrahi olarak veya minimal invaziv tekniklerle çıkarılabilir. Minimal invaziv teknikte fibroadenomaya bir sonda yerleştirmek için küçük bir insizyon kullanılır. Prob, aşırı soğuk veya aşırı sıcaklık kullanır ve spottaki dokuyu tahrip eder.

Memenin fibroadenomlarının ekoterapi ile tedavisi Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU) kullanılarak fibotenomların (iyi huylu göğüsler) ekoterapi ile tedavisi.

Ekoterapi ilkesi (HIFU) ve klinik çalışmaların sonuçları Yankı terapisi çok yoğun odaklı bir ultrason ışınının (HIFU) verilmesine dayanır:

Bu ultrason dalgaları fibroadenomda odaklanır ve güçlü bir ısıya neden olarak hedef dokuyu tahrip eder. Isıtma, daha sonra vücut tarafından bağımsız olarak degrade olan fibroadenom hücrelerini tahrip eder. Cihazın ultrason kafası aynı zamanda gerçek zamanlı terapi sunumu ve izlemesi sağlar.

Tedavi, hafif lokal anestezi altında ayaktan tedavi bazında yapılır. Bir cilt insizyonu veya anestezi gerekli değildir. Bu nedenle, hastalar tedaviden hemen sonra evden taburcu edilebilir ve hiçbir şekilde kısıtlanmaz. Fibroadenomun büyüklüğüne bağlı olarak (düğüm büyüklüğü) tedavi 15 ila 45 dakika sürer.

Fibroadenom veya meme düğümlerinin tedavisi için sertifikalı Bu tedavi için tıbbi cihaz, göğüs fibroadenomlarının tedavisi için CE İşareti 2012’yi aldı (bu AB’de klinik kullanım için yetkilendirilmiştir). Mayıs 2011 – Şubat 2013 tarihleri arasında yapılan tescilli bir çalışma sırasında, meme fibroadenomlu 42 hasta bu cihazla başarıyla tedavi edildi.

HIFU tedavisi iyi tolere edildi. Bu arada, pek çok hasta HIFU tedavisi gördü. Eko tedavisi Prof. Dr. med. Dr. Korkusuz Almanya’da tanıtıldı. Ekoterapiyle ilgili birçok bilimsel yayın var.

Sağlık sigortası şirketleri, fibroadenomların yankı tedavisi tedavisini üstlenirler Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU) kullanılarak göğsün fibroadenomlarının ekoterapi ile tedavi edilmesinin maliyetleri sağlık sigortası (yasal ve özel) tarafından karşılanmaktadır.

Bir teklif gerekli değildir. Meme fibroadenomlarında bazen termoablasyon yoluyla alternatif tedavi olasılığı olabilir. Lütfen bize mevcut belgelerinizi info@dzta.de adresine gönderin. Www.dzta.de web sitesinde ve aşağıdaki linkte fibroadenomların yankı tedavisi hakkında bir video görebilirsiniz:

https://www.facebook.com/dzta.de/videos/1272224302934744/

Saygılarımla, Prof. Hüdayi Korkusuz

Daha önce 8.14 ml ve tedaviden sonra sadece 2.96 ml göğüs düğümü.

…………………………………..

DE/

Fibroadenome der Brust Fibroadenome, gutartige Brustknoten bzw. Tumore in der Brust, lassen sich erfolgreich mit der Echotherapie behandeln. Die Behandlung mit Echotherapie ist eine Alternative zur Brust-OP. Die Kosten werden von den Krankenkassen übernommen. Was sind Fibroadenome?

Ein Fibroadenom ist ein gutartiger Tumor der meist bei einer Selbstuntersuchung der Brust oder bei einer medizinischen Untersuchung festgestellt wird. Dies ist der am weiteste verbreitete Tumor von Frauen im gebärfähigen Alter, er kann jedoch in allen Altersstufen auftreten. 10% aller Frauen entwickeln in Ihrem Leben ein Fibroadenom.

Ein Fibroadenom erhöht nicht das Risiko für Brustkrebs und ist auch keine Vorstufe von Krebs.

Fibroadenome mit der Echotherapie behandeln

Die Echotherapie wird mit einem medizinischen Gerät durchgeführt, das einen sehr intensiven, fokussierten Ultraschallstrahl abgibt (HIFU), um die Zellen des Fibroadenoms zu zerstören.

Welche Vorteile sind bei der Behandlung von Fibroadenomen mit Echotherapie zu erwarten?

Der zu erwartende Vorteil ist eine Volumenreduktion Ihres Fibroadenoms ohne Operation.

Was sind die Risiken und die möglichen Nebenwirkungen?

Wie jede medizinische Behandlung können Risiken mit der Anwendung von HIFU für die Zerstörung von Fibroadenomen verbunden sein. Verfahrensspezifische Komplikationen können durch die Wärme entstehen. Allerdings sind solche Komplikationen nicht dokumentiert worden.

Übernehmen die Krankenkassen die Behandlungskosten?

Ja, die Behandlung von Brustknoten mit Echotherapie (HIFU) wird von den gesetzlichen und privaten Krankenkassen übernommen.

Zur Behandlung ist kein Kostenvoranschlog notwendig.

Was sind alternative Behandlungen?

Wenn das Fibroadenom gutartig ist, eine Deformation durch die Größe, Schmerzen verursacht oder wächst, kann es chirurgisch oder mit minimalinvasiven Techniken entfernt werden.

Bei der minimalinvasiven Technik wird – durch einen kleinen Schnitt – eine Sonde in das Fibroadenom eingeführt. Die Sonde verwendet extreme Kälte oder extreme Wärme, sodass das Gewebe vor Ort zerstört wird.

Die Behandlung von Fibroadenomen der Brust mit Echotherapie

Behandlung von Fibroadenomen (gutartige Brustknoten) mit der Echotherapie unter Verwendung von High Intensity Focused Ultrasound (HIFU).

Prinzip der Echotherapie (HIFU) und Ergebnisse von klinischen Studien

Die Echotherapie basiert auf der Abgabe von einem sehr intensiven fokussierten Ultraschallstrahl (HIFU): Diese Ultraschallwellen werden im Fibroadenom fokussiert und rufen eine starke Hitze hervor und zerstören damit das Zielgewebe. Die Erhitzung zerstört Zellen des Fibroadenoms, die danach vom Körper selbstständig abgebaut werden. Der Ultraschallkopf des Geräts dient zugleich der Therapiedurchführung und -überwachung in Echtzeit.

Die Behandlung erfolgt ambulant unter leichter Lokalanästhesie. Ein Hautschnitt oder eine Narkose sind nicht erforderlich. Deshalb können die Patienten zeitnah nach der Behandlung nach Hause entlassen werden und sind in keiner Weise eingeschränkt.

Abhängig von der Größe des Fibroadenoms (Knotengröße) dauert die Behandlung zwischen 15 bis 45 Minuten.

Zertifiziert für die Behandlung von Fibroadenomen bzw. Brustknoten

Das medizinische Gerät für diese Behandlung hat das CE Zeichen 2012 für die Behandlung von Brust Fibroadenomen erhalten (dieses autorisiert die klinische Anwendung in der EU). Während einer registrierten Studie, die zwischen Mai 2011 und Februar 2013 durchgeführt wurde, sind 42 Patienten mit Brust-Fibroadenomen erfolgreich mit diesem Gerät behandelt worden. Die HIFU Behandlung wurde gut vertragen. In der Zwischenzeit haben sich viele weitere Patientinnen der HIFU Behandlung unterzogen.

Die Echotherapie wurde vom Prof. Dr. Dr. Korkusuz in Deutschland eingeführt. Es gibt mehrere wissenschaftliche Publikationen von ihm zur Echotherapie.

Krankenkassen übernehmen die Echotherapie-Behandlung von Fibroadenomen

Die Kosten zur Behandlung von Fibroadenomen der Brust mit der Echotherapie unter Verwendung von High Intensity Focused Ultrasound (HIFU) werden von den Krankenkassen (gesetzlich und privat) übernommen.

Ein Kostenvoranschlag ist nicht notwendig.

Bei Fibroadenomen in der Brust besteht in einigen Fällen die Möglichkeit einer alternativen Therapie mittels Thermoablation. Bitte senden Sie uns Ihre aktuellen Unterlagen an info@dzta.de. Unter der Webseite www.dzta.de und unter folgendem Link können Sie ein Video zur Echotherapie von Fibroadenomen sehen: https://www.facebook.com/dzta.de/videos/1272224302934744/

Brustknoten vorher 8,14 ml und nach der Therapie nur noch 2,96 ml.

Viele Grüße, Prof. Hüdayi Korkusuz

…..

‘Tiroid tedavisinde ameliyatsız çözüm!..

Techniker Krankenkasse (en büyük Alman sağlık sigortası), “tiroid nodüllerinin termoablasyonu” tedavisini son teknoloji tıp olarak kabul etti.

Prof. Dr. Dr. Hüdayi KORKUSUZ
Leiter der Sektion Thermoablation in Frankfurt, Deutschland

Alman Termoablasyon Merkezi e.V.

Termoablasyon yeni bir tedavi yöntemidir. Termoablasyon, tiroid cerrahisine bir alternatiftir. Bununla beraber, patolojik vücut dokusu, hedeflenen bir ısıl işlemle çıkarılabilir. İstenmeyen, hastalıklı vücut dokusunun hastalığa bağlı olarak farklı nedenleri olabilir.

Hedeflenen ısı uygulaması, istenmeyen hücreleri kasten ısıtır ve öldürür. Bu, vücudu öldürülen hücreleri parçalamaya teşvik eder. Tiroid ameliyatı ile ilgili dezavantajlar, örn. Yaşam boyu ilaç alımı nedeniyle tüm tiroid bezi çıkarılmaz.

Günümüzde, termal ablasyon, tiroid nodüllerinin tedavisi gibi çeşitli hastalıklar için yeni ve alternatif bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Termal ablasyonun faydaları çok açıktır. Genellikle, termal ablasyon ile tam bir geri kazanım elde edilebilir, geleneksel bir işlem atlanır.

Bir bakışta termal ablasyonun avantajları

Minimal invaziv

Radyofrekans ablasyonu, mikrodalga ablasyonu ve lazer ablasyonu minimal invazivdir.

Non-invaziv

Ekoterapi olarak da bilinen HIFU, non-invaziv olarak gerçekleştirilir.

lokal anestezi

Tedavi sadece lokal anestezi altında yapılır.

Ayakta cerrahi

Terapi bireysel vakalarda da ayakta tedavi edilebilir.

İz yok

Bir yara izi riski yoktur.

Tahmin

Başarı şansı iyi.

Techniker Krankenkasse (en büyük Alman sağlık sigortası), “tiroid nodüllerinin termoablasyonu” tedavisini son teknoloji tıp olarak kabul etti.

Terapi öncesi: Tiroid nodülü 33 ml

Teknisyen Krankenkasse, Prof. Dr. med. Tarafından geliştirilen “Tiroid Nodüllerinin Termoablasyonu” tedavisi görmüştür. Dr. H. Korkusuz, Almanya’da tanıtıldı ve ülke çapında tanınan “modern tıp” projesinde toplam 20 kişiden biri olarak kabul edildi (Ekim 2017 itibariyle).

Budakların ısıl işlemi olarak adlandırılan termoablasyon, Prof. Dr. med. Dr. Korkusuz, tiroid cerrahisine alternatif olarak ve radyoiyot tedavisine alternatif olarak gelişti.

Tiroid nodülünün ilk termoablasyonundan sadece dört yıl sonra, Aralık 2016’da Techniker Krankenkasse projesine eşlik edebildi. TOP TIP olarak tanınmanın gerçekleştiği uzmanlığı sayesinde. O zamana kadar tiroiddeki tüm termal ablasyonu yapmıştı.

Teknisyen Krankenkasse’nin ülke çapındaki web sitelerinde, en iyi tıbbi bakım konusu, Nisan 2018’e kadar olan termal ablasyonun tedavi yöntemine dikkat çekti.

Tedaviden sonra: Tiroid nodülü 13 ml

Bu arada Prof. Dr. Dr. H. Korkusuz, tiroid nodüllerinin tedavisinde tedavi yöntemi bir kilometre taşı olarak geliştirmiştir. Alman Termoablasyon Merkezi eV.’nin (DZTA) kurucu üyesidir.

Şu anda, bu SPIZEN TIP, Prof. Dr. tarafından geliştirilmektedir. Dr. H. Korkusuz ve meslektaşları sertifikalı lokasyonlarda sahne aldı. Prof. Dr. Korkusuz 850’den fazla hastayı tedavi etti.

(Terapi öncesi: Tiroid nodülü 33 ml.) (Tedaviden sonra: Tiroid nodülü 13 ml)

 

Tedavi sonrası tiroid kisti seyri: tedaviden önce 85 ml, tedaviden sonra sadece 7 ml

Tedaviden önce 85 ml, tedaviden sonra sadece 7 ml

Daha fazla bilgiyi www.dzta.de adresinde bulabilirsiniz.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz

Frankfurt, Almanya’da Termoablasyon bölüm başkanı

………………………….

DE/

Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz

Deutsches Zentrum für Thermoablation e.V.

Die Thermoablation ist eine neue Behandlungsmethode.

Die Thermoablation ist eine Alternative zur Schilddrüsenoperation. Mit ihr kann krankhaftes Körpergewebe durch eine gezielte Wärmebehandlung entfernt werden. Unerwünschtes, krankes Körpergewebe kann je nach Krankheitsfall unterschiedliche Ursachen haben.

Durch gezielte Hitzeanwendung werden unerwünschte Zellen gezielt erwärmt und abgetötet. Hierdurch wird der Körper angeregt, die abgetöteten Zellen abzubauen. Die Nachteile, wie sie nach einer Schilddrüsenoperation entstehen, wie z.B. eine lebenslange Medikamenteneinnahme weil die gesamte Schilddrüse entfernt wird, tritt nicht auf.

Aktuell gilt die Thermoablation als eine neuartige und alternative Behandlungsmethode für verschiedene Erkrankungen, wie beispielsweise die Behandlung von Schilddrüsenknoten. Die Vorteile der Thermoablation sind sehr deutlich. Oft kann durch die Thermoablation eine vollständige Genesung erreicht werden, eine konventionelle Operation wird umgangen.

Vorteile der Thermoablation im Überblick

Minimal-invasiv

Die Radiofrequenzablation, die Mikrowellenablation und die Laserablation werden minimal-invasiv durchgeführt.

Nicht-invasiv

HIFU, auch bekannt als Echotherapie, wird nicht-invasiv durchgeführt.

Lokalanästhesie

Die Behandlung wird nur unter Lokalanästhesie durchgeführt.

Ambulante OP

Die Therapie ist in Einzelfällen auch ambulant durchführbar.

Keine Narbenbildung

Das Risiko einer Narbe besteht nicht.

Prognose

Die Erfolgsaussichten sind gut.

Die Techniker Krankenkasse (größte deutsche Krankenversicherung) hat die Behandlung „Thermoablation von Schilddrüsenknoten“ als Spitzenmedizin anerkannt

Die Techniker Krankenkasse hat die Behandlung “Thermoablation von Schilddrüsenknoten”, welche durch Prof. Dr. Dr. H. Korkusuz in Deutschland eingeführt worden ist, als eines von insgesamt 20 in dem bundesweiten Projekt „Spitzenmedizin“ anerkannt (Stand Oktober 2017). Die Thermoablation, sog. Hitzebehandlung der Knoten, wurde durch Prof. Dr. Dr. Korkusuz als Alternative zur Schilddrüsenoperation und als Alternative zur Radiojodtherapie entwickelt. Bereits vier Jahre nach der ersten Thermoablation eines Schilddrüsenknoten konnte er im Dezember 2016 das Projekt der Techniker Krankenkasse mitbegleiten. Seiner Expertise ist es zu verdanken, dass die Anerkennung als SPITZENMEDIZIN erfolgte. Er hatte bis dahin sämtliche Thermoablationen an der Schilddrüse durchgeführt. Auf den bundesweiten Internetseiten der Techniker Krankenkasse wurde zum Thema Spitzenmedizin auf die Behandlungsmethode der Thermoablation bis April 2018 hingewiesen.

Mittlerweile gelten die von Prof. Dr. Dr. H. Korkusuz entwickelten Behandlungsmethoden als Meilenstein in der Behandlung von Schilddrüsenknoten. Er ist Gründungsmitglied des Deutschen Zentrums für Thermoablation e.V. (DZTA). Aktuell wird diese SPIZTENMEDIZIN von Prof. Dr. Dr. H. Korkusuz und Kollegen in zertifizierten Standorten durchgeführt. Prof. Korkusuz hat mehr als 850 Patienten behandelt.

Vor der Therapie: Schilddrüsenknoten 33 ml, Nach der Therapie: Schilddrüsenknoten 13 ml

Verlauf eine Schilddrüsenzyste nach der Behandlung: vor der Therapie 85 ml, nach der Therapie nur noch 7 ml

Weiter Informationen finden Sie auf unserer Internetseite www.dzta.de

Viele Grüße,

Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz

Leiter der Sektion Thermoablation in Frankfurt, Deutschland

…..

 

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

DİTİB, MÜSİAD ve IGMG Gençliği 'Liderlik Semineri'nde buluştu

Cts Oca 25 , 2020
DİTİB Hessen Eyalet Gençlik Birliği, IGMG Gençlik Hessen ve MÜSIAD Gençliği Hessen’in birlikte düzenlediği ‘Liderlik Semineri’ Türk Kültür Merkezi konferans salonunda gerçekleştirildi. ‘Liderlik Eğitim Semineri’katılımcı gençlerden büyük ilgi gördü. Program IGMG Hessen gençliğinden Enes Yılmaz’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuk davetli TC. Frankfurt Eğitim Ataşesi Dr. Bora […]
Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyelinin en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Günlük basılı veya TV reklamları sadece belirli bir kesime, bölgeye, sınırlı sayıda ve belirli saniyelerde görülür ve o saniye unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle Markanızı, İşyerinizi EUTURKHABER'de değerlendirin. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yaparak ve sizi doğrudan firmanıza yönlendirerek sizi arayan potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump