Aile içi şiddetin ergenlerin şiddet eğilimine etkisi

Toplumsal Mesaj: Bu makalede aile içi şiddetin ergenlerin şiddet eğilimlerindeki etkisi incelenmiştir. Aile içinde şiddet ikliminde yetişen çocukların daha fazla şiddet eğilimi sergiledikleri bulunmuştur. Ergenlerin şiddeti bir yöntem olarak uygulamaları veya şiddete maruz kalmalarının önlenmesi, ileride anne-baba olacak bu kişilerin, şiddeti bir çözüm olarak benimsemelerinin önüne geçilmesinde etkili olacaktır.

—–

Prof.Dr. Yusuf GENÇ
(Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi
Toplumsal Gelişme ve Sosyal Politika Anabilim Dalı Başkanı)

Özet: Aile içindeki şiddet ortamlarında yetişen çocuklar, şiddeti bir problem çözme mekanizması olarak öğrenmekte ve aile dışındaki yaşantılarında sorunlarını şiddet davranışıyla çözmeye çalışmakta olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada aile içinde şiddet ikliminde yetişen ergenlerin, şiddet davranışlarındaki etkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Antalya il merkezdeki liseleri temsilen seçilen 2.383 lise öğrencisine alan taraması uygulanmıştır.

Makalede öğrencilerin aile içi şiddete maruz kalmaları ile sosyal çevrelerine sözel ve fiziksel şiddet uygulamaları arasındaki ilişkiler ortaya konulmuştur. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre; lise öğrencilerinden anne ve babalarının fiziksel şiddetine maruz kalanlar, şiddet görmeyenlere göre başkalarına daha fazla fiziksel ve sözel şiddet uygulamakta; hayvanlara daha fazla şiddet uygulamakta; daha fazla kızgınlık, saldırganlık ve öfke duygusu hissetmekte ve kendine daha fazla zarar vermektedirler.

Aynı şekilde ebeveynler arasında şiddete tanıklık eden gençler, tanıklık etmeyenlere göre daha fazla sözel ve fiziksel şiddet eğilimi göstermekte; kızgınlık, saldırganlık ve öfke duygusunu daha fazla hissetmekte, kendilerine daha fazla zarar vermekte ve hayvanlara daha fazla şiddet uygulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, Şiddet kültürü, Şiddet iklimi, Aile içi şiddet

Bu çalışma şiddetin, şiddet gören veya şiddete tanıklık eden bireyler tarafından daha kolay uygulandığını ve şiddeti doğuran değişkenleri en küçük toplumsal yapı olan aile perspektifinden olgusal olarak ortaya koymaya odaklanmaktadır. Özellikle lise öğrencileri arasındaki şiddet kültürü olarak nitelendirilebilecek birtakım olguların, kendi şiddet içerikli davranış ve duyguları arasındaki ilişkileri üzerinde durulmaktadır.

Sosyalizasyon temelde aile ile başlayan bir süreçtir. Çocukların ailelerinden gördükleri ve dolayısıyla onlardan aldıkları kültür, zamanla kendi davranışlarına yerleşir. Kızmaz (2006a: 53) çocuğun aile içerisindeki sosyalleşme sürecinde etkili olan sorunları; ailenin yoksul olması, eğitim düzeyinin düşüklüğü, ilgili olma düzeyinin düşüklüğü, ebeveynler arasındaki çatışma, aile içi şiddet, boşanma gibi nedenlere bağlamaktadır.

Kişilerin kendi eylemlerinin temelinde, ailelerinden sosyalleşme süreci boyunca edinmiş oldukları tutum ve davranış biçimleri etkilidir. Şunu belirtmek gerekir ki toplumsal olguların nedenleri çok boyutlu olarak açıklanmalıdır. Tek nedenli toplumsal olgu açıklamaları nispeten zayıf açıklamalardır.

Bu konuda yapılan araştırmalar şiddeti besleyen ana faktörleri; aile ve çevre, eğitim seviyesi ve medya olmak üzere üç temel noktada toplamaktadır (Ayan, 2006). Aile içi şiddete tanık olan çocuklarda meydana gelen psiko-sosyal sonuçların ele alındığı araştırmalarda, aile içi şiddete tanık olanların tanık olmayanlardan daha fazla olumsuz davranışlar sergiledikleri gözlemlenmiştir (Haskan ve Yıldırım, 2012).

Davranışların şiddet içerip içermediği ve sorunların nasıl çözüleceği toplumların kültürleriyle beslenmektedir. Özellikle çocukların bu konudaki eğilimleri aile içindeki davranış kalıplarının şekliyle oluşmaktadır. Sorunların çözümünde ailenin tercihi şiddetten yana ise, çocuklar da sosyal ortamlarında bunu tercih etmektedir.

Bu sınırlı çalışmada şiddetin sadece sözel ve fiziksel yönüne dikkat çekilmiştir. Diğer şiddet çeşitleri kapsam dışında tutulmuştur. Gençler okul döneminde daha çok bu şiddet çeşitlerine maruz kalmakta ve bu şiddet çeşitleri daha yaygın yaşanmaktadır. Bunun dışında sosyal, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet türleri de toplumun diğer katmanları tarafından işlenebilmektedir.

Günümüzde şiddetin şiddeti doğurduğuna ilişkin genel bir kanı vardır. Şiddet öğrenilmiş bir davranış biçimidir. Çocuklar, başta anne babalarından olmak üzere, şiddet görmüşlerse veya bir biçimde şiddete şahit olmuşlarsa kendi hayatlarında da şiddet içeren davranışlara veya şiddet kapsamında değerlendirilebilecek duygulara daha yatkın olma ihtimalini barındırmaktadır.

Bu çalışmada şiddet kültürü olarak nitelendirilecek temelde üç farklı durum araştırmaya konu edilmiştir. Bunlar; kişilerin annelerinden fiziksel şiddet görme sıklığı, babalarından fiziksel şiddet görme sıklığı ve ebeveyn şiddetine tanıklık etmiş olmalarıdır. Bununla birlikte gençlerin başkalarına sözel ve fiziksel şiddet uygulaması, hayvanlara zarar vermesi, kendine zarar vermesi ve kızgınlık-öfke-saldırganlık duygularına kapılması şeklinde şiddetle ilgili davranış ve duyguları araştırılmıştır.

1.1. Şiddet ve Ergenler

Şiddet; başkasına kötülük yapmak ve acı çektirmek maksadıyla zarar vermek, fizikî ve/veya psikolojik olarak eziyet etmektir. Bir birey veya grup tarafından diğer bireylere karşı fizikî güç kullanımı veya kullanma tehdididir. Kuvvet tutkusu, nefsanî duygular, ilkel dürtüler gibi sebeplerle kişilerin, başkaları üzerinde uyguladıkları kaba kuvvettir (Genç ve Seyyar, 2010). Dünya sağlık örgütü şiddeti; “bireyin kendisine, başkasına, belirli bir topluluk veya gruba yönelik yaralama, ölüm, fiziksel zarar, bazı gelişim bozuklukları veya yoksunluk ile sonuçlanabilen, tehdit ya da fiziksel zor kullanmaktır” şeklinde tanımlamaktadır (Krug vd. 2002: 5).

Şiddet kavramı sertlik, sert ve katı davranış, kaba kuvvet kullanma olarak tanımlanır. Şiddet olayları ise; insanları sindirmek, korkutmak için yaratılan olay ya da girişimler olarak tanımlanmaktadır (Ünsal, 1996: 29).

Şiddet olgusunu ortaya çıkaran ve şiddet içeren davranışlara kaynaklık eden faktörler; bireysel, ailevi, toplumsal ve okula ilişkin faktörler olarak sayılabilir. Aileye ilişkin faktörler; ebeveyn denetim/gözetiminin yetersizliği, çocukların sosyalleşmelerinde ebeveyn katılımının yetersizliği, ebeveyn disiplininin yetersizliği, aile bireyleri arasında kriminal davranışın varlığı, ebeveynlerin çocuklarına kötü muamelede bulunmaları veya onları ihmal etmeleri ve ebeveynler arasındaki ilişkilerinin zayıflığı, ebeveynlerin boşanmaları ve ayrılmaları (Buka ve Earls, 1993) olarak sayılabilir.

Bir takım toplumsal faktörler okuldaki şiddet içeren davranışları etkileyerek, öğrencilerin okullarda şiddet uygulama isteklerini artırmaktadır. Bu faktörler; “silahların varlığı veya silahlara kolay bir biçimde sahip olunabilme, uyuşturucuyu elde edebilme ve kullanma, şiddetin yaygınlığı, suçlu arkadaş grubunun varlığı/çete oluşumları, kitle iletişim araçlarının etkisi, şiddet davranışının sıradan ve normal olarak görülmesini sağlayan kültürel yapının varlığı” (MEB, 2008: 9) şeklinde sıralanabilir. Şiddet ve şiddeti öğrenme alanlarının yaygınlığı şiddet uygulamayı da kolaylaştırmaktadır.

Alex Molnar ve Barbara Lindquist’in 1995 yılında ABD’de yaptıkları çalışmaya göre şiddetin nedenleri, sefalet, aile ortamından kopukluk, çocuklara yapılan tacizler, şiddet içeren kültür, materyalist kültür ve baskıdır (Akt. MEB, 2008: 7). Çocuklar öncelikle aile içinde sosyalleşmektedir. Bu sosyalleşme aşamasında çocuklar kendilerini bağımlı hissettikleri ailelerinde ve güvendikleri ebeveynlerinde gördükleri davranışları doğru olarak kabul edip buna göre davranışlarını şekillendirmektedirler.

Böylece aile içindeki şiddet davranışları çocuklar tarafından benimsenmekte, şiddet adeta aile içinde kendini yeniden üretmektedir. Özellikle aile içinde görülen şiddet, şiddet içeren bilgisayar oyunları ve filmler çocukların bu alana ilgisi artırmaktadır.

Ergenler arasında şiddet içeren olayların artması bu konuda yapılan çalışmaları artırmış ve sosyal bilimcileri bu alanda daha fazla saha çalışması yapmaya yönlendirmiştir. Bu çalışmaların ortaya koyduğu sonuçlar, özellikle aile içi şiddet ve çocuk şiddetinin önlenmesi için bir dizi politika geliştirilmesine ve uygulamaya konulmasına neden olmuştur. Türkiye’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bu alandaki proje ve uygulamaları sorunun tespitinde ve çözümüne yönelik politikalar belirlenmesinde oldukça etkili olmaktadır.

1.2. Aile İçi Şiddetin Çocuk ve Ergenlere Yansıması

Şiddetin ailede başladığı dikkate alındığında şiddet çeşitlerinin çoğunun çocuklara uygulanabildiğinden bahsedilebilir. Aile içi şiddet; eşler arası, anne-baba arası veya ebeveyn-çocuklar arası (anne ve/veya babanın çocuklarına karşı veya çocukların ebeveynine karşı şiddet) meydana gelen fizikî, sözel veya psikolojik anlamda güç ve kuvvet kullanımının bütünüdür (Genç ve Seyyar, 2010: 22).

Fiziksel (bedensel) şiddet, bir insana tekme tokat atmak, dövmek, el-kol bükmek, yumruklamak, iterek yere düşürdükten sonra tekmelemek, yere ya da duvara fırlatmak, bedenlerine sigara söndürmek, saç çekmek, ısırmak ve tükürmek, kişinin kafasını duvara çarpmak gibi çok farklı biçimlerde kendini gösterebilmektedir. Fiziksel şiddetin etkisi, yaptırımı ve geri dönüşümü çok daha hızlı olduğu için, şiddet uygulayarak erken sonuç almak isteyenler genellikle fiziksel şiddeti seçmektedir.

Aile içinde de en sık başvurulan şiddet çeşidi fiziksel şiddet olmaktadır. Fiziksel şiddetin yaşandığı ailelerde yetişen çocuklar, şiddete ister maruz kalmamakla birlikte, sadece şahit olsalar dahi, bu şiddet ortamının ‘kurbanı’ olarak görülebilir. Edleson, aile içindeki şiddete görsel ya da işitsel olarak tanık olan çocukları “sessiz”, “unutulmuş” ya da “görünmez” kurbanlar olarak nitelendirmektedir (1999).

Şiddet davranışı ve aile ile ilişkisi hakkında çok sayıda değişkenden söz edilebilir. Ebeveyn denetimin/gözetiminin yetersizliği, çocukların sosyalleşmelerinde ebeveyn katılımının yetersizliği; ebeveyn disiplininin yetersizliği, aile bireyleri arasında kriminal davranışın varlığı, ebeveynlerin çocuklarına kötü muamelede bulunmaları veya onları ihmal etmeleri, eşler arasındaki evlilik ilişkilerinin zayıflığı, ebeveynlerin boşanmaları ve ayrılmaları gibi değişkenler şiddet davranışı ve aile ilişkisinde öne çıkan temel sorun alanları olarak nitelendirilebilir (Buka ve Earls,1993).

Genç ve Seyyar (2010: 23), aile içi şiddeti artıran bireysel, ailevi, sosyal ve ekonomik birçok faktörden bahsetmektedirler. Bu faktörler, ebeveynlerden veya çocuklardan en az birisinin aşırı biçimde alkol ve(ya) uyuşturucu kullanması, eşler arasında geçimsizlik, eşlerin birbirlerini aldatması ve aile birliğini sarsmaları, ailenin sürekli ve yeterli gelire sahip olmaması, ailenin sosyal destekten yoksun olması, kamusal sosyal yardım ve sosyal pedagojik hizmetlerinden hiç ya da yeterince yararlanamaması, elverişsiz barınma mekânları, çevrenin mimarî ve sosyal açıdan şiddete yönlendirici nitelikte olması, şiddetin toplumda ve özellikle yakın sosyal çevrede benimsenmesi ve yeterince yadırganmaması, annenin hamilelik döneminde stres altında olması ve psikolojik sorunlarını çözememiş olması şeklinde özetlenebilir.

Ebeveynlerin şiddet eğilimleri ve olayları çözme yöntemleri çocuklar için önemli bir rehber ve rol model olarak algılanmaktadır. Gençler çevresindeki modellerin kendi saldırganlık dürtülerini nasıl dizginlediğini gözleyerek ve onlara öykünerek kendi davranış biçimlerini geliştirmektedirler (Sever, 2002). Yapılan araştırmalar, aile içi etkileşimin ve iletişimin bozulmasının özellikle erkek çocuklarında şiddet riskini arttırdığını göstermiştir.

Evlilikle veya aile içinde anlaşmazlık ve çatışma ve suç işleyen ebeveyn, akraba, akran ve kardeşlerin olması gençleri şiddete yönlendirebilmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali önemli risk faktörleri arasında sayılmakta, ailenin çocuklardan beklentilerinin net olmaması, yetersiz gözetim ve yönlendirme, uygunsuz, tutarsız aile disiplini de gençleri şiddet davranışlarına ve suça iten etkenler arasındadır (Ögel vd., 2005: 11).

Şiddet öğrenilen bir davranıştır ve ‘erken yaşlarda öğrenilen şiddeti önlemeye yönelik çabaların yine erken yaşlarda yoğunlaştırılması’ gerekmektedir (Kızmaz, 2006a: 62). Erken yaşta öğrenilen olumsuz davranış, tutum ve duyguların birey üzerinde kalıcı iz bırakma riski, ileri yaşlara oranla daha yüksek olmaktadır. Bu nedenle şiddet davranışının erken yaşlarda veya çocukluk döneminde ortaya çıkan ve sonraki dönemlerde devam eden ve giderek kronikleşme eğilimi gösteren bir fenomen olduğu anlaşılmaktadır.

1.3. Okullarda Şiddetin Çocuk ve Ergenlere Yansımaları

Okulda şiddet, okul ortamı üzerinde olumsuz sonuçlar üreten, öğrencilerin öğrenme süreçlerine zarar veren, onların gelişimlerini engelleyen saldırgan ve suç benzeri davranışlar (Furlong ve Morrison, 2002: 25) olarak tanımlanabilir. Okullarda şiddet ve şiddeti tetikleyen etmenler oldukça fazladır. Okullarda şiddeti tetikleyen faktörler; kişilik bozukluğu, dürtüsellik ve hiperaktivite, psikiyatrik rahatsızlıklar, saldırganlık ve madde kullanımı, aile içi şiddet, çocuk istismarları, ailenin madde kullanımı, etkili olmayan çocuk yetiştirme tarzları, ailesel faktörler, akademik başarısızlık, okul çete grupları, cinsiyet grubuna yönelik ön yargılar, akran reddi, medyada ki şiddet görüntüleri, silaha kolay ulaşma gibi birçok kategoriyi içine almaktadır (Balkıs, Duru ve Buluş, 2005).

Lise öğrencileri fiziksel şiddetin çok farklı boyutları ile karşılaşabilmektedir. Özcebe, Üner ve Çetik’in 2004 yılında Ankara’daki 400 lise öğrencisi üzerinde yaptıkları araştırma lise öğrencilerinin uyguladıkları ve/veya maruz kaldıkları şiddetin boyutlarını ortaya koymuştur. Araştırmaya göre öğrencilerin %19,8’i çakı, bıçak, kurusıkı tabanca veya tabanca taşıdığı, %8,8’nin şiddet uyguladığı, %16,1’nin şiddete maruz kaldığı, %20,6’sının ise hem şiddete maruz kaldığını hem de şiddet uyguladığı belirlenmiştir (Terzi, 2007: 75).

Tezcan (1996: 106-107) okullarda meydana gelen şiddet olaylarının sebeplerini belirlemek amacıyla yaptığı alan araştırmasında, şiddeti doğuran nedenleri ortaya koymuştur. Buna göre okullardaki şiddetin temel nedenleri; kız arkadaş sorunu, katı öğretmen davranışları, medyanın etkisi, yoksulluk, boş zaman değerlendirme olanaklarının yetersizliği, polis muhbirliği, nedensiz şiddet olayları ve disipline yönelik olaylardan kaynaklanmaktadır.

Lise öğrencileri arasında yapılan bir diğer araştırmada ise, kız ve erkek öğrencilerin okulda ve aile içinde fiziksel şiddet yaşadıklarını; kızların aile içi şiddete, erkeklerin ise okul içi şiddete daha fazla hedef olduklarını belirlenmiştir (Yavuz ve ark. 2003). Okuldaki şiddetin uygulayan ve uygulanan kişilere göre farklı boyutları olabilmektedir.

Şiddet sadece öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları boyutu ile sınırı kalmamakta, öğrenci-öğretmen, öğrenci- yönetici arasında yaşanan sözlü ve fiziksel şiddet biçiminde de tezahür edebilmektedir. Tural’a göre çocuklar ve gençlerin, toplumsal, ekonomik ve kültürel yapı ile ilişkisini kuran eğitim sistemi ve okullar söz konusu olduğunda, okula taşınan şiddet, okulda üretilen şiddet, şiddet uygulayan gruplar, şiddetin uygulandığı gruplar, şiddete karşı direnme ve önleme mekanizmaları gibi bir dizi olgu üzerinde yeniden düşünmek gerekmektedir (2006: 239).

Öğrencilere sorunlarını konuşarak ve uzlaşarak çözme kültürünün verilmesi, eğitim kurumlarının da bu kültürün öğrenildiği, sorunların şiddet değil diyalog ile çözüldüğü yerler olması beklenirken, bunun henüz gerçekleşmemiş olduğu açıktır (Genç, 2016: 56) Eğitim sistemi ya da okul kültürünün ürettiği değer ve normları, iktidar ilişkilerinin beslediği davranış kalıplarını, eğitim olanaklarının sunumu açısından okullar arası, hatta okul içi ayrışmaların dinamiklerini incelemek, okuldaki “insanın sağlığına ve refahına etki” eden şiddetin yönelimini, düzeyini kavramak ve engellemek açısından önemli olacaktır.

2. YÖNTEM VE TEKNİK

2.1. Araştırma Modeli

Bu çalışmada, şiddet kültürünün açıklanabilmesi amacıyla; Hayat Boyu Eğitim Vakfı’nın (HEGEM), 2014 yılında Antalya il merkezindeki lise öğrencilerini temsilen seçilen 2.383 öğrenciye uygulanan araştırmasının verileri kullanılmıştır. Yüz yüze görüşme yoluyla uygulanan soru formu aracılığıyla, Antalya’daki lise öğrencilerinin annelerinden ve babalarından fiziksel şiddet görme sıklığı ve onların şiddetine tanıklık etme sıklığı sorulmuştur. Bununla birlikte kendilerinin şiddet içeren davranış ve duygularının sıklığı da sorularak ikili ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır.

Katılımcıların öncelikle sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgiler paylaşılmış olup; cinsiyet ve gelir durumu değişkenleriyle şiddet arasındaki ilişki incelenmiştir. Son kısımda ise anne fiziksel şiddeti, baba fiziksel şiddeti ve ebeveyn şiddetine tanıklık ile şiddet arasındaki ilişkinin tespitine çalışılmıştır.

2.2. Evren ve Örneklem

Araştırmanın evreni Antalya il merkezindeki liselerde öğrenim gören öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemi, Antalya il merkezindeki Sağlık/Meslek/Teknik Lisesi; İmam Hatip Lisesi; Genel/Anadolu Lisesi ve Fen/Sosyal/Öğretmen Lisesi okul türlerinden öğrenim gördüğü sınıfa ve okul türüne göre tabakalandırılarak seçilen 1450 kız öğrenci ve 933 erkek öğrenci olmak üzere toplam 2383 lise öğrencisidir.

2.3. Verilerin Toplanması ve Çözümlenmesi

Verilerin toplanmasında yapılandırılmış bir soru formu (anket) kullanılmış olup; elde edilen veriler SPSS aracılığıyla işlenmiş ve çözümlenmiştir. Elde edilen verilerin analiz ve yorumlanmasında betimleyici istatistikler ve ki-kare istatistik tekniği kullanılmıştır. Bu makalede araştırmanın tüm verileri kullanılmamıştır.

3. BULGULAR VE YORUM
3.1. Demografik Özellikler

Lise öğrencilerinin yüzde 7,7’si ailenin tek çocuğu iken yüzde 45,4’ü iki kardeş, yüzde 26,9’u üç kardeş, yüzde 20,1’i üçten fazla kardeşe sahiptir. Aile durumları açısından katılımcıların yüzde 86,7’si anne-baba ile birlikte yaşayan düzenli aileye sahiptir.

Gelir durumu yönünden ise öğrencilerin yüzde 80,2’sinin ailelerinin gelir durumunu iyi olarak görmektedir. Yüzde 3,2’si gelir durumunu çok iyi olarak görmekteyken; yüzde 16’sı ise ailesinin gelir durumunu kötü veya çok kötü olarak görmektedir.

Katılımcıların ailelerinde yüzde altmışa yakınında yalnızca baba bir işte çalışarak ailenin geçim yükünü tek başına taşımakta; yüzde 27,4’ünde anne-babanın ikisi de çalışmaktadır. Yalnızca anne çalışma oranı yüzde 4,6; ikisinin de çalışmama oranı 8,1’dir. Az bir bölümü işsiz iken sadece annenin çalıştığı babanın çalışmadığı aileler de vardır.

3.2. Gençlerin Şiddet Eğiliminde Demografik Faktörlerin Etkisi

Gençlerin cinsiyeti ile başkalarına sözel şiddet uygulaması arasında, başkalarına fiziksel şiddet uygulaması arasında, hayvanlara şiddet uygulaması arasında, saldırganlık ve öfke duyguları arasında, kendine zarar verme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı (p<0,05) bir fark saptanmıştır.

Erkekler, kızlardan daha fazla sözel şiddet uygulamaktadır. Cinsiyetlerine göre öğrencilerin başkalarına sözel şiddet uygulama durumuna bakıldığında kız öğrencilerin yüzde 71,5’inin sözel şiddet uyguladığı görülmekteyken; erkeklerde bu oran yüzde 75,1’dir.

Cinsiyete göre başkalarına fiziksel şiddet uygulama durumuna bakıldığında, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha fazla uygulamış olduğu görülmektedir. Kız öğrencilerin yarıya yakını (yüzde 45,6) fiziksel şiddet uygulamışken, erkek öğrencilerde bu oran yüzde 66’nın üzerindedir.

Hayvanlara zarar verme davranışına cinsiyet değişkeni açısından bakıldığında kız öğrencilerin daha düşük oranda bu tip davranışlar gösterdiği görülmektedir.
Cinsiyet değişkenine göre kızgınlık, saldırganlık ve öfke duygularını yaşama durumuna bakıldığında kız öğrencilerin daha yüksek oranda bu duyguları yaşadığı, erkek öğrencilerden daha fazla öfke, saldırganlık ve kızgınlık duygusuna sahip oldukları görülmektedir.

Öğrencilere geçmişte kendilerine zarar verme davranışları (elini, kafanı bir yere vurma, saçını yolma, kendini jiletleme vb. bir şekilde) sorulmuş olup cinsiyet değişkenine göre fark anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Buna göre kız öğrencilerin daha yüksek bir oranla bu tip davranışlar sergilemiş olduğu belirlenmiştir. Bir önceki verilere göre kız öğrencilerin daha çok öfke duygusuna sahip olduğu bulgusundan hareketle kendine zarar verme istatistiğinin erkeklerden yüksek olması ayrıca yorumlanması gereken önemli bir veridir.

Araştırmada gelir durumuna göre dörtlü bir kategorizasyon yapılmış olup (çok iyi, iyi, kötü, çok kötü), öğrencilerden ailelerinin gelirini öznel biçimde değerlendirilmesi istenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin geliri ile başkalarına sözel şiddet uygulaması arasında, başkalarına fiziksel şiddet uygulaması arasında, hayvanlara şiddet uygulaması arasında, saldırganlık ve öfke duyguları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark (p>0,05) tespit edilememiştir.

Sadece aile geliri ile kendine zarar verme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark (p<0,05) vardır. Gelir düzeyi kötüleştikçe gençlerin kendilerine yönelik zarar verici davranışı artmaktadır. Gelir durumu çok kötü olanların yüzde 44,4’ü (en yüksek oranda) kendine zarar verici davranışlarda bulunmuşken, gelir durumu iyi olan katılımcıların sadece yüzde 27,5’i (en düşük oranda) kendilerine zarar verici eylemler göstermişlerdir.

3.3. Gençlerin Şiddet Eğiliminde Ebeveyn Şiddetinin Etkisi

* Şiddete maruz kalma ya da şiddete tanıklık “haftada bir” sıklığı dikkate alınarak yorumlanmıştır. Ebeveyn şiddeti, “haftada bir” maruz kalınmasının “hiç” maruz kalınmamasına göre karşılaştırılarak ele alınmıştır. Kullanılan veriler eğik olarak verilmiştir.

Anne Şiddetine Maruz Kalma

Annelerin fiziksel şiddetine maruz kalma, öğrencilerin şiddet ile ilişkilerinde temel bir belirleyici olarak tespit edilmiş ve tüm değişkenler ile anlamlı bir ilişkisi (p<0,05) olduğu ortaya koyulmuştur. Annelerin fiziksel şiddetine maruz kalan liseli öğrenciler, başkalarına daha fazla sözel ve fiziksel şiddet uygulamakta, hayvanlara daha fazla şiddet uygulamakta, daha fazla saldırganlık ve öfke duyguları beslemekte ve kendilerine daha fazla zarar vermektedirler.

Annenin fiziksel şiddetine maruz kalan lise öğrencileri (%84,7, çok fazla kalan), şiddetine maruz kalmayanlara (%64,4) göre başkalarına daha fazla sözel şiddet uygulamaktadır. Başkalarına fiziksel şiddet uygulama durumlarına bakıldığında ise, annenin fiziksel şiddetine maruz kalanlar (%69,6, çok fazla kalan), şiddetine maruz kalmayanlara (%44,5) göre başkalarına daha fazla fiziksel şiddet uyguladıkları görülmektedir.

Türkiye’de 2006-2007 öğretim yılı ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin şiddetle karşılaşma durumu incelendiğinde, öğrencilerin son üç ay içerisinde; %22’sinin fiziksel şiddet, %53’ünün sözel şiddet, %36,3’ünün duygusal şiddet, %15,8’inin cinsel şiddet ile karşılaştığı görülmektedir.

Aynı yıl ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin şiddet uygulaması incelendiğinde, öğrencilerin son üç ay içerisinde; %35,5’i fiziksel şiddet, %48,7’si sözel şiddet, %27,6’sı duygusal şiddet, %11,7’sinin cinsel şiddet uyguladığı belirlenmiştir (MEB, 2008: 4). Bu veriler de şiddet gören gençlerin aynı şekilde şiddet uyguladığını göstermektedir. Şiddet gören ve şiddet uygulayanlar arasındaki oranlama da %15’lik bir sapma görülmektedir.

Annenin fiziksel şiddetine maruz kalanlar (%39,4, çok fazla kalan), şiddetine maruz kalmayanlara (%14,4) göre hayvanlara daha fazla şiddet uygulamaktadır. Annenin fiziksel şiddetine maruz kalanlar (%92,9, çok fazla kalan), şiddetine maruz kalmayanlara (%85,7) göre daha fazla öfke, kızgınlık ve saldırganlık hissetmektedir.

Annenin fiziksel şiddetine maruz kalanlar (%43,6, çok fazla kalan), şiddetine maruz kalmayanlara (%23,6) göre kendine daha fazla zarar vermektedir.

Baba Şiddetine Maruz Kalma

Baba fiziksel şiddetine maruz kalma ile lise öğrencilerinin başkalarına sözel şiddet uygulaması arasında, başkalarına fiziksel şiddet uygulaması arasında, hayvanlara şiddet uygulaması arasında, saldırganlık ve öfke duyguları arasında, kendine zarar verme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark (p<0,05) bulunmuştur.

Babanın fiziksel şiddetine maruz kalan öğrenciler (%83,5 -çok fazla kalan-), maruz kalmayanlara (%67,9) göre başkalarına daha fazla sözel şiddet uygulamaktadır. Babanın fiziksel şiddetine maruz kalan öğrenciler (%74,7, çok fazla kalan), maruz kalmayanlara (%47,3) göre başkalarına daha fazla fiziksel şiddet uygulamaktadır. Çocukluğunda aile içinde şiddet gören erişkinlerin daha fazla şiddet uygulamaları, şiddeti ortaya çıkaran ya da destekleyen nedenler olarak sıralanabilmektedir (MEB, 2008: 6).

Babanın fiziksel şiddetine maruz kalan öğrenciler (%42,7, çok fazla kalan), maruz kalmayanlara (%17) göre hayvanlara daha fazla şiddet uygulamaktadır. Babanın fiziksel şiddetine maruz kalan öğrenciler (%90-çok fazla kalan-), maruz kalmayanlara (%87,9) göre daha fazla öfke, kızgınlık ve saldırganlık hissetmektedir. Babanın fiziksel şiddetine maruz kalan öğrenciler (%56, çok fazla kalan), maruz kalmayanlara (%25,4) göre kendine daha fazla zarar vermektedir.

Ebeveynler Arası Şiddete Tanıklık

Ebeveynler arası şiddete (eş şiddeti) tanıklık ile lise öğrencilerinin başkalarına sözel şiddet uygulaması, başkalarına fiziksel şiddet uygulaması, hayvanlara şiddet uygulaması, saldırganlık ve öfke duyguları, kendine zarar verme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık (p<0,05) bulunmuştur.

Anne-babalarının şiddetine tanıklık eden öğrenciler (%87,5, çok fazla kalan), ebeveynler arası şiddete tanıklık etmeyenlere (%70) göre başkalarına daha fazla sözel şiddet uygulamaktadır. Ebeveynlerinin şiddetine tanıklık eden öğrenciler (%75,4, çok fazla kalan), ebeveynler arası şiddete tanıklık etmeyenlere (%49,8) göre başkalarına daha fazla fiziksel şiddet uygulamaktadır.

Kızmaz’a göre aile içi şiddetin varlığı, gelecekteki şiddet davranışının güçlü bir göstergesi olarak görülebilmekte, bu çerçevede şiddet davranışı gerçekleştiren bireylerin, şiddet davranışını sergilemeyenlere nispeten daha çok şiddet davranışının sergilendiği ortamlarda büyüdükleri (2006b: 258) görülmektedir.

Ebeveynler arası şiddete tanıklık eden öğrenciler (%45,3, çok fazla kalan-), ebeveynler arası şiddete tanıklık etmeyenlere (%18,2) göre hayvanlara daha fazla şiddet uygulamaktadır.

Anne-babalarının kendi aralarındaki şiddete tanıklık edenler (%90,6, çok fazla kalan), ebeveynler arası şiddete tanıklık etmeyenlere (%88,3) göre öfke, kızgınlık ve saldırganlık duygularını daha fazla hissetmektedir. Anne-babalarının şiddetine tanıklık eden öğrenciler (%49,2, çok fazla kalan), ebeveynler arası şiddete tanıklık etmeyenlere (%24,4) göre kendine daha fazla zarar vermektedir.

Kısaca ebeveynlerinin fiziksel şiddetine maruz kalan ve ebeveynleri arasındaki şiddete tanık olan lise öğrencileri, ebeveyn şiddetine maruz kalmayan ve ebeveyn şiddetine tanıklık etmeyenlerden daha fazla başkalarına ve kendine zarar vermekte, daha fazla şiddet davranışı sergilemektedir.

4. SONUÇ ve ÖNERİLER

Antalya il merkezindeki lise öğrencilerine uygulanmış olan alan taramasında, öğrencilerin demografik özellikleri, şiddet tecrübeleri ve şiddet davranış ve duygularına ilişkin sorular sorulmuştur. Bu çalışmadan elde edilen veriler, istatistiksel yöntemler ile analiz edilmiştir. Şiddetin şiddeti doğurduğu söylemi, bu bilimsel araştırma ile incelenmiş ve sözel ve fiziksel şiddetin yaygın olduğu ortamlarda yetişen kişilerin, başkalarına, hayvanlara, kendilerine karşı şiddet uygulamaya ve şiddet uygulamayı düşünmeye daha eğilimli oldukları anlaşılmıştır.

Araştırmada lise öğrencilerinin aile içi şiddete maruz kalmaları, onlara şiddeti bir yöntem olarak uygulamayı öğrettiği yani bir anlamda, şiddetin bir davranış ve duygu olarak kendini ürettiği ve şiddet kültürü doğurduğunu ortaya koyulmaktadır.

Şiddet kültüründe büyüyen/yetişen lise öğrencileri, daha fazla şiddet eğilimi sergileyerek bir anlamda şiddet sarmalının kurbanları olmaktadırlar. Böylece şiddete maruz kalan öğrenciler başkalarını da şiddet mağduru yapmakta ve sonuçta kendileri de şiddet kültürünün mağduru olmaktadırlar. Çocukların ve gençlerin şiddeti bir yöntem olarak uygulamaları veya şiddete maruz kalmalarının önlenmesi, ileride anne-baba olacak bu kişilerin, şiddeti bir çözüm olarak benimsemelerinin önüne geçilmesinde etkili olacaktır.

Lise öğrencileri arasında görülen sözel ve fiziksel şiddetin azaltılabilmesi, şiddetin kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olarak yaşamasının önlenebilmesinin aile içi şiddetin kontrol altına alınması ve ebeveynlerin daha sorumlu olmaları ile doğrudan ilişkili olduğu aşikârdır.

Aileler çocuklarına şiddet uygularken çoğunlukla bunu terbiye aracı olarak kullanmaktadırlar. Ancak fiziksel şiddet sözün bittiği yerde başlar sözünden hareketle ebeveynlerin ikna, inandırma, bilinçlendirme, örnek olma, davranış geliştirme gibi yoları daha çok tercih etmeleri ve çocuklarına kalıcı davranışlar kazandırmaları oldukça önemlidir.

Yaptırım için zor kullanma ve aile içinde dengesiz güç olarak fiziksel şiddeti seçme, en kolay yoldur. Ebeveynler çocuklarına karşı daha fedakâr davranarak olgun, kalıcı ve eğitici davranış kalıpları geliştirmeleri ve dinleme ve konuşma becerilerini onların dillerinden ve duygularından hareketle kurgulamaları gerekmektedir.

Şiddet yolunun seçilmesi ileriki yaşlarda çocukların da her hangi bir yaptırım söz konusu olduğunda meşru ve makul olmayan bu kolaycılığı seçebileceği ve şiddet eğilimi gösterebileceği bilinci taşınmalı ve eğitim ve terbiye için meşru yollara başvurulmalıdır.

Kaynakça:
Ayan, S. (2006). Şiddet ve Fanatizm. Ç.Ü İktisadi İdari Bilimler Dergisi, 7 (2), 191-209.
Balkıs, M., Duru, E. ve Buluş, M. (2005). Şiddete Yönelik Tutumların Özyeterlilik, Medya, Şiddete Yönelik İnanç, Arkadaş Grubu ve Okula Bağlılık Duygusu İle İlişkisi. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ege Eğitim Dergisi, 83-97.
Buka, S. ve Earls, F. (1993). Early Determinants of Delinquency and Violence. Health Affairs, 12 (4), 46-64.
Edleson, JL (1999). Children’s Witnessing Of Adult Domestic Violence. J Interpers Violence, 14, 839-870.
Furlong, M. ve Morrison, G. (2002). The School in School Violence: Definitions and Facts. Journal of Emotional and Behavioral Disorders, 8 (2), 71-81.
Genç, Y. (2016). Gençleri Fiziksel Şiddete İten Sebepler, Öğrenme Yoları ve Şiddet Eğilimleri. The Journal of Academic Social Science Studies, 44, 51-62.
Genç, Y. ve Seyyar, A. (2010). Sosyal Hizmet Terimleri Sözlüğü. Sakarya: Sakarya Yayınevi.
Haskan, Ö. ve Yıldırım, İ. (2012). Şiddet Eğilim Ölçeğinin Geliştirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Eğitim ve Bilim, 37 (163), 165-177.
Kızmaz, Z. (2006a). Okullardaki Şiddet Davranışının Kaynakları Üzerine Kuramsal Bir Yaklaşım. C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, 30 (1), 47-70.
Kızmaz, Z. (2006b). Şiddetin Sosyo-Kültürel Kaynakları Üzerine Sosyolojik Bir Yaklaşım. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 16 (2). 247-267.
Krug, E. G., Dahlberg, L. L., Mercy, J. A., Zwi, A. B. ve Lozano, R. (2002). World Report on Violence and Health, Ceneva: World Health Organization.
MEB (2008). Öğrencilerin Şiddet Algısı. www.meb.gov.tr
Ögel, G., Tarı, I., Yılmazçetin, E. C. (2005). Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme. İstanbul: Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği Yeniden Yayınları.
Sever, S. (2002). Çocuk Kitaplarına Yansıtılan Şiddet: Milli Eğitim Temel Yasası ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Bağlamında Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 35 (1-2), 25-37.
Terzi, Ş. (2007). Okullarda Yaşanan Şiddeti Önleyici Bir Yaklaşım: Kendini Toparlama Gücü. Aile ve Toplum, 3 (9).
Tezcan, M. (1996). Bir Şiddet Ortamı Olarak Okul. Cogito, 6-7, Kış-Bahar.
Tural, K. N. (2006). Okul Kültürü İçinde Şiddet. Toplumsal Bir Sorun Olarak Eğitim Şiddet Sempozyumu. Ankara: Eğitimsen Yayınları.
Ünsal, A. (1996). Genişletilmiş Bir Şiddet Tipolojisi. Cogito, 6-7, Kış-Bahar, 29-36.
Yavuz MF, Atan YK, Atamer TA ve Gölge ZB. (2003). Lise Öğrencilerinde Fiziksel Şiddetin Değerlendirilmesi: Okulda ve Ailede Karşılaşılan Şiddet ve Öğrencinin Kendi Uyguladığı Şiddet. Adli Bilimler Dergisi, 2, 35-44.

Prof. Dr. Yusuf GENÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Osmaniye'de tır ile otomobil çarpıştı: 4 yaralı

Çar Mar 18 , 2020
OSMANİYE (AA) – Osmaniye'de tır ile otomobilin çarpışması sonucu 4 kişi yaralandı. D.İ. (22) idaresindeki 34 ACK 787 plakalı otomobil, E-90 Otoyolunda aynı yönde giden N.A'nın (46) kullandığı 66 KK 128 plakalı tıra çarptı. Kazada sürücü ile araçtaki B.İ. (46), H.F. (55), Ö.F. (27) yaralandı. Otomobilde sıkışan sürücü D.İ. itfaiye […]

SON Haberler

Instagram did not return a 200.

TEBRİK

BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN RAMAZAN BAYRAMINI TEBRİK EDER, İSLAM ALEMİNE ve TÜM İNSANLIĞA HUZUR ve BARIŞ GETİRMESİNİ DİLER, KORONASIZ GÜNLER TEMENNİ EDERİZ.
• EUTURKHABER AİLESİ

Editörden

Quick Jump