Türkiye Mehmetçik için tek yürek oldu

Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının saldırısı sonucu şehit olan 33 asker için, STK’lar taziye mesajı yayınlarken birçok ilde vatandaşlar gıyabi cenaze namazı kılıp dua etti.

Ömer Yasin Ergin   |29.02.2020
Türkiye Mehmetçik için tek yürek oldu Fotoğraf: Mehmet Çetin/AA

Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının hain saldırısında şehit olan 33 asker için, STK’lar taziye ve birlik mesajı yayınlarken birçok ilde vatandaşlar gıyabi cenaze namazı kılıp dua etti.

MÜSİAD: Hain saldırıyı kınıyoruz

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarınca düzenlenen hain hava saldırısını kınadıklarını bildirdi.

Kaan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 87 şube başkanıyla Hatay’a geldiklerini söyledi. Hava saldırısında yaralanan askerleri ziyaret ettiklerini belirten Kaan, şunları kaydetti:

“Derneğimiz her zaman devletinin, milletinin ve Mehmetçiğin yanında olmuştur. İdlib’de rejim unsurlarınca düzenlenen hain saldırıyı kınıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her zaman mazlumun yanındadır. Özellikle bu bağlamda kendisini siper etmiştir. Milletimizin başı sağ olsun. Her zaman üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz.”

Türk Büro-Sen: Devletimizin arkasında sapasağlam durduğumuzu ilan ediyoruz

Türk Büro-Sen Genel Başkanı Osman Eksert, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının düzenlediği hava saldırısında 33 askerin şehit edilmesi dolayısıyla büyük üzüntü duyduklarını söyledi.

Eksert, şehirdeki bir otelde düzenlenen Türk Büro-Sen Genişletilmiş Bölge Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Şehitlerimizin kanının yerde kalmaması uğruna devletimizin, milletimizin aldığı ve alacağı her türlü kararın arkasında Türkiye Kamu-Sen olarak sapasağlam durduğumuzu ilan ediyoruz.” dedi.

Türkiye’nin sınırlarının korunmasının önemine işaret eden Osman Eksert, “Türkiye’nin sınırlarının korunması mücadelemiz Kerkük’ten, Musul’dan, Saray Bosna’dan, Suriye’den, Halep’ten, Şam’dan başlıyor. Dolayısıyla biz buraları, oradaki kaleleri muhafaza edemediğimiz taktirde içimizdeki birliği, bütünlüğü koruyamayız, onun için de düşmanları oralarda tutmak zorundayız. Onun için Afrin’de, İdlib’deyiz.” diye konuştu.

Eksert, Türkiye’nin 3,5 milyon mülteciye yardım elini uzattığı bir süreçte Avrupa’nın zevk sefa içinde yaşamasını da eleştirerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye nasıl bakıyor, milli kaynaklarını nereye harcıyor adamların hiç umurunda değil. Hadi şimdi Ege kıyılarında, Edirne’de insanlar hudutlara yığıldı. 8 senedir Türkiye mücadele veriyor, bu insanlara bakıyor. Bunu söylerken, 8 senedir kapı komşumuz olanları söylemiyoruz. Canıgönülden gitmek isteyenlere kapılar serbest. Bu mücadeleyi Türkiye sonuna kadar vermek zorunda. Biz de Türk milleti olarak bunun arkasında durmak zorundayız.”

Osman Eksert, salonda bulunan kendisi de dahil yaşlı genç, kadın erkek herkesin izin verilmesi halinde orduya katılmaya gönüllü olduklarını da sözlerine ekledi.

Bolu’da vatandaşlar şehitler için gıyabi cenaze namazı kıldı

Bolu’da vatandaşlar, İdlib’de rejim unsurlarının hava saldırısında şehit olan Mehmetçikler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Sivil toplum kuruluşlarının üyeleriyle vatandaşlar, öğle namazı sonrası şehit askerler için Kadı Camisi önünde bir araya geldi.

Şehitler için kılınan gıyabi cenaze namazının ardından dua edildi. Namaza, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Kazım Konak, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Memur-Sen İl Başkanı Ahmet Koçak, burada yaptığı basına açıklamasında, “Şehadetin ölümsüzlük mertebesine erişmek olduğuna inananlar olarak biz ‘Her can bizim için azizdir.’ hükmünü başta kendimiz olmak üzere, cümle aleme bir kere daha hatırlatmak için bir araya geldik. Bugün burada millet olarak cephede olduğumuzu bir kere daha haykırmak, tarihin adalet yürüyüşünün devam ettiğini dosta düşmana hatırlatmak için toplandık.” şeklinde konuştu.

Koçak, dünyanın özellikle de Batılı ülkelerin çoğunluğunun bu yaşanan sürece kör ve sağır olduğunu belirterek, “Onların tek korkuları kendi ülkelerine gelebilecek göçmenler. Oysa savaşın ilk yıllarından itibaren göç dalgasının doğrudan muhatabı olan ve şu an 4 milyondan fazla muhacire ev sahipliği yapan Türkiye, bir taraftan mazluma kol kanat germeye çalışırken diğer taraftan zalime karşı mücadelesini sürdürmektedir. Bugün İdlib’de yaşanan mücadele tam da buraya oturmaktadır.” dedi.

Karaman’da vatandaşlar şehitler için gıyabi cenaze namazı kıldı

Karaman’da vatandaşlar, İdlib’de rejim unsurlarının hava saldırısında şehit olan askerler için gıyabi cenaze namazı kıldı. Vatandaşlar, öğle namazı sonrasında şehit askerler için Aktekke Temmuz 15 Demokrasi Meydanı’nda bir araya geldi.

Karaman Sivil Toplum Platformu Başkanı Yunus Özdemir, burada yaptığı konuşmada, şehitlere Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı, yaralı askerlere ise acil şifalar diledi.

İl Müftü Vekili Sırrı Fuat Ateş’in, şehitler için kıldırdığı gıyabi cenaze namazının ardından dualar edildi.

Gıyabi cenaze namazına, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, AK Parti İl Başkanı Abidin Çağlayan, CHP İl Başkanı Mustafa Cem Kağnıcı ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Giresun’da şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı

Giresun’da, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının hava saldırısında şehit olan 34 Mehmetçik için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Vatandaşlar, Giresun Sivil İrade Platformunun (GİSİP) çağrısı üzerine şehir merkezindeki Hacı Miktad Camisi’nde bir araya geldi.

İl Müftüsü Muhittin Oral tarafından öğle vakti kıldırılan gıyabi cenaze namazının ardından şehitler için dua edildi.

GİSİP adına açıklama yapan Sami Şimşek, milletçe cephede olunduğunu bir kere daha haykırmak, tarihin adalet yürüyüşünün devam ettiğini dosta düşmana hatırlatmak için toplandıklarını söyledi.

Birlik ve beraberlik günü olduğunu vurgulayan Şimşek, “Gün, yedi düvel düşmana karşı omuz omuza vererek birleşme günüdür. 42’nci ve 47’nci gönüllü alayların torunları olarak dün olduğu gibi bugün de devletimizin ve ordumuzun yanında olduğumuzu, buradan Giresun Sivil İrade Platformu olarak haykırıyoruz.” dedi.

Sami Şimşek, Türkiye’nin hiçbir zaman yenilmeyeceğinin, yıkılmayacağının ve bölünmeyeceğinin altını çizerek, “Bileğimizi bükemeyeceksiniz. Emperyalizme karşı mücadele ederken sonsuzluk kervanına katılan şehitlerimizi şükran ve rahmetle anıyor, şühedanın aileleri başta olmak üzere aziz milletimizin her ferdine baş sağlığı, gazilerimize de acil şifalar diliyoruz.” diye konuştu.

Gıyabi cenaze namazına, AK Parti Giresun Milletvekili Kadir Aydın, Giresun Belediye Başkan Yardımcısı Osman Öden ile çeşitli sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri de katıldı.

Muş’ta, şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı

Muş’ta, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının hava saldırısı sonucu şehit olan 33 asker için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Muş Kardeşlik Platformu öncülüğünde kentteki Belediye Meydanı’nda bir araya gelen vatandaşlar ABD, Rusya, İsrail ve Esed’e ellerindeki dövizlerle tepki göstererek, ‘Kahrolsun emperyalist kafirler, kahrolsun İsrail.’ sloganı attı.

Bazı vatandaşların gözyaşlarına hakim olamadığı programda, şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı, dua edildi.

Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Turhan Sur, burada grup adına yaptığı konuşmada, Türk milletinin yüzyıllardır İslam’ın bayraktarlığını, mazlumun yanında ve zalimin karşısında yer aldığını söyledi.

İslam’ın sancaktarı Sultan Alparslan’ın, Selahaddin Eyyubi’nin ve Yavuz Sultan Selim’in torunları olduklarını ifade eden Sur, şöyle konuştu:

“Bugün Türkiye’nin Suriye’de olmaması gerektiğini söyleyenler hafızalarını yitirmiş mahluklardır. Daha yüzyıl öncesine kadar tüm ümmet coğrafyası, varisi olduğumuz Osmanlı’nın mülküydü. 900 kilometre sınır komşuluğumuz bulunan Suriye’de bulunmamızı sorgulayanlar, neden Amerika, Fransa, İngiltere, Rusya ve İran’ın Suriye’deki varlığını sorgulamıyorlar? Terör örgütlerinin ve uluslararası istihbarat ajanlarının Suriye’de cirit attığını görmeyenler, Orta Doğu’da söz sahibi olmak isteyen istilacı ülkelere kör kalanlar, bilinsin ki ‘Düşman kapıya dayansın, yangın eve yaklaşsın, sonra gereğini yaparım.’ diyenlerdir.”

Sur, şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa dileklerinde bulundu.

Programa Belediye Başkanı Feyat Asya, AK Parti İl Başkanı Rahmetullah Yaktı, Milli Eğitim Müdürü Emin Engin ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Yozgat’ta şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı

Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının saldırısı sonucu şehit olan askerler için Yozgat’ta gıyabi cenaze namazı kılındı.

Cumhuriyet Meydanı’nda Alperen Ocakları tarafından düzenlenen gıyabi cenaze namazının ardından Fetih suresi okundu.  Daha sonra Alperen Ocakları üyeleri ve vatandaşlar ellerinde Türk bayraklarıyla Lise Caddesi’nde yürüdü.

Yürüyüşte sık sık tekbirler getirilerek “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Ne mutlu Türküm diyene” sloganları atıldı.

Erzurum’da, şehitler için saygı yürüyüşü düzenlendi

Erzurum’da, Suriye’nin İdlib kentinde rejim unsurlarının hava saldırısı sonucu şehit olan 33 asker için saygı yürüyüşü düzenlendi.

Erzurum Ülkü Ocakları Başkanlığı öncülüğünde bir araya gelen yaklaşık 300 kişi, Havuzbaşı Kent Meydanı’nda toplandı.

Burada dev Türk bayrağı açarak yürüşe geçen grup, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Askere uzanan eller kırılsın”, “Ne mutlu Türk’üm diyene” sloganları atarak Yakutiye Kent Meydanı’na ulaştı.

Burada grup adına konuşan Erzurum Ülkü Ocakları Başkanı Abdulkadir Gökçan, Suriye’nin İdlib bölgesinde gerçekleşen hava saldırısı sonrası 33 vatan evladının şüheda ordusuna ve Hazreti Peygamber’e yoldaş olarak uğurlandığını ifade etti.

Türk milletinin 3 bin yıllık ordu-millet geleneğine sadık olduğunu belirten Gökçan, şunları kaydetti:

“Askerimize, ordumuza güvenimiz sonsuzdur. Sınırımızda emperyalizmin ortaya çıkardığı ve yıllardır mücadele ettiğimiz terör unsurlarının temizlenmesi gibi meşru bir sebebimiz vardır. Hiçbir sivil hedef alınmadan, sadece terör unsurlarını hedef alan Türk ordusu, bir hayli emperyalizmin doyumsuz iştahını bozmuş ve Hakk’ın adına küfre savaş açmıştır. Biriz, diriyiz, hep birlikte güçlüyüz ve aşılmaz son kaleyiz.”

“Bu coğrafyanın insanları Çanakkale misali tek vücut hazırdır”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Ortak Akıl Federasyonu üyeleri, Suriye’nin İdlib kentinde Esed rejimi unsurlarının hava saldırısı sonucu 33 askerin şehit düştüğü saldırıyı protesto etti.

Federasyon üyeleri ellerinde Türk bayraklarıyla, merkez Bağlar ilçesinde bulunan federasyon merkezinin önünde bir araya geldi.

Federasyon Sözcüsü Eyüp Birkan, burada yaptığı açıklamada, rejim güçleri tarafından düzenlenen hain saldırı sonucu şehit olan askerlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.

Rusların sıcak denizlere inme arzusuyla Birinci Dünya Savaşı öncesi doğuda Kafkaslar üzerinden, Batıda da Panslavizm politikasıyla Slav toplulukları üzerinden yaptığı hamlelere milletin geçit vermediğini belirten Birkan, “Ancak tarihi emellerinden vazgeçmeyen Rusya, bugün Suriye’de yaptığı katliamlar, soykırımlar ve işgal politikalarıyla ülkemizi kuşatmaya çalışmaktadır.” dedi.

“Bu siyaset üstü bir durumdur”

Türkiye’nin Suriye’de bulunmasının nedeninin ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurgulayan Birkan, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin Suriye’de ne işi var demek siyasi öngörüsüzlüktür. Bu soruyu her fırsatta Suriye’deki varlığımızı eleştirmek maksadıyla dillendirenlere sesleniyoruz, yanı başımızda olayların cereyan ettiği Suriye’de binlerce kilometre öteden gelen ABD’nin, Rusya’nın, Fransa’nın ve İran’ın ne işi var? Bir devletin güvenliği uzak bir coğrafyasında vuku bulan bir hadiseye bağlı olduğu gibi yakın coğrafyasında gerçekleşen hadiselere de bağlıdır. Suriye gibi komşu ülkemizin sınırları içerisinde gerçekleşen iç çatışma ve istikrarsızlık da ülkemizin askeri, siyasi ve ekonomik güvenlik problemidir ve ilgi alanındadır. Bu sebeple kendi güvenliğimizi sağlama adına Suriye’de bulunmamızı siyasi tartışmalara, ihtiraslara ve emellere alet etmek, vatan, bayrak ve millet ülkümüze halel düşürmektedir. Bu siyaset üstü bir durumdur ve siyaset üstü bir duruş ve tutum gerektirir.”

Devletin bu süreçte elini ovuşturanlara fırsat vermemek adına uyanık olması, ihtiyatı elden bırakmadan diplomatik sürecin bütün unsurlarını ve zorlayıcı diplomasiyi sonuna kadar kullanması gerektiğini belirten Birkan, “Buna rağmen hassasiyetlerimiz hiçe sayılır ve bir netice alınamazsa biz diyoruz ki, bu devletin yöneticileri gerekenleri yapsınlar ve bilsinler ki bu coğrafyanın insanları Çanakkale misali tek vücut olup ülke topraklarının her karışını şehit kanıyla sulamaya hazırdır.” ifadelerini kullandı.

Kilis’te siyasi parti temsilcileri Esed rejimi unsurlarının saldırılarını kınadı

Kilis’te siyasi parti temsilcileri, Suriye’nin İdlib kentinde, 33 askerin şehit edildiği Esed rejimi unsurlarının saldırısını protesto etti.

AK Parti Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in davetiyle Öğretmenevi Konferans Salonu’nda bir araya gelen AK Parti, CHP, MHP, Saadet Partisi, İYİ Parti, Hür Dava Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Yeniden Refah Partisi il temsilcileri saldırıyı kınadı.

Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan programda İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu.

Temsilcilerin Türk bayrağı temalı rozetler taktığı programda konuşan Dülger, acılarının büyük olduğunu belirterek, “Milletimizin başı sağolsun.” dedi.

Saldırıyı kınadıklarını bildiren Dülger, şehitlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Kilis’in yaklaşık 8 yıldır sınırın hemen diğer tarafında olayları en yakından yaşayan kent olduğunu anlatan Dülger, “Kilis’in temsilcileri olan bizler, yaşadığımız bu sürecin ve içinde bulunduğumuz durumun acilen son bulması, yeni dramların oluşmaması için tek yolun kahraman Türk ordusunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendisine verilen görevleri her zaman olduğu gibi bundan sonra da üstün başarıyla gerçekleştirmesiyle mümkün olacağına olan inancımız tamdır.” diye konuştu.

Dülger, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de “Her Türk asker doğar” gerçeğinden hareketle gerekirse yediden yetmişe kadın erkek demeden şehit olmaya hazır beklediklerini ifade ederek, “Bunu şanlı tarihe bir not düşmek, aynı zamanda şanlı ecdadımızın da ahirette yüzlerine bakabilmenin bir gereği olarak görüyoruz.” ifadesini kullandı.

Elazığ’da öğrenciler Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığını ziyaret etti

Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde öğrenciler, Suriye’nin İdlib kentinde Esed rejimi unsurlarının hava saldırısı sonucu 33 askerin şehit düşmesi dolayısıyla İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığını ziyaret etti.

İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Kovancılar İmam Hatip Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri İdlib şehitleri için başsağlığı dilemek ve kahraman Mehmetçiğe destek olmak amacıyla İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığına ziyarette bulundu.

İl Jandarma Komutanlığı personeli, ziyarete gelen öğretmen ve öğrencilere şeker ikram etti, bu anlamlı ve duygu dolu ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Manisaspor profesyonel liglere veda etti

Cts Şub 29 , 2020
MANİSA (AA) – TFF 3. Lig 1. Grup'un 26. hafta mücadelesinde sahasında Şile Yıldızspor'a 3-0 mağlup olan Manisaspor, ligin bitimine 8 hafta kala Bölgesel Amatör Lig'e düştü. Şile Yıldızspor, Manisa 19 Mayıs Stadı'ndaki ilk yarısı golsüz eşitlikle sona eren mücadeleyi, ikinci yarıda Semih Ergün'ün (2) ve İbrahim Can Köse'nin golleriyle […]
Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyelinin en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Günlük basılı veya TV reklamları sadece belirli bir kesime, bölgeye, sınırlı sayıda ve belirli saniyelerde görülür ve o saniye unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle Markanızı, İşyerinizi EUTURKHABER'de değerlendirin. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yaparak ve sizi doğrudan firmanıza yönlendirerek sizi arayan potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump