Şener MENGENE / Deprem Afet ve Acil Durum Hazırlıkları

Deprem, afet ve acil durum riski yüksek bir coğrafya da yaşamaktayız. En son olarak yaşadığımız Silivri 5.8 ve Elazığ 6.8 şiddetindeki depremleri, Van Bahçesaray’da yaşanan çığ felaketini ve Sabiha Gökçen Havalimanındaki uçak kazasını son bir fırsat olarak değerlendirmeli ve gerekli dersleri çıkarmalıyız.

Şener MENGENE / Yangın ve Güvenlik Uzmanı Araştırmacı/Yazar

Yaşadığımız bunca acı tecrübeye rağmen deprem, afet ve acil durumlara yeterli seviyede hazır durumda değiliz. Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JİCA) raporunu dikkate almak zorundayız.

Öncelikle, kamu kurumları ve özel sektör olarak alınacak tedbirler, toplumsal eğitim, yerleşim yerlerinin seçimi ve inşaat kalitesini gözden geçirmeliyiz.

Kurumlar arası işbirliği yapılmalı, gönüllü kuruluşlar organize edilerek mahalli ekipler oluşturulmalı. Deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrasında neler yapılması gerektiği gibi eğitim ve tatbikatlar olmak üzere, doğal afet ve acil durum, ilkyardım, sivil savunma, yangın, çığ, sel, heyelan ve trafik kazalarına müdahale eğitimi ilköğretimden itibaren öğretilmelidir.

Bütün ailelerde, kamu kurumları ve özel işletmelerde acil durum eylem planı hazırlanmalı ve gerekli durumlarda güncellenmelidir. Kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmeli ve 1999 7.4 ve 7.2 depremlerini görmüş olan binalar yıllara göre yaş durumuna göre yapı stoğu planlaması yapılarak olası bir depremde yıkılma riskini göz önüne alarak kademeli olarak yıkılmalıdır.

Bununla birlikte, diğer afet ve acil durum olaylarıda büyük risk oluşturmaktadır. dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekolojik değişimler, küresel ısınma ve mevsimsel iklim değişikliklerin dolayı ülkemizde sel, heyelan, toprak kayması, yıldırım, hortum ve çığ gibi olaylar ile yangın ve su baskını gibi afet ve acil durumlarda artışlar gözlemlenmektedir.

Trafikte sürekli kaza olan kör noktalar tesbit edilmeli ve kalıcı çözüm üretilmelidir. EM-DAT verilerine göre, tüm dünyada doğal afetler ve acil durumlar 1980 öncesine göre üç kat artış göstermektedir. Ülkemiz, tektonik kuşakta yer aldığından deprem kaçınılmaz afet olarak karşımıza çıkmaktadır.

Afet ve acil durum riskinin fazlası olması nedeniyle kısa, orta ve uzun vadeli afet planlaması yerel, bölgesel ve ulusal olarak yapılmalıdır. Toplumsal afet bilincini artırmak için yazılı, görsel, radyo ve sosyal medya ile yerel, bölgesel ve ulusal medya da eğitici programlar ve kamu spotu gibi iletişim, video, resim gibi bilgilendirici reklam ve tanıtım programları yapılmalıdır.

Afet ve acil durum mevzuatında kamu, özel ve özerk kurumlar ile gönüllü teşekküllerin işbirliği artırılmalıdır. Yangınlar, can ve mal kaybına sebep olmakta ve özellikle sanayi tesislerinde yaşanan olaylar ülke ekonomisini ciddi olarak olumsuz etkilemektedir.

İnşaat teknolojilerinde meydana gelen değişimler ve akıllı şehircilik projelerini uygulama ve entegrasyonu proje onay aşaması ve öncesinde zemin etütleri büyük önem kazanmaktadır.

Bölgesel ve mevsimsel olarak risk içeren olaylar ve nedenleri belirlenmeli ve çözümler üretilmelidir. Dere yatakları kesinlikle yerleşime kapatılmalıdır.Bu konuda ilçe ve il ve büyükşehir belediyeleri, ilçe ve il özel idareleri ve kaymakamlık, üniversiteler ve valiliklere ve ilgili bakanlık ve merkezi kurumlara önemli görevler düşmektedir.

BM afet riskleri azaltılması Sendai konferansı 2015-2030 kararlarında ülkemizin de imzası var. Bu kararlarda devlet ve yerel yönetimlerin STK’ları bu konu da destekleyeceği kararı var.

Bu konu da STK’lar daha fazla desteklenmelidir. Acil Durum ve afetler ile ilgili kurumlar arasında işbirliği geliştirilmeli. Acil Durum numarası tek numara uygulaması ülke genelinde uygulamaya geçirilmelidir.

Afad, itfaiye, umke, hızır acil, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, gaz, elektik ve zehir danışma gibi kurumlar ortak santralden yönlendirilmelidir. Tarih tekerrürden ibaret değildir. Hatalar tekerrürden ibarettir. Bir örnek vermek gerekirse, özellikle her yağmurda karadenizde bir ilçe yada köyde sel veya heyelan yaşanmaktadır.

Aynı şekilde kış mevsiminde çığ olayları yaşanmaktadır. Bu olayları artık kader olmaktan çıkarmak için kalıcı çözümleri uygulamaya geçirmek mecburiyetindeyiz.

Ülkemizin şartları göz önüne alarak yeni bir ulusal afet planı hazırlanmalı ve afet gelmeden önce uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Tedbirlerin hayata geçirilmesi için öncelike farkındalık oluşturmak ve kamuoyunu hazırlamak gerekiyor.

Gelecek yazılarımızda afet ve acil durumlar ile ilgili detaylı araştırmalarımız ve önerilerimiz olacaktır.

 

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Danimarka’da Türk imamlar resmi nikah kıymaya başladı

Paz Şub 16 , 2020
KOPENHAG (AA) – Danimarka Kilise Bakanlığınca 2006 yılından bu yana inanç toplumları arasında sayılan Danimarka Türk Diyanet Vakfı (DTDV) ve çatısı altında faaliyet gösteren camiler, bakanlığın tanıdığı resmi nikah kıyma yetkisini ilk kez kullandı. Bu kapsamda ilk resmi nikah, DTDV çatısı altında faaliyet gösteren İshöj Mevlana Camisi'nde, Vildan Öztemur ve […]

Editörden

www.euturkhaber.com

KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!.. Şabanın 14.ünü 15. e bağlayan gece gündüzü oruç tutulur, gecesi ibadetle, tövbe ile geçirilir. Berat Kandili nedir? Berat Kandili; Ramazanın müjdecisi…Şaban ayının yarısı gecesi… Berat… borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan beraet etme, kurtulma… günahlardan arınma, temize çıkma, ilâhî af ve rahmete nâil olma… Berat gecesi de diğer gecelerimiz gibi her birimiz için birer, tefekkür, tezekkür ve yenilenme gecesidir. Berat; kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yüce Yaradan’ın affına erebilmek için yaradılanı affetme günüdür. Berat; bizlere her türlü şer, kötülük, zulüm, haksızlık ve adaletsizlikten beri olmayı, onlardan teberra ederek uzak kalmayı öğretir. Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurur: “Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve 'Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim! Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim! Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim!.. Yok mu başka isteği olan ona da istediğini vereyim" (İbn Mâce, Sünen, "İkâmetü's-salât", 191.) Allah cc Berat etmiş olarak Ramazan-ı şerife girmeyi nasip eylesin!..

Quick Jump