Erdoğan: İdlib’deki gelişmeler altından kalkılamaz bir duruma geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib konusundaki gelişmeler her geçen gün artık altından kalkılamaz bir duruma geldi. Çok sabrettik…” dedi.

Ferdi Türkten,Enes Kaplan   |03.02.2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib'deki gelişmeler altından kalkılamaz bir duruma geldi  

Kiev

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Marinskiy Sarayı’nda baş başa görüşme ve ardından gerçekleştirdikleri Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

“Stratejik ortağımız, komşumuz ve dostumuz” şeklinde tanımladığı Ukrayna ile ilişkilerin temel mekanizmasını teşkil eden Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nın sekizincisinin az önce gerçekleştirildiğini ve Ukrayna’yı tekrar ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Erdoğan, şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik dolayısıyla Zelenskiy ve ekibine teşekkürlerini iletti.

Ukrayna’nın Zelenskiy liderliğinde yürüttüğü reform sürecini takdirle izlediklerini belirten Erdoğan, “Değerli dostum, modern ve güçlü Ukrayna vizyonunuzu paylaşıyor ve destekliyoruz. Türkiye olarak Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımadığımızın altını bir kez daha çizmek istiyorum. Ukrayna’nın egemenliğine ve Kırım dahil toprak bütünlüğüne desteğimizin aynı şekilde süreceğini de teyit etmek istiyorum. Ülkenin doğusundaki durumun Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve uluslararası hukuk temelinde barışçı ve diplomatik yöntemlerle en kısa sürede çözülmesini umuyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, bölgedeki insani krizin sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklediklerini dile getirerek bölgenin barış ve istikrarı ile Ukrayna halkının esenliği için kendilerinin de ellerinden gelen katkıyı vermeyi sürdüreceklerini söyledi.

Bu süreçte Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Ukrayna Özel Gözlem Misyonunun önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, “Kuruluşundan bu yana Başkanlığı Türk büyükelçiler tarafından yürütülen misyona desteğimiz tamdır.” ifadesini kullandı.

Zelenskiy ile de bugün önce ikili daha sonra heyetler halinde görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, son yıllarda hızla gelişmekte olan ikili ilişkilerin ve iş birliğinin tüm veçhelerini gözden geçirdiklerini bildirdi.

Erdoğan, özellikle ikili görüşmede siyaset, ekonomi, ticaret, turizm, kültür ile askeri alanda yaptıkları görüşmenin çok verimli olduğuna inandığını vurguladı.

“Toplam nüfusları 120 milyonu aşan iki stratejik ortak olarak serbest ticaret anlaşmasının müzakerelerini bu yıl içerisinde tamamlama noktasında kararımızı verdik.” diyen Erdoğan, iki ülke ticaret bakanları tarafından imzalanan mutabakat muhtırası ile bu yöndeki iradeyi bir kez daha teyit ettiklerini söyledi.

İkili ticari ilişkiler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anlaşmanın akdedilmesiyle ikili ticaretimizi yaklaşık rakamlar veriyorum 5 milyar dolardan 2023 yılında 10 milyar dolar seviyesine çıkarma hedefimize çok daha hızlı ulaşacağımıza inanıyorum. Ticari ve Ekonomik İşbirliği Komisyonunun toplantısını da yine mart ayı içinde yapmayı öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.

Bugün Zelenskiy ile katılacakları iş forumunun da iki ülke ticaret hacmini ve karşılıklı yatırımları artırma hedefine katkı sunacağına işaret eden Erdoğan, gerek alt gerek üstyapı yatırımlarında bu akşam iş adamları ile yapacakları görüşmenin onlara da çok farklı bir heyecan vereceğine inandığını dile getirdi.

Erdoğan, turizm alanındaki iş birliğinden son derece memnun olduklarını söyleyerek “Önce ülkelerimiz arasında vizeleri kaldırdık. Ardından vatandaşlarımıza kimlikle seyahat edebilme imkanı getirdik. Bu sayede 2019 yılında 1,5 milyonu aşkın Ukraynalı Türkiye’yi, 217 binden fazla Türk vatandaşı ise Ukrayna’yı ziyaret etti.” dedi.

Savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin de son yıllarda hızla geliştiğine işaret eden Erdoğan, “7’nci Savunma Sanayisi İş Birliği Toplantısı’nı 22-23 Ocak 2020 tarihlerinde Kiev’de yaptık. Savunma iş birliğimizi ortak üretim ve üçüncü ülkelere ihracat yapmak suretiyle ileri aşamalara taşıdık.” diye konuştu.

Görüşmelerde güvenlik alanında iş birliği ve FETÖ terör örgütü gibi tehditlerle mücadele konularını da ele aldıklarını anlatan Erdoğan, şu bilgileri verdi:

“Güvenlik alanındaki iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunu özellikle değerlendirerek bu konuda hemfikir olduğumuzu da gördük. Tabii bu arada çok çok önemli olan Necip Hablemitoğlu konusunu da tekrar masaya yatırarak bunu da Sayın Başkan ile ele alarak failinin burada olduğuna dair elimizdeki istihbari bilgileri ve onların da dosyalarını kendilerine ayrıca takdim ettim.”

Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey sonuçlarına ilişkin ortak bildiriyi imzaladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu belgenin bir sonraki toplantıya kadar geçecek süre için bir yol haritası teşkil ettiğini belirtti.

Erdoğan, Ukrayna’nın Kırım Tatarı, Gagauz ve Ahıskalı pek çok soydaşa ev sahipliği yaptığını dile getirerek “Soydaşlarımızın konut, okul ve ibadethane dahil tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin olarak Ukrayna Devleti ile eş güdüm içerisinde gerekenleri yapmaya devam edeceğiz. Kırım’ın yasa dışı ilhakının ardından ana vatanlarından ayrılmak durumunda kalan Kırım tatarlarının durumunu yakından takip ediyoruz. Bu ülkenin asli unsurları olan Kırım Tatar Türklerine Ukrayna makamları ile destek olmayı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tutukluların değişimi konusunda Türkiye’nin nasıl bir yardımı olacağına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Öncelikle Herson’da değerli dostum ile (Zelenskiy) 500 aileyi kapsayan, birlikte altyapısıyla üst yapısıyla konutlar yapma kararını verdik. Ben de şu anda Hazine ve Maliye Bakanıma heyetler arası toplantıda durumu ifade ettim. Kendisi de Çevre ve Şehircilik Bakanımızla bu konuyu görüşecekler ve birlikte muhataplarıyla hareket ederek gelip yerinde tespitleri yapıp, sonra plan çalışmaları, ardından proje çalışmalarını yapıp yine burada beraber çalışacakları arkadaşlarla irtibat halinde olup süratle bu inşaatları altyapı, üst yapı sizlerin de görevlendireceğiniz arkadaşlarla beraber bitirecekler. Ben buna inanıyorum. Böylece sefaletten bu insanların, bu soydaşlarımızın kurtulmasına sizler Başkan olarak, bizler de soydaşları olarak yardımcı olmuş olacağız.”

İdlib’deki saldırı

İdlib’deki gelişmelere ilişkin soru üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib konusundaki gelişmeler tabii her geçen gün ne yazık ki artık altından kalkılamaz bir duruma geldi. Çok sabrettik ve öyleki rejimin maalesef Rusya’nın da görmezliğiyle yapmış olduğu varil bombalarıyla vesaire saldırılar neticesinde İdlib ki 3-4 milyon insanın yaşadığı bir yer ve bu insanlar bizim sınırlarımıza doğru yürüdüler…” değerlendirmesinde bulundu.

Son gelen rakamlara göre 1 milyona yakın insanın şu anda Türkiye sınırına doğru yürüdüğünü dile getiren Erdoğan, “Çoluk, çocuk, yaşlı hep birlikte alabildikleri, kurtarabildikleri yatak, yorgan ne varsa onlarla beraber sınırlara geliyor. Zaten bizde şu anda 4 milyona yakın Suriyeli var.” diye konuştu.

Suriyelilerin Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunduğunu anımsatan Erdoğan, şunları belirtti:

“Biz bunları ülkemizde misafir ediyoruz. Bunları konteyner kentlerde, çadır kentlerde bugüne kadar misafir ettik, artık yavaş yavaş zaten kendileri bir yerlere yerleşmeye başladılar. Onları artık konteyner kentlerden de çıkartarak evlere yerleştirme yoluna da gitmiş bulunuyoruz. Tabii şimdi bu gelecek olan 1 milyon insanı biz bu arada nerelere yerleştireceğiz?”

Türkiye’nin kısa süre önce bir deprem yaşadığını, Elazığ’daki bu depremde 41 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 10 bini aşkın ağır hasarlı bina bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, “10 bini aşkın ağır hasarlı binayı da süratle yeniden inşa edeceğiz. Orta hasarlı binalar var, az hasarlı binalar var. Bütün bunlara yönelik yoğun bir çalışmanın içerisine girmemiz lazım ve şu anda da kış mevsiminin içine girdik. Böyle bir durum var.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir taraftan da tabii bu mülteciler ülkemize geliyor, artık bunları tabi kabullenmekte zorlanıyoruz. Onun için karşı tedbirler alma durumunda kaldık ve şimdi bunları kendi yerlerinde Suriye’de özellikle nasıl iskan ederiz bunun çalışmasını yapıyoruz. Biz bunun çalışmasını yaparken ki sınırlarımızdan Suriye içine yaklaşık 30-40 kilometre olan bir hattı şu anda, bizde briket denir, briket evler yapıyoruz 25-30 metrekarelik ve bu briket evlere onları barınak olarak alacağız ve oralara yerleştireceğiz. Şu anda böyle bir çalışmanın içerisindeyiz. Yani ilk hesapta bir 25-30 bin bu şekilde barınak ev yapalım dedik ve bunun çalışması şu an hızla devam ediyor. Onları oralarda barındıracağız.”

Sabah saatlerinde Esed rejimine bağlı güçlerinin İdlib’de hava saldırısına geçtiğini ve bu saldırı neticesinde de 8 şehit olduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii artık dedik ki olacak gibi değil ve karşı bu noktada cevaplar verildi. Şu anda kesinlikle biz de bu noktada gerek hava gerek kara olmak üzere yoğun bir şekilde bunlara gerekenleri yapıyoruz, gereken bedelleri ödetiyoruz ve ödetmeye de devam edeceğiz. Temenni ederim ki Astana ve Soçi mutabakatları çerçevesinde herkes yükümlülüğünü bilsin ve bu yükümlülük çerçevesinde de burada çalışmaları sürdürelim.”

İmza töreni

Erdoğan ve Zelenskiy’nin basın toplantısı öncesi iki ülke arasındaki ortak bildiri, mutabakat zaptı ve anlaşmaların imza töreni gerçekleştirildi.

“Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna Arasında Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Sekizinci Toplantısı Sonuçlarına İlişkin Ortak Bildiri” Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy tarafından imzalandı.

İki ülke arasında şu anlaşmalar imza altına alındı:

– “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Askeri Mali İşbirliği Anlaşması”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Nakdi Yardım Uygulama Protokolü”

– “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimi Anlaşması”

– “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Ukrayna Acil Durum Hizmetleri Servisi Arasında Mutabakat Zaptı”

– “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Serbest Ticaret Anlaşması Müzakerelerine ilişkin Mutabakat Zaptı”

– “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı ile Ukrayna Devlet Arşiv Servisi Arasında İşbirliği Protokolü”

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Kudüs ve Mescid-i Aksa ziyareti

Sal Şub 4 , 2020
Mehmet ÇALAY/KUDÜS-IGMG RNS Bölgesi yürütme kurulu ve cemiyet başkanlarıyla Kudüse ve Mescid-i Aksa’ya ziyaret düzenledi. İdareciler İsrail ve Kudüs´te ömür boyu unutamıyacakları ve bundan sonraki yaşantılarına yön verecek bilgi ve tecrübe edindikleri dolu dolu dört gün geçirdiler. Profesyonel rehber Yusuf Jaber eşliğinde gerçekleşen ziyarette, idarecilere ülkenin tarihi, günlük ve sosyal […]

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyelinin en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Günlük basılı veya TV reklamları sadece belirli bir kesime, bölgeye, sınırlı sayıda ve belirli saniyelerde görülür ve o saniye unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle Markanızı, İşyerinizi EUTURKHABER'de değerlendirin. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yaparak ve sizi doğrudan firmanıza yönlendirerek sizi arayan potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump