Meclis Avrupa ve ABD’de sosyal medya şirketlerinin yasal yükümlülüklerini inceledi

– TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere’de sosyal medya şirketlerinin yasal yükümlülüklerini inceleyerek, raporlaştırdı.
– Rapordan: “Almanya’da 2 milyon ya da daha fazla kayıtlı kullanıcıya sahip sosyal ağların, yasa dışı içerikleri, şikayet gelmesinden itibaren en geç 24 saat sonra kaldırması gerekiyor”
– “ABD’de teknoloji şirketleri, serbest rekabet ortamı içinde katı yasal yükümlülükler uygulanmaksızın faaliyetlerini yürütüyor”
– “İngiltere’de Lordlar Kamarası raporunda, hükümetin ivedilikle sosyal medya düzenlemesini parlamentoya sunması elzem görülüyor”

TBMM (AA) – SİNAN USLU/ALPER ATALAY – TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, Almanya, ABD, Fransa ve İngiltere’de sosyal medya şirketlerinin yasal yükümlülüklerini inceleyerek, raporlaştırdı.

TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı, “Almanya, ABD, Fransa ve İngiltere Örneklerinde Sosyal Medya Şirketlerinin Yasal Yükümlülükleri” başlıklı bir araştırma raporu hazırladı.

Raporda, internet ve sosyal medyanın dünya çapında giderek artan etkinliğiyle, bu platformlarda paylaşılan içeriklerin hukuki statüsüne yönelik tartışmaların başladığı belirtildi.

Sosyal medyanın tanımı, sosyal medya şirketlerinin yasal yükümlülükleri ve kendi platformlarında paylaşılan içerikler konusunda şirketlerin sorumlulukları göz önünde bulundurularak bu yeni durumun nasıl ele alınacağının çeşitli açılardan sorgulandığına işaret edilen çalışmada, Avrupa ve ABD örneklerinin incelendiği aktarıldı.

İncelenen ülkelerin çoğunun sosyal medyayla ilgili faaliyet gösteren şirketlere özel düzenleme yapmadığı, bunun yerine bu platformlardaki içeriklerin yasal denetimi açısından kendi ceza ve iletişim kanunları ile diğer ilgili iç hukuk mevzuatını kıstas aldıklarının görüldüğü kaydedildi.

Bununla birlikte istisnai olarak sosyal ağlara özel ihdas edilen yasal düzenlemelere ve bu konuyu merkeze oturtan parlamento faaliyetlerine de rastlandığı anlatılan raporda, sosyal medya şirketlerinin yasal yükümlülüklerini yeni ve ayrı bir husus olarak ele alıp inceleyen Almanya, ABD, Fransa ve İngiltere örnekleri üzerinde durulduğu ifade edildi.

Çalışmada, bu dört ülke örneğinde görülen ve yalan haberle mücadele, nefret söylemlerinin düzenlenmesi, şiddet içerikli paylaşımların engellenmesi ve seçim süreçlerinin salahiyetinin sağlanması gibi nedenlerle yasama ve yürütme faaliyetleri kapsamında getirilen düzenleme ve önerilerin incelendiği belirtildi.

– Almanya

Raporda, Almanya’da 2 milyon ya da daha fazla kayıtlı kullanıcıya sahip sosyal ağlara uygulanabilen 1 Ekim 2017 tarihli Sosyal Ağların Düzenlenmesi Kanunu kapsamında sosyal medya şirketlerinin açıkça yasa dışı içerikleri, şikayet gelmesinin üzerinden en geç 24 saat sonra kaldırması gerektiği aktarıldı.

Kanun kapsamındaki yükümlülüklerini kasten ya da taksirle yerine getirmeyen sosyal medya şirketlerine 50 milyon avroya varan para cezası verilebildiği vurgulandı.

Raporda, sosyal medya şirketlerinin etkili şikayet inceleme mekanizmaları oluşturması, şikayetleri nasıl ele aldıklarını düzenli aralıklarla raporlaması ve yasal bildirimlerin yöneltilebileceği bir temsilci belirlemesi gerekliliğine ilişkin hükümlerin kanunda yer aldığı anlatıldı.

Almanya’da söz konusu kanunun yürürlüğe girdiği ilk 6 ayda, Facebook’un gelen şikayete tabi içeriklerin yüzde 21,2’sini, YouTube’un yüzde 27,1’ini, Google’ın yüzde 46,1’ini ve Twitter’ın ise yüzde 10,8’ini kaldırdığına işaret edildi.

Güncel gelişme olarak 19 Şubat 2020’de Almanya Federal Hükümetince, özellikle aşırı sağ ve nefret suçları ile mücadeleyi güçlendirmek için sosyal ağlara ilişkin kanunun kapsamını genişletecek bir taslak sunulduğu, bu taslağın 18 Haziran 2020’de Alman parlamentosunun alt kanadı olan Federal Meclis’ten geçerek üst kanat olan Federal Konsey’e gönderildiği belirtildi.

Raporda, kanun uyarınca sosyal medya şirketlerinin artık yasa dışı içeriği kaldırmakla kalmayacağı, bu durumu Federal Kriminal Polis Dairesine bildirme yükümlülüğü altına da gireceği ifade edildi.

Bildirilmesi gereken içeriklerin; propagandanın yayılması, ciddi şiddet içerikli eylemlere hazırlık, şiddete teşvik ve şiddetin tasvir edilmesi, suçun ödüllendirilmesi ve onaylanması ya da çocuk pornografisi kayıtlarının yayılması suçlarına konu olması gerektiği kaydedildi.

Getirilen yenilikler arasında polise, kapsamı belirtilen yasa dışı paylaşımın içeriğiyle birlikte içeriği kamuya intikal ettiren ya da en son paylaşan kullanıcının IP adresi ve bağlantı noktası numarasının verilmesinin de olduğuna dikkat çekildi.

– ABD

Raporda, teknoloji şirketlerinin ABD’de serbest rekabet ortamı içinde kendilerine katı yasal yükümlülükler uygulanmaksızın faaliyetlerini yürüttüğü belirtildi.

ABD Kongresinde birçok dinleme toplantısı yapılarak çevrim içi zararlı içeriklere, özellikle de dezenformasyon ve yalan haberlere ilişkin muhtelif araştırma ve soruşturma faaliyetlerinin yürütüldüğüne yer verildi.

Bunların konuları arasında Rusya’nın 2016 ABD başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddiaları, kişisel verilerin açık rıza alınmaksızın siyaset kampanyalarında mikro hedefleme yöntemiyle reklamlama için kullanıldığını açığa çıkaran Cambridge Analytica skandalı ve dijital çağda sosyal medya platformlarının siyasi ve iktisadi gücü olduğu ifade edildi.

Federal Ticaret Komitesi’nin, 24 Temmuz 2019’da Facebook’a kişisel verilerin uygunsuz kullanımı nedeniyle 5 milyar dolar para cezası verdiği, bunun yanında da platforma kişisel verilerin kullanımı konusunda yeni kısıtlamalar getirdiği anlatıldı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 28 Mayıs 2020’de imzaladığı Başkanlık Kararnamesinde, sosyal medya şirketlerinin özellikle ifade özgürlüğüne müdahale ettikleri, kendilerine uygun gelmeyen görüşleri sansürledikleri ve kamuoyunu ilgilendiren olaylara ilişkin vatandaşların neyi görüp göremeyeceğini algoritmalar yoluyla kontrol edebilecek bir güce sahip olduklarının ileri sürüldüğü, bu haliyle sosyal medya şirketlerince sunulan platformların, görüşlerin çeşitliliğine ve farklı yaklaşımlar arası açık tartışma ortamına aykırı konum aldıklarının iddia edildiği belirtildi.

Sosyal medya şirketlerinin kanunen sorumsuz kabul edilmesine temel dayanak olan İletişim Uygunluk Kanunu’nun ilgili hükmünün, yalnızca müstehcen, taciz ya da şiddet içerikli paylaşımlar söz konusu olduğunda çevrim içi platformlara müdahale yetkisi verdiği vurgulanan kararnamede, bu kapsam dışındaki müdahalelerin keyfi ve yanıltıcı kabul edilmesi gerektiğinin, bundan ötürü de sosyal medya şirketlerinin sorumsuz değil, klasik anlamda bir editör ve yayıncı olarak görülmesinin şart olduğunun vurgulandığı ifade edildi.

– Fransa

Raporda, Fransa’da 2018 yılının sonunda kabul edilen yasalara göre, sosyal ağların ülkede bir temsilci tayin etmesi, sponsorlu içerikler hakkında hesap verebilir olmaları ve kişisel verileri seçim süreçlerinde nasıl kullandıkları konusunda şeffaflık göstermeleri gerektiğine yer verildi.

Mart 2019’da Fransa Ulusal Meclisi üyesi Laetitia Avia tarafından sunulan ve uzun tartışmalar sonucunda 13 Mayıs 2020’de kabul edilen düzenlemenin (Avia Kanunu) çeşitli hükümlerinin, Fransa Anayasa Mahkemesince 18 Haziran 2020’de verilen kararla Anayasa’ya aykırı bulunduğu belirtildi.

Anayasa’ya aykırı bulunan hükümler arasında sosyal medya şirketleri için ayrımcılık, nefret, şiddet, insanlığa karşı suçların inkarı ve cinsel taciz içerikli paylaşımları kullanıcılardan gelen şikayetler üzerine 24 saat içinde; terör ve çocuk pornografisi içerikli paylaşımları ise yetkili makamlardan gelen bildirim üzerine 1 saat içinde kaldırma yükümlülüklerinin bulunduğu ifade edildi.

Fransa Anayasa Mahkemesinin, kanunun içerik kaldırmaya ilişkin hükümlerini gereklilik, ölçülülük ve amaca uygunluk gibi yönlerden ifade özgürlüğüne aykırı bulduğu belirtilen raporda, mahkemece gerek zaman kısıtlarının belirli bir içeriğin yasa dışılığına hükmedebilmek için yeterli olmayacağının gerekse normal mahkeme süreçleri dışında işleyecek olan bu hızlı karar alma mekanizmalarının yargı sistemini pas geçecek alternatif bir yol öngördüğünün düşünüldüğüne dikkat çekildi.

Kanunun geriye kalan ve nefret suçlarına has kurulacak yeni bir mahkeme ile Yüksek Yayıncılık Kurulu tarafından görev sınırları tayin edilecek konuya ilişkin bir gözlem merkezini ve 250 bin avroluk adli para cezasını düzenleyen hükümlerinin 24 Haziran 2020’de imzalanarak yürürlüğe girdiği belirtildi.

– İngiltere

Raporda, İngiltere’de sosyal medya şirketlerine yönelik herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı vurgulandı.

Konuyu parlamento komisyonları düzeyinde ele alan İngiltere’nin, özellikle çevrim içi ortamda bulunan yasa dışı ve zararlı içeriklere yönelik alternatif mücadele biçimleri geliştirmeye çalıştığı ifade edildi.

Hükümetin bu içerikler hakkındaki tavrının, çevrim dışı ortamlarda suç olan şeyin, çevrim içi ortamlarda da suç kabul edilmesi yönünde olduğu bildirildi.

İngiliz hükümetinin Nisan 2019’da yayımladığı raporda, bireylerin ve özellikle de çocukların, sosyal medyadaki yasa dışı ve zararlı içeriklerden kötü etkilenmesinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılması gerektiğini öngördüğü dile getirildi.

İngiltere’de dijital iletişim platformlarının yaygınlık kazanmasıyla sosyal medyanın hem yabancı devletlerin ülke içindeki siyasi süreçlere müdahil olmasına hem de azınlıklara karşı nefret ve şiddeti teşvik eden içeriklerin artmasına sahne olduğunun söylendiği aktarılan raporda, bu doğrultuda İngiltere Parlamentosu Avam Kamarası bünyesindeki Dijital, Kültür, Medya ve Spor Komisyonunda konuya ilişkin incelemeler başlatıldığı belirtildi.

Komisyon raporunda dezenformasyon ve mezenformasyon yaygınlığının hem kamu kurumlarına hem de demokrasiye duyulan güveni azalttığının düşünüldüğü, bu doğrultuda sosyal medya şirketlerinin yalnızca pasif birer platform oldukları iddiasının arkasına saklanamayacakları ve platformlarında yayınlanan içerikten sorumlu olmaları gerektiğinin vurgulandığı raporda ayrıca ifade edildi.

Benzer şekilde Lordlar Kamarasınca 29 Haziran 2020’de yayımlanan bir raporda da tıpkı Kovid-19 salgını gibi bir “dezenformasyon ve mezenformasyon pandemisi” olduğunun iddia edildiği ve hükümetin ivedilikle sosyal medya düzenlemesini parlamentoya sunmasının elzem görüldüğü belirtildi.

Önerilen değişiklikler arasında vatandaşların sosyal medya şirketleriyle ilgili şikayetlerini inceleyen yeni bir ombudsmanlığın kurulması, İngiltere içinde yetkili bir kurum tayin edilerek sosyal medya şirketlerinin algoritmalarının ve kişisel verileri nasıl kullandıklarının incelenmesi, belirtilen şartlara uymayan şirketlere para cezası ve tekrar eden ihmal durumlarında erişimin engellenmesi gibi yenilikler olduğu da kaydedildi.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Futbol: Süper Lig

Cts Tem 4 , 2020
Share on Facebook Tweet it Email Stat: Antalya Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Erdinç Sezertam, Serkan Çimen Fraport TAV Antalyaspor: Boffin, Bünyamin Balcı, Ersan Adem Gülüm, Veysel Sarı, Kudriashov, Fredy (Dk. 45+1 Chico), Ufuk Akyol, Sinan Gümüş, Amilton, Podolski, Jahovic Medipol Başakşehir: Mert Günok, Caiçara, Skrtel, Epureanu, Clichy, Mehmet Topal, İrfan […]

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin IAB İnternet ölçümleme araştırmasına göre 12 yaş üzeri kullanıcı sayısı 25 milyonu aşmış durumda., bu her ülke için ortalama böyledir. Bu yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyeli en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Dar kesime hitab eden ve anlık reklamlar hemen unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle MARKANIZ ve İŞYERİNİZ EUTURKHABER'de GERÇEK DEĞERİNİ BULUR!.. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yapar ve doğrudan firmanıza yönlendirerek potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump