2019'da BIST 100'ün 2 katını kazandıran katılım endeksi yükselişini sürdürüyor

İSTANBUL (AA) – ERGİN GARİP / YUNUS TÜRK – Geçen yıl BIST 100 endeksi yüzde 25,4 yükselirken yüzde 54 yükselerek dikkati çeken katılım 50 endeksi, 2020'de de yatırımcısına kazandırmaya devam ediyor.

2020 yılında, 21 Şubat tarihine kadar Katılım 50 endeksi yüzde 8,1 yükseliş kaydederken BİST 100 endeksi ise aynı dönemde yüzde 2,1 yükseldi.

BIST100 endeksi hisse piyasasının genel durumunu açıklarken, katılım esaslı hisselerin durumunu takip etmek ve hangi şirket hisselerinin katılım esaslı hisseler olduğununu yatırımcılara sunmak amacıyla Katılım 30 ve Katılım 50 endeksleri oluşturuldu.

BİST100 endeksine yüksek likidite ve piyasa büyüklüğüne sahip şirketler alınırken, katılım endekslerine ise sadece belli kriterleri sağlayan şirketler girebiliyor.

KT Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü Hamit Kütük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, katılım endeksine dahil edilecek şirketlerin seçilirken ilk aşamada faaliyet konusuna bakıldığına dikkati çekti.

Kütük, katılım endekslerine girebilme şartlarını şöyle sıraladı:

"Faize dayalı finans, ticaret, hizmet ve aracılık, alkollü içecek, kumar, şans oyunları ve tütün mamulleri gibi faaliyet alanlarına sahip şirketler liste dışında tutulmaktadır. Daha sonra liste içerisinde kalan hisselerin bilançolarına bakılır. Eğer toplam faizli kredilerin şirketin piyasa değerine oranı yüzde 30’dan düşük ise faiz getirili nakit ve menkul kıymetlerin şirketin piyasa değerine oranı yüzde 30’dan düşük ise ve uygun görülmeyen faaliyetlerden elde edilen gelirlerin payı toplam gelirler içerisinde yüzde 5’ten küçük ise uygunluk alırlar. Uygun şirketler, fiili dolaşımdaki paylarının piyasa büyüklüğüne göre sıralanır ve en büyük olandan küçüğe doğru endekse dahil edilirler."

Kütük, katılım esaslı hisse yatırımı yapmak isteyen yatırımcıların, katılım endekslerine dahil olan şirketlerin hisselerini bankalardan veya aracı kurumlardan yatırım hesabı açarak alabileceğini belirterek, "Bu hisselere yatırım yapanlar, katılım esaslı yatırım fonlarını alabilirler. Özellikle bireysel yatırımcılara Yatırım Fonları üzerinden hisse senedi yatırımlarını yapmalarını tavsiye ediyoruz." diye konuştu.

– "Katılım endeksi, BIST 100'den iki kat daha yüksek getiri sundu"

Hamit Kütük, BIST100 endeksinin makro değişkenlere hassas olan bankacılık hisselerini de içermesi sebebiyle katılım endeksine göre hep daha dalgalı bir seyir izlediğini söyledi.
BIST 100'ün özellikle yükseliş dönemlerinde daha hızlı çıkışlar gerçekleştirdiğini belirten Kütük, şöyle konuştu:

"2019 yılında daha farklı bir davranış ile karşılaştık. Katılım 50 endeksi 2019 yılında yüzde 54 yükselerek borsanın karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan BIST 100 endeksinden iki kat daha yüksek getiri sundu. Katılım endeksinin son dönemde daha yüksek getiri sunmasında endeks içerisinde bankacılık sektöründen ziyade düşük borçluluk oranlarına sahip reel sektördeki şirketlerin bulunması ana sebep olarak gösterilebilir. Çünkü ekonomide yaşanan toparlanma sinyalleri, artan tüketici güveni ve düşen borçlanma maliyetleri bu hisselerin fiyatlarında artışa sebep oldu. Netice itibariyle, katılım hisseleri içeren yatırım fonları da yatırımcılarını sevindirdi."

Katılım esaslı fonlardaki hızlı büyümenin katılım endeksinin daha iyi getiri sunmasına katkı sağladığı değerlendirmesinde bulunan Kütük, katılım esaslı yatırım ve emeklilik fonlarının hızlı büyüyor olmasının katılım hisselerine talebi artırdığına işaret etti.

– "Katılım esaslı fonlar pazar payını yüzde 8,5’e çıkardı"

KT Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü Kütük, katılım esaslı fonların, görüşleri ve hassasiyetleri dolayısıyla finans piyasalarına mesafeli duran müşterilere sektörde alan açtığını ve yeni müşteri kitlelerinin tasarruf sistemine katılmasında önemli görev üstlendiğini dile getirdi.

Katılım fonlarının sektördeki payının her geçen gün artış gösterdiğini kaydeden Kütük, "2018 yılında büyüklüğü 11,8 milyar TL olan katılım esaslı fonlar, 2019 yılında 24,1 milyar TL'ye ulaşarak, yüzde 6,8 olan pazar payını yüzde 8,5'e yükseltti. Yatırım fonları arasında değerlendirildiğinde, 2018 yılında 1,8 milyar TL büyüklüğe sahip olan katılım esaslı fonlar, 2019 yılında yüzde 307 gibi yüksek bir artışla 6,8 milyar TL’lik bir büyüklüğe ulaştı." şeklinde konuştu.

Kütük, yatırım fonlarının hızlı büyümesinin sebeplerinden birinin de yatırımcılara sunduğu avantajlar olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Yatırım fonlarında yatırımcıların vade sonunu beklemeden dilediği zaman giriş ve çıkış yapabiliyor olmalarının, risk yönetimi açısından portföyü çeşitlendirebiliyor olmalarının ve bireylerin alamayacağı finansal enstrümanları alabiliyor olmalarının yanında yatırım fonlarının profesyoneller tarafından yönetilmesi, kanun ve düzenlemeler ile korunan, sıkı düzenlemelere tabi olan genel yapısı, yatırımcılar tarafından tercih edilmesini sağlıyor. Yatırımcıların, yatırım fonlarını tanıdıkça sevdiklerini ve sevdikçe tasarruflarını bu ürünlerde değerlendirdiklerini görüyoruz."

Emeklilik fonlarında ise 2018 yılında 10 milyar TL olan katılım fonlarının 2019 yılında 17,4 milyar TL'ye ulaştığını aktaran Kütük, fonların sektördeki payının yüzde 11'den yüzde 14'e çıktığı bilgisini paylaştı.

– "Yeni yılda yerli yatırımcının ilgisi arttı"

Hamit Kütük, katılım endekslerinin 2020 yılında, 2019'daki göreceli performansını devam ettirdiğini belirterek, "Katılım endeksindeki şirketlerin düşük borçluluk oranlarına sahip olması hisse fiyatlarına olumlu yansıyor. Düşen getiri oranları yatırımcıları mevduat hesaplarından farklı yatırım araçlarına yönlendiriyor. Yeni yılda yerli yatırımcılar tarafında borsaya ilginin arttığını görüyoruz. Ekonomik aktivitelerdeki hızlanma arttıkça, getirilerdeki düşüş devam ettikçe ve CDS primlerindeki gerileme sürdükçe hisse piyasalarına hem yerli hem de yabancı yatırımcıların ilgi göstereceğini ve arada düzeltmeler de yaşansa endekslerin yükseleceğini öngörüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

KT Portföy olarak, Sermaye Piyasası Kurulu'ndan aldıkları Faaliyet Yetki Belgesi kapsamında, yatırımcıların portföylerini, 30 yılı aşkın katılım bankacılığının sağladığı birikimden alınan güçle, katılım finans ilkeleri doğrultusunda titizlikle yönettiklerine değinen Kütük, "Biz, hisse senedi yatırımlarına sahip olmak isteyen yatırımcılarımız için içerisinde hem hisse senedi hem de kira sertifikaları olan KT Portföy Birinci Katılım Fonu'nu (KTM) sunuyoruz. Yatırımcılarımıza bu tip hisse içeren fonları almalarını öneriyoruz çünkü hisse senedi piyasasına tek bir hisse yerine çeşitlendirilmiş bir portföy aracılığıyla yatırım yapıldığında daha iyi bir risk yönetimi yapılmış oluyor." diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

MEB, imam hatip liselerinde 6 dildeki ortak sınavları dijital ortamda yaptı

Paz Şub 23 , 2020
- Milli Eğitim Bakanlığınca, hazırlık sınıfında öğrenim gören öğrencilerin, yabancı dil seviyelerindeki gelişimi takip etmek ve etkili ölçme ve değerlendirme yapabilmek amacıyla merkezi ortak sınav uygulaması başlatıldı

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin IAB İnternet ölçümleme araştırmasına göre 12 yaş üzeri kullanıcı sayısı 25 milyonu aşmış durumda., bu her ülke için ortalama böyledir. Bu yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyeli en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Dar kesime hitab eden ve anlık reklamlar hemen unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle MARKANIZ ve İŞYERİNİZ EUTURKHABER'de GERÇEK DEĞERİNİ BULUR!.. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yapar ve doğrudan firmanıza yönlendirerek potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump