Yastıkaltı tasarruflardan konuta 90 milyar lira aktı

Kamu bankalarının düşük oranlı kredi kampanyası sayesinde haziran ve temmuz aylarında konut sektöründe çifte rekor yaşanırken, sektör temsilcileri 90 milyar liraya yakın yastıkaltı tasarrufunun ekonomiye kazandırıldığını belirtiyor.

Murat Birinci,Uğur Aslanhan   |27.08.2020

Yastıkaltı tasarruflardan konuta 90 milyar lira aktı

İstanbul

Kamu bankaları öncülüğünde başlatılan düşük oranlı kredi kampanyası sayesinde son iki ayda 420 bin adet konut satılırken, sektör temsilcileri bu satışlar sayesinde yaklaşık 90 milyar liralık yastıkaltı tasarrufun reel sektöre aktarıldığını tahmin ediyor.

Kamu bankalarının düşük oranlı kredi kampanyasıyla haziran ve temmuz aylarında konut sektöründe çifte rekor yaşanırken, bankacılık sektörünün konut kredi bakiyesi 2 ayda 47,5 milyar lira artışla 261,8 milyar liraya yükseldi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünya ekonomilerini ve küresel ticareti olumsuz etkilemesiyle hükümetler, merkez bankaları, regülatörler ve bankacılık sektörü ivedi adımlar atarak, pandeminin yıkıcı sosyo-ekonomik etkilerini sınırlama yoluna gitti.

Alınan genişleyici maliye ve para politikaları ile hem reel sektöre hem hane halkına hem de finansal piyasalara önemli imkanlar sağlandı. Trilyonlarca dolarlık destek paketlerinin açıklandığı küresel ekonomilerde dipten dönülme işaretleri alınsa da piyasalarda temkinli duruş devam ediyor.

Kamu bankalarının düşük maliyetli destekleri etkisini göstermeye devam ederken, ülke genelinde haziran ve temmuz aylarında kullanılan konut kredi tutarında rekor kırıldı. 1 Haziran-31 Temmuz itibarıyla konut kredi bakiyesinde 47,5 milyar lirayla tüm zamanların en yüksek artışı görüldü. Konut kredi bakiyesi 31 Temmuz itibarıyla 261 milyar 763 milyon liraya ulaştı. Geçen yıl sonundan bu yana ise konut kredi bakiyesi 63,1 milyar lira artışla rekor tazeledi.

Türkiye, pandemi döneminde hükümetiyle, kurum ve kuruluşlarıyla ve bankacılık sektörüyle bireylere, KOBİ’lere, ihracatçılara, firmalara önemli destek paketlerini devreye soktu. Salgının olumsuz etkilerini en aza indirmek için kredi kanallarının açık tutulmasına, faiz indirimlerine, kredi ötelemesi ve yapılandırmasına kadar çok sayıda imkan sağlandı.

Yurt içinde iktisadi faaliyette kademeli normalleşme adımlarıyla birlikte mayıs ayında başlayan toparlanma haziran ve temmuz aylarında belirgin şekilde verilere yansıdı.

Özellikle kamu bankaları, normalleşme sürecine geçiş ve sosyal hayatın canlanması için vatandaşların finansman ihtiyaçlarını uygun şartlarda sağlayabilmesi amacıyla haziran ayı başında önemli paketleri devreye aldı. Böylece kamu bankaları konuttan taşıta, beyaz eşyadan mobilyaya kadar geniş yelpazede hem bireysel tüketicileri hem de firmaları rahatlatacak düşük faizli kredi kampanyalarını açıkladı.

Konut kredi faiz oranları aylık düzeyde tarihin en düşük seviyesi olan yüzde 0,64 seviyesine indirilirken, 250 alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörünün canlanmasına ve ertelenen taleplerin de gerçekleşmesine büyük katkı sağlandı.

İki aylık konut satışı 400 bini aştı

Kamu banklarının tarihi düşük konut kredi kampanyaları haziran ve temmuz aylarında konut satışlarında rekorları da beraberinde getirdi. Haziran ayında 192 bin 12 adetle en yüksek haziran ayı konut satış rakamı görüldü. Geçen ayda da 229 bin 357 adetle tüm zamanların en yüksek aylık konut satış rakamı elde edildi. Böylece iki aylık dönemde toplam 419 bin 369 adet konut satılmış oldu.

2019’da satılan 1,35 milyon adetlik konutun 3’te birinin sadece iki ayda satılması da önemli bir başarı alarak kayıtlara geçti.

Sektör temsilcileri, ekonomi yönetiminin ve kamu bankalarının desteği ile inşaat sektörünün tekrar eski güçlü günlerine dönüş sinyalleri verdiğini ve yeni projeler için şimdiden çalışmalara başlandığını ifade etti.

İpotekli konut satışlarında da haziran ve temmuz aylarında tarihi rekorlar kırıldı. Son iki ayda sırasıyla 101 bin 504 adet ve 130 bin 721 adet olmak üzere toplam 232 bin 225 adet ipotekli konut satışı yapıldı.

Konut kredileri 7 ayda 63,1 milyar lira arttı

Kamu bankalarının düşük maliyetli destekleri etkisini göstermeye devam ederken, ülke genelinde haziran ve temmuz aylarında kullanılan konut kredi tutarında rekor kırıldı.

1 Haziran-31 Temmuz itibarıyla konut kredi bakiyesinde 47,5 milyar lirayla tüm zamanların en yüksek artışı görüldü. Konut kredi bakiyesi 31 Temmuz itibarıyla 261 milyar 763 milyon liraya ulaştı. Geçen yıl sonundan bu yana ise konut kredi bakiyesi 63,1 milyar lira artışla rekor tazeledi.

Alınan genişleyici maliye ve para politikaları ile hem reel sektöre hem hane halkına hem de finansal piyasalara önemli imkanlar sağlandı. Trilyonlarca dolarlık destek paketlerinin açıklandığı küresel ekonomilerde dipten dönülme işaretleri alınsa da piyasalarda temkinli duruş devam ediyor.

“Konut ödemelerinin büyük kısmı alternatif yatırım araçlarından geldi”

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede düşük faiz kampanyasında satılan konutlardan ipotekli olanların yüzde 85’inin, ipoteksiz olanların ise tamamının reel sektöre kaynak olarak aktarıldığını söyledi.

Durbakayım, bu açıdan bakıldığında satışların reel sektör için çok önemli bir can suyu olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Nakit olarak banka kredisi kullanılmadan satılan konutların büyük bir kısmının ödemesinin alternatif yatırım araçlarından geldiğini düşünüyoruz. Aslında döviz ve altın bozdurarak alınan konutlara cazip oranlı indirim, vergi muafiyeti gibi özel bir teşvik getirilirse söz konusu tasarrufların ekonomiye kazandırılması hızlanabilir.”

“Son iki ayda 140 milyar liralık konut satıldı”

Demand Grup Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Demirbaş da son iki ayda 420 bin civarında konut satıldığını belirterek, bu sayede reel sektöre ciddi bir kaynak girdiğini söyledi.

Gayrimenkul veri analiz platformu Endeksa verilerine göre temmuz sonu itibarıyla Türkiye genelinde ortalama konut fiyatlarının 327 bin lira olduğunu dile getiren Demirbaş, şöyle devam etti:

“Son 2 ayda 420 bin adet konut satıldığını göz önüne aldığımızda reel sektöre yaklaşık 140 milyar liralık kaynak girdiğini görüyoruz. Bu rakam, sadece inşaat sektörünü değil betondan demire, mobilyadan perdeye kadar 200’den fazla sektörü direkt etkiliyor. Hükümetin başlattığı kampanyanın reel sektöre nasıl bir katkı sağladığını net bir şekilde görebiliyoruz.”

Özellikle kamu bankaları, normalleşme sürecine geçiş ve sosyal hayatın canlanması için vatandaşların finansman ihtiyaçlarını uygun şartlarda sağlayabilmesi amacıyla haziran ayı başında önemli paketleri devreye aldı. Böylece kamu bankaları konuttan taşıta, beyaz eşyadan mobilyaya kadar geniş yelpazede hem bireysel tüketicileri hem de firmaları rahatlatacak düşük faizli kredi kampanyalarını açıkladı. Konut kredi faiz oranları aylık düzeyde tarihin en düşük seviyesi olan yüzde 0,64 seviyesine indirilirken, 250 alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörünün canlanmasına ve ertelenen taleplerin de gerçekleşmesine büyük katkı sağlandı.

“Yastıkaltındaki para ekonomiye kazandırıldı”

Atalay Demirbaş, yaklaşık 140 milyar liranın 47,5 milyar lirasının bankalardan çekilen kredi olduğunu belirterek, geri kalan tutarın vatandaşların kendi parası olduğunu söyledi.

Bu dönemde özellikle altın ve dolar bozdurarak konut alanlara sık rastladıklarını dile getiren Demirbaş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kampanyayı fırsat bilen vatandaşların bir kısmı kredi çekerken, diğer kesim de yastık altındaki parasını çıkardı. Altın ve doların tarihi zirveleri görmesi de vatandaşları konuta yönlendirdi. İnsanlar bu dönemde konut almanın avantajlı olduğunu düşündü. Sonuç olarak hükümetin başlattığı kampanya sayesinde yastık altındaki altın ve döviz gibi tasarruflar ekonomiye kazandırılmış oldu.”

“Sektördeki hareketlilik yatırımlara yansıyacak”

Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Gökhan Taş, haziranda başlayan kampanyanın ev sahibi olmak isteyenler için önemli olduğunu belirterek, beklemede kalan önemli bir kesimin harekete geçtiğini ve ev alım talebi oluşturduğunu söyledi.

Bunun sektörde ciddi bir hareketlilik oluşturduğunu sadece çekilen konut kredi tutarından görmediklerini dile getiren Taş, aynı zamanda satışta hem birinci elde, hem ikinci elde hem de ipotekli konutta rekor kırıldığını ifade etti.

Taş, fırsatı görenlerin dövizini bozdurduğunu ve pazara çok ciddi anlamda para girdiğini dile getirerek, şunları kaydetti.

“700 bin liraya ev alan en az yarısını peşin ödedi. Ortalama konut kredi tutarı da 170 binlerden 220 binlere çıktı. Sadece mayısta inşaat sektöründe istihdam 92 bin arttı. Haziran rakamları açıklandığında artış eğilimi net görülecek. Oluşan hareketlilik yatırımlara da yansıyacak. Eylül itibarıyla yeni proje tanıtımları göreceğiz.”

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Next Post

Adana'da silahlı saldırıda 3 kişi öldü

Cum Ağu 28 , 2020
Share on Facebook Tweet it Email ADANA (AA) – Adana'nın Ceyhan ilçesinde düzenlenen silahlı saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti. Gaziosmanpaşa Mahallesi'nde seyir halinde olan Aşkın Acun'un kullandığı 34 PK 4913 plakalı otomobil, kimlikleri henüz belirlenemeyen kişiler tarafından durduruldu. Şüpheliler ellerindeki tabancalarla otomobilde bulunan kişilere ateş ateş etti. Saldırıda sürücü Aşkın […]

Aktüel Haberler

Instagram did not return a 200.

Bize Sponsor olun!..

NEDEN BANNER REKLAMI? EUTURKHABER'e reklam vererek firma tanıtımınızı fotograf, video olarak yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Banner reklamı vermeyi cezbeden bir özellik de düşük maliyette olması ve geniş kitleye ulaşılabilmesi. İnternet gazeteciği artık revaçta. Ücretsiz olarak günlük haber takibi imkanı elde eden internet takipçilerinin IAB İnternet ölçümleme araştırmasına göre 12 yaş üzeri kullanıcı sayısı 25 milyonu aşmış durumda., bu her ülke için ortalama böyledir. Bu yaş oranlarının 80'lik bölümünün 35/40 yaşın altında olması da tüketici potansiyeli en yüksek kesim olarak ortaya çıkıyor. EUTURKHABER'E REKLAM VERMEK NEDEN ÖNEMLİ: Dar kesime hitab eden ve anlık reklamlar hemen unutulur. Avrupa Türkleri Haber Portalı'mız, EUTURKHABER İnternet gazetemizde çıkan reklamlar ise; Reklam yayımlandığı sürece 7 GÜN 24 SAAT Okurlarının gözü önünde kalır. Banner reklamları, ek olarak Facebook, Twitter vb. platformlarda da geniş kitleye yönlendirilen haberler sayesinde açılan her sayfada görüntülenir. Bu nedenle MARKANIZ ve İŞYERİNİZ EUTURKHABER'de GERÇEK DEĞERİNİ BULUR!.. EUTURKHABER'e verdiğiniz banner reklamı ile arama motorları hedefleme yapar ve doğrudan firmanıza yönlendirerek potansiyel müşterilerinizle buluşmanızı sağlar. Firmanızın kampanyalarını ve reklamlarınızı sürekli takip ederek, herhangi bir trend değişikliğinde düzenlemeler yapılabilir ve istediğiniz zaman ilana son verebilirsiniz. Karar vermek için acele edin; Bir an önce Avrupa Türkleri Haber Portalı EUTURKHABER'e Banner reklamı vererek tanıtımınızı ve kazancınızı artırın.
BANNER REKLAMI İÇİN; (as@euturkhaber.com) mail adresimizden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Editörden

İSTANBUL'UN FETH-İ

Bugün bazı rakam ve olaylarla açıkladığımız fetih hadisesi, ecdadın yaşadığı zorluklara rağmen İslam‘ı yaymak için gösterdiği azmin eseridir. Hadiseyi okurken bunun bir şehrin zaptedilmesi olarak değil, Peygamber Efendimiz‘in övgüsüne mazhar olmak isteyen ecdadın cihad şuurunun sonucu olduğunu idrak etmeliyiz. Bu sayfadaki rakamlara takılı kalmadan ecdada ve bıraktığı mirasa ne kadar sahip çıkabildiğimizi de düşünelim. Fethi ve fatihleri anlamak ümidiyle: Ya Rabb! Hazret-i Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem)in müjdesine nail olmuş o büyük cihangir Fatih Sultan Mehmed Han‘ın ruhundaki ulvi hasletlerden, özellikle din gayretinden ve fetih şuurundan şu son asırlarda sahipsiz kalan nesline de bir nasib ihsan ve ikram eyleyip onlar eliyle İslam‘ı ve müslümanları yeniden aziz eyle!... AMİN! O, ne güzel kumandan O, ne güzel ordu 6 Nisan 1453: Birlikler Haliç‘ten Marmara kıyılarına kadar yayıldılar ve kara surlarına 700-800 metre yaklaştılar. Türk ordusunun komutanı Sultan II. Mehmed, 15 bin kişilik yeniçeri birliği ile merkezde, Topkapı ile Edirnekapı arasında bulunuyordu. Sağ kanada Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa ile Vezir Mahmut Paşa kumanda ediyordu. Bunlar 50 bin kişilik Anadolu askeri ile Yedikule‘den Topkapı‘ya kadar uzanan bölgeyi tutmuşlardı. Sol kanada Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa kumanda ediyordu. 50 bin kişilik Rumeli askeriyle Edirnekapı‘dan Tekfur Sarayı‘na kadar olan yeri tutmuştu. Zağanos Paşa bugün Beyoğlu denilen ve o zamanlar boş bulunan tepeleri tutuyor, böylece Galata‘daki Cenevizlilerin kalelerinden çıkmalarını ve Bizans‘ı desteklemelerini önlüyordu. 6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı. 9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç‘e girmek için ilk saldırıyı yaptı. 9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi. 11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı. 12 Nisan 1453: Donanma Haliç‘i koruyan gemilere saldırdı fakat Hristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yolaçtı. Fatih Sultan Mehmed‘in emri üzerine havan topları ile Haliç‘deki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı. 18 Nisan 1453, Gece : Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü. 20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans‘ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donanması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa‘ya gemileri her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Fakat düşman gemileri engellenemedi. Bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu. 22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed‘in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karadaki gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç‘e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç‘de görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı. 28 Nisan 1453: Bizanslılar‘ın Haliç‘deki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. Bizans İmparatoruna Ceneviz‘liler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. İmparator bu teklifi kabul etmedi . 7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı. 12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında surlara yapılan büyük saldırı püskürtüldü. 16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans‘ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç‘deki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı. 18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. 25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator‘a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey‘i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenler de mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi. 26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan‘da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderdiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı. 27 Mayıs 1453: Ertesi gün yapılacak genel saldırı orduya duyuruldu. 28 Mayıs 1453: Ordu zamanını ertesi gün yapılacak saldırıya hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Tam bir sessizlik hakimdi. Fatih safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. Bizanslılar ise bir dini ayin düzenlendi, Bizans imparatoru herkesi Ayasofya‘da toplayarak savunmaya davet etti. Bu tören Bizansın son töreni oldu. 29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçti. Yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed‘in yüreklendirmesiyle gögüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Her yandan kente giren Türkler, Bizans savunmasını tümüyle kırdı. Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı‘dan şehre giren Fatih Sultan Mehmed, doğruca Ayasofya‘ya gitti. Mabedi temizletti, duvarlardaki tasvirleri kapattı ve ilk Cuma namazını orada gazileriyle birlikte kıldı. Daha sonra Ayasofya‘ nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyyet ve vakf eyledi. Kuşatma hazırlıkları Sultan II. Mehmed‘e "Fatih" ünvanı verilmesine sebep olan İstanbul‘un fethi, dünya için yeni bir dönemin başlamasına sebep olmuştur. "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyen Sultan II. Mehmed‘in o güne kadar görülmemiş savaş taktiklerini uyguladığı kuşatmanın hazırlıkları zamanın başkenti Edirne‘de başlamıştır. İstanbul‘un aşılamaz denilen surlarını yerlebir etmeye yarayacak büyük toplar "Şahi" döktürülmüştür. Topların yanısıra Bizans‘a denizden gelebilecek yardımları engelleyebilmek amacıyla büyük bir donanma oluşturulmuş, Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen Anadolu Hisarı‘nın karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı) yaptırılmıştır. Kuşatma için hazırlanan asker sayısı ise 20.000‘i yeniçeri olmak üzere toplam 100.000 kişidir. Bütün bunların yanısıra Balkanlar‘dan gelebilecek herhangi bir Hıristiyan yardımı için de bazı bölgelere ordular gönderilmiştir. Böyle yardım toplamaya kalkışabileceklere de gözdağı vermiştir. Yapılan hazırlıkların farkında olan Bizans İmparatoru Konstantin, Avrupa devletlerine yardım çağrısında bulunmuştur. Hıristiyanlar‘ın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak bölündükleri 1054‘ten o güne kadar birbirlerine hasım olmaları sebebiyle bu yardımlar gelmemiştir. Bazı İtalyan şehir devletleri askerlerini Bizans‘a yardıma göndermişlerdir. Gelen yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000‘i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç‘in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti. Rumlar‘ın malına canına ve namusuna dokunulmadı Fatih Sultan Mehmed han, çağına askerlik dersi verirken, insanlık dersini de unutmamıştı. Osmanlı taarruzuna elli gün boyunca dayanan ve yüzlerce Müslüman‘ın kanının akmasına sebep olan Bizanslılara, fetihten hemen sonra herkesin emniyette olduğunu açıklamıştı. Özellikle o çağda ele geçirilen bir şehrin eski yönetimiyle ilgili hiçbir eseri ayakta bırakılmazdı. Fatih‘in askerleri ise yıkılan kiliselere varana kadar herşeyin yeniden imarı için çalışmışlar, hatta Rumları 6 akçe karşılığında çalıştırarak, onların da ekmek parası kazanmalarını sağlamışlardı. Bütün bunların bir açıklaması vardı: Muzaffer komutan ve askerleri "Le tüftahanne‘l-Konstantiyye. Ve le ni‘me‘l-emiru emiruna ve le ni‘me‘l-ceyşu zaIike‘l-ceyş." müjdesinin sırrına nail olmuş komutan ve askerlerdi. Kimsenin malına, canına ve namusuna dokunulmadı. Fetih öncesi son konuşma Sultan Mehmed Han, son akşam bütün yöneticilerini toplayarak şu konuşmayı yaptı: "Bu şehir, eski Roma‘nın başkenti olup, güzellik, zenginlik ve şerefin doruğuna ulaşmış ve adeta dünyanın merkezi olmuş bir şehirdir. Orada siz de servet ve saadet bulacaksınız. Fakat en büyük menfaat, dünyanın en ünlü beldesini zapt etmek, fethetmek olacaktır. Böyle bir zaferden daha ulvî bir şeref ve saadet var mıdır? Bu beldenin görünüşteki azametine, kudretine aldanarak zapt edilmesinin güç olduğunu sanmayınız. Sizin hücumunuza mukavemet edemeyecektir. Şu dolmuş hendeklere, şu delik deşik olmuş surlara bakın. Tunç topların açtığı şu üç delikten, yalnız hafif piyadelerimiz değil, en ağır süvarilerimiz bile geçebilecektir. Şimdi önümüze serilen yol, bir koşu meydanı gibi dümdüzdür. Parlak bir savaş için birbirinizi teşvik ediniz. Hatırlayınız ki parlak bir savaş için üç ana şart vardır: İyi niyet, kötü hareketlerden çekinme ve tam itaat, yani sükûnetle ve disiplin içinde verilen emirlerin tamamen yerine getirilmesi. Şimdi, yüce bir azmin verdiği coşkunluk ile savaşa koşunuz ve malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Bana gelince, sizin başınızda dövüşeceğime yemin ederim. Herkesin ne suretle hareket edeceğini bizzat takip edeceğim. Şimdi herkes kendi mevkiine dönsün. Yiyip içiniz ve birkaç saat istirahat ediniz. Emrinizdekiler de aynı şekilde hareket etsinler. Her tarafta mutlak bir sessizliğin sağlanmasını emrediniz. Sonra, tan vaktinde, kalkar kalkmaz taburlarınızı tam bir düzen içinde hazırlayınız. Hiç bir şey ile ve hiç kimsenin tesiriyle ağırbaşlılığınızı, temkininizi bozmayınız. Sakin ve rahat olunuz. Fakat savaş borusunun çalındığını işitince ve sancakların rüzgârla dalgalandığını görünce, silah elde, derhal ileriye atılınız!" "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır" Fatih Sultan Mehmed, İstanbul‘un feth edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti‘ ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet‘ i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu‘ da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir Beyliği ile Kırım Hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna‘dan Fırat‘a kadar yayıldı. Anadolu‘ da milli birlik tesis edildi. Sultan Mehmed Han‘ın ömrü muazzam ideallerin gerçekleştirilmesi yolunda büyük gayretlerle geçmiştir. O, bizzat katıldığı 25 harbin yanında her türlü imar faaliyetlerinden ve ilmi gayretlerden de geri kalmamış, bu sahalarda da daima zirveyi yakalamıştır. Özellikle İstanbul‘un imarına önem veren Mehmed Han, saray, camiler, medreseler, imaretler, su kemerleri, çarşılar, vakıflar ile hamamlardan başka, şehrin çeşitli yerlerinde dört bin dükkan yaptırarak vakfetmiştir. Büyük camilerin yanındaki medreseler haricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı su tesisleri ile iki gemi tersanesi ve kışla, Fatih devri eserlerindendir. Fatih Sultan Mehmed Han, bunlara ilaveten Bursa‘da 37, Edirne‘de 28, diğer şehirlerde de 60 cami inşa ettirmiştir. "Karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi" Fetihle ilgili Bizanslı tarihçi Dukas(1400-1470) kitabında şu sözleri sarfediyor: "Böyle bir harikayı kim gördü ve kim duydu? Keyahsar [Keyhüsrev] denizde köprü inşa ederek, karada yürür gibi, bu köprü üstünden karşıya asker geçirdi. Bu yeni Makedonyalı İskender ve bana kalırsa neslinin en büyük padişahı olan II. Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dağların tepelerinden geçirdi. Binaenaleyh bu adam, Keyahsar‘ı da geçti. Zira Keyahsar, Çanakkale Boğazı‘nı geçti ve Atinalılar‘a mağlub olarak muhakkar [hakarete uğramış] bir halde geri döndü. Mehmed ise, karayı denizde olduğu gibi geçti ve Bizanslıları mahvetti ve hakiki altın gibi parlayan İstanbul‘u, yani dünyayı tezyin eden şehirlerin kraliçesini fetheyledi." Kaynak: Milli Gazete

Quick Jump