Yeni tip koronavirüs salgınında son 24 saat

Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) bulaşan kişi sayısı 410 bini aşarken, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 18 bin 295, iyileşenlerin sayısı ise 107 bin oldu.

Kayhan Gül,Lejla Biogradlija   |24.03.2020
Yeni tip koronavirüs salgınında son 24 saatFotoğraf: Javed Sultan/AA

Saraybosna

 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 7 kişinin daha hayatını kaybettiğini bildirdi.

Koca, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Kaç kişi? 195 ülkede her gün bu soruluyor. Kayıplar versek de Türkiye için geç değil. Tedbir, artışın önünü kesebilir. Son 24 saatte toplam 3 bin 952 test yapıldı. 343 yeni tanı var. 7 hastamızı kaybettik. Biri KOAH hastasıydı. Altısı ileri yaştaydı. Aldığımız tedbir kadar güçlüyüz.” ifadesini kullandı.

Son 24 saatlik sürecin ardından Türkiye’de bugüne kadar Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 44’e yükseldi, vaka sayısı ise 1872 oldu.

En fazla can kaybının yaşandığı ülke İtalya

En fazla can kaybının yaşandığı İtalya’da,  yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) ölenlerin sayısı bugün 743 kişi artarak 6 bin 820’ye yükselirken, salgının başından itibaren virüs bulaşanların sayısı ise 69 bin 176’ya çıktı. Ülkedeki iyileşenlerin sayısı ise 894 artarak 8 bin 326 oldu.

İspanya’da ise Kovid-19 nedeniyle yaşanan can kaybı son 24 saat içinde 514 artarak 2 bin 696’ya, virüs bulaşan kişi sayısı 6 bin 584 artarak 39 bin 673’e çıktı. Böylece İspanya’da son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle en yüksek can kaybı ve enfekte sayısı kayda geçmiş oldu.

İran’da bugün salgın nedeniyle 122 kişi daha hayatını kaybederken, toplam can kaybı bin 934’e yükseldi. Ülkede Kovid-19 tanısı konanların sayısı ise bin 762 artarak 24 bin 811’e ulaştı. İran’da 6 yaşında bir çocuk da Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Çin’de son bir haftada ortaya çıkan yeni vakaların çoğu yurt dışından gelen kişilerde görüldü. Bu süreçteki 135 yeni vakanın 129’u yurt dışına seyahat eden ve virüsü orada kapan kişilerde tespit edildi. Çin’deki toplam can kaybı son 24 saatte 7 kişi artarak 3 bin 277’ye, virüs bulaşanların sayısı ise 81 bin 171’e çıktı.

 Dünya genelinde yeni tip koronavirüs bulaşan kişi sayısı 382 bini geçti

Avrupa’da Kovid-19’dan bugüne kadar 26 Türk hayatını kaybetti

Avrupa ülkelerinde Kovid-19 nedeniyle toplam 26 Türk de hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren Türklerden 6’sı Hollanda’da, 12’si Fransa’da, 3’ü Belçika’da, 3’ü Almanya’da, 1’i İngiltere’de, 1’i de Avusturya’da ikamet ediyordu.

İngiltere’de Kovid-19’dan hayatını kaybedenlerin sayısı 87 artarak 422’ye çıkarken, İngiliz hükümeti Londra’daki bir fuar merkezini geçici hastaneye dönüştürme kararı aldı. İngiltere’de ayrıca, halkın evden çıkmasına sınırlama getirilirken, marketler ve eczaneler hariç tüm ticari işletmelerin kapatılmasına karar verildi.

Sırbistan’daki Belgrad Fuar Merkezi’nin 3 bin yataklı geçici bir hastaneye dönüştürülmesine başlandı.

Bosna Hersek hükümeti, ülkedeki 4 uluslararası havalimanının (Saraybosna, Mostar, Banja Luka ve Tuzla) 30 Mart’tan itibaren yolcu seferlerine kapatılacağını duyurdu.

Avrupa Birliği Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni, koronavirüs tedbirleri çerçevesinde kendisini karantinaya aldı.

Romanya’da yarından itibaren sokağa çıkma yasağı uygulanacak. İnsanların sadece izinle işlerine, marketlere ve eczanelere gidebileceği açıklanırken, 65 yaş üzerindekilerin ise hiçbir koşulda evlerinden çıkmalarına izin verilmeyeceği bildirildi. Önlemlerin icrasında polisin yanı sıra askerler de yetkili kılındı.

Vaka sayıları artmaya devam ediyor

Avusturya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 29 bine yakın testin yapıldığı ülkede virüs bulaşan kişi sayısı 4 bin 876’ya çıkarken, can kaybı da 28’e yükseldi.

Almanya’daki Kovid-19 vakalarının sayısı düne göre yaklaşık 3 bin artarak 32 bin 35 oldu. Son 24 saatte ölenlerin sayısı da 39 artarak 155’e yükseldi.

Polonya’da yeni önlemler kapsamında ikiden fazla kişinin dışarıda bir araya gelmesi yasaklandı. Virüs bulaşanların sayısının 799’a çıktığı ülkede, hayatını kaybedenlerin sayısı da 9’a yükseldi.

Çekya Sağlık Bakanı Adam Vojtech, virüs nedeniyle ülkede ikinci kişinin hayatını kaybettiğini açıklayarak, 45 yaşındaki şahsın ağır onkolojik rahatsızlığının bulunduğunu söyledi. Vojtech, ülke genelinde yaklaşık 20 bin kişiye test yapıldığını, vaka sayısının bin 289’a yükseldiğini kaydetti.

Malta’da bugün yalnızca 3 yeni vaka tespit edilirken, toplam vaka sayısının 110’a çıktığı açıklandı. Ülkedeki ilk vakanın üzerinden 18 gün geçerken, önceki günlere göre vaka sayısındaki artışta ciddi düşüş gözlendi.

ABD’deki virüs tanısı konan kişi sayısı 46 bin 481’e, ölü sayısı 593’e çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Margaret Harris, ABD’nin salgının “yeni merkezi” olabileceğini söyledi.

New York’taki dünyanın en büyük fuar alanlarından Javits Center, koronavirüsle mücadele kapsamında acil durum hastanesine dönüştürülürken, Washington’da ise zaruri olmayan iş yerlerinin kapatılması ve 7 milyondan fazla kişinin evlerinden çıkmaması talimatı verildi.

Suudi Arabistan ve Kamerun’da ilk ölümler yaşanırken, Laos’ta ilk vaka tespit edildi.

Dünya genelinde tedbirler artıyor

Senegal ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Küba, tüm turistlerin otellerde karantinaya alınacağını ve Küba vatandaşlarının ülkeden ayrılmalarına izin verilmeyeceğini açıkladı.

Japonya, salgın nedeniyle 18 Avrupa ülkesi ve İran’a seyahat yasağı getirirken, Taylan’da olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.

Nijerya, tüm kara sınırlarını 4 hafta süreyle kapattı.

Fildişi Sahili’nde bugünden itibaren 21.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı.

Kuveyt’te Kovid-19’u başkalarına “kasten” bulaştıranlara çeşitli hapis ve para cezaları verilmesi kararlaştırıldı.

Kovid-19’un henüz rastlanmadığı ülkelerden Tacikistan, Kırgızistan ile sınırı geçici olarak kapattı.

Kırgızistan’da OHAL ilan edilen Bişkek, Oş ve Calal Abad şehirlerine gece yarısından itibaren giriş-çıkışlara izin verilmeyecek, yarından itibaren ise yurtiçi uçuşlar durdurulacak.

Mısır genelinde kısmi sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasak, 19.00-06.00 saatlerinde uygulanacak ve yasağı ihlal edenlere 4 bin cüneyhe (yaklaşık 250 dolar) kadar para ve hapis cezası verilecek.

Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, salgınla mücadele amacıyla Suriye genelinde “tam ve acil” ateşkes çağrısında bulundu.

Hindistan’da salgının yayılmasını önlemek amacıyla ülke genelinde insanların 21 gün boyunca evlerinden çıkmaları yasaklandı.

Brezilya’da milyonlarca kişi, Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’yu gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle balkonlarda tencere ve tava çalarak protesto etti.

Meksika’da 19 Nisan’a kadar eğitime ara verildi.

2020 Olimpiyat Oyunları ertelendi

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), 24 Temmuz-9 Ağustos’ta yapılması planlanan 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın Kovid-19 salgını nedeniyle ertelendiğini açıkladı.

Almanya Kulüpler Birliği (DFL) Başkanlık Kurulu, yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle 1. ve 2. futbol liglerinin 30 Nisan’a kadar askıya alınmasını tavsiye etti.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

İtalya'dan gelen 188 öğrenci Kovid-19 önlemleri kapsamında Samsun'da yurda yerleştirildi

Çar Mar 25 , 2020
SAMSUN (AA) – İtalya'dan uçakla Samsun'a getirilen Türk öğrenciler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında gözlem altında tutulacakları Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı yurda yerleştirildi. Türkiye'de farklı şehirlerdeki üniversitelerde eğitim görürken ERASMUS programları kapsamında İtalya'nın Roma ve Milano kentlerine giden öğrencilerden 188'i, Milano'dan havalanan Türk Hava Yollarına ait uçakla Samsun […]

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyelinin en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Günlük basılı veya TV reklamları sadece belirli bir kesime, bölgeye, sınırlı sayıda ve belirli saniyelerde görülür ve o saniye unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle Markanızı, İşyerinizi EUTURKHABER'de değerlendirin. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yaparak ve sizi doğrudan firmanıza yönlendirerek sizi arayan potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump