Dünyada Türk ürünlerine talep giderek artacak

İSTANBUL (AA) – MURAT BİRİNCİ – Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı ve FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, gelişmiş ekonomilere küresel tedarik zinciri içinde tek ülkeye, yani Çin'e bağımlılığın ağır risklerini gösterdiğini belirterek, "Dünyanın pek çok noktasında olduğu gibi bu sürecin bir etkisi olarak Hollanda'da da tedarikçi ülkeleri çeşitlendirme eğilimi güçlenecektir. Bu süreçte Türkiye gibi Avrupa'ya yakın mesafedeki alternatif ve güvenilir tedarikçilerin daha fazla aranacağını, özellikle Türk ürünlerine olan talebin giderek artacağını düşünüyorum." dedi.

Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerin kökleri yüzlerce yıl öncesine dayanırken, iki ülke arasındaki ticaret hacmi de her geçen yıl artış gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye, bu yılın ilk 4 ayında Hollanda'ya 1,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, bu ülkeden de 1,2 milyar dolarlık ithalat yaptı.

Geçen yıl yaklaşık 5,8 milyar dolarla Hollanda'ya tarihinin en yüksek ihracatını yapan Türkiye, bu ülkeden de 3,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Hollanda'ya 2015-2019 yıllarını kapsayan 5 yılda yapılan ihracat 22,2 milyar dolar, bu ülkeden yapılan ithalat da 16,6 milyar dolar oldu.

Türkiye'ye doğrudan yatırım konusunda da Hollanda, önde olan ülkeler arasında bulunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 2002-2019 yılları arasında Hollanda, Türkiye'ye 25,5 milyar dolarlık doğrudan yatırım gerçekleştirdi. 18 yılda Türkiye'ye yapılan 160,6 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yüzde 16'sına Hollanda imza attı.

Hollanda 2004, 2006, 2007, 2014, 2016, 2017, 2018 ve 2019'da Türkiye'ye en fazla doğrudan yatırım yapan ülke oldu. Bu yılın ilk 4 ayında da Türkiye'ye yapılan 2 milyar 196 milyon dolarlık doğrudan yatırımın 152 milyon doları Hollanda'dan geldi.

Aynı zamanda Türkiye'nin yurt dışına en çok yatırım yaptığı ülkelerin başında Hollanda geliyor. 18 yılda Türkiye'nin, yurt dışına doğrudan yatırımlarının toplamı 47,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu yatırım miktarının 13,8 milyar doları Hollanda'ya yapıldı. Türkiye'nin toplam doğrudan yatırımlarının yaklaşık yüzde 30'u bu ülkeye yapılmış oldu.

Türkiye, 2002, 2006, 2010, 2011, 2012, 2013, 2015, 2018 ve 2019 yıllarında en fazla doğrudan yatırımı Hollanda'ya yaptı. Bu yılın ilk 4 ayında da Türkiye, 586 milyon dolarlık doğrudan yatırımın 216 milyon dolarını Hollanda'ya gerçekleştirdi.

– "Umuyoruz ki Türkiye, bu süreçten güçlenerek çıkan ülkeler arasında yer alacak"

DEİK Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı ve FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, AA muhabirine, Türkiye ile Hollanda arasındaki ticari ilişkilerin geleceği, yatırımlar ve salgının dünya ticaretine etkisine ilişkin sorularını yanıtladı.

Salgınla mücadelede alınan önlemler nedeniyle kesintiye uğrayan ticari faaliyetlerin, dünya ekonomisinin hızlı şekilde daralmasına sebep olduğunu belirten Özyeğin, pek çok gelişmiş ülkenin, ekonomik sistemlerini ayakta tutabilmek için kamu yardımlarına başvurduğunu hatırlattı.

Özyeğin, devletlerin, şimdilik bu maliyetleri üstlendiğini ancak bu durumun kamu borçlarını da önemli ölçüde artırdığını söyledi.

Bu borçların ödenebilmesi için ekonomik faaliyetlerin yeniden hız kazanması ve dünya ekonomisinin yeniden büyüme yoluna girmesi gerektiğini vurgulayan Özyeğin, "Diğer yandan, bu süreci tüm sektörlerin aynı ağırlıkta yaşadığını söyleyemeyiz. Tamamen duran faaliyet alanları olduğu gibi e-ticaret, kargo ve bazı teknolojik çözüm şirketleri gibi bu dönemde gelirleri artan sektörler de oldu. İyileşmenin hızı ve derinliği, her ülkede ve her sektörde farklı şekilde olacaktır. Umuyoruz ki Türkiye de bu süreçten güçlenerek çıkan ülkeler arasında yer alacaktır." diye konuştu.

– "Hollanda ile ticari ilişkileri derinleştirmeye çalışıyoruz"

Murat Özyeğin, dünyanın en büyük 20 ekonomisi sıralamasında GSYH bazında Hollanda'nın 17'nci, Türkiye'nin ise hemen ardından 18'inci sırada yer aldığını bildirdi.

Diplomatik ilişkilerinin 400 yıldan fazla tarihi olan bu iki ülke arasında iş birliklerini artırmanın iki ülke için de yeni fırsatlar anlamına geldiğini ifade eden Özyeğin, DEİK Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanlığı'nı yürütürken mevcut ticari ilişkileri derinleştirmeye ve yeni iş fırsatları yaratarak ticari ilişkileri büyütmeye ve geliştirmeye çalıştıklarını anlattı.

Özyeğin, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:

"FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak, Hollanda yakından tanıdığım bir ülke. Hollanda'daki yatırımımız Credit Europe Bank'ın faaliyetleri dolayısıyla Hollanda iş dünyası ile yakın bir ilişki sürdürüyoruz. Buradaki gözlemlerim, iki ülke, millet arasındaki ilişkinin sadece ticaretle sınırlı kalmadığını, sosyal ve kültürel paylaşımın, etkileşimin de yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle Hollanda'da yerleşik Türk şirketlerinin ve faal girişimcilerimizin varlığı bu ilişkiyi dinamik tutan bir etken. Bilhassa kişiler ve kurumlar arası özel ilişkilerin fark yaratabileceğini görüyoruz. Yeni tip koronavirüs salgını, gelişmiş ekonomilere küresel tedarik zinciri içinde tek ülkeye, yani Çin'e bağımlılığın ağır risklerini göstermiştir. Dünyanın pek çok noktasında olduğu gibi bu sürecin bir etkisi olarak Hollanda'da da tedarikçi ülkeleri çeşitlendirme eğilimi güçlenecektir. Bu süreçte Türkiye gibi Avrupa'ya yakın mesafedeki alternatif ve güvenilir tedarikçilerin daha fazla aranacağını, özellikle Türk ürünlerine olan talebin giderek artacağını düşünüyorum."

– "Hollanda, Türkiye ile iş birliği fırsatlarını değerlendirmek isteyecektir"

DEİK Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı Özyeğin, "Hollanda, son yıllarda Türkiye'ye en büyük doğrudan yatırımı yapan ülkelerin başında geliyor. Piyasaların normalleşmesiyle birlikte doğrudan yatırımlarda canlanma görür müyüz?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Hollanda ile birbirine rakip değil, kaynakları itibarıyla birbirlerini tamamlayıcı ülkeler olmamız büyük bir avantaj. Dünyanın önde gelen tarım ürünleri ihracatçısı olarak Hollanda da normalleşme süreciyle beraber Türkiye ile iş birliği fırsatlarını mutlaka değerlendirmek isteyecektir. Hollanda'nın özellikle hayvancılık, inovatif tarım ve yenilenebilir enerji konusundaki bilgi ve deneyimden yararlanabiliriz. Avrupa'nın doğal kaynaklarının sınırlı olduğu bu alanda Türkiye'nin büyük bir zenginliği var. Ülkemizin geniş tarım arazileri, uygun iklimi, zengin su kaynakları ve yenilenebilir enerji yatırımlarına elverişli geniş bir coğrafyası olduğu düşünülürse özellikle bu alanlarda büyük yatırımlar çekebiliriz. Hollanda, imalat sanayisi de dahil olmak üzere hemen her alanda, kaynakların yeniden kullanımı ve sürdürülebilirlik başlıklarına çok önem veren bir ülke. Hollanda ile ekonomik ilişkilerimizin yoğunlaşmasının, ülkemizdeki sürdürülebilir ekonomi bilincinin yükselmesine de büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz."

– "Şirketler karşılıklı satın alımlara başlayabilir"

Murat Özyeğin, iki ülke iş insanlarının hükümetlerden beklentileri, yeni dönemde şirket birleşme ve satın alma hamlelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Öncelikle, Avrupa ile en önemli ekonomik başlık olan Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun, Hollanda ile ikili ticarette de önemli bir gündem maddesi olduğunu belirten Özyeğin, "Gümrük Birliği’nin bugün artık güncelliğini yitirmiş olan versiyonu, günümüzün dijitalleşmiş ekonomilerinin ihtiyaçlarına maalesef yanıt veremiyor ve iki dost ülke olarak daha güçlü ekonomik ilişkiler kurmamızı yavaşlatıyor. Hollanda ile ekonomik ilişkilerimizin seviyesini artırmak üzere Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, en önemli konu başlığı olarak bizleri bekliyor." dedi.

Özyeğin, küresel tedarik zincirindeki kırılmanın, farklı yatırım stratejilerini de gündeme getireceğini vurguladı.

Şirketlerin, Asyalı tedarikçilere bağımlı üretim modelini değiştirmek ve tedarikçilerini çeşitlendirmek üzere karşılıklı satın alımlara başlayabileceğini aktaran Özyeğin, "Ayrıca, ekonomide korumacılığın artması da dış pazara açılan şirketleri yerinde üretime zorlayabilir. Bu süreçte Hollandalı firmalar Türkiye'den şirket satın almaları yapabileceği gibi uluslararası yatırımlarını artırmak isteyen Türk girişimcilerin özellikle marka ve know-how değeri olan şirketleri satın alarak kendi potansiyellerinde sıçrama yaratabilecekleri yeni fırsatlar oluşabilir." diye konuştu.

– "(Sağlık sistemimiz) Yabancı yatırımcılar ve yabancı kamuoyu için bir güven unsuru"

DEİK Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı Özyeğin, "Türkiye, salgın sürecinde sağlık alanında başarılı sınav verdi ve vermeye devam ediyor. Yabancı yatırımcı açısından bu başarı, yeni hikayelerin yazılmasına ne gibi katkılar sunar?" şeklindeki soru üzerine, Türkiye'nin çok güçlü ve modern bir sağlık altyapısı olduğunu bu süreçte bir kez daha gördüklerini söyledi.

Yakın zamanda sağlık alanında büyük yatırımlar yapılması, yatak ve yoğun bakım ünite sayısının fazla olması ve tedavi protokollerinin etkin şekilde uygulanmasının iyileşme oranlarının çok yüksek olmasını sağladığını belirten Özyeğin, özel sektörün de sağlık sistemine destek olmak için seferber olarak örnek bir tutum sergilediğini ifade etti.

Özyeğin, şunları kaydetti:

"Teknoloji, altyapı, organizasyon ve insan kaynağı konularındaki bu etkinliğimiz, elbette yabancı yatırımcılar ve yabancı kamuoyu için de bir güven unsurudur. Başta sağlık turizmi ve yaşlı bakım hizmetleri olmak üzere turizm yelpazemizin yeni alanlarla genişlemesi ve turistlerin Türkiye’de kendilerini güvende hissetmeleri turizm gelirlerimiz açısından önemli bir konu olacaktır."

Bu arada, 2015-2019 yılları ve Ocak-Nisan 2020 döneminde Türkiye'nin Hollanda'ya yaptığı ihracat ve bu ülkeden yapılan ithalat tutarları şöyle (milyon dolar):

Yıllar

İthalat

İhracat

Dış Ticaret Hacmi

2015

3.033

3.352

6.385

2016

3.052

3.843

6.895

2017

3.856

4.190

8.046

2018

3.448

5.100

8.548

2019

3.202

5.761

8.963

2020 Ocak-Nisan

1.225

1.692

2.917

2002-2019 yılları ve Ocak-Nisan 2020 döneminde Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırım ve Türkiye'nin yurt dışına yaptığı doğrudan yatırım tutarları şöyle (milyon dolar):

YIL

Hollanda'nın Türkiye'ye Yatırımı

Türkiye'ye Toplam Yatırım

Türkiye'nin Hollanda'ya Yatırımı

Türkiye'nin Toplam Yatırımı

2002

72

571

122

251

2003

51

696

89

486

2004

568

1.190

174

815

2005

383

8.535

91

1.065

2006

5.069

17.639

485

1.677

2007

5.442

19.137

310

2.275

2008

1.343

14.748

369

2.604

2009

717

6.266

279

2.040

2010

486

6.256

699

1.823

2011

1.424

16.136

526

2.542

2012

1.381

10.761

2.765

4.335

2013

918

10.523

953

3.235

2014

2.022

8.632

776

5.234

2015

1.183

12.181

1.566

5.242

2016

1.016

7.527

817

3.114

2017

1.727

7.401

734

3.177

2018

855

6.774

1.825

3.998

2019

845

5.611

1.182

3.433

2020 Ocak-Nisan

152

2.196

216

586

Toplam

25.654

162.780

13.978

47.932

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Gölcük, Abant ve Yedigöller'e randevuyla giriş yapılacak

Pts Haz 1 , 2020
Share on Facebook Tweet it Email BOLU (AA) – MEHMET EMİN GÜRBÜZ – Yeni tip koronaviriüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında doğal güzellikleri ile yerli yabancı tatilcilerin gözde mekanı olan Gölcük ve Abant tabiat parklarıyla Yedigöller Milli Parkı'na tatilciler randevu sistemi ile giriş yapacak. Bolu Valisi Ahmet Ümit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, […]

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin IAB İnternet ölçümleme araştırmasına göre 12 yaş üzeri kullanıcı sayısı 25 milyonu aşmış durumda., bu her ülke için ortalama böyledir. Bu yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyeli en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Dar kesime hitab eden ve anlık reklamlar hemen unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle MARKANIZ ve İŞYERİNİZ EUTURKHABER'de GERÇEK DEĞERİNİ BULUR!.. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yapar ve doğrudan firmanıza yönlendirerek potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump