Online kütüphane ve arşivler evde kalan okurların beğenisine sunuluyor

“Hayat Eve Sığar” sloganıyla hayata geçirilen “Evde Kal” günlerinde her türlü bilgi ve kaynağa ulaşmak adına hem dünyadan hem de Türkiye’den online kütüphane ve arşivler kitapseverlerin kullanımına açıldı.

Aişe Hümeyra Bulovalı   |27.03.2020
Online kütüphane ve arşivler evde kalan okurların beğenisine sunuluyor

İstanbul

 Yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) etkilenen ülkelerde kamusal ve sosyal hayata yönelik kısıtlamalar gündeme gelirken, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından “Hayat Eve Sığar” sloganıyla hayata geçirilen “Evde Kal” çağrısı yapılıyor.

Kültür sanat dünyasında da durma aşamasına gelen etkinliklere evden ulaşılabilmesi için yeni yollara başvuruluyor.

Bu kapsamda her türlü bilgi ve kaynağa ulaşmak adına hem dünyadan hem de Türkiye’den online kütüphane ve arşivler kitapseverlerin kullanımına sunuluyor.

e-kitaplar ücretsiz olarak okunabilecek

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan “Etkin Kütüphane Evinizde” etkinlikleri kapsamında farklı içerikler ve online aktiviteler, Twitter’da @kutuphanedeyiz, Instagram ve Facebook’ta @kutuphanedeyim, YouTube’da da “kütüphanedeyim” hesapları üzerinden, canlı olarak takip edilebilecek.

Yine Bakanlık tarafından başlatılan “Kütüphanem Cepte” mobil uygulaması ile de okurlar e-devlet üzerinden kütüphanelere üyelik gerçekleştirebilecek ve sistemde bulunan e-kitapları ücretsiz olarak okuma imkanı bulabilecek.

Aynı zamanda görme engelli vatandaşlar da “konusankitaplik.mkutup.gov.tr” adresinden hizmet veren “Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık” vasıtasıyla 11 profesyonel kayıt stüdyosunda hazırlanan sesli kitaplardan yararlanabilecek.

Geçmişi Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusan’a kadar uzanan Türkiye Millet Meclis Kütüphanesi’nin Kurumsal Açık Erişim Sistemi’nde 2 bin 500 yayın “acikerisim.tbmm.gov.tr” adresinden okurlarla buluşuyor.

Araştırmacılar ayrıca Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun transkripsiyon, tıpkıbasım ve yayınlarından “www.ekitap.yek.gov.tr” adresinden istifade edebiliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının akaid, fıkıh-ilmihal, hadis, gençlik, kadın ve aile gibi birçok başlıkta eseri hizmete sunduğu “diniyayinlar.diyanet.gov.tr” adresinde, hem Türkçe hem yabancı dillerde yayınlar yer alıyor.

Aylık yayınlanan Diyanet, Diyanet Çocuk, Diyanet Aile dergilerinin yanı sıra üç ayda bir yayımlanan Diyanet İlmi dergi de online olarak okura açıldı.

Bilimsel ve kültürel içerikler

İSAM Kütüphanesi’nin uzaktan erişime açık “Türk Tarih, Edebiyat, Kültür ve Sanat Makaleleri Veri Tabanı”nda çeşitli Türkçe ilmi yayımlarda yer alan 60 bin 938 makale “tp2.isam.org.tr” sayfasından kullanıma sunuluyor.

Hollandalı tarihçi ve mimari uzmanı Machiel Kiel’in, 1950-1960 yılları arasında Balkanları dolaşarak, bugün birçoğu yok olmak üzere olan Osmanlı eserlerini fotoğrafladığı arşiv, “www.nitistanbul.org/kielarchive/index.php” adresinden görülebiliyor.

Ücretsiz e-kitap çalışması olarak ortaya çıkan “Gutenberg Projesi” kapsamında telif hakkı dolmuş kitaplar, e-pub, mobi, pdf ve html formatlarından “www.gutenberg.org” adresi üzerinden indirilebiliyor.

Bilimsel ve kültürel içeriklerin yanı sıra dil öğrenmek için birçok kaynak barından “openculture.com” adresinden de ücretsiz olarak film, video, kitap ve online dersler takip edilebiliyor.

Cambridge Üniversitesi Yayınevi, 700 ders kitabını koronavirüs tedbirleri kapsamında evinde kalanlar için “www.cambridge.org” adresinden mayıs ayı sonuna kadar ücretsiz erişime açtı.

SALT Galata ise bu süreçte yüzlerce dijital belgeden oluşan arşiv koleksiyonunun yanı sıra e-yayınlar, blog yazıları ve web projelerini “saltonline.org” adresinden ziyaretçilerin kullanımına sundu.

15 milyondan fazla kitaba erişim açık

Dünyanın en büyük dijital kütüphanesi olarak gösterilen “archive.org“, 15 milyondan fazla kitap ve farklı türde yazılı-basılı kaynağa herkese açık, ücretsiz ve tam metin olarak erişim imkanı sağlıyor.

ABD başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden 150’ye yakın üniversitenin işbirliğiyle kurulan online kütüphane HathiTrust, “www.hathitrust.org” adresinden Türkiye ve Türk tarihiyle ilgili kaynakların da yer aldığı 3 milyona yakın eseri okurların kullanımına açıyor.

Ayrıca dünya genelinde basılmış ve telif hakları sona ermiş farklı dillerde binlerce kitabın tam metin içeriğine Google Kitaplar’ın “books.google.com” sayfasından erişilebiliyor.

Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen “Europeana Collections” projesi de Avrupa’da bulunan kütüphane, müze ve arşivlerin koleksiyonlarındaki 50 milyondan fazla materyali, “www.europeana.eu” adresinden web ortamına taşıyor.

www.noexcuselist.com” adresinden üniversitelerin yayınladıkları derslerden, online müzelere, elektronik kitaplardan müzik derslerine kadar pek çok alanda ücretsiz eğitim kaynaklarına ulaşılabilirken, dünya çapında çok sayıda kütüphane ve müzeden dijital materyaller de ABD Kongre Kütüphanesi ve UNESCO işbirliğiyle hayata geçirilen Dünya Dijital Kütüphanesi’nin (World Digital Library) “www.wdl.org” sayfasında görülebiliyor.

Fransa Milli Kütüphanesi öncülüğünde Fransa, Mısır, Türkiye, Lübnan ve Filistin’den kütüphane ve araştırma kurumlarının işbirliğiyle hayata geçirilen “Bibliotheques d’Orient” (Doğu Kütüphaneleri) projesi kapsamında, Orta Doğu bölgesinin tarih, coğrafya ve kültürüyle ilgili belgeleri bir araya toplayan “heritage.bnf.fr/bibliothequesorient/en” adresinde 10 binden fazla belge açık erişime sunuluyor.

Çocuklara özel içerikler

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) hazırladığı, aralarında “Tiyatroda Bir Gün”, “Opti ile Pesi: Komşuluk Şarkısı” ve “Fanfar – Müzikli Bir İstanbul Masalı”nın bulunduğu çocuk kitapları dijital dünyada minik okurlarla buluşuyor.

Bernard van Leer Vakfı’nın desteğiyle yayımlanan kitaplara “www.iksv.org/tr/iksv-alt-kat/cocuk-kitaplari” adresinden animasyonlarına ise İKSV YouTube sayfası ve İKSV Mobil App üzerinden ulaşılabiliyor.

Sakıp Sabancı Müzesi’nin “www.sakipsabancimuzesi.org/tr” adresinde “Ben Eserleri Koruyorum”, “Ben Picasso”, “Ben Cengiz Han”, “Ben Rodin”, “Ben Venedik Taciri”, “Ben Dali”, “Ben Halı” ve “Ben Kitap” kitapları sesli olarak yer alıyor.

Dünyanın farklı bölgelerinden çocuk kitaplarını online ortamda toplama amacıyla kurulan Uluslararası Dijital Çocuk Kütüphanesi’nin “en.childrenslibrary.org” adresli sitesinde, farklı dillerde 5 bine yakın çocuk kitabının tam metni bulunuyor.

Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi için hayata geçirilen 360 Sanal Gezi platformu, eğitime ara verilen bu günlerde öğrenciler ve veliler için yeni bir öğrenme deneyimi sunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden eğitimin aksamadan yürütülmesi çalışmalarına katkı sunan Anadolu Üniversitesi bu yeni platformla İslam Bilim Tarihi derslerine katkı sağlarken, Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi’nde bulunan tüm eser ve bilgileri sanal olarak evlere taşıyor.

Online erişime açılan dergiler

Tarık Tufan, Hakan Günday, Ahmet Mümtaz Taylan ve İlber Ortaylı’nın aralarında bulunduğu birçok ünlü ismin yazılarının yer aldığı Tuhaf dergisi, “Evde Kal Özel Sayısı”nı “tuhafdergi.com/Tuhaf_Ozel.pdf” bağlantısıyla dergi okurlarının istifadesine sundu.

“Evde Kal” çağrısına destek verenlerden Serçe Edebiyat, Kültür ve Sanat özel seçkisini, Mahalle Mektebi dergisi de son sekiz yayınını online erişime açtı.

Ayrıca meraklılarına dijital okuma deneyimi sunan “issuu.com” adresinden binlerce dergi yayınına ulaşılabiliyor.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Mersin açıklarında 11 sığınmacı yakalandı

Cum Mar 27 , 2020
- Göçmen kaçakçılığı iddiasıyla bir kişi gözaltına alındı
Instagram did not return a 200.

TEBRİK

Peygamberimizin Müjdelediği O Güzel Şehir İstanbul’dur “Konstantiniyye elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel bir komutandır, O ordu ne güzel bir ordudur.” Güzel Komutan’a ve Güzel Ordusuna Selam Olsun. Kutlu Fethi'in 567. Yıl dönümü kutlu olsun!
EuTurkHaber

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

İstanbul‘un Fethi İstanbul‘un Fethi - + Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump